02/04/2010 | Yazar: KAOS GL

18.02.2009 sürecin başlangıç tarihi.   Öğrencilik vs derken bir şekilde o zamana kadar ertelenmişti askerlik sürekli ama artık son demlerdeydi o

18.02.2009 sürecin başlangıç tarihi.
 
Öğrencilik vs derken bir şekilde o zamana kadar ertelenmişti askerlik sürekli ama artık son demlerdeydi olay. Mazeret kalmamıştı. İstikamet doğruca askerlik şubesi ve askeri hastaneye sevk. GATA Asker Hastanesi...
 
Ertesi gün hastanedeyim ve öncelikle bana verilen zarfı açtırdım ve ardından dahiliye servisine gitmem söylendi ve oradaki doktora psikiyatri bölümüne sevk istediğimi belirttim ve sevkim yapıldı. Ardından Psikiyatri servisindeyim ve doktorun karşısında. Direk olarak doktora eşcinsel olduğumu belirttim ve hiçbir soru sormadan psikiyatriye gönderdi. Psikiyatr kadın 500 küsurluk testi cevaplayıp geri getirmemi istedi, Çöz çöz bitmez. Tekrar psikiyatrın karşısındayım. Bu sefere de elime bir sürü boya kalemi ve resim kağıdı tutuşturdu. Güler misin ağlar mısın? Şimdi dersimiz resim ve resim çizicez çocuklar der gibi. Bir ev ağaç ve insan olan bir resim çizmemi istedi. Allahtan resimle aram çok iyidir. Güzel bir kompozisyon çizdim özene bezene. Psikiyatra geri götürdüm ve biraz beklememi istedi sonrasında odasına geri çağırdı ve klasik sorulardan oluşan bir demet sundu bana. “Ne zamandır böylesin, sevgilin var mı” vs. Tek tek cevapladım hepsini. Sonrasında kapalı bir zarf verip ilk gittiğim doktora götürmemi istedi fakat saat 4. Ertesi güne kaldı. Sabah erkenden ordayım. Doktorun kullandığı ibare şu: 1 ay sonra konseye çıkacaksın. Ve bir ay sonrasına gün verildi. Çok kısa bir süre değil mi. Tam 1 ay. Bekle şimdi nasıl beklersen!
 
1 ay sonra hastanedeyim yine ve konseyin karşısında. Psikiyatri kliniğindeki bölüm doktorlarından oluşan bir topluluk. İlk soru: “Neden askere gitmiyorsun sen?” Cevap: “Şu an yasaların tanımış olduğu süreci kullanıyorum!” Ve ardından yine aynı sorular. Son sözleri ise “Seni bir süre bura da misafir edeceğiz. Çıkabilirsin!” Nasıl yani, niye misafir ediyorsunuz ki beni? Dışarı çıktığımda benimle ilgilenecek olan doktor yanıma geldi ve odasına geçtik. Biraz da o sorguladı ve sonrasında kliniğe yatışım yapıldı. Sonradan öğrendim ki klinikte bizimle ilgilenenler öğrenciymiş, bir de denek olduk yani.
 
Psikiyatri kliniği hakikaten çok kötü bir yerdi benim için. Nedeni ise hakikaten çok ağır derece de psikolojik rahatsızlığı olan erlerin yattığı bir yerdi. 2 bölümden oluşuyor. Üst kat normal servis, alt kat ise kapalı cezaevi. Çok daha ağır hastaları oraya kapatıyorlar. Allahım dedim burada ölürüm herhalde ben. Mavi pijama giydirildi. Herkes tek tip! 1-2-3 gün, günler geçmek bilmiyor ve her geçen dakika delirecek gibi oluyorum ve düşünüyorum kendi kendime, buraya beni delirtmek için mi yatırdılar. Alt kattan gelen feryat figan bağırma sesleri ise korkunç derece de etkiledi beni. İlk günden itibaren hiç bir şekilde bir işlem yapılmıyor bana. Sadece yatıyorum kalkıyorum ve dolaşıyorum. Bu ne! 3 gün sonra öğrenci doktorum çağırdı ve dosya doldurup detaylı bir şekilde konuştuk. Hepsi bu. Yani bir dosya doldurmak için 4 gün mü bekledim? Ya da amaç beni gözlemlemekse orada neyimi gözlemleyebilirler ki. Hastalarla ilişkiye girmemi mi bekliyorlar anlamış değilim. 4. Günün sonunda yine toplandı konsey. Sıra geldiğinde içeri girdim, gösterilen yere oturdum ve şamar gibi bir cümle direk geldi suratıma doktorlardan birinden. “Her yerde transparan olmak zorunda mısınız, degajenizi göstermek zorunda mısınız?” Nasıl yani dedim, bu da ne şimdi. Ve ardından tekrar aynı ses. “Ört şu önünü” Üzerimizde pijama var, pijamanın üstü önü düğmeli. Altında tişört olduğundan dolayı önünü düğmelememiştim. Ve kısa bir tartışma tarzında gerildi ortam ikimizin arasında. Elinden gelse kalkıp dövecekti sanki doktor beni o sinirle, neye sinirlendiyse artık. Gülerek 1-2 düğmeyi kapattım. Ardından aynı kişiden ilk soru;
 
