23/07/2010 | Yazar: Burika Tutu

Hayat'tan biçilmiş beyaz kefenlerdir ömürlerimiz. Her ne kadar çift zarla oynasak da bu oyunu kaybetmek açıktır.

Hayat'tan biçilmiş beyaz kefenlerdir ömürlerimiz. Her ne kadar çift zarla oynasak da bu oyunu kaybetmek açıktır. Sevgi çocuğuna denir piç bizim kefenimizde. Bizimki de öyle zampara “Hayat”a karşılık güzel kokulu beyaz tenli bakire ömürler. Düşmanın belli olmadığı bir savaşta, düşüp de kalkamayacağımız bir anda; gelebilir bazen o tatlı düşünceler dalmış küçük bir piçler ordusu. Nerden nasıl geldiğini unutmadan bileceksin ki beyaz kefenler ordusu için bu dünya. Ve boşuna acı çekmedi ömür annelerimiz hayatın bacaklarının baskısını üstünde hissederken…
 
Dönebildiğin kadar dön dogmatik aşklara tutulmuş küçük bey, kıçının gölgesini hiç bir zaman önünde göremeyeceksin orduların arasına karışmış zafer marşlarıyla kadehini havaya  kaldırırken. Daha dün genç bir kızın rahminde can vermişken, şimdi ise ameliyathane odasında çığlıklar atan bir kadının rahminde can buluyorsun. Umursuzca ve duygusuzca kalkmıştı baban yataktan ne malum piçler ordusuna biri daha eklenmeyeceği. ''Vajinam dolu kalbim boş'' dercesine bir kadın kokuyor bu yataklar. Keşke kefenlerimizde böyle koksa küçük bey. Ahh çok erken sana ölümü koklatmak ve hayattan düzülmüş bir ömür vaat etmek sana. Anlaman için ne yaşının kırk beş olması gerek ne de ilah olman gerek her şey farkından sonra başlar hayattan düzülmüş ömürlerimizde…
 
Bir bardak daha rakı, bir tane daha nefes, şu insan ömrünü simgeleyen yanıp tutuşan cigaradan bir öpücük daha, bir yumruk daha, bir tokat bir itiraf bir küfür daha! Düşmana inat bir daha küçük bey, gülmek enderdir, nefes aldığın dakikalar sürecinde hayattan peydahlandığın için değil, doğarken ağladığın için, buna zorlandığın için, gülmek sadece geçici bir siluettir yüzünde. Ağlamaktan korkma baksana Allah bile bazen ağlıyor, hatta yıldırımlarıyla fotoğrafımızı çekiyor. Belki de acımasız değil, aşağıya bakmaktan korkuyor.
 
Son dakika golüyle hayata tutunmak gerekir bazen. Biçilmiş beyaz kefenlerin uğruna. Küstahlık yapmadan sevişmek gerekir, doymazcasına değil ama verdiğin bedeller çektiğin acılar uğruna. Şimdi gitme zamanıdır küçük bey buradan. Toz bulutlarına basıp gideceğim ki her bastığım bulut parçalansın diye, arkamdan kimse gelmesin diye, şimdi s.ktir olup gidiyorum toz bulutlarından, Allahın evini basarmışçasına seni de bu boş beleş yalnızlığın ve düşmanın belli olmadığı bir savaşta hangi ordudan olman için yine diyorum farkından sonra başlıyor hayat düzülmeden düzmeyi deneme..


Etiketler: yaşam
nefret