12/10/2021 | Yazar: Sa Bahattin

O, gün geliyor koltuğumuz, gün geliyor pantolonumuzun/eteğimizin biricik taşıyıcısı, gün geliyor iç temizliği ustamız, gün geliyor en ateşli zevk kölemiz oluyor.

Konuşulmayan bir haksızlık meselesi: G*tlerimiz Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ah o biricik arka yuvarlaklarımız. En kıymet verdiğimiz organlardan birine (GÖZ) aslında tek bir harf uzakta bulunmasına rağmen, anlamca ve kıymetçe bu denli uzakta olması, fiziksel uzaklıklarından da öte bir mesafece ayrılmış olmaları, insanımızın kıymet bilmezliğini ortaya dökmesinden başka değil.

Tarlamızı süren öküze atadığımız “kabalık ve işbilmezlik”, yükümüzü taşıyan eşeğe layık gördüğümüz “aptallık, yakışıksızlk” ve bize sevgi ve sadakatten başka bir şey sunmayan köpeklere adadığımız “pislik, ezilmeyi hak etmişlik” durumları türcülüğümüzün, kibrimizin ve kadir kıymet bilmeyişimizin yegane örnekleridir.

Üstelik bu haddini bilmezliğimiz, sadece cinsiyetler, sınıflar, meslekler, ırklar, türler arasında kalmayan kendi bedenimiz üzerinde de bir kez daha var olan hiyerarşi tutkumuzun da aleni bir dışavurumu. Uzuvlarımıza bir baktığımızda da böylesi bir hiyerarşiyi çabucak fark edebiliriz. Örneğin; bugüne kadar hiç düşünmediyseniz şu ikileme bir bakmanızı rica edeceğim: bir şey “elinizin altında” ise faydalı, “ayağınızın altında” ise zararlı’dır. Oysa nesnenin ne olduğu, nasıl bir konumda bulunduğu ve ilgili konumda ne zaman bulunduğuna bakılarak o şeyin el ya da ayak altında olması pekala faydalı olabilir. Bir halı örneğin, ayağımızın altındadır ve ne güzel yumuşacık, sıcacıktır; kış aylarında.

Tabii ki her bir uzvumuz üzerinde konuşmaya değer. Ama bu yazının mevzusu eller, ayaklar, gözler değil, daha ilk paragraftan ifade ettiğim üzere, götler olacaktır: Biricik, toparlacık, minniş-minnoş götlerimiz.

Erkek, kadın, non-binary, kuir ne olursak olalım hepimiz bir göte sahibiz. Genital organlarımız ya da ikincil cinsiyet karakterleri olarak bilinen taraflarımızı (göğüs, saç, sakal vs.) kimliğimize/kendimize uygun bulmasak da götümüzle böyle uğraşlarımız olmaz. Götümüzü, bozulmadıkça, olduğu gibi kabul etme eğilimindeyizdir. Onunla yaptığımız en fazla epilasyon (jiletleme ve ağdalama da dahil) ve de günlük hareketlerle küresel kıvrımlarına güç verme dokunuşları olur.

Şair Onur Köybaşı’nın Hayat doldurmak ve boşaltmak üzerine mısrasına fizyoloji penceresinden bakarsanız, doldurmanın ağızdan, boşaltmanın da “katı ve gaz formlar için” götten yapıldığını fark edebilirsiniz. Göt bununla da kalmaz, doğru temaslarda size müthiş zevkler de verir. İçine alır. Yüzeyinde tutar.  Sizi hayatın sırlarına erdirir.

Ancak konuşma dilimizde götle nasıl ilişkilendiğimize bir bakarsanız, utanabilirsiniz. Güzelliğimizin yegane bileşenleri, boşaltım ve kolimlenmelerimizin kusursuz sahalarına yaptığımız haksızlıkları gördüğünüzde, belki de kendinize kızacak, ve ona (götünüze) daha iyi davranmak, onu her yerde yüceltmek için müthiş bir arzu duyacaksınız. En azından bu yazıda benim maksatladığım şey bu. Şimdi, güzel götlerinizi bir okşadıysanız, okumaya devam edebilirsiniz.

