07/01/2022 | Yazar: Rıza Yılmaz

Öyle mi gerçekten, ezik miyim sahiden? Herkes bu kadar anlatırken, gullümünü doya doya yaşarken ben niye dışardayım hep. Neden ait değilim onlara. Bu garip hal neden? Yetmedi mi başkalığım?

Kırılganlığıma notlar 1: Ezik miyim ben, içe dönük mü? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Arkadaşlarınla oturuyorsun bir masada. Hepsini tanıyorsun, en azından öyle sanıyorsun. Bugün yine gözlemci gününde gibisin. Gelmeden önce yorulmuş, acıkmış, kırılmış ya da başka bir şey olmuş da olabilir. Neden sessiz durduğunu soranlara bir bahane bulman gerek. Çünkü olmaz! O eleştirel bakışlarını dikip herkese bakıyorsun ama böyle olmaz. Sen de anlat bir şeyler, hiç mi yok yeni şeyler? Zorla oturttular sanki oraya. Niye nefret eder gibisin herkesten. Öyle mi gerçekten?

Bir şeyler desen iyi olur. İyice burnu havada görülürsün yoksa. Derken biri bir şey sorar sana. işte onlardan biri gibi olduğunu kanıtlaman için bir fırsat. Bu büyük fırsatı kaçırmadan bombayı patlatmalı, ne kadar da onlardan olduğunu kanıtlamalısın. Haydi yapabilirsin, neden tutuluyor dilin. Biriyle konuşurken şakır şakır olabiliyorsun halbuki. Şimdi neden susuyorsun? Geçiştirmelik bir şey söyle bari. Üzerindeki bakışlar gider en azından. Keşke anlasalar o birçok bakışın yarattığı sıkışmışlık hissini. O susan tarafının haykırası gelir içinden. Ezik miyim lan ben?

Öyle mi gerçekten, ezik miyim sahiden? Herkes bu kadar anlatırken, gullümünü doya doya yaşarken ben niye dışardayım hep. Neden ait değilim onlara. Bu garip hal neden? Yetmedi mi başkalığım? Lubunyalığımla açıldım, didindim, yoruldum, hayatta bir yerlere geldim. Bitti haydi, mutlu olmanın zamanı dedim; kutlamanın, şarkı söylemenin zamanı. Nedir peki bu sessizlik? Niye hayatta en kendim olabileceğimi düşündüğüm yerde bile yok gibiyim. Neden orada onlara ait hissetmek isterken düşmanca sınırlar çizmiş de içeride kalmış gibiyim? Niye bu sessiz döngüyü kırıp çıkamıyorum dışarı?

Cevabı biliyor içimde bir yerler ama kabul etmek istemiyor sanki. Lubunyalığımı kabul etmem de yıllarımı almıştı. Sürekli kendimle ilgili bir şeyleri kabul etmekle mi geçecek ömrüm? Bir şeylerin de beni kapsaması çok mu zor diyorum içimden. Sürekli konuşan o ses neden içime hapsoluyor hep?

Derken fark ediyorum tek sessiz, duvarlarının arkasına çekilmiş gibi görünenin ben olmadığımı. Benim gibi başka kaktüsler de görmeye başlıyorum. Lubunyalığımı keşfedişim gibi oluyor her şey. Aaa diyorum, sessizliğinden fark edemediğim başkaları da varmış. Kalın duvarları olduğunu düşündüğüm kişiler de bazen duvarlarını indirmek için can atıyormuş. Birinin duvarlarına dokunup güvende hissettirmesine ihtiyaçları varmış. Güvende hissettikçe yazılabilecek yeni hikayeleri gördüm. Aşılmaz gibi görülen duvarların bile güven duydukça açılabilecek kapıları vardı.

Böyle böyle içe dönüklüğümü kabul etmeye başladım. Dışa dönüklüğün norm ve tek doğru olarak görüldüğü bir dünyada, içe dönük olmanın da lubunyalığım kadar doğal olduğunu anladım. Ne eziktim ne de garip, hislerim ve sosyallik algım çoğunluktan farklıydı o kadar.

Kırılganlığıma Notlar yazı dizisine de böyle bir yerden başlamak istedim. Bugüne kadar biriktirdiğim; bazen beni yıkan bazense ayağa kaldıran kırılganlığımı konuşmak, onları ortaya döküp geri toplamak istiyorum burada. Ezik miyim lan ben dediğim yerden, iyi ki varız dediğim yere gelmemin hikayesini anlatacağım.

Önümüzdeki hafta biraz daha içe dönüklüğümden ve yalnız olmadığımı fark etme hikayemden bahsedeceğim. Sonra içime dönmeye devam edip yeni yeni kırılganlık meselelerimi ekleyeceğim bu notlara. Birilerinin kırıldığı yerlere dokunup beraber güçleniriz belki diye.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: yaşam
Telegram