01/12/2010 | Yazar: Aral Tolga Asiltürk

Gördüğüm kadarıyla bu 11 yıl askeri psikiyatr Kemal Sayar'da hiçbir şey değiştirmemiş… 

Aral Tolga Asiltürk | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Aral Tolga Asiltürk

Gördüğüm kadarıyla bu 11 yıl askeri psikiyatr Kemal Sayar'da hiçbir şey değiştirmemiş… 

“Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı öncülüğünde Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'ın da katılımıyla yapılan aile konferansının sonuç bildirgesinde eşcinsellik "hastalık" olarak nitelendirildi. Antalya'da yapılan "Din, Gelenek ve Modernite Bağlamında Bir Değer Olarak Aile" konulu konferansın akademisyen katılımcılarının yayımladığı ortak bildirgede, aile içi cinsel ilişki (ensest) ile eşcinsellik aynı düzlemde değerlendirildi. Bildirgede, "Eşcinsellik ve aile içi zinaya (ensest) karşı yeterli tedbirlerin alınmasını talep ediyor, her toplumu tehdit eden bu hastalıkların önüne geçmek için elbirliği ile çalışılmasını destekliyoruz" ifadesi kullanıldı.”

Bu toplantıya katılan akademisyenlerden Kemal Sayar, askeri bir doktordur ve bizzat lise yıllarımda yaklaşık 11 yıl önce “hasta”sı olmuştum! Kendisi eşcinselliği hâlâ hastalık olarak görmekte ve bu konuda kaynak kitap olarak askeriyenin kullandığı DSM II’ kullanmaya devam etmekte, bunu dikkate almaktadır.
 
Gördüğüm kadarıyla bu 11 yıl askeri psikiyatr Kemal Sayar'da hiçbir şey değiştirmemiş. Birden yıllar sonra onun ismine tekrar bir yerlerde rastlamak beni 11 yıl önceye götürdü. 17 yaşında lise öğrencisi, eşcinselliğimden kaynaklanan içine kapanma ve çevrede aşağılanma, alay edilme duygusunun verdiği aşırı duygusallık durumu… Rehberlik öğretmenim elimden tuttu ve psikiyatra yönlendirdi. Askeri üniformalı, omuzunda çok yıldızların olduğu, öğretmenimin dediğine göre çok bilgili ve deneyimli aynı zamanda çok önemli olan bir doktordu.
 
Bir kaç seanstan sonra ona da eşcinsel olduğumu çok zor da olsa söyledim ama o bu durumu kabullenmedi. Babam ve rehberlik öğretmenimle ne konuştuklarını halen bilmiyorum özel çağırdığında…
 
Bu ilk ve son terapimden sonra eşcinselliğim konusunda karamsarlığa kapıldım ve yıllarca asosyal bir hayat sürerek  içe kapandım. Ta ki İstanbul’da bir eşcinsel derneğini keşfedip ne yanlış ne de yalnız olduğumu anlayana dek…
 
Hatırladığım kadarıyla ona göre eşcinsel olmam saçmaydı. Zaten böyle birşey yoktu ve bu özentiydi. Zaten bir kaç seans sonra da terapileri bırakıp ilgiyi kesti. Verdiği antidepresan ilacını yıllarca kullanmaya devam ettim boş yere. Bu kadar uzun süre kullanmamın da karaciğerlerime verdiği zarar cabası olmalı…
 
Aileme, öğretmenlerime anlatması için tek şanstı benim için aslında. Bundan sonra askere kadar psikolog ve psikiyatrlardan uzak durdum.
Şimdi CETAD var... Bu zamanın liselileri en azından benden daha şanslılar.
 
Yıllar sonra Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, psikiyatr Kemal Sayar… İkisine de aynı haberin içinde rastladım.
Bir konferansta eşcinsellik karşıtı ortak bir bildiride adına tekrar rastlamak yıllar sonra küçük “hastasıyla” ne kadar karşı karşıya olduğunu gösteriyor…
Oysa aradan 11 yıl geçti. Dünyada eşcinsellik tıp literatürüründen bir hastalık olmaktan çıktı. Devletler kanunlarını yeniden düzenledi ve buna göre değişitirdi.
 
Milyonlarca eşcinsel özgürleşti…
Kimlikleri ile gurur duyarak, devlet başkanlığı, bakanlar, belediye başkanları olmakta…
 
Şimdi tekrar görüyorum ki bu 11 yıl, eşcinselliği “hastalık” sayan bazı kafaları hiç değiştirmemiş…
 
İlgili bağlantı:
http://www.kaosgl.org/icerik/aile_bahane_homofobi_ve_nefret_sahane 

Bahsi geçen haber-yorum gerçekleri yansıtmıyor. Korkarım bir bellek yanılgısı söz konusu. Öncelikle bahsi geçen sempozyumdaki konuşmam tamamen modernlik ve aile ilişkisi üzerineydi ve bir kez bile eşcinsellikten söz etmedim. Sempozyumun kapanış bildirgesini de ben yazmış değilim. Ayrıca eşcinselliği bir psikiyatrik hastalık olarak görmüyorum. Bu kadar kitabım ve sayısız makalem var, hiçbirinde böyle bir beyan yoktur. Ayrıca askeri doktor değilim. Omuzumda hiçbir zaman kalabalık yıldızlar olmadı. Çorlu asker hastanesinde asteğmen psikiyatri uzmanı olarak görev yaptım. Sözkonusu yorumun bir bellek aldanmasından mustarip olduğunu düşünüyorum. Çok daha kapsamlı olan görüşmeler, danışan kişinin zihninde bu şekilde yer etmiş olabilir. Anlaşılmadığını düşünmüş, öfkelenmiş olabilir. Nitekim bu yorumla beraber ben de anlaşılmadığıma kanaat getirdim. İyi dileklerimle. Kemal Sayar


Etiketler: insan hakları, sağlık
Nefret