06/12/2021 | Yazar: Ege Tekinbaş

1 Aralık Dünya AIDS Günü’nden 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne eşitlik yazılarıyla karşınızdayız. Ege Tekinbaş, #eşitlikiçin iyi uygulama örnekleri üzerinden yerel yönetimler ve LGBTİ+ politikalarını yazdı.

İyi uygulama örnekleri üzerinden yerel yönetimler ve LGBTİ+ politikaları Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Giriş

Yerel yönetimlerle ilgili çalışma yapanların en sıklıkla karşılaştığı cümle: “Yerel yönetimler halka en yakın yönetim birimidir” yargısıdır belki de. Bu cümle doğrudan olmasa da yerel yönetimlerin o yönetim biriminde yaşayan halkı tanıdığı, onlarla doğrudan bir iletişim ve ilişkilenme içinde olduğu ön kabulünü de içerir. Oysa gerçek her zaman bu ön kabul ile uyumlu olmayabilir. Yerel yönetimler, her ne kadar günümüzde hizmet verdikleri toplulukların farklı kimliklerin bir arada yaşaması ile inşa olduğunu anlamaya ve bu yönde hizmet ve politika geliştirmeye başlamış olsa da LGBTİ+lar[1] özellikle muhafazakâr ülkelerde bu dönüşümden en az fayda gören grupların başında gelmektedir[2]. 2019 Yılında Polonya’da başlayan ve onlarca yerel yönetim tarafından benimsenen “LGBTİ+ karşıtı tutum belgeleri” bu dışlayıcı ve ayrımcı yaklaşımın belki de en somut örneğidir[3]. Buna karşın son on yılda LGBTİ+ kişi ve grupların politika oluşturma, uygulama ve geri bildirim süreçlerine eşit paydaşlar olarak katılımına yönelik yükümlülüklerini açıkça tanıyan, bu yükümlülüklerin insan hakları ve temel özgürlüklere yönelik bağlılığın bir parçası olduğundan hareketle özel politikalar geliştiren yerel yönetimlerin sayısı da azımsanamayacak kadar fazladır. Bu yazı, söz konusu iyi örnekler ve uygulama araçları üzerinden başarılı politika ve yöntemleri sıralayarak benzer çalışmalar gerçekleştirmek isteyen yerel yönetimlere destek olmayı amaçlamaktadır.

UNESCO Kanada Komisyonu – LGBTQ2+[4] İçermesi için Uygulama Araçları[5]:

Kanada Kapsayıcı Belediyeler Koalisyonu[6] tarafından Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) için hazırlanan bu rehber Birleşmiş Milletler’in insan hakları ve temel özgürlüklere yönelik sözleşmelerine ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına dayanarak hazırlanmıştır ve Kanada’daki iyi uygulama örneklerini temel almaktadır.

Rehber, kapsayıcı politikaların yerel yönetimler için yaratacağı faydaları 4 temel başlıkta gruplamaktadır:

1.Rehber, LGBTQ2+’lara yönelik kapsayıcı politika üretmek ve uygulamak için harekete geçmek isteyen belediyelerin yapabilecekleri temel çalışmaları şu şekilde gruplamıştır:

  • Kentte yaşayanlara yönelik destek hizmetleri
  • Çalışanlara yönelik destek programları
  • İşyeri kültüründe dönüşüm
  • İşe alım pratiklerinde dönüşüm
  • Kentte yaşayanların güvenliğine yönelik programlar
  • Kapsayıcı kentsel altyapı
  • Topluluk programları
  • Kent halkına yönelik danışma ve katılımcı programlar

Rehber, bu konuda çalışma yapan yerel yönetimlere kavramsal çerçeveye yönelik temel bilgileri sağlamakta ve “kesişimsellik” ilkesini temeline almaktadır. Böylece, yerel yönetimlere cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin kesiştiği başka kimlikler (örneğin göçmenlik, etnik kimlik, yaş, anadil, yoksulluk gibi) ile oluşabilecek farklı ayrımcılıkların farkında olmaları tavsiyesi verilmektedir[7].

Rehber, LGBTQ2+ kişi ve grupların yaşadıkları yaygın ayrımcılıklar ve zorluklar üzerinden 7 temel müdahale alanı belirlemiş ve bu alanlarda Kanada içerisinden iyi örneklere yer vererek öneriler geliştirmiştir:

İletişim ve Katılım: Belediyeler, yerel yönetimlerin sınırı içinde yaşayan herkesle eşit iletişim kurabilmeli ve iletişimde kullandığı dil ve araçlar açısından kapsayıcı olmalıdır. Doğru ve kapsayıcı veri toplama da bu açıdan ele alınmalıdır. Belediyeler, veri toplarken cinsel yönelimler ve cinsiyet kimlikleri açısından sınırlayıcı ifadelerden kaçınmalı, kişilerin kendi cinsiyet kimliklerini ifade edebilecekleri seçenekleri sağlamalıdırlar.