Aşağıda günlük konuşma dilinde -daha doğru ifadeyle argoda- karşımıza çıkan ve içerisinde göt kelimesini bulunduran bazı ifadeleri tanıtacağım. Bu ifadelerin kapsamına, kendi içerlerinde barındırdıkları zıtlıklara da (eğer varsa) yer vermeye çalışacağım. Umarım sevgili, delikli, dışa dönük uzuvlarımız için duyduğum saygıyı bu yazı aracılığıyla size de aktarabileceğim.  

Götlük yapmak: Karşımızdaki kişi bizi zor durumda bıraktığında ona karşı kullandığımız bir söz dizisidir. Halbuki götümüz içimizdekini dışarı dökmede bize ne hakkı ödenmez yardımlarda bulunur. İç organlarımızda sıkışmış gazı atmosfere salarak bize ne rahatlıklar verir. Hele ki azgın bir anınızda deliğinin yüzeyinde parmağınızı gezdirirseniz size ne baş dönmeleri, ne kalp çırpıntıları, ne göz devirmeleri bahşeder... Buna rağmen, size dünyanın en iyi şeyi yapıldığında değil de gıcıklık yapıldığında bu ifadeyi kullanırsınız. Çünkü “siz ne anlarsınız!” Hakikaten biz ne anlarız? Yavrucuk götlerimiz, bu aşağılanmayı kesinlikle hak etmemektedirler.

Göt herif: Bu da götlük yapan kişiye yöneltilecek bir hakarettir. Herif terimi Türk Dik Kurumu’nun sözlüğünde “Güven vermeyen, aşağı görülen, bayağı kimse” ilk anlamıyla verilmektedir. Oysa kelime birçoğumuzda (kendim de dahil) eril bir sözcük olduğu hissini uyandırır. Kadın olarak atadığımız ya da öyle beyanda bulunmuş birine herif demek gelmez içimizden. Yani götlük yapanların çoğunlukla herifler (erkekler) olduğunu kabul ediyor gibiyizdir. Oysa bir erkeğin bütünen göt olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Böyle bir şeyin kötülükle ne ilgisi olabilir? Ben, hele de hoşuma giden ten renginde, kıl yapısında bir erkeğin koca bir göte dönüşmüş olması fantezisine yazarken bile dayanamam. O yüzden ağzımın (ve similyamın) suyunu silerek, bir sonraki ifadeye geçmek isterim.

Götünden Atmak (Uydurmak): Temelsiz varsayımlarda bulunduğumuzda kullandığımız bir cümledir. Şunu vurgulamak isterim ki götümüzden ne çıkıyorsa onu bedenimize kendimiz sokmuşuzdur. Göt yoktan bir şey yaratmaz. Bütün gün baklagil yedikten sonra ondan gaz çıkarmamasını beklemek, tüm gün hamamda dolaştıktan sonra derinizin büzüşmemesini beklemek kadar gerçeğe aykırıdır. Oysa derinize böyle bir haksızlık yapmazsınız. Ama zavallı götünüz, belki de üzerinde cazip bir delik bulundurarak size diğer insanlara karşı zayıflığınızı hatırlatacak denli gerçekçi olduğu için ona bu zulmü layık görürsünüz. Göt yalan söylemez arkadaşlar. Uydurmalarınız götünüzde değil kötü niyetli beyninizde üretilmektedir.

