15/02/2021 | Yazar: Sa Bahattin

Bilim dünyası cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri konusunda tam bir mutabakata ermiş değil. Elde edilen sonuçların doğru yorumlanması, yapılan çalışmaların hipoteze ‘tarafsızca hizmet etmesi’ biraz da bizim değerlendirmelerimizle mümkün.

LGBTİ+ biyolojisi 101 Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bilimin her zaman gerçeğin ve halkın yanında olmadığının farkındayım Hatta, bilimsel gerçeklik maskesi altında hor görmelerin, yok saymaların, zulmetmelerin ve soykırımların gerçekleştirildiğinde de haberdarım.

Ancak, yine de, nasıl ki her mesleği yanlış icra edenler varsa, bilimi de yanlış (ve doğru) icra edenlerin olduğu kanısı içerisindeyim.

Bilimin zamandan-mekandan, iktidardan, şahsi menfaatten ve hatta kişisel yargılardan uzak olmaması yanında; zamanın, nitelikli bilimin en iyi yargıcı olduğunu ve gerçekçi bilginin bu süzgeçten geçerek sonunda insanlığa ulaşacağını biliyor, tahmin ediyor, -ya da en azından- ümit ediyorum.

Son günlerde, LGBTİ+ konusunda bir sürü safsata ve kinci söylemle karşı karşıya kaldık. Hatta bu söylemlerde bazı bilimsel yayınların da var oluşumuza karşı kullanılabildiğini gördük. Ancak bu bilimsel yayınlar gerçekten ne diyordu? Bir bilimsel yayın herkesçe aynı şekilde mi yorumlanırdı? Bunu yeterince yazıp tartışmadığımızdan bu konuda -şahsım adına- gafil avlandığımızı düşünüyorum.

Bu yüzden hem LGBTİ+’ların hem de bu hareketin destekçilerinin konu üzerinde yayımlanan bilimsel çalışmalardan daha fazla haberdar olması gerektiğini ve bunları daha doğru değerlendirmek için kamuoyunu bilgilendirmesi gerektiğini düşünüyorum. En azından kendim böyle yapmalıyım. Bu nedenle; bu yazıda size öncelikle, geçtiğimiz günlerde Twitter’da da dolaşan ‘No gay gene’ Gey GENİ YOK çalışmasının ne olduğundan bahsetmek, sonrasında, bir nevi yeni başlayanlar için küçük bir derlemenin özetini sunmak istiyorum.

Evet, öncelikle şu gey geni vakasını aydınlatalım.

Dünyanın en prestijli bilim dergilerinden kabul edilen Science’da 2019 yılında yayımlanan bir makaleye göre GEY GENİ diye bir şey YOK (1)! Peki bu ne demek? Bunu iyi değerlendirebilmek için, öncelikle çalışmanın nasıl yapıldığını anlamak gerekiyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere Birleşik Krallığı’ndan 477 bin 472 kişi ile ‘keşif analizi’ sonrasında yine ABD ile İsveç’ten 15 bin 142 kişi ile ‘tekrar çalışması’ yapılmış. Sadece ‘cinsel yönelim’ üzerine bir araştırma olduğu için çalışmaya interseksler ve translar dahil edilmemiş.  Katılımcıların genomları (tüm genleri) ve cinsel yönelimleri analiz edildiğinde; genom üzerindeki 5 bölgenin -özellikle cinsiyet hormonlarının düzenlenmesi ve koku alımı ile ilgili bazı bölgelerin- cinsel yönelimle ilişkili olabileceği şüphesi bulunmuş. Ancak, buna rağmen çalışma, kişinin cinsel yönelimini kesin olarak belirleyebilecek bir gen bulamadığını duyuruyor. Çalışmanın bir başka ilginç noktası ise, yukarıdaki bölgelerle ‘Farklı deneyimlere açık olma’ eğiliminin de benzer bir ilişki göstermesi... Ayrıca, bu ilişkiler açısından eşcinsel ve heteroseksüellerin gösterdiği fark, az ya da çok partnerli bireyler arasındaki farktan azmış. Yani belki de, şüpheli genler kişinin heyecan arayışını etkiliyor, cinsel yönelimini değil? Peki sonuç nasıl yorumlanmış: her ne kadar cinsel yönelimin genlerle ilişkisi olsa da bu, büyük ihtimalle, tek bir genle yönetilmiyor. “Same-sex sexual behavior is influenced by not one or a few genes but many” [Aynı cinsiyeti içeren cinsel davranış bir ya da birkaç değil BİRÇOK genden etikleniyor]