Hamilton Belediyesi (Ontario Eyaleti) LGBTQ2+ Danışma Komitesi şehirdeki içerme ve katılım çalışmalarını değerlendirmekte ve bu çalışmalara yön vermektedir. Pandemi ile beraber Komite toplantıları çevrimiçi (online) yapılmakta olup bu toplantılar Youtube üzerinden yayınlanmaktadır.

Suç ve Kolluk: LGBTQ2+’ların günlük yaşamda, iş hayatında, sosyal ilişkilerde, kamusal alanlarda, okullarda ve adalet sistemi içerisinde sistemli ayrımcılığa uğramalarından ve yaygın biçimde şiddet içeren eylemlerin hedefi olmalarından hareketle rehber, yerel yönetimlere LGBT2Q+’lara yönelik suçlar konusunda kollukla işbirliği halinde olmalarını, toplum temelli çalışmalarla söz konusu şiddete yönelik farkındalık yaratmalarını ve hayatta kalanlara yönelik destek mekanizmaları geliştirmelerini önermektedir. Kolluk kuvvetlerinin ayrımcı uygulamalar konusunda yetkin olmadığı hallerde yerel yönetimler hayatta kalanların kolluğa erişiminde ya da kentte güvenli alanlar yaratılmasında kolaylaştırıcı bir rol oynayarak ek mağduriyetler yaşanmasının önlenmesinde etkin olabilirler.

Vancouver Polis Departmanı Vancouver Belediyesi ile işbirliği içerisinde translara yönelik ilk temas politikası geliştirmiştir. Bu politika dil ve davranıştan kaynaklı ayrımcılığın önüne geçmeyi ve güven ortamı tesis etmeyi hedeflemektedir.

İnsan Kaynakları: LGBTQ2+’ların işe alımda ve yükselmede yaşadıkları ayrımcılıkla mücadelede belediyeler işe alım süreçlerini gözden geçirmeli, görünür ve gizli ayrımcılık içerebilecek süreç ve pratikleri düzeltmelidirler. Bu kapsamda kişilerin kendi cinsiyet kimliklerini ifade özgürlüğü sağlanmalı bu yöndeki beyanlar esas alınmalıdır. Cinsiyet doğrulama ameliyatı ya da benzer tıbbi gereksinimler için çalışanların izin kullanması sağlanmalıdır. Çalışanlara yönelik cinsiyetçi dil ve tutumlara yönelik dönüştürücü eğitimler ve atölye çalışmaları belediyelere tavsiye edilen eylemler arasındadır.

Winnipeg Belediyesi – İşte Onur (Pride at Work): Winnipeg Belediyesi İşte Onur girişiminin üyesi olup bu kapsamda LGBT2Q+ çalışanlarına yönelik güvencelerini kurumsal bir taahhüt haline getirmiştir.


Gençlik Çalışmaları: LGBTQ2+ gençlerin okul ve aile yaşamında ayrımcılıkla karşılaşma riskleri ve risklerin yüksek maliyetli sonuçları sebebi ile belediyeler, gençlere yönelik farkındalık yaratma çalışmaları yapmalı, zihinsel dönüşümü teşvik etmeli, koruyucu ve destekleyici toplum temelli programlar sağlamalı ve LTBT2Q+ gençleri karar süreçlerine dahil etmelidirler. Belediyelerin düzenledikleri kaynaştırıcı gençlik çalışmaları içinde farkındalık yaratmaya yönelik kaynaştırıcı çalışmalar dahil edilmelidir.

Trans Gençler İçin Eylem Planı – Toronto Belediyesi: Toronto Belediyesi trans gençleri desteklemeye yönelik çalışmalarını yönlendirebilmek amacı ile katılımcı bir eylem planı hazırlamıştır.

Yaşlılara Yönelik Çalışmalar: Yaşlı LGBT2Q+’lar, kesişimsellik açısından yaklaşıldığında en çok ayrımcılık yaşayan grupların başında gelmektedir. Bu ihtiyaçtan hareketle rehber, belediyelere bu alanda çalışan sivil toplum örgütlerini destekleyerek ve kendi yaşlı bakım ve destek hizmetlerini kapsayıcılık açısından güçlendirerek çalışmalar yapmalarını önermektedir.

