22/06/2022 | Yazar: Yusuf Gülsevgi

Mezbahanın ve heteroseksizmin çalışma prensibi benzer. Her iki sistemde de özneler kayıp gönderge haline getirilir.

Kesişen ama görülmeyen-1 Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: Şehlem Kaçar / csgorselarsiv.org

Bir zamanlar toplama kamplarında, bedenleri esir edilen eşcinseller; günümüzde barınaklar, hayvan hapishaneleri…

Bir dönem bilimin, eşcinsellerin bedenleri üzerinde yaptığı “bilimsel deneyler” günümüzde aynı bilimin hayvan bedeni üzerinde yaptığı deneyler…

Kökeni 2. Dünya Savaşı’na uzanan, siyah ve pembe renkli üçgenle, dönemin eşcinsellerinin damgalanıp, emeklerinin sömürülmesi ve en sonunda öldürülmesi; günümüzdeyse süt endüstrisindeki ineklerin küpeyle damgalanıp, bedenlerinin sömürülmesi ve en sonunda öldürülmesi…

13 Eylül 1980 darbesiyle beraber, İstanbullu transların kent dışına sürgün edilmesi, günümüzde belediye eliyle sokakta özgür gezen hayvanların kent dışına sürgün edilmesi...

Ülker Sokak’ta, Eryaman’da, günler öncesinden, mahalleliyi hedef gösteren haberler sonrası, translara yönelik şiddetin artması; yine günler öncesinden insan olmayan hayvanları hedef gösteren haberler sonrası, hayvan bedenine yönelik şiddetin artması…

Bir taraftan yükselen yaşama hakkı talebi, diğer taraftan yükselen mezbaha vahşeti...

Bir taraftan beslediğimiz kediler ve kuşlar; öte taraftan tabağımızda ki “et” parçası, süt, bal, yumurta...

Bu aykırı uçlar ve kesişimler, hakların bir bütün olduğu gibi şiddetinde bir bütün olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca Carol J. Adams’ın literatüre yerleştirdiği “kayıp gönderge” ifadesiyle de örtüşüyor.

Carol J. Adams, kayıp göndergeyi şu şekilde tanımlar; “Hayvanlar, kesim aracılığıyla kayıp göndergelere dönüşür. Hayvanların varoluşu ete indirgendikçe isimleri ve cisimleri ortadan kaybolur. Hayvanların hayatları etin varlığından önce gelir ve onu mümkün kılar. Hayvanlar halen hayattayken et olamaz. Dolayısıyla ölü bir beden, canlı hayvanın yerine geçer. Hayvanlar olmasaydı et yemek diye bir şey olmazdı. Yine de et yeme eyleminde hayvanlar yoktur; çünkü yiyeceğe dönüştürülmüşlerdir.”

LGBTİ+’ların, bedenleri, kimlikleri, emekleri, cinsellikleri, cis-heteroseksit düzen içerisinde kayıp gönderge haline gelir. Öznenin yerini cinsiyet ataması alır. Cis heteroseksit düzen içerisinde, bazen fobik+ bir söylemle, bazen nefret cinayetinde, bazen de bir sokakta, kayıp gönderge görünür hale gelir.

Mezbahanın ve heteroseksizmin çalışma prensibi benzer. Her iki sistemde de özneler kayıp gönderge haline getirilip, yaşamları boyuna birden çok şiddet ve hak ihlalleri ile karşı karşıya kalır; her açıdan bedenleri, emekleri sömürülür.

Heteroseksist sistem, LGBTİ+’ların hangi alanda var olup, hangi alanda var olamayacağını belirlemeye çalışırken, mezbahalarsa neyi göstereceğini, neyi göstermeyeceğini iyi bilir. Bu nedenle olacak ki Paul McCartney “Mezbahaların camdan duvarları olsaydı herkes vejetaryen olurdu” ifadesini kullanmış olmalı. O halde şunu belirteyim, cis-heteroseksizmin kayıp göndergeleri görünür olsaydı, herkes LGBTİ+ hakları için mücadele ederdi!

Veganizm ise, temelinde şiddetsizliğin olduğu, hayvan köleliğine ve sömürüsüne karşı çıkan geniş bir felsefedir. Feminizmin ve LGBTİ+ hareketinin, öznelerinin savunuculuğunu yaptığı, başta yaşama hakkı olmak üzere, eşit hakların gözetildiği, şiddetsiz, sürdürülebilir toplumların inşası, tam anlamıyla veganlığı savunmakla mümkün. Aksi halde tüm hak temelli mücadele alanlarının bir ucunun hep eksik kalağı kanısındayım.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları
bülten