02/01/2023 | Yazar: Umut Rojda Yıldırım

İktidarın bize karşı açtığı savaşın eli yükseldikçe, alanlarımız iyice kısıtlandıkça bizim de kendi içimize kapandığımız belki daha fazla korumacı olduğumuz belki de iyiyi de kötüyü de birbirimizden beklediğimiz, birbirimize karşı kimi zaman fazla acımasız olduğumuzu düşünüyorum.

Gerçekten güle güle 2022! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Yıldız 2022’nin nasıl geçtiğine dair benden bir yazı isteyince seve seve kabul ettim. Ancak bu kabul edişle beraber de büyük bir durgunluk beni kapladı. 2022’ye geri dönüp bakmak yer yer korkutucu ve endişe verici geldiği için bu yazıyı yazmakta da iyice geciktim. Hatta öyle ki her güne başka bir vahim haberle uyandığımız için neredeyse son güne kadar da bekletmek istedim. Belli mi olur, yılbaşında piyango yine lubunyalara vururdu!

Şu an bu yazıyı çok sevgili dostum, yoldaşım, meslektaşım Hatiç’in müvekkili için saat 8’de Edirne Adliyesine giden bir otobüste yazıyorum. Müvekkilimiz geçenlerde iktidarın küçük ortağının diline doladığı Medeni Kanun 40.maddesi kapsamında cinsiyet kimliğini yasal olarak tanıtmak için yıllardır mahkemeler ve hastaneler arasında savaş veren bir trans erkek. Öyle ki geri dönülemez ameliyatlara zorlanması yetmiyormuş gibi cinsiyeti genitallerin dış görünüşlerine indirgeyen zihniyetle savaşan bir trans erkek olarak bu ülkede hak ettiği kimliğini alıp hayatını biraz daha kolay geçirme derdinde sadece. Direkt olarak mahkeme hakiminin transfobisiyle savaştığı bir dosya bu. Bu muhteşem ve cesur bir örnek aslında belki hepimiz için. Kendi varlığımız, kimliğimiz, insanlık onurumuz, özel hayatımız, ayrımcılığa uğramama hakkımız için her gün her saniye devletle, hakimle, doktorla, polisle, mahalleyle, aileyle, patronla ve topyekün bir sistemle savaş halinde olmaya mecbur bırakılmış durumdayız. Ama ne olursa olsun bu savaşı o ya da bu şekilde biz kazanacağız. İnsanlık tarihinin kazananlar safında yerimiz şimdiden hazır, biliyorum. Umarım davayı da bugün kazanırız ve 2022 biterken bir lubunya daha başını yastığa biraz daha huzurla koyabilir. Ben de bir avukat olarak biraz daha güçlenmiş hissederim.

(Davayı maalesef kazanamadık. Transfobik bir hâkimin 2 yıllık inadını “hukuk yollarıyla” kıramadığımız için, hukuken içi boş gerekçelere karşı savunma hakkımız kısıtlandığı için, ben kararımı verdim istinaf edersiniz diyen ve hukuki argümantasyonu olmadığını söylediğimde şaşıran, müvekkilimle beni adeta duruşma salonundan kovan hâkimin transfobikliği sebebiyle şu an 2 küsür yıldır süren kimlik davası bir kez daha reddedildi ve işimizi istinaf mahkemesine kaldı. Bu red kararı çok sayıda örnekten sadece biri, keşke tek olsaydı. Tabii ki içinde yaşadığımız nefret ikliminden ayrı düşünülemeyecek bir karar bu. Egemenin hukukunu “makbul olmayanlara” karşı silah olarak kullandığı, transları mahkeme ve hastaneler arasına sıkıştırıp patolojikleştiren, kriminalize eden hukuk bu. Ama biz transların hayatlarını fobik hakimlerin iki dudağı arasına bırakan bu düzene karşı hukuk mücadelemize bütün translar adına devam edeceğiz.)

Türkiye’de yaşayan lubunyalar için 2022 iktidar tarafından adı konulmamış bir politik savaş ikliminin ve yalnızlaştırma politikasının son süratle yürürlüğüne devam edildiği bir yıl oldu. Gerçi abdala malum olur, bize de 2021’de Boğaziçi ve İstanbul Sözleşmesiyle başlayan bu nefret iklimiyle malum oldu galiba.