Yaşlı LGBTQ – 519 Programı: 519 isimli Toronto Belediyesi destekli program yaşlı LGBTQ’lara kitap kulübü, rekreasyon odaklı aktiviteler, kültürel etkinlikler ve özelleşmiş onur haftası etkinlikleri sağlamaktadır. Aynı programın göçmen LGBTQ’lar için yerleşim desteği programları ya da farklı ihtiyaç sahibi LGBTQ’lar için barınma ve yasal destek programları gibi çok sayıda özelleşmiş farklı destek programları da bulunmaktadır.

Altyapı ve Rekreasyon: Kentsel altyapının LGBTQ2+’ların ihtiyaçlarına cevap vermesi beklenir. Bu kapsamda kamusal alanlarda yer alan tuvaletlerin, kıyafet değiştirme alanlarının, spor alanlarının ya da benzer ortak alanların özellikle trans ve “non-binary” kişiler için güvenli ve erişilebilir hale getirilmesi gerekir. Ayrıca, bu alanlarda görevli personelin ayrımcılık, homofobi, trans dışlayıcılık gibi konularda eğitilmesi önerilir.

Trans ve tüm cinsiyet kimliklerine yönelik kapsayıcı parklar ve rekreasyon alanları – Vancouver Belediyesi: Belediyenin Parklar Birimi altında oluşturulan bir çalışma grubu parklar ve yüzme havuzlarında trans ve tüm cinsiyet kimliklerine yönelik özel programlar geliştirmiş ve kullanıcı deneyimlerini düzenli kayıt altına alarak ayrımcılık yaşanan noktalara müdahalelerde bulunmuştur.

Sağlık: Sağlık hizmetlerinin doğrudan belediyeler tarafından verilmediği durumlarda, belediyeler, sağlık hizmetlerine yönelik savunuculuk yapabilir, bu hizmetlere erişim güçlüğü yaşayan LGBTQ2+’lara erişime yönelik aracılık sağlayabilir, sağlık hizmet sağlayıcılarına yönelik ayrımcılık ve ötekileştirme ile mücadele eğitimleri ya da grup terapileri, sosyal hizmet uzmanı desteği gibi psikolojik destek programları sunabilir.

Ontario Gökkuşağı Sağlık Programı: Merkezi ve yerel yönetimlerin desteği ile yürütülen bu program LGBTQ2+’lara ve ailelerine yönelik sağlık eğitimleri ve sağlık hizmetlerine erişimde bilgi ve destek sağlamaktadır.

Büyükşehir Belediyelerinin LGBTİ Politikalarında Kesişimsellik Projesi ve Rehber Kitabı[8]

Dünya Büyükşehir Belediyeleri Birliği (Metropolis) tarafından geliştirilen bu kapsayıcı rehber kitap Montevideo (Uruguay), Barselona (İspanya), Berlin (Almanya), Buenos Aires (Arjantin), Meksiko (Meksika) ve Medellín (Kolombiya) şehirlerinde başlayan ve daha sonra başka büyükşehirlerin de katılımı ile zenginleşen bir projenin çıktı ve önerilerini içeren zengin bir kaynak olarak LGBTİ+ politikalarındaki önemli ihtiyaç ve eksikliklere cevap verme amacı taşıyor.

Kesişimsellik nedir, neden önemlidir?

Yukarıdaki bölümde de değinildiği üzere, kesişimsellik, kişi ya da grupların taşıdığı birden fazla kimlik özelliğinin içiçe geçerek katmanlı bir ayrımcılık ve dışlanma oluşturması olarak tanımlanabilir. Bu rehber, LGBTİ+’lar açısından söz konusu kesişimsellik oluşturabilecek diğer kimlik faktörlerini şu şekilde sıralamaktadır:

  • Sosyal sınıf
  • Engellilik
  • Dini ve ruhani inanışlar
  • Yaş
  • Etnisite, köken

Büyükşehirlerin barındırdığı nüfus yapısının heterojen olmasından yola çıkan rehber, bu şehirlerde yaşayan LGBTİ+ nüfusun da benzer bir heterojenliğe sahip olduğunu ve bu sebeple yerel yönetimlerin tek tip LGBTİ+ politikalarının çoğu zaman çok katmanlı ayrımcılığı önlemede yetersiz kalacağını ve LGBTİ+ kişi ve grupları tek tip bir küme olarak ele almanın eksik ve hatalı olacağını vurguluyor.

