11/09/2020 | Yazar: Seyhan Arman

Ay slogan atıyor gibi oldu. Olsun ay, ha slogan ha gerçekler, yalan mı? Trans öğretmenler vardır! Lafı bile mutlu etti beni. Tekrar et tatlım beni. Trans öğretmenler vardır!

Döpiyesin Yakışmış Necatiiii! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Seyhan Arman | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Seyhan Arman

Haberi alır almaz çarşıya çıktım. Network'e falan baktım ama çok pahalıydı. Bir süredir işsiz olduğum için çok param yoktu açıkçası. İki yıl önce kararımı kesin verdiğim için sadece karnımı doyurmak, zamanı gelince kiramı, faturalarımı ödemek için çıkıyorum caddeye. Ne olur ne olmaz, birileri sonradan tanır veya fotoğrafımı çeker diye de sapsarı bir peruk takıyorum kafama. Hatta hiç tarzım olmayan saçma sapan kıyafetler giyiyorum iki yıldır. Milletin işi gücü yok, beni takip edecek sanki. Ola ki bir şekilde yakalanırsam inkâr ederim diye bir nevi kılık değiştirme yaptım kendimce. Dedim ya pek çıkmıyorum zaten, çıkınca da dikkat ediyorum. Metroyla Mahmutpaşa’ya doğru gidiyorum. Bir yandan içime sığmayan bir sevinç bir yandan da her an bir aksilik olacakmış gibi elim kalbimde. Umarım çok pahalı değildir, umarım istediğim tarzda bulurum Mahmutpaşa’da. Acaba diyorum bu haram parayla almasam mı? Birinden borç mu alsam? Onunla satın alıp ilk maaşımdan da geri öderim hemen. Gerçi kimden borç isteyeceğim ki.  Kuyruğu dik tutmaya alışmışım ne diye ağız eğeceğim. Zaten haram falan değil, bir şekilde karşılığını veriyorum. Hem de fazlasıyla veriyorum. İş sadece bedenini satmak, bedenini kiralamak değil ki; öncesi, sonrası yaşadığın bir sürü travma, vazgeçtiğin, ödün verdiğin onlarca prensibin… Aman hiç uğraşamam, haramsa da haram. Sonuçta bu haramdan kurtulmak için iki yıldır çektiğimi bir ben bilirim, bir de Allah.

Gri rengi pek severim ama evde oturmaktan, stresten yedim durdum. Gri renkle çocuklara şişman görünmek istemem. Siyahı da hiç sevmem, matem havası var gibi gelir bana hep. Çoğuna göre asildir siyah ama bana iç karartıcı gelir. El mahkûm siyah alacağım gerçi.

Hah yine geldim cehennem çukuruna. Ben ne kadar kaçmak istesem de bu varoş yerlerden, bir şekilde yolum düşüyor. Herhalde bir transın ya da efemine bir geyin hayatta gitmek isteyeceği son yer Mahmutpaşa’dır. Hepsi birbirinden yavşak esnaflar, Mahmutpaşa dışında başka semt görmemiş bu kırolar mahvediyor beni. Yine bağırırlar arkamdan "Necatiiiii!". Bunların yüzünden Necati isminden nefret ettim. Hem de en sevdiğim amca oğlumun adı Necati. Hayır niye Necati? Dönme deseler, ibne deseler tamam da, Necati ne? Yemin ederim Necati yerine "Troooo" denilmesine razıyım ki o kelime için adam vurur, mahpuslarda yatarım. Bok yatarım mahpusta. Normal hayatta yapabildim de mahpus damları kaldı. Artık erkek koğuşuna atıp bütün mahkumların tecavüz etmesini mi beklerler, tek başıma hücreye koyup orada çürümemi mi izlerler bilemem. Gardiyanların tacizi, tecavüzü, aşağılaması da cabası. Ay yok yok Allah etmesin, Allah düşmanımı bile düşürmesin.

