23/09/2020 | Yazar: Gözde Demirbilek

bundan 6 yıl önce cıvır ve öfkeli bir biseksüelken, öfkemi tam olarak nereye akıtacağımı bilememenin de etkisiyle olmalı, kafasının karışıklığı (inceyi aldınız) anlatısına vurmuş bir yazı yazdım bu siteye. girelim VTR’ye: “yıkılamayan görünmezlik: biseksüellik”

görünmezliği yıkamadık ama bazı yollar aştık: bi+ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Gözde Demirbilek | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Gözde Demirbilek

bundan 6 yıl önce cıvır ve öfkeli bir biseksüelken, öfkemi tam olarak nereye akıtacağımı bilememenin de etkisiyle olmalı, kafasının karışıklığı (inceyi aldınız) anlatısına vurmuş bir yazı yazdım bu siteye. girelim VTR’ye: “yıkılamayan görünmezlik: biseksüellik

23 eylül bi+seksüel görünürlük günü şerefine girdim yazımı yeniden okudum, öncelikle şunu söylemek isterim: helal olsun 19 yaşındaki halime. sen kalk, bu bi+ görünürlüğü fukarası topraklarda çaresizlikten bir anda patlar gibi oradan oraya atlaya atlaya derdini yarım yamalak anlatmaya çalış ama sonunda “canım hareketim” deyip son bi can havliyle “bu görünmezlik bizim eksikliğimiz ve azıcık özen gösterirsek telafisi hiç de imkansız bir yerde durmuyor” de. helal olsun ablagirl, vazgeçmedin. sana 2020’den seslenirken şunu söyleyebilmeyi çok isterdim: “ay aşkım, hiç imkansız değilmiş gerçekten. bifobi yuvarlandı afişe oldu, o demode monoseksizm tarih oldu birtanem. yaşa!”

dediğim gibi o zamanlar cıvır ve öfkeli bir biseksüeldim. bifobik bir lezbiyen gördüm mü betim benzim atar, duyduklarım karşısında hiçbir şey diyemez; gecesine kudururdum öfkeden uyuyana kadar içimden tartışa tartışa. heterolar zaten hetero oraya hiç girmiyorum kusura bakmayın, o dönemin hakim gey personalarından biri desen almış eline kadın düşmanlığı sazını pasif&pasif denk gelişler için “ay lezbiyen seksi mi yapcaz lubunya, iğrenç, gahgahgah” gibi laflar dolaştırıyo orada burada. çıldırırsın yani. aynı persona, lezbiyen aşağılamaktan biseksüel boklama sürümüne henüz geçememişti belki de (daha korkuncu biseksüel diye bi şey olduğuna inanmıyor olabilirlerdi). bu mide bulandırıcı “şakalar” karşısında lezbiyen cephede çarpışmaktan dönerken bi de bifobik lezbiyenlerle papaz olunca ufukta “biz de birlikte mücadele ediyoruz, ne güzel be” hissi pek gözükmüyordu açıkçası, sıkışmış ve çaresiz hissetmem bundandı. yine de sevgili okurum, sen istersen başka bir şey diyebilirsin buna ama umut vardı (he vardı).

nitekim olmasını umut ettiğim ve “özen” dediğim o mücadelenin ilk ayağının bu dertlerimi biseksüellerle konuşmak olduğunu geç de olsa fark ettim. ne bileyim alıkmışım herhalde, ben her şeyi birlikte konuşuruz sanıyordum ama yolun en başında geylerden sahnede görünme fırsatı bulamamış lezbiyenlerin de arkasında bir başına kendini yırtmanın hiçbir manası yoktu. paparanın büyüğünü kendini daha yakın hissettiğin bi sosyal çevreye yedirmeye kalkınca naşıngen yaşanma ihtimali çok yüksek oluyordu. zaten sosyal dışlanma korkusu birebir tartışma yerine yukarıda da ağlanarak bahsettiğim gibi “o öyle deyince ben niye ağzımı açamadım be şöyle deseydim ya” gibi manasız uykusuzluklara sebebiyet veriyordu. neyse, konumuza geri dönelim yoksa ben "lezbiyenler kalbimi kırdı ama ben onları çok seviyodum :(" muhabbetini 850 sayfa yaparım, bilen bilir. uzun lafın kısası, 6 sene önce yazdığım bu yazı bana bağrı yanık dostlar a.k.a biseksüeller kapısını araladı. benim gibi patlamak üzere olan arkadaşlarımdan gelen (sanıyorum bu sebeple “kız ne karmaşık anlatmışın” bile demeden kibarca yazılmış) “yazını okudum, yalnız değilsin BU ZULÜMDÜR” minvalindeki mesajlarını kendime sarılarak okudum. şakasız. ay çok karanlık.