LGBTİ+ kişi ve grupları tek bir yekpare grup olarak ele almanın ve LGBTİ+ politikalarını yerel yönetimlerde tek bir birimin sorumluluğu ile sınırlamanın farklı kimlikleri sebebi ile ayrımcılığı farklı yönleri ile yaşayan kişi ve grupları daha çok ayrıştıracağı ve marjinalleştireceği üzerine duran rehber, bir diğer risk olarak da “pink washing” / “pembe ile yıkama” kavramını ele alıyor. Buna örnek olarak da Katalunya Belediyesinin cinsiyet eşitliği ve çeşitliliği planı kapsamında LGBTİ+ dostu gece mekânları sertifika projesini projenin ksenofobi (yabancı düşmanlığı), islamofobi, vb. çeşitli ayrımcılıkları LGBTİ+ dostu etiketi altında meşrulaştırmasından duydukları endişe ile iptal etmelerini veriyor. Bu bağlamda, her ne kadar alınan bu karar doğru olsa da kesişimsellik açısından daha da doğru yaklaşımın böyle bir sertifika programının çoklu ayrımcılıkları kapsayacak şekilde yapılması olduğu açıklanıyor.

Bu örnekten de görüldüğü üzere kesişimselliği odağına almayan LGBTİ+ politikaları, tüm LGBTİ+ kişi ve gurupları kapsamayacağı gibi başka ayrımcılıkları meşrulaştırmak gibi istenmeyen bir amaca da hizmet etme riski taşıyacaktır.

Belediyeler için temel çalışma alanları

Rehber, yerel yönetimler için kesişimsel LGBTİ+ politikalarını oluşturmanın temel ilkesinin hedef kitleyi ve kesişimsel kimliklerini tanımlamak ve bu kimliklerin eşit ve hakkaniyetli temsili ile ihtiyaç, politika ve eylemleri belirlemek olduğunu açıklıyor. Bu bağlamda çalışma alanları, politika ve eylemler yerel yönetimlere ve hedef kitlelerine özgü olarak farklılık gösterecek olmakla beraber bazı çalışma alanları yerel yönetimler için büyük oranda ortaklaşacaktır. Bu temel çalışma alanları şunlardır:

  • Eğitim
  • Güvenlik ve şiddetsiz yaşam
  • İstihdam
  • Kültür-sanat
  • Spor
  • Sağlık ve cinsel / üreme sağlığı
  • Kamusal alana erişim ve kullanım
  • Katılım, güçlenme ve aktif hemşerilik
  • Kurumsal yapılar

Rehbere göre yerel yönetimlerden beklenen LGBTİ+ kişi ve grupların farklı kimlik ve aidiyetleri ile kesişecek ihtiyaç ve taleplerinin bütünsel bir yaklaşım ile ele alınarak gerçek anlamda kapsayıcı politika ve hizmetlerin tasarlanması ve hayata geçirilmesidir.

Örnek çalışma: Mahalledeki Gökkuşağı

Turin Belediyesi tarafından Polis teşkilatının Mahalle Güvenliği ekibine verilen LGBTİ+ farkındalık eğitimleri bu anlamda olumlu bir örnek çalışmadır. Kamusal alanların denetiminden sorumlu polislere bu eğitim programı kapsamında belediye tarafından okullarda ve kamusal alanlarda yaşanan homofobik istismar ve taciz vakalarını ele almaya yönelik bir eğitim verilmiştir. Eğitimin bir bölümü LGBTİ+’ların cinsiyet, etnisite, dini inançlar gibi farklı kimlikleri sebebi ile yaşadıkları farklı ayrımcılıkları dinlemeye ayrılmıştır. Ayrıca, eğitim kapsamında farklı sosyal ve kültürel yapılardan LGBTİ+’lar ailelerine açılma süreçlerini anlatmışlar ve bu bağlamda yaşanan zorluklar ve ayrımcılık hikâyeleri tartışılmıştır. Eğitimin olumlu çıktılarından biri özellikle Müslüman topluluklardaki LGBTİ+’lara yönelik önyargı ve önkabullere dair zihinsel değişim olarak ölçülmüştür.

Kesişimsel LGBTİ+ politikaları oluşturmak ve hayata geçirmek için temel araç ve ilkeler

Kesişimsel LGBTİ+ politikalarının yerel yönetimlerin planlama, uygulama ve izleme süreçlerinde ele alınması beklenmektedir. Bu kapsamda yerel yönetimlerin stratejik plan ve bütçe süreçleri önemli girdi noktalarıdır. Bunlara ek olarak belediyelerin özelleşmiş eylem planları yapmaları da önerilmektedir. Rehber, tüm planlama, uygulama ve izleme – değerlendirme süreçlerinde bazı temel ilke ve araçların kullanılmasını önermektedir.

