10/01/2022 | Yazar: Hans Knutagard

#eşitlikiçin dosyamızda Hans Knutagard, insan hakları perspektifinden gey ve biseksüel erkek seks işçileriyle çalışan sosyal hizmet ve sağlık emekçilerinin karşılaştıkları zorlukları anlatıyor.

Gey ve biseksüel erkek seks işçileriyle çalışan sosyal hizmet ve sağlık emekçilerinin karşılaştıkları zorluklar Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Gey ve biseksüel seks işçileriyle çalışan sosyal hizmet ve sağlık emekçilerinin gelecekte karşılaşacağı sorunlar neler olacak? Bu kısa deneme bir genelev, bir eskort ajansı ve kendi özel işinde gözlemlediğim İsveçli genç bir gey erkek seks işçisinin örnek vakası üzerine kurulmuştur (Knutagård 2016). Çalışmanın amacı ayrımcılık, etiketleme ve şiddete karşı erkek seks işçilerinin sağlık eşitliği koşullarını geliştirmek için yollar araştırmaktı. Çalışma verileri, yarı yapılandırılmış sekiz nitel mülakatı, gayrı resmi konuşmaları, etnografik saha çalışmasını ve kişisel günlük incelemesini de içermektedir. Veri toplamak, kodlamak ve materyali analiz etmek iç içe geçmiş süreçlerdir ve materyali analiz etmek için kullanılan teorik konumlanma ise toplumsal sermaye ve kültürel tarihsel etkinlik teorisidir. 

Son on yıllarda çeşitli çalışmalar yürütülmüş olsa da erkek seks işçilerine dair çalışmalar kadın seks işçilerine dair çalışmalardan nadirdir. Seks satan ve satın alan kişiler olgusu yalnızca İsveç’te değil tüm dünyada kamu gündeminde her zaman üst sıralarda yer almaktadır. Seks işçiliğine dair geniş bir dizi perspektif bulunmaktadır. Çeşitliliklere rağmen, söylem içerisinde iki temel konumu ayırt etmek mümkündür. İlk tema seks işçilerini sömürülen bir kurban olarak ele alır–burada seks işçisi seks alım satım ticaretinde sınırlı kontrolü olan bir bireydir. Zıt olarak, seks işçisinin kendi hayatının ve özneliğinin sorumluluğunda/kontrolünde olduğu durumlar da vardır. Bu makale seks işçilerini hem kurban hem özne olarak ele almayı tercih etmektedir. İkinci olarak, pek çok çalışma ya seks işçisinin karakteri ya da seks işçisinin ortamı üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu deneme yine her iki perspektifin birleştiği noktadan bakmayı tercih eder –seks satan insan ile seks satma eylemi arasındaki karşılıklı etkileşim alanından-. 

Ethan’ın Kısa Hikayesi 

Ethan (takma isim) 1984 yılında İsveç’te farklı etnik ve dini kökenlere mensup ebeveynlerden oluşan bir aileye doğdu. Bunun bir sonucu olarak belli belirsiz bir Akdeniz androgeni özelliği göstermekte ve bu özelliği yaşını belli etmemesini sağlamaktadır, ki bu durumu seks işçiliği bağlamında lehine kullanmaktadır. Ethan her zaman cinsel olarak çok aktif olmuştu. Lisede kimi arkadaşlarını kendisini desteklemeleri için örgütleyip harekete geçirdikten sonra gey olarak “açıldı”. 14 yaşında Ethan ilk kez bilinçli olarak seks sattı. İnternette arkadaşlık için gey topluluğu sitelerinde dolaşırken, 40 yaşında bir erkek tarafından kendisine teklif sunuldu. İlginç geldi ve denemek istedi. Cinsel temas için 200€ aldı. Bu deneyimden yola çıkarak, orada burada hediyeler ya da para karşılığı stratejik olarak cinsel hizmetler satmaya başladı ve bu yöntemle müşterilerinin istediği cinsel etkinlikler üzerine yetkinlik, toplumsal yetiler ve müzakere yeteneği kazandı. 