Şimdi gelelim ikinci kısma:

Karşımıza çıkacak ve bilimsel makaleleri materyal olarak kullanacak argümanlarla ile en doğru mücadele yolunun farklı bilimsel makalelerle karşı-argümanlar üretmek olduğunu düşünüyorum. Bunun için bilimsel okur yazarlığımızı biraz arttırmamız gerekir. Bu gayrete bir katkısı olur umuduyla 2018 yılında yayımlanmış ve cinsel kimlikler ile cinsel yönelimi farklı biyolojik temellerde (Beyin, Hormonlar, Genler, Bağışıklık Sistemi) incelemiş birkaç çalışmayı derleyen bir makalenin Türkçe bir özetini sizinle paylaşmak istiyorum.

Bahsedeceğim çalışmanın başlığı “The molecular mechanisms of sexual orientation and gender identity” [Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin moleküler mekanizmaları] (2). Bu çalışmanın ve aşağıda bahsi geçecek tüm çalışmaların listesini yazının sonunda, KAYNAKLAR başlığı altında göreceksiniz. Parantez içerisinde vereceğim numara sayesinde makalenin kendisine ulaşabilirsiniz. Örneğin; asıl makalemizi (2) olarak işaretlediğimde, kaynaklar listesindeki 2 numaralı bilgiler sizi o yayına götürecektir.

Aşağıda verdiğim veriler çalışmada bir tablo olarak sunulmuştu. Yazarlar, CİNSEL YÖNELİM ve CİNSİYET KİMLİĞİ ana başlıklarından gidip nedenleri (beyin, genler, homonlar vs.) alt başlıklar halinde yazmışlardı. Ben sıralamada bir değişiklik yaptım. Kolay okumanız için terimleri sadeleştirdim ve gerekli gördüğüm yerlerde bazı açıklamalar ekledim. Faydalanacağınızı umarım.  

BEYİN

Bu başlık altında yapılan çalışmalar, bireylerin ölümünden sonra beyinleri incelenerek gerçekleştirilmiştir.

Cinsel Yönelim

i)               1991’de yapılan ilk çalışma 41 kişi üzerinde gerçekleştirilmiş (3). Omurgalı hayvanların büyüme, cinsel gelişim, üreme gibi davranışlarıyla ilişkili bir grup hormonun salgılandığı bir kısmın [NIAH-3], eşcinsel erkek bireylerde heteroseksüel erkek bireylerinkinden daha küçük olduğu ve yine heteroseksüel kadınlarınki ile benzer seviyelerde olduğu gözlenmiş.

ii)             1992’de yapılmış bir diğer çalışmanın sonuçlarına göre ise acı duygusu ve bazı kokuların alımıyla ilişkilendirilmiş bir bölgenin eşcinsel erkek bireylerde, heteroseksüel erkek ve kadınlarınkine kıyasla daha küçük olduğu bulunmuş (4).

iii)            24 saatlik döngüye bağlı olarak değişen davranışlarımızı düzenleyen SCN ismi verilen bir beyin kısmıyla ilgili olarak, 34 kişi üzerinde 1997 yılında yapılan bir çalışmada, eşcinsel erkeklerin SCN bölgesinin heteroseksüel erkek ve kadınlara kıyasla daha büyük olduğu gözlenmiş (5).