·       Kurumsal yapı: Yerel yönetimlerin keşisimsel yaklaşımı ilk olarak kendi kurumsal yapıları içerisine dahil etmeleri beklenir. Kurumsal eğitim ve farkındalık çalışmalarına ek olarak personelin farklı kimlik politikalarının etkilerine yönelik politika ve hizmet üreten bölümlerde rotasyonu ya da personelin keşisimsel özelliklerinin analizi ve eşit temsil edilmeyen grupları daha çok işe almaya yönelik aktif politikalar önerilen yöntemler arasındadır.

·       İletişim: Hemşerilerle sağlanan iletişimde farklı grupların farklılaşan ihtiyaçlarına cevap verildiğinden emin olunmalıdır. LGBTİ+ politikaları açısından ele alındığında, örneğin, sunulan hizmetin eğitim seviyesinden, etnisiteden ve engellilik durumundan bağımsız tüm LGBTİ+’lar tarafından anlaşılabileceğinden emin olunmalıdır.

Berlin Lezbiyen Görünürlüğü Ödülü

Berlin Senatosu tarafından düzenlenen Berlin Lezbiyen Görünürlüğü Ödülü lezbiyenlerin tüm farklı kimlik ve aidiyetlerini içerecek şekilde temsiliyetini amaçlar. Etkinliğin sembolü olarak dildeki cinsiyet aidiyetini kaldırmaya yönelik kullanılan cinsiyet yıldızı (*) seçilmiş ve böylece bu ödülün engellilik, cinsiyet kimliği, etnik köken, ırk, sosyal statü, yaş, dini inanç gibi çok çeşitli kimliklerden tüm lezbiyenleri kapsadığı vurgulanmıştır.

·       Katılım: Benzer şekilde, belediyeler tarafından oluşturulan katılımcı yapı ve süreçlerin de LGBTİ+’ların farklılaşan kimliklerine cevap verecek şekilde oluşturulması ve tüm bu farklı kimliklerin deneyim, ihtiyaç ve taleplerinin planlama, uygulama ve izleme – değerlendirme süreçlerine dahil edilmesi beklenmektedir. Bu sayede daha az temsil edilen ve çoğu zaman ihtiyaçları göz ardı edilen grupların (örneğin yaşlı ya da engelli LGBTİ+’lar) sesleri katılımcı süreçlere dahil edilmiş olacaktır.

Herkes İçin Toronto: İletişim ve Katılım için bir örnek

Toronto Büyükşehir Belediyesi tarafından teşvik edilen bilinçlendirme ve şehir halkı arasında diyaloğu teşvik etme girişimi kapsamında her yıl farklı gruplara odaklanan kampanyalar yürütülüyor: Örneğin İslamofobi, genç translar, evsizler, ırkçılık ve yerli halklar. Yapılan kampanyalarda bu grupların kesişimselliği temel alınıyor. Belediye Meclisi tarafından sağlanan fon yardımı ile sivil toplumdan oluşan bir danışma komitesi tarafından uygulanacak projeler belirleniyor ve uygulanıyor. Şehir genelinde billboardlar ve diğer iletişim araçları ile belirlenen mesajlar hemşeriler ile paylaşılıyor.

Avrupa Konseyi Üye Ülkelerinden Örnek Çalışmalar[9] 

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi tarafından Ocak 2021’de yayımlanan “Yükselen anti-LGBTİ Nefret Söylemi ve Ayrımcılığı Kapsamında LGBTİ Kişileri Korumada Yerel ve Bölgesel Yönetimlerin Rolü” raporu ve tavsiye kararı kapsamında üye ülkelerdeki endişe verici ve olumlu gelişmelerin yanısıra yerel yönetimler tarafından son dönemde hayata geçirilen örnek uygulama ve deneyimler de paylaşmakta ve merkezi, bölgesel ve yerel yönetimlere yönelik tavsiyeler geliştirmektedir. Yerel yönetimlerin LGBTİ+ politika ve uygulamaları açısından karşımıza çıkan örnek uygulamalar üç ana grupta özetlenebilir.