Şöyle bir gözlerimi kapadığımda 2022’den bir avukat olarak ilk aklıma gelenler ya da belki de aklımda en çok yer edenler çok da iç açıcı değil. Türkiye’nin dört bir yanında yasaklanan LGBTİ+ Onur Haftaları/Yürüyüşleri, işkenceyle gözaltına alınan 550 küsür kişi, yasaklara karşı açtığımız ve pratikte hukukun bizim için nasıl “işlemediğini” gösteren davalar, aksi halde LGBTİ+’ların hukukla her karşılaşmasında yaşadığı adaletsizlikler ve ayrımcılıklar, işlemeyen mekanizmalar, duruşma salonlarında dilimizde tüy bitercesine LGBTİ+’ları kriminalize etme çabalarına karşı savunmalarımız, virüs gibi Türkiye’ye yayılan nefret mitingleri ve son kertede Anayasa değişikliği. Korkunçluğun ulaştığı boyut, insan haklarına saygılı bir devlet olduğu iddiasıyla uluslararası sözleşmelere taraf olmuş bir devletin Anayasa değişikliği gerekçesinde LGBTİ+’ların sapkın olarak nitelendirilmesi teklifinin toplumda karşılığı olmamasına rağmen siyaset tarafından ciddiye alınarak tartışma açılmasıdır. Oysa 2022’de hepimizin en büyük sorunu yoksulluk, barınma krizi, işsizlik olmuşken ve iktidar çoktan toplumsal meşruiyetini kaybetmişken, belki umudumuzu yeşertebilecek toplumsal muhalefetin dahi LGBTİ+ yurttaşlarını eşitlik söz konusu olduğunda geride bırakması gerçeğiyle yüzleşmek hepimizin kişisel hayatlarını da etkiledi. Çünkü aldığımız nefes bile politikken, hak taleplerimiz ortada dururken ben de bunlardan bağımsız bir 2022 düşünemiyorum. Özellikle 9 Mayıs’ta Boğaziçi Onur Yürüyüşüyle başlayıp 26 Haziran’daki İstanbul Onur Yürüyüşüyle bir süreliğine (!) son bulan saldırı ve gözaltı silsilesini, bende ve çok fazla insanda bıraktığı izleri unutmamız mümkün değil.

2022’den en unutamadığım (hatta büyük ihtimalle ömrüm boyunca da unutamayacağım) an, 26 Haziran Pazar günü Beyoğlu sokaklarında başlayıp 27 Haziran Pazartesi sabahın ilk ışıklarına kadar Vatan Emniyet içinde devam eden 20. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşüydü. Sanıyorum bu yürüyüşte, daha önce katılmadığım bütün yürüyüşlerin acısını çıkardım. O olağanüstü günü, yaşadığım kızgınlığı, öfkeyi, yorgunluğu, mutsuzluğu, dayanışmayı, yalnızlığı uzun bir süre boyunca aklımda ve kalbimde taşıyacağımı düşünüyorum. Sokakta, emniyette, kriz masasında dört bir koldan dayanışma ve mücadele dediğimiz şeyi bu kadar gerçek ve yakından yaşadığımız başka bir gün olduğunu düşünmüyorum.

Tabii şunu da söylemem gerekir ki 2022 kişisel olarak kendimi en çok dirençli hissettiğim, örgütümden, dostlarımdan, sevgilimden güç bulduğum bir yıl oldu. Çünkü bu yangın yerinde aslında bizim bizden başka dostumuzun da yoldaşının da olmadğını bir kez daha fark ettim. 2022 benim için aynı zamanda bir işçi olarak da LGBTİ+ hak mücadelesinde SPoD bünyesinde dahil olduğum bir yıl oldu. Kendimize hak savunuculuğu işçileri demek istiyorum. Bu yıl özellikle sivil topluma karşı yükselen bu baskı ortamından ve belirsizliklerden nasibini çok fazla alan bir yerde durmama rağmen çok güzel işler başardığımız bir yıl olduğunun da farkındayım. 2022 boyunca SPoD içerisinde naçizane kendimin de dahil olup yürüttüğü çok fazla güzel iş çıkardık. AİHM içtihat çevirileri, İstanbul Onur Yürüyüşü Raporu, LGBTİ+’ların 2021-2022 Hukuk Gündemi, İleri Seviye Avukat Ağı Eğitimleri, AYM başvurularımız, sayısız duruşma, beraat kararları ve daha sayamadığım bir sürü güzel ve anlamlı, birilerine değdiğini bildiğimiz, karşılığını dayanışmayla aldığımız, üretmeye de mücadeleye de aslında bu sebeple devam ettiğimiz bir sürü iş. Hepsiyle, hepimizle çok gurur duyuyorum. Her duruşma salonunda beraber birbirimizin gözünün içine bakarak dayanıştığımız avukat meslektaşlarımla çok gurur duyuyorum. İyi ki onlarla beraber bu mücadeleye devam ediyoruz. 2022 benim çok öğrendiğim bir yıl oldu. Diyarbakır’dan Belgrad’a LGBTİ+ mücadelesiyle birlikte bana çok güzel kapılar, tanışıklıklar getirdi bu yıl. Hepsi için çok minnettarım. Bunun dışında 2022’de kendi minik başarılarım da oldu: Ehliyet aldım, İngilizce sınavını istediğim gibi verdim, yüksek lisans başvurusu yaptım. Bu başarılar için de canım kendimi kutluyorum. Umarım 2023’te bunların devamı da gelecek.

