27/08/2008 | Yazar: Kürşad Kahramanoğlu



Etyen Mahçupyan’ı pek tanıdığımı söyleyemem. Yazılarını okumanın ötesinde, Ali Bayramoğlu’nun ancak 9 ay işletebildiği Gaudi Tapas Bar’da kutlanan bir yaş gününde tanışmış, fakat fazla bir sohbet edebilme imkânımız olmamıştı. Son zamanlarda agresif, haksız, birçok insanı üzen yazılar yazıyor. Hedefinde sadece solcular yok, bu haksız saldırganlıktan kadınlar da nasiplerini alıyor. Kürşad Kahramanoğlu’nun kaleminden.

Son olarak köşesinde BirGün’ü hedef alan, Hrant’ın adını da kullanarak o talihsiz yazıyı okuyunca, daha sonra da ‘BirGün Okurları’ sitesindeki kendisine yükseltilen itirazları da takip edince, ‘bu konuyu bir düşünmek lazım’ dedim.

Etyen Mahçupyan’ın sorunu, sahip olduğu sınıf bilinci. Ait olduğu veya olmak istediği burjuvazinin (İngiltere için orta sınıf diye de okuyabilirsiniz), günümüzdeki işe yarar demokrasi, insan hakları gibi moda değerleri savunuyormuş gibi yaparak iktidara yakınlaşıyor. Ne yazık ki bunu yaparken de sola, feministlere, emekçilere saldırması gerektiğini düşünüyor. Bu burjuva bilinci, etik tuzaklarla doludur: Ermeni hakları müdafaası yapacağım diye, kadına şiddeti mazur gösteren bir konuma düşünce, kendisine yapılan dost uyarılara karşı bile saldırganlaştı. Örneğin; Yıldırım Türker’in Radikal’de yazdığı köşesinde bu konudaki ölçülü makalesine verdiği cevap, agresifliğin ötesinde, bütün terbiye kurallarını hiçe sayan bir şeydi!

İş burada kalsaydı, ben de herkes gibi ibretle seyrederdim. Ama Etyen’in, 22 Ağustos’taki köşesinden BirGün’e karşı, hem de Hrant’ın adını kullanarak yaptığı saldırı, inanılır gibi değil. Hrant, Anadolu’nun çıkardığı özü sözü bir, terbiyesini bozmayan, burjuva özentisi olmayan, kadın düşmanlığı yapmayan, demokrasi ve insan haklarına yürekten inanmış bir emekçiydi. Bu yüzden ölüm haberi üzerine yüz binlercemiz, ‘hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz‘ diye haykırdık. Bu yüzden Türkiye’nin başka gazetelerinde değil de, BirGün’de yazıyordu. Etyen’in, Hrant’ın saygın ve çok sevilen kişiliğinden kendisine pay çıkarması ayıp. Hrant ve Etyen aynı cemaatin insanı olabilirler ama ayrı sınıflardan Kaldı ki, bu topraklar üzerinde yaşayan Ermeniler, dini aidiyetleri bakımından Gregoryen ve Katolik diye ikiye ayrılırlar. Katolik Ermeniler sayıca daha ufak bir azınlık olmalarına rağmen, kendilerini Gregoryen’lere nazaran daha üstün, daha burjuva görürler ve birçoğu, Gregoryen Ermeni’lere yukardan bakar. Evet, tahmin ettiğiniz gibi Etyen, Katolik Ermeni’dir. Hrant ise, Gregoryen bir Ermeni’ydi! Yani yine hiyerarşi, yine bir kendini beğenmişlik; bu sefer de mezhep hiyerarşisi! Hrant Dink bir işçi sınıfı, bir halk kahramanıydı, enternasyonalistti; Etyen Mahçupyan ise, olsa olsa bir dahaki seçimlerde AKP adayı olacak!

İktidarın, Etyen ve bilumum Taraf kadrosunu destekleme nedenini de, burada aramak lazım. AKP, Taraf entelektüelleri ile kelini kapıyor.

Gazetedeki arkadaşlardan ve birkaç yazışmadan BirGün’ün, Etyen’i, yazısındaki doğru olmayan unsurlar yüzünden mahkemeye vermeyi düşündüğünü duydum. Buna katılmıyorum, umarım gazete bu yola gitmez. Ne kadar çamur atsa, ne kadar agresif olsa da, bizlere ülkedeki azınlıklardan herhangi birinden çıkmış bir gazeteciyi mahkemeye vermek yakışmaz. O azınlıklara sahip çıkmak, haksız bir saldırganlık söz konusu ise bile, bu ülkenin azınlıklarına kol kanat germek, solun sorumluluğudur. Siz bakmayın o Taraf Gazetesi’ndeki solcu, eski solcu, demokrat, sosyal demokrat, liberal geçinen demokrasi ve insan hakları havarilerine, dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir döneminde demokrasi, insan hakları ve onurunu AKP gibi partiler, ülkelerine getirmediler. Sol ve sağ kavramları siyasi literatüre girdiğinden beri sol değişim, yenilik, insan onur ve haysiyetinin yanında, sağ ise tutuculuk ve mezalimin tarafında oldu.

Siz bakmayın Taraf’tan devamlı BirGün saldırganlığı geldiğine; o saldırganlığın arkasında, biraz da yapmaya çalıştıklarını söyledikleri şeyden kuşkulanma var. Onlar bilmiyorlar mı, bu ülkenin en önemli sorunlarının başında, ‘yapanın yanına kâr kalma’ var. Onlar AKP kapanma davasından kurtulduktan sonra, tarihi bir uyuşma içine girip Ergenekon’dan bir şey çıkmayabileceğinden korkmuyorlar mı sanıyorsunuz? ABD’nin Büyük Ortadoğu planını duymadılar mı, oradaki Türkiye’ye biçilmiş rolün ne olduğunu anlamadılar mı sanıyorsunuz? Bu ABD’nin, Türkiye’ye layık gördüğü ‘Ilımlı İslam’ kod adı altındaki demokrasi, insan hakları ve hukuk devletinin, ikinci sınıf bir demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti olduğunu anlamadılar mı zannediyorsunuz? Taraf tayfasının, ‘Demokrasi, insan hakları ve hukuk devletinin ikinci sınıfının olmayacağını, bu konseptler varsa vardır, birazı eksikse bile yokturlar’ ı anlamayacak kadar cahil mi olduğunu sanıyorsunuz? Dürüst insanlar için iktidar yaltakçılığı yapmak, her zaman sorunludur.

AKP ile demokrasiye, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne ulaşmak isterseniz, kendinizi kadına şiddeti meşru gösteren insan hakları savunucusu durumunda bulursunuz! Bunu yapan bizzat kendiniz değilse bile, susarak onun bu suçunu paylaşırsınız.

Bizlere, doğruları korkmadan yazmak ve söylemek düşer. Bugün demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarını destekliyoruz diye AKP ile yatağa girenler, sola saldıranlar, emekçi düşmanlığı yapanlar, misojenistler çok yüzsüz değiller ise, kısa zamanda başlarını utançla önlerine eğecekler!

Kaynak: Birgün, 27 Ağustos 2008

[[kursadkahramanoglu@birgun.net]]

Etiketler: medya
Dijital