24/08/2010 | Yazar: Burika Tutu

Hayat bize mutlu olma şansı vermedi. Hep başkalarını mutlu etmek için, üçüncü şahıslar için var etti. İkinci şahıslar ise hep yanımızdaydı, bizle beraberdi.

Hayat bize mutlu olma şansı vermedi. Hep başkalarını mutlu etmek için, üçüncü şahıslar için var etti. İkinci şahıslar ise hep yanımızdaydı, bizle beraberdi. Birinci şahıslar ise hiç olmadı. Demek ki her zaman birinci demek, birinci olmak; güzel, mutlu olmak anlamına gelmezmiş.
Hiç bir zaman baş aktör olamadık. Çünkü biz üçüncü şahıslar içindik…
 
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi. Hüzünle doğurdu bizi hayat, bin bir sancıyla. Pişmanlıklarla yoğurdu, bin bir acıyla. Lokmalarımızı kursağımızda bıraktı. Yedimiz ekmeği, içtiğimiz suyu haram etti. Bazen neşe de verdi. Nerede gökyüzünde uçurtma görsek, nerede salıncakta sallanan çocuk görsek neşelendirirdi, ama tüm parklar dolsa bile hep içimizdeki bir salıncak boş kalırdı. Nerde zil zurna bir sarhoşun namelerini duysak gülümserdik mutlulukla. Hiç mutlu olunmayacak sahnelerde mutlu olurduk; Çünkü hayat, bize mutlu olmak için bunları verdi. Bu malzemelerden başka bir şey de çıkamadı. Köleydik biz, başkaları için vardık. Çünkü hayat bize mutlu olma şansı vermedi. İsyanlar ettik, içimizde kaldı, kimse duymasın diye ağlarken çenemizi kilitledik. Tek kişiydik, ama başkaları içindik. Hep üçüncü şahıslar içindik Hiç olmaya, yok sayılmaya mahkumduk. Çünkü tanrının boş verdiği yerlerde, hiç umursanmadan dünyaya geldik. Kuklaydık, elimizi kolumuzu kaldırırdı, onun iplerine bağlıydık. “Git” derse arkamıza bakmadan giderken hiç şunu sormadık: Neden hayat bize mutlu olma şansı vermedi? Çünkü biz üçüncü şahıslar içindik, ikinciler hep yanımızdaydı.
 
Birinciler ise sonsuza dek olmayacak baş aktörlüğe sonsuza dek olan özlemimiz gibi...


Etiketler: yaşam
nefret