20 yaşındayken Ethan yazın Avrupa’yı dolaşıyordu, büyük bir başkentteyken parasız kaldı ve şansını denemek istedi: “Bir macera gezisindeydim.” diye yazdı günlüğüne. Müşterileri seçebilir ve cinsel tercihleri örtüşmeyen biriyle buluşmak zorunda kalmazdı. Hayatı boyunca en güvendiği ve en deneyimli hissettiği dönemin genelevde çalıştığı dönem olduğunu dile getirdi. Genelev ona geri kazanım elde edebileceği bir arkadaşlar ağıyla, kaynaklar sağlamıştı -toplumsal sermaye-. Ethan küçük bir oda kiralamayı başardı ve gelecekteki mesleği için bir bölüme de kabul aldı. Genelevde çalışma para gerektiğinde yaptığı bir part time işe dönüştü. 

Bir yıl sonra Ethan’ın tekrar paraya ihtiyacı olduğunda gey eskort servisi için çalışmaya başladı. Müşteri hakkında, seks türü ya da ödeme üzerinde hiçbir etkisi olmayan bir nesne gibi hissetti kendini. “Tüm onurumu yitirmiş gibi hissediyordum” diye tarifliyordu bu dönemi. Ajans onu çağırdığında hiçbir kontrolü olmuyordu; okuduğu üniversiteyi bile etkileyebilirdi bu. Farkında olmadığı ve asla etkileyemeyeceği faktörler nedeniyle seçilen bir meta gibi hissetti kendini. Taksi ile alınıyor, bilmediği bir yere götürülüyor, seks işinden önce müşteriyle hiçbir ilişkisi olmuyordu. Bu yaklaşım Ethan’ın yaşam hedeflerini birer birer yitirmesine neden oldu. Hiç kontrolü kalmadığı zaman, kendi üzerindeki gücünü de yitirdi, durumun kurbanı haline geldi. Üniversiteye geri döndü, aktif seks işçiliğini bıraktı çünkü öğrenciliği full time olmuştu. Üç yıl sonra Ethan kendi patronu olarak kendi küçük işini açtı, kendini yeniden sorumlu, kontrol edebilen biri olarak hissetmeye başladı. Kendini istediği gibi tanıtabiliyor ve ne tarz seks aktiviteleri performe edebileceğini ya da hangi aktivitelerde bulunabileceğini ayrıntısıyla tasvir edebiliyordu. 

Tüm bunları teorik olarak nasıl kavrayacağız? 

Kültürel tarihsel etkinlik teorisine göre önemli bir faktör bireyin diğer insanlarla ya da toplumsal bağlamla doğrudan karşılaşmıyor olmasıdır; insan etkinliği/eylemiyle dolayımlanmışlardır. Birey bu etkinlikler sonucu gelişir, ki bu etkinlikler hareketlerin, değişimlerin, yeniden modellemenin ve gelişmenin sonsuz bir dizisidir. Bir kişinin hayatı parçası olduğu etkinliklerin sayısıyla genişler, bilinçli ya da bilinçsiz olarak “içine girdiği etkinliklerle” genişler. Bireyin girdiği tüm etkinlikler içerisinde ve bu deneyimler aracılığıyla kendi öz imgesini, kişiliğini inşa eder ve toplumsallaşır. Bu diyalektik ilişkide kolektif gelişme her zaman bireysel gelişmeyi önceler. 