Belediyelerarası işbirliği, kardeş şehir uygulamaları ve ağlar: Belediyeler, diğer belediyelerle işbirliği ve kardeş şehir uygulamalarını LGBTİ+ hakları üzerinden hayata geçirmek suretiyle çeşitli faydalar yaratabilirler. Örneğin, LGBTİ+’lara yönelik iyi uygulama ve politikalarını kardeş şehirler ile paylaşarak deneyim ve bilgiyi aktarabilirler. Ayrıca, kardeş şehirlerden yerel yönetim çalışanlarını ve sivil toplum temsilcilerini deneyim paylaşımı kapsamında davet ederek sivil ağları ve yerel yönetim ağlarını güçlendirebilirler. Son olarak, kendi yerel topluluklarında Onur Haftası etkinliklerinde güvenlik tehdidi yaşanan şehirlerin belediyeleri, ilgili birimlerinde çalışanlarını ve şehirdeki sivil toplum temsilcileri ile aktivistleri kardeş şehirlerinin Onur Haftası etkinliklerine gönderebilir ve bu şekilde ülkelerarası LGBTİ+ dayanışmasını güçlendirebilirler. Benzer şekilde farklı belediyeler bir araya gelerek tematik ağlar oluşturabilir ve benzer politikaları desteklemek için güçlerini birleştirebilirler. Ayrıca, Avrupa yerel yönetimlerinin anti-LGBTİ+ politikalarına imza atan Polonya yerel yönetimleri ile kardeş şehir ilişkilerini sonlandırması da ayrımcılığa karşı politik dayanışma açısından önemli bir örnektir.

RE. A. DY Ağı - İtalya: Yerel ve bölgesel yönetimler arasındaki işbirliğine iyi bir örnek İtalyan RE.A.DY Ağıdır. 2006'da Roma ve Torino Kent Konseyleri, özellikle cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğiyle ilgili ayrımcılık karşıtı konularla ilgilenen bir kamu idareleri ağı olan RE.A.DY'yi başlattı. Kurulduğu günden bu yana genişleyen ağın şu anda İtalya genelinde beş bölgesel yönetim, on bir il, elli belediye meclisi, üç belediye bölgesi, üç il eşitlik kurumu ve bir yerel yönetim birliği dahil olmak üzere yetmiş üç ortağı var. Ağın ortakları, LGBTİ’lerin sosyal içermesini teşvik etmek için politikaları ve en iyi uygulamaları paylaşıyor ve ayrımcılığa karşı koruma sağlayan idari eylemleri ve düzenlemeleri teşvik ediyor. Ulusal mevzuat ve politikaların yokluğunda, İtalyan yerel ve bölgesel yönetimleri bu ağ vasıtasıyla kendi yönetimleri altındaki LGBTİ’lerin yaşamlarının iyileştirilmesine öncülük etmiştir.

Gökkuşağı Şehirleri Ağı:- Hollanda Mayıs 2013'te başlatılan Ağın üyeleri iyi uygulamalara yönelik fikir alışverişinde bulunur, projeler üzerinden işbirliği yapar ve kampanya materyallerini paylaşır. Amsterdam Şehri LGBTİ Birimi ve Hollanda Sosyal Gelişim Merkezi, Hollanda hükümeti tarafından desteklenen Ağın koordinasyonundan sorumludur. Gökkuşağı Şehirlerinden yetkililer her yıl toplanır ve toplantılar arasında bir e posta listesi aracılığıyla iletişim kurar. Aktif bir LGBTİ politikası olan veya geliştirme niyeti olan herhangi bir şehir veya bölge bu gayri resmi ağa üye olabilir.

Köln Onur Festivali - Almanya: Temmuz 2019'da Köln şehri, Köln Onur Yürüyüşü sırasında Köln'ün 22 kardeş şehrinden 6'sından aktivistlerin katıldığı 4 günlük bir festivale ev sahipliği yaptı. Bu şehirler İstanbul (Türkiye); Katowice (Polonya), Cluj-Napoca (Romanya), Tel Aviv (İsrail), Liverpool (İngiltere) ve Barselona (İspanya) oldu. Festivalin ana teması “gurur aktivistleri ve [kardeş şehirlerin] gurur hareketlerinin tarihi” oldu. Köln'ün kardeş şehirleri daha sonra Köln Belediye Başkanını Katowice (Polonya) ve Cluj (Romanya) dahil olmak üzere yerel gurur etkinliklerine davet etti. Uluslararası dayanışma gösteren bu proje, LGBTİ’lerin insan haklarını geliştirmek ve korumak için yerel ve bölgesel yönetimler arasındaki işbirliğinin gerekli olduğunun önemli bir kanıtı oldu. 

Sivil Topluma Destek: Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin söz konusu raporu kapsamında yerel yönetimlere özellikle tehlike altında olan ve yoğun ayrımcılığa uğrayan LGBTİ+’lara yönelik hizmet sağlayan sivil toplum örgütlerine destek vermeleri önerilmiş ve bu alanda kimi iyi uygulama örnekleri sıralanmıştır. Bu örnekler arasında özellikle LGBTİ+’lara yönelik barınma desteği, psiko-sosyal destekler, adli danışmanlık ve şiddet önleme / şiddetten korunmaya yönelik destekler öne çıkmaktadır.