Cinsiyet Kimliği

i)               7 kişi üzerinde 1995 yılında yapılan bir çalışmada; limbik bilginin bütünleşik yorumlanmasında görev alan bir kısmın [BSTc],  trans ve cis kadınlarda, cis erkeklere kıyasla daha düşük olduğu görülmüş (6). Çalışılan tek bir trans erkeğin ise bu iki değişken bakımından cis erkek karakterleri gösterdiğini ortaya konulmuştur.

ii)             2008 yılında yapılan daha kapsamlı bir araştırma (42 kişi) ise, trans kadınların daha küçük bir NIAH-3’e sahip olduklarını ve bu bölgedeki nöron sayısının cis erkeklere kıyasla daha az olduğunu göstermiştir (7).

HORMONLAR

Cinsel Yönelim

i)               1998’de 237 kişi üzerinde yapılan vaka kontrollü klinik çalışmada; tıklamayla tetiklenen otoakustik emisyonların (OAE) genel olarak kadınlarda erkeklerde olduğundan daha yüksek olduğu bulunmuş (8). İlginç olan ise; eşcinsel ve biseksüel kadınların bu değer bakımından heteroseksüel erkek ve kadınlar arasında bir değere sahip olması.

Burada “otoakustik emisyon” [OAE] testinden biraz bahsetmek istiyorum. Test orta kulağın ne kadar iyi çalıştığını belirtmek için uygulanıyor. Kulağa bir sinyal gönderiliyor, ve orta kulağın bu sinyale verdiği tepki ölçülüyor. Teste maruz kalan kişi (bebekler de dahil) hiçbir şey yapmak zorunda değil. Testi uygulayan sonucu bir ekrandan görüyor. 

ii)             2002 yılında 33 fare üzerinde yapılan bir deneyde; yeni doğan erkek farelerin aromataz inhibitörüyle (östrojen oluşumunu engelleyen bir madde) muamele edilmesi durumunda ‘kadınsı’ davranışlar sergilediği ve cinsel faaliyetlerinde erkeklere yöneldiği gözlenmiş (9). Bu çalışmayı yapan araştırmacıların, çalışmalarında fare kullanmış olmaları gerçeğinden yola çıkarak zaten kendileri dışında herhangi bir canlının hassasiyetleri ve hakları konusunda pek de aydınlanmamış oldukları sonucuna ulaşabilirsiniz. Nitekim ben öyle yaptım. O yüzden, bu çalışmayı çıkarmak yerine, kötü bir örneği teşkil etmesi açısından çeviride tutuyorum.

iii)            2006 yılında, 409 kişi ile gerçekleştirilen bir çalışmada anne karnındaki testosteron seviyesi ile ilişkisi olduğu düşünülen ve işaret parmağı ile yüzük parmağının boylarının oranlanması ile bulunan değerin eşcinsel kadınlarda, heteroseksüel olanlara kıyasla, daha maskülen sonuçlar verdiği ifade edilmiştir (10).

iv)            143 kişi, 2008 yılında, kortizol ve androjen gibi önemli hormonların üretildiği böbrek üstü bezlerdeki özel bir genetik duruma sahip (CAH) kadınlarda hemcinslerine ilgi duyma oranlarını daha yüksek olduğu sonucuna varılmış (11).

Cinsiyet Kimliği

i)               2006’da 145 kişinin katılımı sonucunda CAH’lı kadınların CAH'sız kadınlara kıyasla daha maskülen davranışlar sergilediği duyurulmuştur.

ii)            2014’te art arda yapılan iki çalışmada toplam 47 trans kadın değerlendirildiğinde değerlendirildiğinde; bu bireylerin OAE değerlerinin cis kadınlarınkine yakın bulunduğu rapor edilmiş (13, 14).

iii)          153 kişinin katılımıyla 2015 yılında gerçekleştirilen bir başka çalışmada ise, CAH’lı kız çocuklar, CAH’sız kızlara kıyasla, erkek cinsiyet kimliğine ilişkin davranışları daha fazla göstermişler (15).