Götü Kalkmak: Bu ifadede vurgulanan şey, eskiden burnu büyümek olarak sunulurdu. Ama ya artık burunun bu işi yeterince doğru temsil etmediğine karar verdik ya da burunun “ön yüz”ümüzde bulunması dolayısıyla onun penise gönderme yapıyor olduğu sanrısına kapıldık veyahut göt demek hoşumuza gittiğinden bu şekilde dönüştük. Tam olarak ne oldu bilmesek de bir şey oldu, ve yaşadığı bir olay, edindiği bir nesne ya da gerçekleştirdiği bir başarı nedeniyle tavırlarında küstahlık sezmeye başladığımız bir kişinin götünün kalktığını ifade ettik. Öte yandan, kalkık götün güzelliğine ve önemine bütün spor programlarında sansürlü bir biçimde vurgu da yaptık (bknz: kalkık kalçalar). Yani belki de küstahlaşan kişiyi o kadar küçümsemiyorduk, ne dersiniz?

Göt büyütmek: Bu aslında mecazdan arındırılmış bir deyim. Hareketsiz kalıp sürekli yemek yemekten dolayı götümüzün hacminde ve ağırlığında bir artış olacağını ifade eder. Kötü müdür, iyi midir orasını sağlıkçılara bırakıyorum. Ama günlük hayatta kullanılan haliyle kesinlikle kişinin tembelliğine ve hatta sorumsuzluğuna gönderme yapar. Zavallıcık minnoş çıkıntımız bedenimizin kalanı altında ezildiği gibi, bir de suçlanır. Bu mağdur suçlayıcı bir tavır değildir de nedir, ey aktivistler? Siz düşünün. Bence götümüz hareketsiz kalıp aşırı yememizden her yönden zararlı çıkandır. Çünkü aşırı yemek, aşırı gaz çıkarmak ve aşırı sıçmak anlamına da gelir. Asıl suçlu yine beynimiz ve ağzımızdır. Hatta biraz daha düşünürsek, olayda elin ve ayağın da rolü olduğunu söyleyebiliriz. Ancak tekrar vurgulanmasında fayda vardır ki yeyip-oturma ile kaçınılmaz bir şekilde büyüyen götümüz bu olayın suçlusu değil, mağdurudur.  

Göte dönmek/benzemek: Bu iki deyimin biricik götlerimizin en dolaysız biçimde aşağılandığı deyimler olduğunu söyleyebiliriz. Beğenilerimize ve/veya beklentilerimize hitap etmeyen ya da önceden öyle iken artık öyle olmayan durum/kişi ve nesneleri bu deyimle suçlarız. Tabii yukarıdaki göt herifte kurduğum fantezi gibi burada da bir insanın bir göte dönüştüğünü hayal etmekte, ben şahsım açısından hiçbir kötülük göremiyorum. Hatta öyle güzel götler vardır ki, önümdeki herhangi bir şeyin ona benzediğini düşünmek bile kalbimi yerinden çıkarabilir.

Unuttuğum ve sizin arkadaşlarınız arasında severek kullandığınız bir sürü başka götlü deyim olabilir. Bunları kullanırken bu kadar hoyrat olmamanızı, küçümsediğiniz uzvumuzun bizim için nelere katlandığını hatırlatmak istiyorum sadece.

O, gün geliyor koltuğumuz, gün geliyor pantolonumuzun/eteğimizin biricik taşıyıcısı, gün geliyor iç temizliği ustamız, gün geliyor en ateşli zevk kölemiz oluyor. Onsuz birçok fizyolojik etkinliği hakkaniyetle geçiremeyeceğimiz gibi onun güzelliğinden de sosyal ve duygusal bakımdan birçok şekilde faydalanıyoruz. Yani, arkadaşlar, biz göte gerçekten haksızlık ediyoruz.

Bundan sonra, biri size Göte benzemişsin! ya da Göt müsün? şeklinde cümleler fırlattığında “Henüz o kadar becerikli değilim” diyerek mütevazı ve götümüzün hakkını verici bir karşılık düşünebileceğinizi umarak yazıyı noktalıyorum.

Güç, farkındalık ve dayanışma dolu günler dilerim…

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: yaşam, cinsellik
Telegram