15/09/2008 | Yazar: Umut Güner

Eşcinsel olma hali çoğu eşcinsel için aynı zamanda yersiz yurtsuz olma halini birlikte getiriyor.

Umut Güner | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Umut Güner
Eşcinsel olma hali çoğu eşcinsel için aynı zamanda yersiz yurtsuz olma halini birlikte getiriyor. Çünkü ailelerimiz, arkadaşlarımız akrabalarımız kimi zamanda yaşadığımı ülke eşcinsel varoluşları kendine bir tehdit olarak görüyor. bize iki seçenek sunuyorlar ya sürgün ya da ölüm! İran bu ülkelerden biri… ‘ev’ kendimize ait bir ülke belki de, çoğumuz için kendimize ait ülkelerimiz yaşanmayacak hal alırken İranlı eşcinseller için hem kendilerine ait ülkeleri, hem İran hem de Türkiye yaşanmayacak bir hal alabiliyor…
Anadolu’da eşcinsel olmak zordur. Bir de üstüne mültecilik eklenince işin içinden iyice çıkılmaz bir hal alır. Kayseri’de yaşayan Emisa, Yaşar, Hamidreza, Muhammedreza ve Mehdi hem İran’daki evlerini, Hem de buradaki evlerini yazdılar.

Umut Güner, Behruz

Orada: Evde Hep Yalnızdım.

Hamidreza:

Ben Hamid ve partnerim Muhammad geçici olarak Türkiye’de kalıyoruz. Ben İran’da Şii Müslüman, aşırı derecede tutucu bir ailede büyüdüm. Onlar beni hiç bir zaman kabul etmediler. Beni bütün hayatım boyunca anlamamışlardı. Evde hep yalnızdım. Dışarıya zaten çıkamazdım, yani kısacası evimizin hapisten bir farkı yoktu. Annem ve babamla hep tartışma halindeydik, ben her ne yapsam yinede onların gönlünü alamadım.

Orada: Su bardağım bile ayrıldı.

Mohammadreza:

Ben İran’da evde hiç akla gelmeyecek şiddet ve hakarete uğradım. Benim su bardağım ve yemek tabağımı bile ayrıldılar. Eğer başka bir bardakta su içsem bile onu yüz kez yıkarlardı. Benim diğer çocuklarla ne farkım olduğunu hiçbir zaman anlayamadım ama ben sanki çok büyük bir günah yapmışım gibi benle davranıyorlardı.

Burada: Oradan bir farkı yok

Türkiye birlikte gelerek (Muhammed ve Hamidreza); artık birlikteyiz. Rahatça, hiç korkmadan bie ev alıp arzu ettiğimiz şekilde yaşayabileceğimizi düşünmüştük. Ama komşuların bizim eşcinsel olduğumuzu anlayınca evimize saldırdılar, kapımıza idrar yapıp kaçıyorlardı. Dışarı çıkarken yüzümüze tükürüyorlardı. Evde hep titreyerek, korkarak oturuyorduk. Bütün bunları Muhammad benim yanımda olduğu için dayanabiliyorum. O kadar sıkıntılı bir dönemdeydim ki bir kez intihar girişimim bile olmuştu.

Orada: Evin sokaktan bir farkı yoktu

Yaşar

Sokaklardan, okuldan, seni anlayamadığını düşündüğün, herkes ve her şeyden kaçarken sığınabileceğim en güzel yerdi ev.

Gizlemek zorunda kalmadığın duygular. İkiyüzlülüğün olmadığı, maskeni rahatça korkmadan çıkarabildiğin, kendinle yüzleşerek değişmeye çabaladığın ama her seferinde başaramadığın sonunda kendinle barıştığın, farklı olmayı öğrendiğin tek bir yerdi ev.
Her zaman arzu ettiğim, hayalini kurduğum ama hiç bir zaman sahip olamadığım ev buydu.

Benim için ev hayatı dışarıdan hiç bir farkı yoktu. Evde anne ve babamla yüzleşmemek için hep odama kaçardım ama orada bile benim özelime karışıp beni huzursuz ediyorlardı. Eve erkek arkadaşımı alamazdım.

Burada: Komşular Bizi evimizden atmak istiyorlar.

Sonunda canım tehlikede olduğu için her şeye veda ederek partnerim Reza ile birlikte Türkiye geldik. Bir ev kiraladık. Burada bile komşuların, kapıcının hakaretine maruz kaldık. Evimize arkadaşlarımızın gelmesini yasakladılar. Bütün apartman bir kağıt imzalayıp bize dışarı atmak istiyorlar. Bunun tek nedeni sadece eşcinsel olmamız.

Orada: Evin bir zindandan farkı yoktu.

Mehdi:

Yaklaşık 3 ay önce ülkemi terk edip Türkiye’ye geldim. Ev ortamı bütün insanlar için güvenilir bir ortamdır, maalesef bizim gibi eşcinseller için bu tamamen imkansızdır.
Toplumdaki bütün sorunlarımdan kaçarak kendimi odamda kapatırdım yani evin benim için zindandan bir farkı yoktu. Hatta evimize erkek arkadaşımı bile çağırmayı cesaret edemezdim. Anne ve babama hesap vermemek için onlardan bile kaçardım.

Burada: Özlediğim eve hiçbir zaman kavuşamadım

En sonunda bende diğer arkadaşlar gibi ülkemi terk etmek zorunda kaldım. Türkiye’nin anne, babam ve İran gibi baskıcı bir rejim olmadığını düşündüğüm için artık rahatça yaşayabileceğimi düşünmüştüm. Maalesef böyle olmadı, Türkiye’nin İran’dan pek bir farkı yok. Burada eşcinsel birinin ev tutması hemen hemen imkansız, her zaman kendinizi gizlemek veya saklamak zorundasın komşular veya ev sahibi eşcinsel olduğunu anlayınca evi terk etmeni istiyorlar.

Kısacası bütün insanların her zaman özlediği ve sahip olduğu bir eve hiç bir zaman kavuşamadım.

Orada: Ailem transeksüel olduğumu bildikleri halde hem evde hem de dışarıda erkek kıyafetleri giymeye zorluyorlardı.

Emisa:

İran’da zaten hep evdeydim. Ailem dışarı çıkmamı transeksüel olmama rağmen hep erkek kıyafetiyle çıkabileceğimi söylüyorlardı. Bu benim için inanılmaz zordu bu yüzden evde hapis hayatı yaşamayı seçtim. Ev içerisinde bile davranışlarım ve hareketlerime dikkat etmek zorunda kalıyordum. Gizlice annemin elbiselerine giyip makyaj yapardım ama her seferinde yakalanırdım. Annem sürekli eşyalarımı karıştırırdı. İran’da evin benim için anlamı zindandı.

Burada:

Türkiye’ye geldikten sonra televizyondan izlediğim Türkiye’nin o renkli görüntülerinden hiç eser yoktu. Burada da hep evde kendimi kapatırdım. Hiç dışarı çıkmadığım halde evimizin suyunu ve elektriğini kestiler. Bizi tehdit ederek oradan kaçmamıza neden oldular. Ankara’ya gelerek benim gibi transeksüel arkadaşlarla tanıştım ve onların evine sığındım. Orada kendimi daha rahat hissediyordum ama maalesef oradan ikametim yeri İçişleri Bakanlığı tarafından değiştirildiği için Kayseri geldim. Kayseri’de ev sürgünü devam ediyor.



Etiketler: insan hakları, mülteci
Nefret