13/06/2012 | Yazar: Rahmi Öğdül

İktidar kendini meşrulaştırmak için kendi yarattığı insan doğasının kötü olduğu mitine sığınıyor. Yasalarıyla bu doğaya biçim vermek, yasalara göre işleyen bedenler inşa etmek için kollarını sıvamış durumda

İktidar kendini meşrulaştırmak için kendi yarattığı insan doğasının kötü olduğu mitine sığınıyor. Yasalarıyla bu doğaya biçim vermek, yasalara göre işleyen bedenler inşa etmek için kollarını sıvamış durumda

Bir taş bloğunun içinde potansiyel bir imge olduğunu duyumsar Michelangelo; bu imgeyi serbest bırakmanın ya da açığa çıkarmanın tek yolu kendi zihnindeki imgeden, düşünceden yararlanmak olduğunu farkındadır. Taş bloğun içindeki imgeyi serbest bırakacak zihnindeki bu imge, concetto’dur; İngilizce’deki tam olarak karşılığı ‘conceit’tir bu sözcüğün, yani düşünce, ama egoist içerimleri olan, işin içine kibrin de karıştığı bir düşünce. İktidarın bakışıyla çok şey paylaşıyor bu yaklaşım. İktidar da kitleye baktığında, kafasının içindeki imgeyle kitle içindeki imgeyi örtüştürüyor ve bu imgeyi açığa çıkarmak için tüm şiddetiyle yontma eylemine girişiyor. Kendi zihnindeki imgeye göre biçimlendirmeye çalışıyor kitleyi.

İKTİDARIN, YERYÜZÜNÜ KENDİ İMGESİNE GÖRE YARATMA GİRİŞİMİ
1933’de Kladderadatsch adlı Nazi dergisinde yayınlanan bir propaganda karikatürü bir heykeltıraş olarak iktidarın konumunu çok iyi özetliyor. Stereotipleştirilmiş Yahudi özellikleri taşıyan bir heykeltıraş kargaşa halinde gösterdiği bir sürü figürden oluşan bir heykelin önünde durmaktadır. Sonra sahneye Hitler girer ve bu çatışma, kargaşa halindeki kilden figürleri tek bir yumrukla ezer ve kil kitlesinde kendi concetto’suna denk düşen bir heykel yapmaya girişir. Ortaya çıkan heykel kaslı, ideal bir bedene sahip erkek heykelidir. Karikatürün altında “Almanya’nın Heykeltıraşı” yazmaktadır. İktidar, tek tek bedenlerden başlayarak yeryüzünü kendi imgesine göre yaratmaya girişiyor.

İnsan doğasının kötü olduğunu, ancak bu doğanın yasaların çekiç ve keskisiyle biçimlendirilmesi gerektiğine inanıyor iktidar. Modern zamanlarda hapishane, okul, kışla, hastane gibi kapatma kurumlarında tek tek bedenleri yontmakla başladı önce işe; sonra bir tür olarak insan nüfusuna yöneltti çalışmasını; doğum süreçlerini kontrol ederek zihnindeki neo-liberal imgeyi çıkarmaya çalışıyor kitleden. Biyo-politikanın imgesini yaratmaya girişiyor.

ÖFKENİN TEMSİLİ
Geçen haftaki yazımda ham bir kütleyi biçimlendirme araçları olarak marangoz rendesinin, gönyenin ve cetvelin nasıl da iktidarın vazgeçilmez araçları olduğundan söz etmiştim. 14. yüzyılda yaşamış sanatçı Ambrogio Lorenzetti’nin iyi ve kötü yönetimi tasvir ettiği freskolarında kocaman bir marangoz rendesinin üzerinde concordia (uyum) yazıyordu ve sanatçı resmin retorik dilini kullanarak, uyumlu bir toplumun ancak tüm farklılıklarından arındırılmış, pürüzleri giderilmiş bireylerden oluşacağına ikna etmeye çalışıyordu bizleri. Marangozun rendesinden ya da yasaların çekiç ve keskisinden kaçan bireyler, isyan eden bireyler ise sanatçımızın kötü yönetim başlığını taşıyan freskosunda çirkin, melez bir yaratık olarak tasvir edilmiş. Bu siyah, melez yaratık ‘furor’u, yani öfkeyi temsil ediyor. Yasalara karşı gelen, binaları taşlayan öfkeli kalabalığı temsil eden bu yaratık elinde taş tutuyor. O dönemde de isyan eden bireyler kentin binalarını taşlıyorlarmış.

İKTİDAR YASALARI
İktidar baktığında mükemmel, pürüzsüz, yasalara göre biçimlendirilmiş, yasalara itaat eden kanonik bedenler görmek istiyor ve zihnindeki bu imgeyi kütlenin içinden çıkarmak için yasaların şiddetini kullanıyor. Nazi dergisinde yayınlanan Hitler karikatürü ile 14. yüzyılda yapılmış freskolar arasında benzerlikler görüyoruz bu bakımdan. Yasalara, sayıların uyumuna göre inşa edilmiş, pürüzlerinden arındırılmış bedenlerden oluşan bir toplum imgesini paylaşıyor her ikisi de. İktidarın biçimlendirici eli olmasaydı birbirleriyle çatışacak, her yeri yakıp yıkacak bir toplum imgesini. Bu Hobbes’çu toplum tahayyülünün, batının insan doğasına dair en büyük yanılsaması olduğunu belirtiyor Marshal Sahlins, ‘Batı’nın İnsan Doğası Yanılsaması’ adlı kitabında (bgst Yayınları). Lorenzetti’nin freskosundaki siyah, melez yaratık tam da yasaların çekicinden ve keskisinden ya da marangozun rendesinden kaçan insanın hayvani yönüne işaret ediyor ya da karikatürdeki Yahudi heykeltıraşın heykeli yine iktidarın yasalarından kaçan kargaşa halindeki insan doğasına vurgu yapıyor.

İktidar kendini meşrulaştırmak için kendi yarattığı insan doğasının kötü olduğu mitine sığınıyor. Yasalarıyla bu doğaya biçim vermek, yasalara göre işleyen bedenler inşa etmek için kollarını sıvamış durumda. İnsanları balmumu kitlesi gibi görmek gibi bir yanılgının içine düşüyor ister istemez. İstediği gibi biçimlendireceği bedenlerden oluşan bir balmumu heykel müzesi açmak istiyor topraklarında.

Etiketler: kültür sanat