ALMANYA: Berlin'de, Schwulenberatung Derneği LGBTİ göçmenler için yaklaşık 100 kişilik sığınak kapasitesi sağlıyor. Belediye’nin Sağlık ve Sosyal İşler Dairesi kentin imar planında yaptığı düzenlemelerle bu merkezin kurulmasını kolaylaştırdı.

BELÇİKA: 2018'de Brüksel Belediyesi'nin desteğiyle, cinsel yönelimleri veya cinsiyet kimlikleri nedeniyle aileleri tarafından reddedilen gençlere destek ve geçici barınma sağlamak için bir sığınak oluşturuldu. Apartman, 18 ila 25 yaş arasındaki insanları üç aya kadar barındırıyor ve beş cephede destek sağlıyor: sağlık, sosyal ve adli, sosyo-kültürel, eğitim ve istihdam ve uzun süreli barınma. Ayrıca, Flanders Bölgesi Eğitim Bakanlığı, 1999 yılından beri STK’ların okullarda LGBTİ sorunları hakkında farkındalık yaratma çabalarını desteklemektedir. 2003'ten bu yana bakanlık, uzun vadeli ve kapsamlı bir yaklaşım geliştirmek için LGBTİ STK'sı Çavaria'yı sistematik olarak desteklemiştir.

Diyalog ortamı oluşturma ve görünürlük sağlama: Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi yerel yönetimlerin LGBTİ+ politikaları açısından en temel görevlerinin başında diyalog ortamı sağlama ve LGBTİ+’ların görünürlüğünü artırma olduğunun altını çizmektedir. Bu doğrultuda Onur Haftası kapsamında yapılan çalışmalar, politika ve tutum belgeleri, strateji belgeleri, farkındalık yaratma çalışmaları ve kültürel faaliyetler iyi uygulama örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

SLOVENYA: Ljubljana Kent Konseyi çeşitli paydaşlar ve STK'ların kapsamlı istişarelerinin ardından onayladığı sosyal bakım stratejisi kapsamında LGBTİ+’ların ailelerine yönelik programları, okullarda bilinçlendirme girişimlerini ve kamu kurumlarında LGBTİ+ katılımına ilişkin eğitim programlarını desteklemeyi taahhüt etti.

DANİMARKA: Kopenhag'da, Onur Yürüyüşü ile sonuçlanan bir haftalık bir festival olan Kopenhag Onur Yürüyüşü, dünyanın en eski yıllık LGBTİ+ film festivallerinden biridir. Kalıp yargılara meydan okumayı ve keşfetmeyi, çağdaş toplumsal cinsiyet tartışmasını etkilemeyi ve medyada LGBTİ+ hikâyelerinin görünürlüğünü artırmayı amaçlayan festival süresince şehrin farklı salonlarında 10 güne kadar gösterimler düzenleniyor.

GÜRCİSTAN: 2018 Yılında 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Transfobi ve Bifobi ile Mücadele Günü münasebetiyle Tiflis Belediye Başkanı, “Ülkemizde ve şehrimizde herkes fikrini ifade etme imkanına sahiptir. Bu demokrasinin bir parçasıdır, dolayısıyla kimsenin hakları kısıtlanamaz” şeklinde bir beyan yayınladı.

Sonuç: Ortaklaşan İlke ve Prensipler

Bu yazı kapsamında ele alınan 3 farklı iyi uygulama rehberi yerel yönetimlerin LGBTİ+ politikalarına yönelik farklı açılardan öneri ve araçlar geliştirmekle beraber bazı temel ilke ve prensipler çerçevesinde ortaklaşmaktadırlar. Bu ilke ve prensiplerin LGBTİ+ politikalarını oluşturma, uygulama ve izleme – değerlendirme süreçlerinin her birinde yerel yönetimler tarafından dikkatle uygulanması bu yazıda konu edilen iyi uygulama örneklerinin başarısını yakalamada kilit bir öneme sahiptir.

Politika ve tutum belgeleri: LGBTİ+ politikaları oluşturan ve uygulayan yerel yönetimlerin bu konudaki temel tutumlarını kamuoyunun erişimine açık, farklı kesişimsellikteki kişi ve grupların erişebileceği ve anlayabileceği dil, araç ve biçimlerde paylaşıyor olması politikaların kurumsal düzeyde ve hemşeriler tarafından sahiplenilmesinin temel adımıdır. Belediye Başkanları ve diğer üst düzey belediye yönetiminin bu konuda açık mesajlar vermesi de önemli bir tutum göstergesidir.

