27/06/2022 | Yazar: Aslı Alpar

İktidar şimdi hepimizi aynı sokağa sıkıştırdı. Bu sokak dün Beyoğlu’ndaydı, Fetihtepe’deydi, Fırat Nehri kıyısındaydı, Alsancak’taydı bugün Vatan Emniyet’in önünde yarın nerede bilemiyoruz.

İşte bizim hayatımız: Sokaklar yasak, iş yerleri olay mahalli, evler yıkık, nehirler zehirli, ormanlar yangın yeri! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Şehlem Kaçar / csgorselarsiv.org

Dün, yirminci defa gerçekleşen İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde 361 kişi gözaltına alındı. Bu yazının yazıldığı saatlerde (27 Haziran sabahı, 10 suları) henüz tamamının serbest bırakıldığı aktivistler gece boyunca polisin çeşitli işkencesine maruz kaldı. Bir avuç avukat, gözaltına alınan arkadaşlarımızın tutulduğu Vatan Emniyet’in önünde yalnızdı.

İstanbul’da polisin parklardan, sokaklardan lubunyaları seçe seçe gözaltına aldığı dün aynı saatlerde Erzincan'da Fırat Nehri ve üzerindeki İliç Barajı'na usul usul siyanür sızıyordu.

Anagold Madencilik’in “20 ton değil canım, 8 kilo kadarcık” diye bahsettiği siyanür başka bir kenti de aynı saatlerde zehirliyordu; Manisa Muradiye Orta Ölçekli Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren 3 fabrika tarım sulama kanalına siyanür bıraktı!

Yine aynı saatlerde İzmir’de polis, bu yıl onuncusu gerçekleşen İzmir LGBTİ+ Onur Yürüyüşü yapılmasın diye Alsancak’ın sokaklarını kapattı, 12 arkadaşımızı işkenceyle gözaltına aldı.

Türkiye’de yine dün aynı saatlerde İstanbul, Okmeydanı Fetihtepe’de rantsal dönüşüm nedeniyle içlerinde otururken yanlarındaki evlerin yıkıldığı, doğalgaz ve elektriğin verilmediği mahallede yaşayanlar yürüyüş düzenledi. 14 yaşında bir çocuk polis tarafından ters kelepçeyle gözaltına alındı.

Dün aynı saatlerde…

Türkiye’de dün aynı saatlerde neler olmuş diye basit bir Twitter araması yaptığınızda; hastanelerin yenidoğan ünitesinde bebek bezi alamayan ailelere bebek bezi desteği için ilanlar açıldığını, katledilen sokak hayvanlarının videolarını, artan mülteci düşmanlığını, temel gıda ürünlerini alamayan insanların yakınmalarını, 5 Ocak 2020'den beri kayıp olan Gülistan Doku için süren eylemleri, İstanbul’un kalan ormanlarının talanını… daha nice felaket haberini görürsünüz.

Adını koyalım; ağır bir ekonomik kriz altında yüzlerce toplumsal kriz ve tüm destek mekanizmalarının etkisiz hale getirildiği, sadece kolluğun zor gücünün etkin olduğu, halen yürürlükte olan bir Anayasa’nın fiilen hiçbir geçerliliğinin kalmadığı bir ülke burası.  

İktidar, adaletsizlik ve şiddetle defalarca sınadı ve şimdi hepimizi aynı köşeye sıkıştırdı. Lubunyalar, göçmenler, yoksullar, kadınlar, çocuklar, hayvanlar; buradan gidemeyecek milyonlarca canlı, biz sıkıştırdıkları aynı sokaktayız. Bu sokak dün Beyoğlu’ndaydı, Fetihtepe’deydi, Alsancak’taydı bugün Vatan Emniyet’in önünde yarın nerede bilemiyoruz ama o sokak her neredeyse hepimiz o sokaktayız.

İktidarın cinsiyetçi ya da homofobik açıklamaları için “gündem değiştiriyorlar” açıklamalarının uzun süredir bu sokakta bir geçerliliği yok. Gündemin kendisi bu sokakta kadın, LGBTİ+, işçi, hayvan, mülteci, doğa düşmanlığı.

Bizi bu sokağa sıkıştıran kolluğun arkasında hepimizin emeğine el koyan üç-beş şirket, tüm yönetim aygıtlarını sermayenin çıkarına doğrultmuş bir iktidar ve o iktidarın beslediği, bir inancı siyasetlerine, çıkarlarına alet etmiş nefret dolu gruplar var.  

Biz bu sokaktayız; bir araya gelmenin bir yöntemini yirmi yıldır bulamayanlar olarak aslında hepimiz bu sokakta bir aradayız.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

 


Etiketler: insan hakları
Dijital