Bir tane kız vardı ameliyat olmak isteyen, onun bir mektubunu okumuştum da kanım donmuştu. Kız ameliyat olmak, kendi bedenine kavuşmak belki de cezaevinde rahat etmek istiyordu ama izin verilmiyordu. Ne doktora gitmesine ne mahkemeye başvurmasına izin vardı. En sonunda ölüm orucuna başladı da sesini duyduk. Gerçi sesini duyduk da ne oldu? Bizimkiler bile cezaevinde niye ameliyat oluyor diye sorguladılar. Sanki normal hayat bir çoğumuz için cezaevi değilmiş gibi. Ayol biz anamızı, babamızı, evimizi, yurdumuzu terk etmişiz istediğimiz kişi olmak için, cezaevi mi kilit vuracak hissimize? Ne yapsın? Cezaevine girdi diye sakal uzatıp şil laço gibi elinde tesbih volta mı atsın? Bak en nefret ettiğim de bu işte; sanki translık sadece caddeye çıkıp çark atmak, kulüplerde loca tutup hava yapmak veya sırf erkeklerle yatmak için olunan bir şey. Hayır bunu el alem söylese neyse de diğer translar söylediğinde yemin ederim intihar edesim geliyor. Yahu ablacım sen bu kılığa girebilmek için ne kadar çok ödün verdin farkında mı değilsin? Şu an nasıl bir hayat yaşıyorsun görmüyor musun? Yok yok trans da olsa bazıları aptal oluyor gerçekten. Eşcinseller için, translar için çok zeki, akılları çift yönlü çalışıyor falan diyorlar ama çok beyinsiz trans gördüm ben. Gerçi cinsiyetle zeki olup olmamanın ne alakası var, benimki de laf işte.

Yalnız hayret ediyorum kaç dakikadır buradayım bir kişi bile Necati demedi. Zaten hep merak ederim nereden anlıyorlar diye. Ay benden daha frapan giyinen gacılar var, ya da estetikten her yeri şişmiş benim bile trans zannettiklerim oluyor ama onlara Necati diyen yok. Bizde en usturuplu olan bile Mahmutpaşa’ya gelsin anında duyar o sesi: “Necatiiii”. Bugün biraz tuhaf bu esnaf, Necatisiz geçen bir Mahmutpaşa günü diye anlatsam kızlara, kimse inanmaz.  Az önce şu dükkândan çıktım, adam anlamadı ne olduğumu. “Bak bu var abla, şu sana yakışır abla.” falan. Ne bir gülme ne bir göz kaçırma ne uyduruktan diğer iş arkadaşına seslenme, hiçbir şey olmadı. Allah Allah, bende mi bir tuhaflık var acaba? “Merhaba, bunun gri rengi var mı?.... Yok tek düğme olanın… Olur. Fiyatı ne kadar?...” Oha beklediğimden ucuz. Ben bu pezevenkler normalin iki katı söyler diyordum ama girdiğim iki dükkân da uygun fiyat verdi. Yok yok, kesin bir şey var bende ya da Mahmutpaşa’da. Kız yoksa sosyal deney falan diye çekim mi var? Ay umarım yoktur, saçma salak bu halde kameralara falan çıkmak istemem. Hayır çekerler falan, sonra da dönmeye kadın gibi davrandık afalladı diye başlık atarlar, yedi düvel öğrenir ne olduğumu. Ay but tiklendim, dur şu ara sokaktaki mahalle karısı eteklerine bakayım uyduruktan. Belki çekmekten vazgeçerler.

-Yok abi öylesine bakıyorum…. Hayır kendime değil. Bizim apartmanın kapıcısının karısına alacağım da bunlar biraz büyük gibi geldi… Doğrudur, yok ben biraz bakayım da… Yok abi sağ ol, karar verirsem gelirim… Tamam tamam sağ ol.

Ay adam da aç gözlü müdür, sapık mıdır nedir anlamadım. Yok almayacağım öylesine bakıyorum diyorum. Yok gel içerdekilere bak, yok alt katta indirimli modeller var. Hı evet alt kata ineyim de üstümden geç direk. Bak işte boşuna nefret etmiyorum bu Mahmutpaşa’dan. Yeminle kredi kartım falan dolu olmasa kesin Network’den alırdım. Gerçi bizim cahiller nereden anlasın Network falan ama olsun, hem bu kadar eziyet çekmezdim hem de onların kalitesi çok belli ay. Kısmetse oradan da ilk maaşı alınca artık.

Aha bu çok güzel kız. “Abi bakar mısın bu takım ne kadar?... Aaa but kür belde. L bedeni var mı?... Deneme yeri var mı?... Tamam siyahından L beden.”

Ayyy kalbim duracak yeminle, utanmasam hüngür hüngür ağlayacağım. “Evet abi sağ ol, ben de çok beğendim.”

