25/07/2006 | Yazar: Ali Erol

‘Türkiye’de pek çok sahte evlilik (memur tayini için yapılanı gibi) bilinir ancak görüntüyü kurtarmak için gey-lezbiyen evliliğine dair bir tanıklığımız olmadı. Biz zaten hayatlarımızı artık yalanlar üzerine kurmak istemeğimiz için 15 yıldır bir araya gelmeye çalışıyoruz ve birlikte mücadele ediyoruz.’

“Türkiye'de pek çok sahte evlilik (memur tayini için yapılanı gibi) bilinir ancak görüntüyü kurtarmak için gey-lezbiyen evliliğine dair bir tanıklığımız olmadı. Biz zaten hayatlarımızı artık yalanlar üzerine kurmak istemeğimiz için 15 yıldır bir araya gelmeye çalışıyoruz ve birlikte mücadele ediyoruz.”

Bu metin Amerika'da yayınlanan Washington Post gazetesinde çıkan Ayesha Arkam imzalı "Muslim Gays Seek Lesbians For Wives" başlıklı yazıdan hareketle Tempo dergisinde yayınlanmış bir değerlendirmedir.

Boyun eğilen bir baskının ardından daha fazla baskı gelecektir. Görüntüyü kurtarmak için evlenmeyi seçen ve bunun için de lezbiyen arayan söz konusu geyler belki böyle bir yalanla durumu idare edebileceklerini düşünüyorlardır ancak ipoteğe verdikleri hayatlarını, sonrasında nasıl idare edebileceklerini düşünüyorlar acaba?

Üstelik tüm bu arayışların, onca yıllık mücadelenin ardından Amerikan toplumunun sosyal, kültürel, ekonomik ve hatta politik pek çok alanında gey veya lezbiyen olarak var olunabildiği bir dönemde görülüyor olması da bir şaka gibi geliyor. Tamam değişimlerin hayatın her alanına nüfuz etmesi, eşitliğin sosyal-kültürel hayatta birebir yaşanması zaman alacaktır.

Yine de aynı cins evliliğin anayasal ölçekte tanımlanıp tanımlanamayacağının tartışmalarının yapıldığı bir dönemde, Amerikan toplumunda gündeme taşınan bu örnekler aslında ne kadar Müslüman kökenli geylerin kendi var oluşlarını gerçekleştirme süreçlerinde yaşadıkları gel-git sancıları, ne kadar etnik-kültürel bir olgu araştırmak lazım.

Amerika toplumunda yaşayan Müslüman kökenli geylere sıra gelene kadar eskiden ve hâlâ da Amerika'da, Pakistan'da, Türkiye'de. Zaten eşcinsel erkekler, heteroseksüelmiş gibi evlenmek zorunda kalıyorlar, zorla evlendiriliyorlardı. Ama artık dünya alem biliyor ki gey ve lezbiyen hayatlar dünyanın çok az bölgesi hariç meşruiyet ve yasallık kazandı. Bu süreçte kendi var oluşlarını gey ya da lezbiyen olarak ifade edebilme hakkı ve olanağı bulmuş eşcinseller geri adım atmak yerine ileriye yürümeye devam edebilirler. Madem ki iş yaşamlarında ilerlemişler ve kariyer yapacak kadar kendilerini ispatlamışlar, o zaman güçlerini eski bir yalanın yeni versiyonunu üretmede kullanmak yerine özgürlükleri geliştirmeye katkı sunsunlar. Herkesin ailesi değişiyor, dönüşüyor, Müslüman kökenli geylerin aileleri de değişir.

Diğer taraftan dini inanışın, Müslüman olma halinin sanki bir etnik köken gibi tanımlanmasına ve bunun, kendilerini bu alan üzerinden ifade eden eşcinsellerin hayatlarındaki karşılığa bakmak lazım tabii. Bütün eşcinseller ateist olmadığına göre Amerikan toplumundaki, Pakistan veya herhangi bir ülkeden Müslüman kökenli ailelerin eşcinsel çocuklarının hayatları da tek yönlü, tek tip değil sonuçta. Sayısı ne olursa olsun söz konusu örnekten hareketle Müslüman kökenli geylerin, kariyer bile yapmış olsalar, aile baskısına karşı ürettikleri güya çözümle hem kendileri, hem aileleri, belki de islamofobinin yükseltilmeye çalışıldığı bir dönemde Müslüman olma hali de yanlış bir eleştirinin hedefi haline gelebilirler. "Görüntü" kurtarılmaya çalışılırken evdeki/Amerikan toplumundaki "bulgur"dan da olunabilir...

Türkiye'de pek çok sahte evlilik (memur tayini için yapılanı gibi) bilinir ancak görüntüyü kurtarmak için gey-lezbiyen evliliğine dair bir tanıklığımız olmadı. Biz zaten hayatlarımızı artık yalanlar üzerine kurmak istemeğimiz için 15 yıldır bir araya gelmeye çalışıyoruz ve birlikte mücadele ediyoruz. Bu mücadelenin sonunda eski yalanların yeni versiyonlarıyla üretilmesini değil aynı cins evliliğin de yapılabilmesini savunmayı tercih ederiz. Bugün Türkiye toplumunda yaşadığımız, gördüğümüz, özellikle son 15–20 yıllık sürecin etkisiyle, otuzuna kırkına gelmiş ama hâlâ "bekar" erkekler, önceki kuşaktan farklı bir hayatın kurumsallaştığına da işaret ettiği gibi yeni "görüntü"lerin de habercisi olsa gerek."


Etiketler: insan hakları, aile
Telegram