GENLER

Cinsel Yönelim

i)               198 kişi üzerinden gerçekleştirilip 2004 yılında sunulan bir rapora göre; eşcinsel erkeklerin sülalesindeki kadınlar, heteroseksüel erkeklerin ailesindeki kadınlardan daha doğurgan olduğu gözlenmiş ki; bunu Dawrin paradoksunu çözümü olarak sunmuşlar (16). Darwin Paradoksuna göre; geyliğin taşıyıcısı olan gen, üremeyi teşvik etmediği için yok olup gitmeliydi ancak eğer bu gen kadınlarda taşındığında doğurganlığı artırıyorsa, gen, popülasyon içerisinde bu şekilde korunmuş olabilir diye düşünülüyor.

ii)             Aynı grup 2009’da, 239 kişi ile başka bir çalışma yaptığında: biseksüel bireylerin annelerinin ve anne tarafından başka kadınların, heteroseksüellerin anne ve anne taraflarına kıyasla daha doğurgan olduğunu gözlemiş (17).

iii)            2015’te, 908 kişi üzerinde yapılan genetik bir çalışmada; Kromozom 8 ve X kromozomundaki bir bölgenin erkek cinsel yönelimini etkiliyor olabileceği düşünülmüş (18).

Cinsiyet Kimliği

i)               2005’te 258 kişilik bir analizde, östrojen reseptör geninin özel bir formu bakımından trans kadınların cis erkek ve cis kadınlardan farklı göründüğü duyurulmuş (19).  Ayrıca; aromataz (östrojen sentezinde rol alan bir enzim), anrojen reseptör ve östrojen reseptör genlerinin özel bazı biçimlerinin etkileşiminin trans kadınlık ihtimalini arttırdığı sonucuna varılmış.  

ii)             1822 kişi ile, 2008 yılında yapılan bir analizde, 17 alfa-hidroksilaz isimli enzimi kodlayan genin özel bir biçiminin trans erkeklerde bulunduğu ancak trans kadınlarda görülmediği rapor edilmiştir (20). Burada bahsi geçen enzim, yukarıda CAH (böbrek üstü bezlerinin fazla büyük olması) olarak ifade edilen durumun önemli bir nedeni olarak görülmektedir. 

iii)            370 kişi üzerinde yapılan ve 2009’da yayımlanan bir çalışmaya göre ise, Androjen Reseptörünü (Eril Cinsiyet Horrmonu Algılayıcısı) kodlayan genin özel bir biçimi ile trans kadınlık arasında anlamlı ilişki bulunmakta (21). Trans kadınlar, cis erkeklerden daha uzun AR genlerine sahipler.

iv)            517 kişinin dahil olduğu ve sonuçları yine 2009’da yayımlanan bir başka çalışmaya göre ise; trans kadınlarla cis kadınlar ve trans erkeklerle cis erkekler arasında incelenen genler bakımından hiçbir fark görülmemiş (22).

v)             2014’te yayımlanan çalışmaya göre ise, 442 trans kadın, incelenen genler bakımından 371 cis kadın ve 473 cis erkekten hiçbir şekilde farklılık göstermemiş (23).

vi)            2015 yılında; 628 kişi ile yapılan başka bir çalışmada, yukarıdaki genin trans erkeklerde hem cis kadın ve erkeklerden hem de trans kadınlardan daha yüksek oranda görüldüğü duyurulmuş (24). Çalışmaya göre, genin ilgili biçiminin sıklığı, genel populasyonda cinsiye bağlı değil, ancak trans bireyler içerisinde; trans erkeklerde trans kadınlara göre anlamlı ölçüde yüksek oranda bulunuyor.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

Cinsel Yönelim:

i)               19977 kişinin verileriyle meta analiz gerçekleştirilmiş, yani daha önceden yayımlanan çalışma sonuçları birleştirilerek genel bir resim oluşturulmaya çalışılmış, ve 2017 yılında yayımlanmış sonuçlara göre; kardeşler arasındaki doğum sırası erkeklerde eşcinselliği arttırmakta; geç doğan erkek çocukların eşcinsel olma ihtimali yüksek olmaktadır (25).