2022 benim için politik olarak anlamlı olduğu kadar özel hayatım için de çok önemli bir yıl oldu. Bu yıl ilk defa hayatıma çok özel biri girdi. O benim için bu senenin en değerli hediyesiydi. Beni çok fazla dönüştürdü, iyileştirdi ve buna devam ediyor. Onunla beraber bu mücadelede güçlendiğimi de hissediyorum. Kendisine bir kez de KaosGL sayfalarından teşekkür etmek istedim, iyi ki varsın sevgilim. Duygusal ilişkilere dair yılgınlığımın ve umutsuzluğumun kırıldığı o an benim kişisel hayatım için bir dönüm noktası olmuştu zaten.

2022’nin yıkıcılığı ortadayken belki şunu da söylemek gerekir; o ya da bu şekilde hayatta kalan, mücadeleye ve üretmeye devam eden, yılmayan, sadece varoluşuyla dahi bu mücadeleyi yürüttüğünün farkında olan/olmayan ya da aramızdan zorla koparılan herkes iyi ki var. Biz birbirimiz için varız, bunu unutmamamız gerek. İktidarın bize karşı açtığı savaşın eli yükseldikçe, alanlarımız iyice kısıtlandıkça bizim de kendi içimize kapandığımız belki daha fazla korumacı olduğumuz belki de iyiyi de kötüyü de birbirimizden beklediğimiz, birbirimize karşı kimi zaman fazla acımasız olduğumuzu düşünüyorum. Bunun en büyük sebebi ise sokakta ve siyasette süren savaş karşısında sürekli korumacı, savunmacı bir pozisyonda yer almanın bize ister istemez getirdiği bu ruh hali olduğunu gözlemiyorum. Bazen birbirimize çok yüklendiğimizi düşünüyorum. Hiçbirimizin varlığı, ruh ve fiziksel sağlığı başka bir şeyden önemli değil, olamaz. İktidarın bizi kısıtladığı alanlarda bir de kendi içimizdeki mücadelelerin kimi zaman bizi oldukça yorduğunu düşünüyorum. LGBTİ+ hareketi yıllardır birbirine öğreten ve birlikte öğrenen, dönüştürmeyi ve değiştirmeyi kendine bir yöntem olarak benimsemiş bir hareketken bunları unutmamamız gerektiğini ve günün sonunda hepimizin birbirine ihtiyacı olduğunun bilince olmamız gerektiğini düşünüyorum.

2022 hepimiz için zorlu geçti, belli ki son güne kadar da geçmeye devam edecek. 2022 aslında toplumsal meşruiyetimizin de ne kadar güçlü olduğunu, iktidarın suni nefret gündemlerinin aslında düşünülen gibi bir karşılığı olmadığını gördüğümüz bir yıl oldu. 2023’te LGBTİ+’lar açısından belli ki böyle geçecek. Özellikle yılın ilk yarısı Anayasa değişikliği gündemi ve tarihi bir seçimle bizi meşgul edecek. Biz de bulunduğumuz her yerde hem bu nefret dolu Anayasa değişikliğine karşı hem de Türkiye’nin yeni yüzyılında LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık mücadelesinin devam edeceği belirterek “HAYIR”ı örgütleyeceğiz. Haklarımızı alana kadar da bu mücadeleden vazgeçme niyetimiz yok. Haklıyız, meşruyuz, varlığımızın bir telini bile fobik düzeninize kurban etmeyiz.

2022 boyunca beraber yol yürüdüğüm SPoD ekibi başta olmak üzere bütün dostlarımın, sevgilimin, bazen bir maille, telefonla ya da duruşma salonunda beraber bu hukuk düzenini alt etmeye çalıştığımız bütün LGBTİ+’ların ve avukatlık yapmama ilham kaynağı olan hak savunucusu meslektaşlarımın yeni yılı kutlu olsun.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, yaşam, siyaset, anayasa
nefret