Ay bakar mısın resmen kendimi sınıfta gibi hissettim.

-Evet çocuklar 25. sayfayı açın, Osmanlıda yükselme dönemi başlığını kim okuyacak?

-Bak bak hepsi elini kaldırdı, çok akıllı benim öğrencilerim. E tabii öğretmenleri kim?

Hepsini cesaretlendirdim, hepsine iyi davranıp, ezilmelerine asla müsaade etmedim. Benim öğrencilerim özgüvenli, çalışkan ve sevgi dolu olacaklar. Benim yaşadıklarımı asla yaşamayacaklar. O Aygül öğretmen olsun da nar-ı cehennem ateşlerinde yansın, bana yaptıklarını fitil fitil burnundan getirsin Allah. Sürtük, böyle kutsal bir mesleği kendi kininden, nefretinden mahvetti. Öyle konuşma Çetin, öyle yürüme Çetin, senden bir bok olmaz Çetin. Avrat gibi kıvırma Çetin. Annene söyleyeceğim Çetin. Allah belanı versin kadın, hayatımı mahvettin. Yıktığın özgüvenimi toparlamak 20 yılımı aldı. Gerçi buna toparlanmış dersek. Kendi kendime söz veriyorum asla Aygül karısı gibi olmayacağım. Okulda herkes parmakla gösterecek beni, bütün öğrenciler sınıfımda olmak için can atacak. Bütün veliler bizim çocuğu Çilem öğretmenin sınıfına aldırabilir miyiz diye idareye baskı yapacak. Tabii ne olduğum anlaşılmazsa. Ay bence bu ses feminizasyonu çok işe yaradı. İncecik oldu sesim. Baksana döpiyes satan bu adam bile etrafımda fır dönüyor. Hem de bir has gacıya davranır gibi.

Ay bunu insan nasıl anlatır bilemiyorum ama biz hissederiz. Özellikle translığı belli bir bölgede, belli bir zamanda anlaşılamamış translar iyice bilir. Bir erkeğin trans bir kadınla, trans olmayan bir kadına davranışı çok çok farklıdır. Geçmiş gün ne zamandı hatırlamıyorum Erzurum’a gittiydim de orada fark ettim ben bunu. Daha ses feminizasyonu ameliyatı falan olmamışım. İşte bir tane adam vardı oranın milli eğitimi ile arası iyi olan, onunla görüşüp kendimi orada bir okula aldıracaktım. Ay Allahtan olmadı da Erzurum’larda falan kalmadım. Neyse bir pastaneye girdik yanımda bana yardımcı olan kadınla. Tabii ben böyle kısık sesle konuşuyorum, gacı gibi davranıyorum falan. İlk orada hayret ettim zaten; kimse dönüp bakmıyor. Gülen yok. Laf atan yok. Önce dedim ay Erzurum ne kadar medeni bir şehir.  Tabii sonradan öğrendim yobazlık çıtalarını. Meğerse o anda orada bir trans olma ihtimalini düşünmedikleri için fark edemiyorlar beni. Yani aynı insanlar aynı şekilde İstanbul’da olsa anında anlayacaklar beni ama Erzurum’da olmaz diye düşünüp, hatta düşünmeyip akıllarına bile getirmiyorlar. Bunu da bana Ankara’daki dernekte çalışan lubunya anlatmıştı. Aklıma yattı yani, doğru söylüyor. Zaten o yüzden tayinimi küçük bir kasabaya, köye falan istiyorum. Neyse biz pastaneye oturduk. Daha kapıdan girer girmez tezgâhın arkasındaki çocuk yedi beni. Allah var çok yakışıklıydı. Kaşı gözü yüzü ayrı güzel. Böyle boylu poslu, bacakları kalın, heybetli ama genç birisi belli. Çocuk hemen geldi ilgilendi bizimle, ama özellikle bana öyle heyecanlı davranıyor ki eli ayağına dolanıyor. O kadar belli etti ki karşımdaki kadın bile anladı. Ay ben de mahcup oldum, bak bu translar da hep orospuluk peşinde diye düşünmesin kadın diye oğlanla hiç muhatap olmuyorum, süzüldükçe süzülüyorum falan. Neyse biraz tuzlu kurabiye ve çay istedik. Çocuk çayı verirken serçe parmağı ile bana dokundu. Aman nasıl bir alev geçti bana o serçe parmaktan. O gün o olaydan çok etkilendim. Dedim ki bak trans olduğumu anlamadığında sesimi duyabilmek için bile ne kadar çaba sarf ediyorlar. Şimdi bu çocuk trans olduğumu anlamış olsa en fazla parasını veririm diye düşünüp ona göre rahat davranacak, sanki hemen altına yatmaya hazırmışım gibi görecekti beni. O gün bunu fark etmek inanılmaz üzmüştü beni. Zaten sulu gözlüyüm, gece kaç saat ağlamıştım öğretmen evinde.