Sonsöz: Çalışmaları dikkatle incelediğinizde, birbiriyle zıt/uyumsuz bazı verilerin de olduğunu fark edeceksinizdir. Bu yüzden, bir kişi size, kimliğinize, bilimsel makaleleri kullanarak saldırmaya çalışırsa “bunun yalnızca tek bir/birkaç makale olduğunu, bu konuda yapılmış ve aksi sonuçlara ulaşan çalışmaların da bulunabileceğini” ona hatırlatıp, yapacağınız küçük bir taramayla ona ‘sizin argümanınızı destekleyecek makalenin’ bağlantı adresini gönderebilirsiniz.

Bilim dünyası cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri konusunda tam bir mutabakata ermiş değil. Elde edilen sonuçların doğru yorumlanması, yapılan çalışmaların hipoteze ‘tarafsızca hizmet etmesi’ biraz da bizim değerlendirmelerimizle mümkün. Bence zaman, bilime düşman olmanın değil, onu kendimize çekmenin zamanı. Daha fazla bilimsel yayına ve bilim insanına ulaşabilmemiz dileğiyle.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

  

KAYNAKLAR

1.     Ganna A, Verweij KJH, Nivard MG, Maier R, Wedow R, Busch AS, Abdellaoui A, Guo S, Sathirapongsasuti JF; 23andMe Research Team, Lichtenstein P, Lundström S, Långström N, Auton A, Harris KM, Beecham GW, Martin ER, Sanders AR, Perry JRB, Neale BM, Zietsch BP. Large-scale GWAS reveals insights into the genetic architecture of same-sex sexual behavior. Science. 2019 Aug 30;365(6456):eaat7693. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31467194/

2.     Fisher AD, Ristori J, Morelli G, Maggi M. The molecular mechanisms of sexual orientation and gender identity. Mol Cell Endocrinol. 2018 May 15;467:3-13. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28847741/

3.     LeVay S. A difference in hypothalamic structure between heterosexual and homosexual men. Science. 1991 Aug 30;253(5023):1034-7. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/1887219/

4.     Allen LS, Gorski RA. Sexual orientation and the size of the anterior commissure in the human brain. Proc Natl Acad Sci U S A. 1992 Aug 1;89(15):7199-202. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/1496013/

5.     Swaab, D.F., Zhou, J.N., Fodor, M., Hofman, M.A. Sexual differentiation of the human hypothalamus: Differences according to sex, sexual orientation, and transsexuality

Sexual Orientation: Toward Biological Understanding 1997. Pages 129-150. https://www.scopus.com/record/display.uri?eid=2-s2.0-0037622280&origin=inward

6.      Zhou JN, Hofman MA, Gooren LJ, Swaab DF. A sex difference in the human brain and its relation to transsexuality. Nature. 1995 Nov 2;378(6552):68-70. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/7477289/

7.     Garcia-Falgueras A, Swaab DF. A sex difference in the hypothalamic uncinate nucleus: relationship to gender identity. Brain. 2008 Dec;131(Pt 12):3132-46. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18980961/

8.     McFadden D, Pasanen EG. Comparison of the auditory systems of heterosexuals and homosexuals: click-evoked otoacoustic emissions. Proc Natl Acad Sci U S A. 1998 Mar 3;95(5):2709-13. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/9482952/

9.     Domínguez-Salazar E, Portillo W, Baum MJ, Bakker J, Paredes RG. Effect of prenatal androgen receptor antagonist or aromatase inhibitor on sexual behavior, partner preference and neuronal Fos responses to estrous female odors in the rat accessory olfactory system. Physiol Behav. 2002 Mar;75(3):337-46. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/11897260/

10.  Kraemer B, Noll T, Delsignore A, Milos G, Schnyder U, Hepp U. Finger length ratio (2D:4D) and dimensions of sexual orientation. Neuropsychobiology. 2006;53(4):210-4. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/16874008/

11.  Meyer-Bahlburg HF, Dolezal C, Baker SW, New MI. Sexual orientation in women with classical or non-classical congenital adrenal hyperplasia as a function of degree of prenatal androgen excess. Arch Sex Behav. 2008 Feb;37(1):85-99. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18157628/

12.  Meyer-Bahlburg HF, Dolezal C, Baker SW, Ehrhardt AA, New MI. Gender development in women with congenital adrenal hyperplasia as a function of disorder severity. Arch Sex Behav. 2006 Dec;35(6):667-84. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/16902816/

