14/03/2009 | Yazar: Yasin Erkaymaz

Birçok hastalıkta olduğu gibi HIV/AIDS’de de erken tanının önemi çok büyük.

Birçok hastalıkta olduğu gibi HIV/AIDS’de de erken tanının önemi çok büyük. HIV’in vücuda girmesi, kendisini kopyalayarak çoğalmaya başlaması ve vücudun bağışıklık sistemini düşürerek, en küçük enfeksiyonda bile savunma yapamaz hale gelmesi uzun süreler alabiliyor. HIV vücuda girdikten sonra bazı belirtiler yaşanılması mümkün oluyor fakat bu belirtiler sadece HIV ile ilgili değil, birçok enfeksiyon ile savaşırken bağışıklık sisteminin verdiği tepkiler olduğundan, bunu rahatça ayırt edebilmek çok mümkün değil. HIV ile enfekte olan bir bünye ilk 3 haftanın sonunda yüksek ateşle ağır bir grip geçirebilir ve bu durum normal gripten daha farklı seyreder, grip çok sık yaşanan bir sağlık durumu olduğundan kişinin aklına HIV ile ilgili bir durum gelemeyebilir ve sadece diğer yaşadığı griplerden biraz daha sertini yaşadığını düşünür. Ki bu bahsettiğimiz belirti her bünyede yaşanır diye de bir kesinlik yapmak doğru değildir. Her bireyin bağışıklık sistemi aynı tepkileri, aynı zamanda gösteremeyebilir. HIV, virüslerin genel bir özelliği olarak varlığını sürdürebilmek için vücudunuzdaki sağlıklı bir hücreye ihtiyaç duymaktadır. HIV’ in hedef aldığı hücrelerse, normalde insan vücudunun bağışıklık sistemi içinde yer alan ve hastalıklara karşı vücudu koruyan hücrelerdir.

HIV, hedef aldığı bu hücreleri (CD4 lenfositler veya yardımcı T hücreleri) çeşitli aşamalarla istila eder, hücrenin yönetimini ele geçirir, hücre içinde kendi kopyalarını yaratır ve en sonunda da hücrenin ölümüne sebep verir. Hücrenin ölümünden sonra, oluşturulmuş kopyalar tekrar başka sağlıklı hücrelere yapışır ve bu böyle devam eder.Bu döngü içinde, bir yandan HIV kendini kopyalayıp çoğalırken, diğer taraftan da vücudun bağışıklık sistemini oluşturan hücreler gittikçe azalmaktadır. HIV tedavisinin genel prensibi, virüsün bu anlatılan işleyişindeki basamaklardan birini engellemek ve böylece bağışıklık sistemini korumaktır. Bu nedenle kişinin HIV ile yaşadığını erken öğrenmesi bağışıklık sistemi zayıflamaya başlamadan gerekli önlemleri alarak sağlıklı yaşam standardını korumasını ve kontrol altına almasını sağlar.
 
HIV ile yaşadığını çok geç öğrenen ve bunu öğrendiğinde, AIDS aşaması dediğimiz bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara açık hale geldiği durumda bulunduğunda, gerekli tedaviyle kişi HIV taşıyıcı konumuna geride dönebilmektedir. Fakat bu süreç belirli bir süre hastanede yatmayı gerektirebilir, fırsatçı enfeksiyonlar nedeniyle kişide onarılması zaman alacak ve sağlığına kavuşmasını güçleştirecek durumları yaşamsına neden olan zorlu bir tedavi sürecini yaşatabilir. Her insanın bağışıklık sistemi ve bünyesi bu zorlu süreci atlatamayabilir. O nedenle kişinin erken tanı alması bu zor süreçleri yaşamadan sağlıklı bir yaşama devam etmesini sağlamaktadır. Test olmaktan kaçınmak ve HIV/AIDS’ i kendisinden uzak görmek kişiye HIV den daha çok zarar verebilir hale geliyor ne yazık ki. Ülkemizde Test olmak için isim vermek şartı aranmamaktadır. Kişisel bilgilerinizi vermeden test yaptırabilirsiniz.
 
Kendi isminizi söylemek zorunda değilsiniz. Hiç bir özel hastane ya da laboratuar da da nüfus cüzdanınızı ya da fotokopisini vermek zorunda değilsiniz böyle bir hakları kanunen yok. Sağlık Bakanlığı'nın da bu konuda genelgesi bulunuyor.
 
O nedenle kendinize bir iyilik yapın ve HIV testi yaptırmaktan kaçınmayın.
444 24 37 numaralı telefondan HIV testi yaptırabileceğiniz Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezlerinin (GDTM) bilgilerine ulaşabilirsiniz. GDTM’lerde isim ve benzeri kişisel bilgilerinizi vermeden ücretsiz test yaptırabilirsiniz.
 
Burada HIV/AIDS ile ilgili merak ettiğiniz soruları bizlere iletebilir ve sorularınıza yanıt bulabilirsiniz. HIV ile yaşayan birisi olarak ya da HIV ile yaşayan bir kişinin arkadaşı, kardeşi, sevgilisi ya da ailesinden bir yakını olarak da merak ettiğiniz her konuda bize ulaşabilirsiniz. Maillerinizi bekliyoruz: yasinerkaymaz@kaosgl.org


Etiketler: insan hakları, sağlık
Nefret