-Evet abi öğretmenim… Yok tayinim yeni çıktı. Çetibeli’ne… Böyle çok tatlı küçük bir kasaba… İnşallah bu dönem başlayacağım… Evet onun için alacağım. Cekete uygun ayrı satılan bir eteğin daha varsa ondan da alayım… Tek satılıyor mu?.. Tamam olsun, aynı olsun, kirlenince giyerim… Çok sağ ol abi, çok yardımcı oldun… Şey üstümde kalsa olur mu? Annem caminin orada pastanede bekliyor, ona göstereceğim. Yaşlı ya dizleri tutmuyor artık, çıkamadı buraya kadar… Evet evet sök etiketi… Hayırlı işler sağol.

Ay kırk dakikada kırk yalan söyledim. Annemi görmeyeli 10 küsur yıl oldu, Çetibeli neresi ay? E lubunya öğretmen olmanın yüzde doksanı yalan söylemektir. Bak gör tayinim çıkınca ne yalanlar gelecek. Lojmanda ayda bir orkid’e kan damlatıp atmalar; “Yok nişanlıyım, nişanlım subay. Doğu görevi bitsin evleneceğiz kısmetse… Evet pek gelemiyor arazide sürekli. Tatil zamanları ben gidiyorum ama… İlk birkaç yıl çocuk yapmam da sonra istiyorum 2-3 tane.” Çok severim çocukları, benim de olsun vallahi boy boy. Bir yalanı kırk kere söylersen inanırmışsın, benimki de o hesap. Bekliyorum ki nişanlımın doğu görevi bitsin de kır düğünü ile evleneyim.

Fark ettin mi? Herkes bana bakıyor. Bankacı zanneden de vardır ama döpiyes bence öğretmen kıyafeti. Şu lokantaya girsem, hoş geldiniz öğretmen hanım derler kesin. Döpiyes giyince insanın bakışı bile değişiyor resmen. Şimdi bizim kızlar pek imrenecekler böyle görünce. Atanana kadar üstümden çıkartmam vallahi. Her yere döpiyesimle gideceğim. Yalan mı yok; milli eğitimden toplantıdan geliyorum derim. Allah’ım bana bu günleri gösterdin ya, bin şükürler olsun sana. Burada söz veriyorum ki atanıp ilk maaşımı aldığımda kan akıtacağım. Garibanları sevindireceğim.

-Nasılsın canım?.. Benim kız Çilem… Saçımı küt kestirdim ya ondan… O peruktu kız… Yok ay ne kolisi, ne fantezisi. Öğretmen oldum ya ben, milli eğitimden toplantıdan geliyorum… Ay abla ne kadar cahilsin ameliyat olunca Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınlara tanıdığı her haktan yararlanabiliyorsun. E ben zaten öğretmendim bilmiyor musun? Kimliğimi alınca başvurdum, şimdi atama bekliyorum… Niye yalan söyleyeyim ay. Kafan mı güzel nedir? Babam ölse kızlık maaşını bile alabilirim. Ayol seninle nikah bile düşüyor bana… Evet evet akşam çarkta görüşürüz. Hadi bye hadi.

Bak işte bu manyaklar da var, işim gücüm yok sana yalan söyleyeceğim. Hiç modumu düşüremem, iki yıldır o kadar çabaladım ben öğretmen olayım da saygın bir hayat yaşayayım diye. Allah'ıma şükür Milli Eğitime bağlı diplomalı resmi öğretmenim ben. Bir süre daha çarka çıkacak olsam da öğretmenim ben. Trans öğretmenler vardır. Ay slogan atıyor gibi oldu. Olsun ay, ha slogan ha gerçekler, yalan mı? Trans öğretmenler vardır! Lafı bile mutlu etti beni.  Tekrar et tatlım beni. Trans öğretmenler vardır! Trans öğretmenler...

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: kadın, yaşam
Nefret