13.  Burke SM, Cohen-Kettenis PT, Veltman DJ, Klink DT, Bakker J. Hypothalamic response to the chemo-signal androstadienone in gender dysphoric children and adolescents. Front Endocrinol (Lausanne). 2014 May 28;5:60. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24904525/

14.  Burke SM, Menks WM, Cohen-Kettenis PT, Klink DT, Bakker J. Click-evoked otoacoustic emissions in children and adolescents with gender identity disorder. Arch Sex Behav. 2014 Nov;43(8):1515-23. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24567168/

15.  Pasterski V, Zucker KJ, Hindmarsh PC, Hughes IA, Acerini C, Spencer D, Neufeld S, Hines M. Increased Cross-Gender Identification Independent of Gender Role Behavior in Girls with Congenital Adrenal Hyperplasia: Results from a Standardized Assessment of 4- to 11-Year-Old Children. Arch Sex Behav. 2015 Jul;44(5):1363-75. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25239661/

16.  Camperio-Ciani A, Corna F, Capiluppi C. Evidence for maternally inherited factors favouring male homosexuality and promoting female fecundity. Proc Biol Sci. 2004 Nov 7;271(1554):2217-21. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15539346/

17.  Ciani AC, Iemmola F, Blecher SR. Genetic factors increase fecundity in female maternal relatives of bisexual men as in homosexuals. J Sex Med. 2009 Feb;6(2):449-55. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18637994/

18.  Sanders AR, Martin ER, Beecham GW, Guo S, Dawood K, Rieger G, Badner JA, Gershon ES, Krishnappa RS, Kolundzija AB, Duan J, Gejman PV, Bailey JM. Genome-wide scan demonstrates significant linkage for male sexual orientation. Psychol Med. 2015 May;45(7):1379-88. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25399360/

19.  Henningsson S, Westberg L, Nilsson S, Lundström B, Ekselius L, Bodlund O, Lindström E, Hellstrand M, Rosmond R, Eriksson E, Landén M. Sex steroid-related genes and male-to-female transsexualism. Psychoneuroendocrinology. 2005 Aug;30(7):657-64. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15854782/

20.  Bentz EK, Hefler LA, Kaufmann U, Huber JC, Kolbus A, Tempfer CB. A polymorphism of the CYP17 gene related to sex steroid metabolism is associated with female-to-male but not male-to-female transsexualism. Fertil Steril. 2008 Jul;90(1):56-9. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17765230/

21.  Hare L, Bernard P, Sánchez FJ, Baird PN, Vilain E, Kennedy T, Harley VR. Androgen receptor repeat length polymorphism associated with male-to-female transsexualism. Biol Psychiatry. 2009 Jan 1;65(1):93-6. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18962445/

22.  Ujike H, Otani K, Nakatsuka M, Ishii K, Sasaki A, Oishi T, Sato T, Okahisa Y, Matsumoto Y, Namba Y, Kimata Y, Kuroda S. Association study of gender identity disorder and sex hormone-related genes. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry. 2009 Oct 1;33(7):1241-4. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19604497/

23.  Fernández R, Esteva I, Gómez-Gil E, Rumbo T, Almaraz MC, Roda E, Haro-Mora JJ, Guillamón A, Pásaro E. Association study of ERβ, AR, and CYP19A1 genes and MtF transsexualism. J Sex Med. 2014 Dec;11(12):2986-94. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25124466/

24.  Fernández R, Cortés-Cortés J, Esteva I, Gómez-Gil E, Almaraz MC, Lema E, Rumbo T, Haro-Mora JJ, Roda E, Guillamón A, Pásaro E. The CYP17 MspA1 Polymorphism and the Gender Dysphoria. J Sex Med. 2015 Jun;12(6):1329-33. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/25929975/

25.  Blanchard R. Fraternal Birth Order, Family Size, and Male Homosexuality: Meta-Analysis of Studies Spanning 25 Years. Arch Sex Behav. 2018 Jan;47(1):1-15. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28608293/


Etiketler: yaşam
Nefret