Tam da burada kırılganlık ve şiddete dair bir kelam gerekli 

Ethan’ın durumunda seks satmanın kendi tercihi olduğunu dile getirebiliriz ama pek çok erkek için bu kendi durumlarında pek çok kırılganlık biçimini içerir. Bir kırılganlık tarzı erken yaşlarda ev içinde yaşanan cinsel ve fiziksel istismardır ki bu çocukların evi terk etmesine neden olur. Evdeki istismar nedeniyle, koruyucu aile biriminden koparlar ve sokakta yaşamanın ya da çocuk emekçiliğininin güvensiz alanlarına girerler. Tam da bu haldeyken hayatta kalmanın alternatif bir biçimi olarak seks işçiliğiyle karşılaşırlar. Kırılganlığın çok daha aşırı bir tipi seks satma, trafiği, pornografi, seks gezileri ve seks turizminin de olduğu cinsel ve ekonomik sömürü biçimleridir. 

Eşcinsel erkek bir çocuğun evi terk etmesinde diğer bir faktör “namus” korumaya dönük şiddet ve baskıdır. İran’da yaşayan ve 2015 yılında İsveç’e göç eden 18 yaşındaki Nasif ailesiyle birlikte kalmasını mümkünsüz kılan yapısal tehdit ve şiddet sistemini anlattı ki bu onu sokaklara ve sonrasında da İsveç’e sürüklemişti. 

Nasif: “Yemek almak için çalışırsın, süt, yumurta vesaire. Sonra ne olur? Her şey çöp gibi toplanır? Çöpe ne olur? Bundan kim sorumlu? Aileye çöpü çıkarmayı kim hatırlatıyor? Sorumlu kişi, anne ya da baba. Sokakta toplanan çöpleri atmaktan kim sorumlu? Nihayetinde hükümet. Eğer ailede biri çöpü atmazsa ne olur? Önce aile birini çöpü atması için zorlar. Eğer olmazsa, komşular polise haber verir ve en son hükümet devreye girer. Onlara göre ben çöp gibiyim İran’da. Bana tam çöp gibi bakıyorlar. Biri kibar davransa bile, diğeri affetmiyor. Eğer çöp olmadığımı düşünürlerse bir değerim olabilir ve yaşayabilirim. Örneğin, benim ülkemde ve buradaki insanlar için de gey olmak “hiçbir şey” olmak demektir. Gey olmak sapıklıktır. Ülkemde gey olmak tehlikeli bir şey. Ailem buna inanıyor ve çöpü evlerinden atmak için sorumluluk alıyor. Yani beni. Çocuklarını. Neden beni öldürmeleri gerekiyor? Çünkü yanlış olduğumu düşünüyorlar.” 

Genç çocukları sokağa atan ve seks satmayla ilişkilendiren başka bir güç ise totaliterci aile şiddetinden hayatta kalabilmek. Jamal bunu şöyle dile getiriyor: 

Jamal: “Babamla ilişkim alabildiğine kötü, gey olduğumu öğrenmeden önce bile böyleydi. Beni taciz etmeyi, zorbalık yapmayı, dövmeyi seviyor, doğduğumdan beri. 17 yaşımdayken gey olabileceğimden şüphelendi. Olan şuydu, bir gün eve geldi ve bana vurmaya başladı. Yumruklamaya, tekmelemeye başladı. Kemiklerimi kırdı, yüzüm tamamen kan içindeydi, her şey çok fenaydı, vücudumun her yeri ağrıyordu. Hastaneye götürüldüm. Saçlarım uzundu, küçüktüm sakalım falan yoktu. Beni traş etti, odama girdi beni yere yatırdı, gidip makineyi aldı ve saçımı tamamen traş etti, üç yıl ceza verdi. Evet üç yıl. Üç yıl boyunca evden hiç çıkmadım. Hatta evden bile değil, odamdan hiç çıkmadım, sadece tuvalete gitmeme izin verdi sonra hemen odama dönüyordum. Ürdün’de olsaydık ailemizi utandırdığın için seni öldürüp gömerdim’ diyordu”.