Görünürlük: Yerel yönetimlerin LGBTİ+ politikalarının temel unsurlarından birinin LGBTİ+’ların kamusal alandaki görünürlüklerini arttırmak olması beklenir. Bunun için onur haftası etkinlikleri önemli bir araç olmakla beraber, LGBTİ+ Danışma Kurulları, gökkuşağı renklerinin ve bayrağının kent genelinde sembol olarak kullanımı, kamusal alanlarda cinsiyet temelli dil ve işaretlemelerden kaçınmak gibi yöntemler de LGBTİ+’ların kent hakları bağlamında kamusal alanda var olmalarını kolaylaştıracak uygulamalardır.

Katılımcılık ve Kesişimsellik: Yukarıda sıklıkla dile getirildiği üzere, yerel yönetimlerin LGBTİ+ politikalarını oluştururken LGBTİ+’ların süreçlere aktif ve eşit katılımını sağlamaları ve bunu yaparken de farklı kimliklerden LGBTİ+’ların temsiliyetine özen göstermeleri beklenir. Bu bağlamda, oluşturulan ve uygulanan politikaların da kesişimsellikten doğan ihtiyaçlara cevap vermesi gerekir.

LGBTİ+’ları gören veri ve analiz: Politika oluşturma ve planlama süreçlerinin ilk adımı cinsiyete ve diğer aidiyetlere göre ayrıştırılmış verinin toplanması ve analiz edilmesidir. Oysa günümüzde cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim veri toplama süreçlerinde büyük oranda dışarıda bırakılmaktadır. Cinsiyet bilgisi toplanan hallerde, verinin kişilerin kendi cinsiyet kimliklerini ifade etmelerine izin verecek esneklikte toplanması bu eksikliği gidermeye yönelik önemli bir ilk adımdır.

İç işleyiş, kurumsal yapılar ve personele destek: Hemen hemen tüm iyi uygulama örneklerinin ortak noktası belediyelerde bu çalışmaları planlamak ve uygulamak için özelleşmiş birimler kurulmasıdır. Buna ek olarak belediyede çalışan personele yönelik kapsayıcı eğitimler verilmesi, LGBTİ+ çalışanlara yönelik ayrımcılık ve hak ihlallerinin önlenmesi ve düzenli iç denetimler yapılması ve açık LGBTİ+’ların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerini baskı, taciz ve hak ihlali olmayan özgür bir ortamda ifade edebildikleri bir çalışma ortamının yaratılması belediyelerin en temel ödevlerinin başında gelmektedir.

Özetle, yukarıda alıntılanan iyi uygulamalarda da görüldüğü üzere, yerel yönetimler LGBTİ+ politikaları ve hizmetleri kanalı ile tüm hemşerilerin kendilerini eşit, ait ve güvende hissettikleri kentler yaratmaktan sorumludurlar. Bu sorumluluk, yerel yönetimler için bir tercih değil, insan hakları ve temel özgürlükler bağlamında bir yükümlülüktür.

*Bu yazı, Avrupa Birliği'nin desteklediği Eşit Haklar için Savunuculuğu Güçlendirme Projesi kapsamında hazırlanmıştır. Bu durum, yazının içeriğinin AB'nin resmi görüşünü yansıttığı anlamına gelmemektedir.

 



[1] Bu yazıda LGBTİ, LGBTİ+, LGBTQ, LGBTQİ+ ve LGBTQ2+ kısaltmaları atıf yapılan kurumların kullanımlarına göre değişken olarak kullanılmıştır.

[2] Birleşmiş Milletler (2015). “Discrimination and violence against individuals based on their sexual orientation and gender identity: Report of the Office of the United Nations High Commissioner for Human Rights”.

Human Rights Council, 29. Oturum, 4 Mayıs 2015.

[3] Greime, Reid (2021). “Global Trends in LGBT Rights During the Covid-19 Pandemic”. Human Rights Watch. https://www.hrw.org/news/2021/02/24/global-trends-lgbt-rights-during-covid-19-pandemic

[4] LGBTQ2+ kısaltması lezbiyen, gey, biseksüel, trans, queer, çift ruhlu kişiler ve diğer kimlikleri tanımlamak için kullanılmakta olup “çift ruh” kimliği daha çok Kanada’daki yerel topluluklarda yaygın olan bir çift toplumsal cinsiyet kimliğini tarif etmektedir.

[7] Kesişimsellik ilkesi bir sonraki bölümde detaylı şekilde açıklanmaktadır.


Etiketler: insan hakları, yaşam, kent hakkı, dünyadan
Telegram