-Nasıl memnun musun buradan?
-Hayır tabiî ki, memnun değilim.
-Neden memnun değilsin ki?
-Neden burada olduğumu anlamadığım, alışık olmadığım ve beni rahatsız eden bir ortam.
-Tamam çıkabilirsin!
 
Hepsi bu. Sonrasında öğrenci doktoruma gittim ve sonucu sordum. Evrakları hazırlayıp beni taburcu edeceklerini söyledi ve beklemeye başladım. 2 saat sonra hemşire çağırdı ve elime bir kağıt tutuşturdu. Çıkabilirsin artık!
 
Kağıda baktım, hakkımda askerliğe elverişlidir kararı verilmiş. Şok olmuştum. Nasıl yani dedim, kaç gündür burada ruh hastalarının arasında tutuluyorum, kafayı yeme derecesine geldim ve sonuç elverişlisin. İyide hani nerde kaldı beni koruyan yasa?
 
Yıkılmış bir şekilde eve döndüm ve hemen ardından bu süreçte beni yalnız bırakmayan Kaos GL ve Lambdaistanbul dernek avukatlarıyla görüştüm. Sonra ki gün tekrar şubeye gittim ve rapora itiraz ettim. Şubenin söylediği şu idi: Evraklarını kendi askerlik şubene göndereceğiz ve oradan sana haber gelecek tekrardan yeni bir hastaneye gideceksin. Tamam dedim ve çıktım. Belli aralıklarla kendi şube mi sürekli telefonla aradım. Verdikleri cevap hep aynıydı. Biz size haber vereceğiz ne zaman hangi hastaneye tekrardan gideceğinizi.
 
Ve aradan 9 ay geçti. Ailemin yanına gitmiştim ve ertesi gün eve bir kağıt geldi şubeden. SEVK BAKAYASI olmuşum! Yani askerliğime karar alınmış, nereye gideceğim falan belli olmuş fakat birliğe katılmadığım için bakaya kaçağı olmuşum. Ciddi anlamda büyük bir sorun. Şok üstüne şok yaşıyorum. Bu da ne şimdi? Normal de rapora itiraz ettim ve muayene süreci tamamlanmadan beni askere almaları mümkün değildi kanun yönünden de ama bu da neydi?
 
Hemen şubeyi aradım ve askerlik şubesi başkanını istedim. Durumu anlattım. Sürekli aradığım halde her defasında haber vereceğiz demişlerdi oysa. Şimdi ise Kaçağım! Durumu araştıracağını söyledi ve tekrar aramamı istedi. 1 saat sonra tekrar aradım ve ikinci bir şok yaşadım. 2 adet rapor verilmişti hastaneden bana. Birisi normal dahiliyenin yaptığı muayene raporu diğeri ise psikiyatri kliniğinin verdiği rapor. Dahiliye raporunda zaten itiraz edilecek bir durum yoktu. Psikiyatri kliniğinin verdiği raporun altına kocaman harflerle HAKKIMDA VERİLEN SAĞLIK RAPORUNA İTİRAZ EDİYORUM yazıp imzalamıştım. Ama oradaki memur hanımefendi, sadece dahiliye raporuna bakarak, diğerine bakmaya tenezzül etmeden itiraz etmiyorum diye işlem yapmış ve askerliğime karar alınmış! 
 
