22/11/2021 | Yazar: Trans Birey Ali Erdem

Bu işin lamı cimi yok, ötesi berisi yok. Yaşam bir bütün ve bizlerde bu bütünün bir parçasıyız. Bizler kimler miyiz? Biz bu toplumun görünmemesi gereken azınlığı değil var olan çoğunluğuyuz.

Geleceği inşa edeceğimiz genç arkadaşlarıma Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Tüm muhalefet liderlerine,

Uzunca bir süredir coğrafyamızda ki acıların giderek büyüdüğü, olayların büyük bir çıkmaza sürüklendiği, herkesin ezildiği, herkesin terör ilan edildiği bir dönemdeyiz. Medyanın rehin alındığı, giderek tek tipleşen bir yaşam şeklinin empoze edildiği bu dönemde Ortadoğu’nun sınırlarını çizdiği bir özgürlük söylemleri değil yaşamın tüm kapsayıcılığını ele alan bir özgürlük anlayışına ihtiyacımız var. Bizim içinde olmadığımız bir seçimin bu coğrafyaya atılan yüzyıllık bir pranga olduğunu söylemek isterim.  Böylesi bir dönemde gelecek seçimde Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında, toplumun tüm kesimlerine eşit adil bir yaklaşımla yaklaşmak muhalefetin büyük bir sorumluluğudur. Topluma özgür yarınlar güvenli bir coğrafya ümidini aşılayıp iktidara yürüyen muhalefetin amasız fakatsız lakinsiz  tüm fertlerine eşit olması gerekmektedir. Bu işin lamı çimi yok, ötesi berisi yok. Yaşam bir bütün ve bizlerde bu bütünün bir parçasıyız. Bizler kimler miyiz? Bizler sizlerin evlatlarıyız. Çocuklarınızın kardeşleriyiz. Çok uzaksak en uzak olduğumuz yer mahallede misket oynadıkları, okulda sıra arkadaşlarıyız.

Ama nedense iş arkadaşları olamıyoruz. Artık bizlerin elinden alınan iş imkanlarının kamusal ve sosyal alan haklarımızın vakit kaybetmeden verilmesini istiyoruz. Çünkü bizler de yaşama devam edebilmek için sizler ve sizlerin çocukları gibi gelecek kaygısı güdüyoruz. Karnımızı doyurmak barınacak bir yer bulmak için çırpınıyoruz. Unutmamanızı ve bilmenizi isterim ki hepimizin bir ailesi var. Ve zaman geçiyor annemize bakma sırası bizlere geliyor. Bizler bizi büyüten annelerimize yaşlanınca bakamayacaksak bunun sorumlusu kimler?  Bu yaralar sarılamayacaksa nasıl bir iktidardan bahsedebilirsiniz?

Ne yazık ki bizlere özel sektörde genellikle arka planda iş veriyor, kamusal alanda ise yerimiz hiç yok. Hayır bu dayatılan yaşam şeklini kabul etmiyorum. Elde ettiğimiz başarıların karşılığı neyse onu almak bizim de hakkımız. Neden bizlerde kamusal alandaki yeterliliklerimizi yerine getirdiğimiz halde işe alınamıyoruz. Neden bir belediyede yokuz? (sistemi ele geçirmiş olan iktidarın bize kamusal alanda yer vermemesini anlıyorum. Onun için valilikler bakanlıklar gibi bir cümle kurmuyorum bile.  Ama bu denli özgürlüğe adalete eşitliğe susamış muhalefetin kazanım sağladığı belediyelerde yerimizin olmamasına üzülüyorum.)

Siyasal iktidarın kokuşmuşluğunu çürümüşlüğünü anlatmama gerek yok. Her şey ayna gibi ortada. Onlar yani şahsı ve şükelası LGBTİ konusunda parası olanı iftar yemeklerinde ağırlarken, yaşama tutunmak isteyen bizleri sadece belirli cadde ve sokaklara itiyorlardı. Hande Kader’i unutmadık. Bizlere yaşatılan zulmün de konuşulması gerekiyor. Bu iki yüzlü sistemin değişmesi gerekiyor.

Bizler de artık aşımızı ekmeğimizi insanlık onuruna yakışır bir vaziyette kazanmak istiyoruz bu bizim en doğal hakkımız. Fakat sizlerden gerekli desteği görmemek bizleri üzüyor. Kimseyi üzmese de beni üzüyor.

Biz bu toplumun görünmemesi gereken azınlığı değil var olan çoğunluğuyuz. Kim ne derse desin bu devran böyle dönmemeli ve dönmeyecek de. Sizlerden ricam cesur olmanızdır çünkü korkakların kazandığı hiçbir zafer yoktur. Cesur olun bizleri de konuşun. Bizlerin konuşması için bizlere de sıra verin.

Gelecek olan seçimde bizlerin de mecliste olması gerekiyor. Bu kaçınacak bir durum değildir aksine üzerinde tereddüt etmeden ilerlenecek bir durumdur. Ben ve ailem toplumun yüklediği büyük baskı ve saptırmaları zamanla aştık. Bu durumu toplumsal bir sürece de dökmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bizleri görecek bir muhalefetin gerçekçi bir muhalefetin olup olmadığını zaman içinde göreceğiz. Kimlerin gerçek bir özgürlük mücadelesini verdiğini bu mektuptan sonra anlayacağız.

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Kavramamız gereken bir gerçek var: O da küresel bir süreçte olduğumuz gerçeği. Evrensel insan hakları yasalarının benimsenmesi gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Aslında yaşam hakkının benimsenmesi gerekiyor desem daha yerinde olacak. Yaşam hakkı derken insanlar için değil hayvanlar ve bitkiler içinde aynı hassasiyeti ve ciddiyeti göstermeliyiz. Mesela Antalya’da yanan ağaçlara kahrolup Dersim’de yanan ağaçları göremiyorsak; Grönland kutbundaki buzulların üstümüze gelmesine engel olmayız. Demem o ki, penguenlerin evine sahip çıkmalıyız. Kutup ayılarının huzurunu bozmamalıyız. Sınırları bizlere yüklediği kısır bir döngüde dönmeye devam edersek hepten yok olacağız. Birbirimizin elinden tutabilir ve bir bütünü oluşturabilirsek evlerimizi yaşamımızı dünyamızı güzelleştirebiliriz. Bu hassas süreçte bizi barbarlaştıran tüm söylemlerden uzak durmalı. Cani ve kötüleri kendi kaderlerine terk etmeliyiz. İstiyorlar ki tüm pisliklerinin hesabı sorulmadan. Tüm farklılıkları bir birine vurup ortalığa acılar saçıp bu acılar içinde halkı oyalamak. Yok artık öyle bir sistem. Hepsinin hesabı sorulacak!

Kısacası coğrafyamızda karşımızda duran kötülüğün büyüklüğünü biliyorum. Bakmayın öyle ahkamlar kestiklerine üflesek uçup gidecek kadar hafifler. Hepimiz birleşip üflersek yangın yerine çevirmek istedikleri dünyamızı çiçekli güzel baharlara bırakabiliriz. Coğrafyamızın ilk seçiminde “Kurşun fiyatından haberiniz var mı sizin?” diyenler değil, doğasına sahip çıkanlar kazanacak. Seçimlerde omuz omuza yan yana meclise yürüyeceğimiz o güzel iyi ve çiçekli günlere buluşmak dileğiyle. Tüm yaralarımızın sarıldığı bir süreç diliyorum.

Sevgiyle Aşkla Kalın.

Beni Twitter ve Instagram'dan takip edebilirsiniz: @mr_alierdem

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, yaşam, aile
Telegram