Jamal sosyal hizmet çalışanları olarak farkında olmamız gereken farklı şiddet biçimlerinin altını çiziyor. En yaygın olarak bedende acıyı ya da zararı hedefleyen fiziksel şiddet gelmekte, tokat atmaktan ölüme kadar, ya da tecavüze kadar bunlar fiziksel şiddet. Zihinsel sağlık da korku, rahatsızlık, belirsizlik yaratmak amacıyla şiddetin doğrudan ya da dolaylı amacı olabilir, zorbalık ya da istismar bunun örnekleridir. Psikolojik şiddetin diğer biçimleri tanımamak ya da yanlış tanımak olabilir. Ayrıca birini kendi çıkarları doğrultusunda gerçekliği inşa etmek ve diğer kişinin bütünlüğüne bu doğrultuda saldırmak da bir şiddet biçimidir. Buna sembolik şiddet denir. Son olarak yapısal ya da toplumsal şiddet vardır, insanların gruplara ayrılması, izole edilmeleri, uzaklaştırılmaları ve toplumsal hiyerarşilerin yaratılması için yöneticilerin ya da iktidarın uyguladığı yapısal ve toplumsal şiddet. Bunun örnekleri “namus cinayeti”, homofobik şiddet, “namus” şiddeti ve ayrımcılığı ya da cezalandırıcı yönetmeliklerdir. 

Bu şiddet biçimleri GBTQ erkek çocukların toplumsallaşmaları sırasında kendilerini kötü hissetmelerine neden olur ve zihinsel hastalıklar için bir temel oluşturur. Nasif ergenlik döneminde etrafındaki kişilerarası görüşleri nasıl içselleştirdiğini, gey dostu örgütlerde katılım gösterdiğini ne hissettiğini ve yeni bir toplumsal sermayeyi nasıl kazandığını şöyle anlatıyor:

Nasif: “Geçmişte, sorunun bende olduğunu düşünüyordum. Kalbim mesela bir çocuğu seviyordu ama düşüncelerim bunun yanlış olduğunu söylüyordu. Herkes bunun yanlış olduğunu dile getiriyordu. Ailem yanlış diyordu. Aileme herkes benim yanlış olduğumu söylüyordu –bunun için de ben de sorunun ben olduğunu düşünüyordum-. Belki yanlışım. Ülkemde, örneğin, bir erkeğe sarılamam, öpemem, beni öldürürler. Bunun için yanlışın ben olduğumu düşünüyorlar. Ama buraya gelince benimle aynı şeyleri yaşamış olan geylerle karşılaştım, yavaş yavaş ‘yanlış olmadığımı’ hissetmeye başladım. Çünkü etrafımda benim gibi insanlar var.” 

Toplumsal Sermaye

Toplumsal sermaye olgusu bireysel düzeyde geri dönüt alabilmek amacıyla, hedef odaklı etkinliklerce mobilize edilen ve ulaşılabilir olan toplumsal yapıya ilişik kaynaklarla birlikte, toplumsal ilişkilere yapılan yatırım olarak tanımlanır. (Lin 2008). Ethan’a dönersek başka insanlarla farklı etkinliklerde bir araya gelir ve çeşitli ortamlarla etkileşime girer. Ama Ethan yukarı doğru mücadele ettiğinde, seks işçiliğine odaklanmak ve seks içermeyen etkinliklerdeki arkadaşlarını arkasında bırakmak durumunda kalmaktadır. Seks ticaretinde yer aldığı için bu etkinliklerde insanlarla karşılaşır ve dolayısıyla en çok bu tarz etkinlikler için tavsiye edilmektedir. Diğer yandan, yalnızca çok yakın arkadaşları seks işçiliğini bilmektedir ve ailesine ve başkalarına ve hatta annesine bile açık değildir çünkü etiketlenmekten korkmaktadır. Dolayısıyla onların desteğinden faydalanamamaktadır ve seks işçiliğinin üzerini örtmek büyük bir enerji ve zamana mal olmaktadır, bu da yoğun bir stres kaynağıdır. Deneyimini “toplum”a geri döndürmek konusunda onu kısıtlayan en azından iki faktör vardır; birincisi seks işi “anonymous”tur ve ikincisi toplumun “lanetli cinsellikleri”ne sahip insanları da seks endüstrisi dışında onunla iletişime geçebilir olacaklardır. Gündelik hayatı seks işçiliği etkinlikleri ile sınırlı olduğunda şansı sınırlıdır. Diğer bir deyişle,  yalnızca sınırlı sayıda etkinliğe erişimi vardır ki bunların tümü seks işçiliği ile ilişkilidir. Hayatında bir değişim yaratmak için etiketleyici seks işçiliği etkinlikleri dışındaki diğer etkinliklerde geniş bir insan çeşitliliği ile ilişki geliştirmeli ve bunu düzenli hale getirmelidir. 