Buyurun buradan yakın. Dakikalarca izah etmeye çalıştım telefonda. Bu durumun benden kaynaklanmadığını, yasal hakkım olan itiraz hakkımı kullandığımı ve devamında başka bir hastaneye sevk edilip sonuç alınmadıktan sonra askerliğe sevk edilemeyeceği. Ama yok. Kimse işin içinden çıkamıyor. Bir de üstelik kaçak olduğum için jandarma tarafından da aranıyorum! Yetkili bir üst makama itiraz yazımı hemen yazacağını ve oradan da hangi hastaneye gideceğime dair haber geleceğini söyledi. Ne kadar sürer dediğim de 1 ay sürer dendi. Peki ne olacak şimdi dediğimde 2 yol gösterildi. Ya şubeye gidip, evraklarımı alıp birliğime teslim olacağım ya da jandarmaya yakalanmadan cevabın gelmesini bekleyeceğim. Mantıksızlığa bakar mısınız? Peki yakalanırsam n’olur dediğimde ise birliğine sevk ederiz ve orada gidersin hastaneye dendi. Bunu kabul etmediğimi, muayene sürecinin tamamlanmadan, zaten askerliğime karar alınmasının mümkün olmadığı belirtsem de bir şey değişmedi. Yapacakları bir şey olmadığını söylediler ve üstelik benden kaynaklanmayan bir durum yüzünden jandarma tarafından aranma durumunu da kaldıramıyorlar. Gerisini siz düşünün artık.
 
Gözüm her an cam da. Acaba jandarma ya da polis gelir mi eve, Sürekli bir tedirginlik. Geçen süre iyice psikolojimi mahvetti. Kafayı yeme derecesine geldim resmen. Hafta da bir arıyorum şubeyi ama hala cevap yok. Bölgeden sorumlu askerlik şubesini aradım ve oradaki memura durumu detaylarıyla anlattım ki o da zaten tanıdı. Yazınız elime dün geldi ve gerekli yere düzenleyip gönderdim dedi. Diğer durum ise tam savunduğum gibi. Bu süreç tamamlanmadan askerliğime karar alınamazmış, yapılan uygulama başlı başına yanlış. Arandığımı ve yakalanırsan ne olacağını sorduğum da orası da cevap veremedi. Askerliğe sevk edemezler, en kötü ihtimal şubeye götürürler oradan da bırakırlar dedi. Offf ki ne offff...
 
Ve aradan 2 ay! geçti. Şubat ayının ilk haftası tekrar eve bir kağıt geldi ve Ç. Asker Hastanesine sevkim yapılmış sonunda... Şubeye gidip sevkimi aldım ve oradan Ç.’ye.
İlk başta yine aynı işlemler ve doktorun karşısındayım. Sorun nedir dediğinde verdiğim cevap gayet net; Eşcinsellik sizin deyiminizle psikoseksüel bozukluk! Bir iki klasik soru daha ve devamında, “peki bu dediklerinize nasıl inanacağız” diye bir soru. Evet, bu sefer hazırlıklı idim. Sadece “kadınım”ın yeterli olmadığını ilk muayenemde çok iyi anlamıştım. Yanımda getirdiğim, çeşitli yayın organlarında yayınlanan köşe yazılarım, yürüyüşlerde çekilen resimlerim vs. sundum hepsini. İncelendi ve 1 hafta sonrasına sağlık kurulu için gün verildi.
Belirtilen gün ve saatte tekrar hastanedeyim. Hemşire seslendi ve iki baş parmağımla bir kağıda parmak izimi bastırdı ve saat 1 de kurul odasının önünde olmamı istedi. Saat 1 de beklemeye başladım söylenen yerde ve ismim okundu kapıdan.
 
İçeri girdim, kimliğim okundu ve yüzüme karşı KARAR: D/17 F-4 Savaşta ve barışta askerliğe elverişli değildir. Yani askerlik yapmayacaksın.
 
Ön rapor elime verildi ve bunu şubene gönder, çıkabilirsin dediler. İşte bu kadar!
 
Hastaneden çıktım ve direk şubeyi aradım, getirmeme gerek olmadığını, fakslamamın yeterli olduğunu, asıl raporun bi süre sonra gönderileceğini söylediler.
 
Tam 1 yıl sonucunda sonuca ulaşabilmiştim.
 
Şimdi ki korkum ise, haklı olarak! Tekrardan bir yerlerde bir hata yapılıp, sonucunun yine beni etkilemesi.
 
Umarım tekrar yaşanmaz...


Etiketler: insan hakları, askerlik
Nefret