19/06/2012 | Yazar: Can Çavuşoğlu

Türkiye’de homofobik, muhafazakâr zihniyetin eşcinsel evliliğe ve evlat edinmeye ilk bel altı vuracakları nokta, ‘Eşcinsel aile yapısının çocukları yanlış etkileyeceği’ saçmalığı olacak. Sanki eşcinsellik bulaşıcıymış gibi.

Can Çavuşoğlu | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Can Çavuşoğlu

Türkiye’de homofobik, muhafazakâr zihniyetin eşcinsel evliliğe ve evlat edinmeye ilk bel altı vuracakları nokta, “Eşcinsel aile yapısının çocukları yanlış etkileyeceği” saçmalığı olacak. Sanki eşcinsellik bulaşıcıymış gibi.

Babalar günü sebebiyle baktığım her yerde bilumum kutlamalar, günün anlam ve önemini içeren mesajlar havada uçuşuyor; facebook, twitter ve sms’ler. Sonra özenle düşünülmüş hediyeler alınıyor, aile içi yemekler yeniyor. Ben de bu mesajları okudukça ve geri kalanını düşündükçe ister istemez alınıyor, biraz kızıyor, bir miktar da kıskanıyorum. Peşinden facebook’uma şu notu giriyorum; “Şam, iskele, mafya, fukara, palamur, dert ve para babalarının da babalar gününü kutlarım”. Sanırım babasız büyüdüğümden olsa gerek, gücüme gidiyor. Acaba bu kargaşayı yaratan ve sağa sola mesaj çekenler babasız büyüyenleri hiç düşünmüyorlar mıdır?

Sanmıyorum!
 
Sonra aklıma “Ben neden baba olamıyorum?”, sorusu takılıyor. Babasız büyüme şansızlığım, bir gey olarak hiç baba olamayacağım şansızlığına dönüşmemeli diye düşünüyorum. Nedense zihnimde “Gey” ve “Baba” kelimeleri yan yana gayet güzel oturuyor, tabi ben bunları düşünürken malesef Türkiye yeni anayasada doğru düzgün bir “Cinsel kimlik” tanımlaması yapmanın mücadelesinde.
 
Gene çok mu uçuyorum dersiniz?
 
Ama enseyi karartmamak lazım, önümüzdeki engellerin onları aşmamız için konulduğu fikri aslında hayatın kendi özünü teşkil ediyor. Engelleri aşmak için de bir adım atmamız şart. Gereken adım bir fikir, bir örnek olabilir, belki de böyle bir yazı. 
Bildiğiniz gibi Avrupa Birliğinin pekçok ülkesinde ve Amerika’da eşcinsel evlilik onlarca yıldır yasal. Cinsiyet ayrımı gözetmeden gerçekleştirilen evlilikler doğal olarak beraberinde evlat edinme hakkını da doğuruyor. Evlat edinme kriterleri arasında tüm evililiklerde olduğu gibi öncelikle bireylerin geçmişi, aile içi uyumu, yaşam koşulları ve mali sorumluluk boyutu değerlendiriliyor. Amerika’da yaşam boyu evlat edinme kavramına ek olarak ayrıca Koruyucu Aile Sistemi (Foster Parenting) var ki bu da öksüz çocukların yetiştirme yurtları yerine 18 yaşına gelene kadar istekli ailelerin yanına yerleştirilmesi. Böylece çocuklara en azından kendi ayakları üzerinde duracakları yaşa kadar doğal ve sıcak bir aile ortamında büyüme şansı sunuluyor.
 
Buna ek olarak özellikle kendi çocuklarına sahip olmak isteyen gey/lezbiyen çiftlere ise alternatif çözüm yolları mevcut. Taşıyıcı annelik (Biyolojik annelik) bunlardan biri. Gey çiftler taşıyıcı anne olarak kabul ettikleri başka bir kadının suni döllenmesi yoluyla çocuk sahibi olurken lezbiyen çiftler için ise doğru adres genelde sperm bankaları. Ve bütün bu uygulamalar normal karşılanıyor.
 
Ben Türkiye’de pek çok homofobik, muhafazakâr zihniyeti yerinden hiddetle zıplatacak ve sinirden ters takla attıracak bu fikirlerin üstüne korkmadan giderken bir noktanın daha altını çizmek istiyorum. Çünkü adım gibi biliyorum; eşcinsel evliliğe ve evlat edinmeye ilk bel altı vuracakları nokta, “Eşcinsel aile yapısının çocukları yanlış etkileyeceği” saçmalığı olacak. Sanki eşcinsellik bulaşıcıymış gibi. Ben şimdiden gardımı alayım, hiç endişelenmesinler, eşcinselliğin doğal bir yönelim olduğunu bilim dünyası uzun zamandır ispatlamış. Yeni tartışmalar ise daha çok genler üzerine yoğunlaşmış durumda. Onlar ister kabul etsin, ister etmesin. Ayrıca gene Amerika’da ve Avrupa’da eşcinsel çiftler ve evlat edindikleri çocuklar üzerine yapılan araştırmalar sonucunda çocuklarının eşcinsel olma olasılığının heteroseksüel çiftlerin çocuklarının eşcinsel olma olasılığıyla aynı olduğu saptanmış. İki grubun çocuklarının okuldaki eğitim başarıları ve topluma uyumları, sosyal davranışları ise gene paralel. Buraya bir not düşmek gerekirse; Amerika’daki 2000 yılı nüfus ve aile yapısı çalışmasına göre lezbiyen çiftlerin 33%’ü ve gey çiftlerin 22%’si çocuk yetiştiriyor.
Toparlamak gerekirse; eşcinsel evlilik bir ayrıcalık, lütuf değil, tam tersine bizim ülkemizde de bir hak olmalı. Heteroseksüel çiftler evlenirken nasıl bizden izin, onay alma gereği duymuyorlarsa bizlerin de bu bireysel kararımızda onlardan izin almaya ihtiyacımız yok. Peşi sıra gelen evlat edinme kriter ve koşullarında da aynı haklara sahip olmalıyız.
 
Ben şahsen baba olmayı kendime yakıştırıyor ve çok istiyorum. Bu benim de hakkım.
 
Belki bir gün. Kim bilir?
 
“Co-parenting Among Lesbian and Gay Couples”, Patterson & Farr, 2010.
“Findings from the National Longitudinal Study of Adolescent Health”, Patterson & Wainright, 2007.
“Research on Offspring of Lesbian and Gay Parents”, Erich, Leung, & Kindle, 2005.  
 

Etiketler: insan hakları, aile
Nefret