Sağlığa Erişimin Engellenmesine Dair Yeni ve Farklı Yaklaşımlar 

Toplumsal hizmetler yardım sağlayabilmek için seks satmakta olan Ethan’a ya da diğer erkek çocuklara ulaşmak konusunda başarısızdır. Ne de yeterli eğitim ya da istihdam melekelerini geliştirebilmek için yardım önerilmiştir. Üstten bakılmalarının temel nedenlerinden bir tanesi toplumsal hizmetler ve kamu sağlığı programlarının erkek seks işçiliğinin ortaya koyduğu karmaşık durumu tanımak istememesidir. Çalışmamın temel bulgusu dış seks işçiliği etkinliği, genelev ve özel iş ile genç adamın içsel deneyim iyeliği (öznelik kapasitesi) arasında karşılıklı bir bağlantı vardır. Dahası seks işçiliği etkinlikleri toplumsalın daha geniş yapısına gömülüdür. Bu durum etkinlikteki eylem ve normları koordine eder ki bunlar erkek seks işçiliğini utanılacak, etiketlendirilecek, görünmez ve kurban olmaya, açık şiddete yol açabilecek bir toplumsal konum olarak ortaya koyar. Öznelik derecesine bağlı olarak, kırılganlıkla baş edebilme kapasitesi ve bilinci değişmiştir. Çalışma, bireylerin kendi hayatlarının sorumluluğunu aldığında sağlıklarına, ekonomik ve toplumsal geleceklerine daha çok özen gösterdiklerini ortaya koymaktadır. 

O zaman ne yapmalı? 

En önemli nokta seks pozitif kimlik gelişimini desteklemektir, aynı zamanda bireyle buluşurken çeşitlilik ve çoğulluk teşvik edilmelidir. Seks temelli ve riskli davranışlar üzerine bireyin iyi temellendirilmiş kararlar alabilmesi için yardımcı olmamız gerekir ki bu seks işçiliğine devam etmek ya da etmemek üzerine kararları da içerir. İnsan hakları perspektifinden bakıldığında tüm ayrımcılık biçimlerine karşı hareket edebilmeliyiz ve bireyin hayatına dair bütüncül bir bakış açımız olmalıdır. Bunu yapabilmek için de hayatlarında olmak ve ne söylediklerini dinlemek gerekir. 

 

Knutagård H. (2003) Introduktion till Verksamhetsteori. [Introduction to Activity Theory] Lund:

         Studentlitteratur.

Knutagård, H. (2016) To do or not do, that is the question: A male sex worker’s perspective.

         International Public Health Journal 2016;8(2).

Knutagård, H. (2021) Där, här och mittemellan – några migrerade hbt-mäns röster om sexuell

utsatthet. In: Pernilla Ouis (red.) Sexualitet och migration i välfärdsarbetet. Lund: Studentlitteratur.

Lin N. (2008) Building a Network Theory of Social Capital. In: Lin N, Cook K, Burt RS. Social 

         Capital, Theory and Research. New Brunswich, London: Aldine Transaction.

 

*Bu yazı, Avrupa Birliği'nin desteklediği Eşit Haklar için Savunuculuğu Güçlendirme Projesi kapsamında hazırlanmıştır. Bu durum, yazının içeriğinin AB'nin resmi görüşünü yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, yaşam, çalışma hayatı, sosyal hizmet, dünyadan
Telegram