29/07/2010 | Yazar: Burika Tutu

Şenol Erdoğan'la pek öyle bir konuşmam geçmemiştir. Toplum Düşman'ı sergisinde öle ayaküstü bir muhabbet etmiştim o kadar.

Şenol Erdoğan'la pek öyle bir konuşmam geçmemiştir. Toplum Düşman'ı sergisinde öle ayaküstü bir muhabbet etmiştim o kadar.
 
Gerçi bunun pek bir önemi yok. Eylem deyince herhalde aklıma ilk gelen oluşumlardan biri 6.45dir. Şenol Erdoğan 53 yıl sonra Allen'in sesini üflemekten öte bir şeyler yapıyor. En azından bağırmaktan çağırmaktan ve küfür etmekten öteye gidiyor ve tarihin orta bahçesine s.çıyor. Zaman tanımaksızın.
 
En azında 53 yılın içersindeki bir bahçeden öte. Kutsal dirilişin, kutsal direnişin son peygamberi de diyebiliriz. 4 tanrı'nın acılarını belki de baş kaldırışlarını üstelenen bu belgesel kesinlikle izlenmeli.
 
Konformist bir hayatı reddeden bir grubun yaptıkları, nasıl beslendiklerinden tutun da ülke ve dünyanın sosyo-politik olaylarına kadar derinleşen ve hatta gizliden içinde şark kültürü barındıran bir doğu merakı da diyebiliriz buna.
 
Az her zaman çoktur, elbette 6.45'in yaptıklarının bir derinine inmeyen insan “bu kafayı hangi kimyasallarla yaşıyorlar” veyahut “neyin kafasına bunlara inanıyorlar, saçmalık” diyebilir ama en azından konuyu anlarsan -ki anlarsan onu benimseyip yaşamış olursun- bir direnişin adı bu olur sanırım.
 
Kaldı ki Türkiye’nin en anarşist eylemlerinden birini yapıp belki de çağlar uzağında bir dergi çıkartıyorlar. Undergroundpoetix! Bin bir zorluğa ve bir b.ku kavrayamayan mahluklara rağmen -işin özü okullarda okutulan bir kaç kitap dışında eline bol pornografik dergi alan şahıslara rağmen- direniyor.
 
Sanırsam bazen de içimdeki ölü ruhu dirilişe getiren bu.
Her şeye rağmen ne milyonlarca okuyucu kitlesi ne Türkiye’de popüler olmak istiyor. Bir avuç insanla da yaşayabilecek biri ta ki uluduğu sürece.

Şenol'a saygılarla,
Howl! Uluma Belgeseli İçin: http://vimeo.com/13680594
Şenol Erdoğan ile yapılmış röportaj: http://www.ozgurroman.com/roportaj.aspx?yid=6
 

Etiketler: kültür sanat
nefret