şimdi bakınca diyorum ki iyi ki aralamış ama mutlu son çabuk gelmez tabii ki. o kapı benim için aralanır aralanmaz dış mihraklar sağ olsun birkaç posta da kendi aramızda girdik birbirimize “biseksüel mi daha kapsayıcı acaba yoksaaa panseksüel mi?” diye. sayın okur (burada biraz ciddileşeceğim) bu yazıyı okurken kafan karışmasın diye şu bilgiyi sana vermem gerekir: o zamanlar biseksüel ve panseksüel ayrımı oldukça transfobik ve ikili cinsiyetçi bir yerden geliyordu. biseksüelin tanımı bize “kadın ve erkeklerden hoşlanır” derken panseksüelinki “herkesten hoşlanır, ayırt etmez” diyordu. bugün şunu söylemekte çok haklısın: “evet, panseksüel daha kapsayıcıymış”. ancak bilmelisin ki, monoseksizm iktidarında (yükseliyorum hazırsan) “ya sen neden sadece evet sadece bir cinsiyetten hoşlanıyosun anlat bakalım” sorusu hiç gündem olmamışken konunun öznesi olmayan kişiler kapsayıcılık tartışırsa, ben orada derim ki “bi saniye canım, burada bi enayilik dönüyor”.

nitekim dönen enayiliğin farkına şöyle bir süreçle vardık: biseksüel ve panseksüel ayrımı yapılırken “kadın” ve “erkek” dendiğinde cismerkezci düşünülerek; biseksüellerin sadece cis (natrans) kadın ve erkeklerle ilişkilendiği gibi bir algının hakim olduğunu (utanıyorum bunu yazarken) gördük. yazının burasına kadar geldiysen bu algının ne kadar transfobik olduğunu anlatmama bile gerek yok diyor ve geçiyorum, bu cepte. sonra, yapılan tanımın yine sadece “kadın” ve “erkek” üzerinden gitmesinin ne kadar ikili cinsiyetçi olduğunu konuşuldu “bu tanıma bi revize artık kardeşim” dendi ve kollar sıvandı. bugün artık yaygın kullanım hâline gelen “biseksüel: birden fazla cinsiyete duygusal ve/ya cinsel çekim duyan kişi” tanımı da bu tartışmalar sayesinde geliştirildi. çok şükür kimseye, hele ki konunun öznesiymiş gibi car car konuşan cingöz monoseksüellere, kapsayıcılık borcumuz olmadığı gibi meselemiz zaten arzuyu “kapsayıcılık” üzerinden tartışmak değil transfobi üretebilecek, aynı zamanda yaldır yaldır ikili cinsiyetçi ifadelerin yolunu kesmek olmalıydı. kapsayıcılık meselesini çok tersi bi yerden alıp, orada burada “nalaka translardan hoşlanmak zorunda mıyız” diyen birini görürsen (ki bu denyoları görmen mümkün) ve aklına yatar gibi olursa (olmamalı, dön o yoldan) tam da böyle bi tartışma esnasında bitopya’nın yaptığı “transfobiyi gerekçelendiren tahakküm yapılarıyla yüzleşmeliyiz” açıklamasını okuyabilirsin. yazıldı bunlar hep çünkü o yetmezse ben de söyleyeyim: hayır hayatım o bir yönelim olamaz çünkü o buz gibi transfobi. 

bundan sonrasında hem birlikte attığımız hem de birbirimizi desteklediğimiz güzel adımlar oldu: “bi+seksüeller burada” broşürü, türkiye’nin ilk bi+ onur haftası etkinlikleri, görünürlük haftasında düzenlenen bi+ forum etkinlikleri ve bitopya’nın kuruluşunun yanında blocklarla biten sayısız sosyal medya tartışmasında en önde bayrak sallamalar gibi yırtıklıklara da girdik. onlara bilahare değinirim seneye de yazacak konumuz kalsın diyorum ve sona geliyorum:

ben 6 yıl sonra bugün non-binary bir biseksüel olarak (rak rak rak), kendimi bi+seksüel görünürlük günü'nde monoseksizm zindanlarında yalnız hissetmiyorsam (abart canım hakkındır); açıkçası bu bir şekilde yolunu bulup bir yerlerde bir araya gelip cinsiyetin bin yayla oluşunu (herhaldeee), birden fazla cinsiyet derken o arzunun içinde söz gelimi erkeklerin gayet de olmayabileceğini (sürprizzz), kararsızsak doyumsuzsak bunun sadece bizi ilgilendirdiğini konuşan ve konuşturan bi+ dostlarım sayesindedir. birbirimizi bulunca, yolumuza bakıp bifobi kimden gelirse gelsin bağrımıza taş basar sözümüzü söyler olduk.  bize canım, bize helal olsun. iyi ki varız. görünürlüğümüz kutlu olsun!

ve evet sen, o kapı senin için henüz aralanmadıysa benim minik lubunyam (sana “sen de lubunya mısın hetero ayrıcalıklı biseksüel” diyenler olacaktır, bunlara sakın kulak asmıyosun): umarım bu yazıyla kapın biraz olsun aralanmıştır. ha eğer aralanmadıysa, sen de karala bir şeyler başka kapıları arala. biz böyle gördük. akışta kal, bye bye.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: yaşam
Nefret