09/12/2009 | Yazar: Ahmet Tulgar

Böyle dönemlerde hep aynısı oluyor. Şehre dönüyorum.

Ahmet  Tulgar | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Ahmet Tulgar
Böyle dönemlerde hep aynısı oluyor. Şehre dönüyorum. Hep şehirdeyimdir de, bir yere gitmemişimdir de, böyle dönemlerde şehre dönüyormuşum gibi gelir yine de işte. Kırgın bir kabullenme, ancak daha çok bir tevekkül ile. Ne yapalım? Burası böyle. Şahane manzaraları şehrimin yine içimi acıtacak. Güvertede rüzgarın soğuttuğu iki damla yaş. Burası böyle.

Böyle dönemlerde ne kadar yaşlandığımı memnuniyetle kabullenirim. Bilip de bilmezden geldiğim yaşımı yüzüme vururum. Kendime kızarım. “Bırak çocuklar umutlansın” derim.
Nasıl alışmışız düşkırıklıklarına, nasıl tanıdık bir ruh hali bu.

Nasıl eğreti, nasıl yığma imiş beklentilerimiz, kararlarımız.

Alttan alta nasıl istermiş herkes kendi yerine dönmeyi. Döndü herkes. Herkes kendi yerinde yine. Birkaç gündür.

Kimileri bir zamanlar terk ederek adaletsizlik yaptığı birini hatırlar gibi hatırlayacak, belki pişman olacak sonra sonra...

Kimileri zaten daha ilk günden zil takıp oynayacak neredeyse.

Tabii böyle gider, böyle kalırsa...

Ya da belki yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz umutlanmaya.

Evet, yarın Anayasa Mahkemesi, DTP kapatma davasını görüşüyor. Tabii parti kapatmalara kategorik olarak karşı çıkılmalı... Ama bu defaki öyle böyle değil.

O ‘kapatma’ sözcüğü o kadar çok ‘kapatma’yı içeriyor ki.

Kürt siyasetine TBMM kapısını ‘kapatmak’, bu ülkenin dünyaya kapılarını ‘kapatmak’ mesela...

Ama asıl korkarız ki, daha çok gencin gözlerini kapatmak, kapatması anlamına da gelebilir bu kapatma.

Ve bu olmamalı...

Bunun için olmamalı bu.

Ben korkulanın olmamasının herkese bir şekilde iyi geldiğine inanırım.
Gözlemlemişimdir bunu.
Siz de gözlemlemişsinizdir.
Sanki o korkulan olmazsa, bu ülkedeki herkese, bu ülkeye iyi gelecek bu.
Sanki yeni bir heyecan ile, bu kez daha dikkatli, daha net, başlayacağız kaldığımız yerden.
Sadece DTP’liler değil, bütün Kürt halkı yüzünü yine Ankara’ya dönecek... “O kadar da değilmiş” diyecek.
Savaş yanlıları, ölüseverler “İşte dediğimiz kadarmış” diyemeyecek.
Ve bir ülke belki de intiharın kıyısından dönecek.
Bu kadar önemli olabilir yani yarın.
Bu kadar olabilir.
Umut sürsün.


Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret