08/07/2011 | Yazar: Ozan Gezmiş

Sahneyle hayatı arasında kalın bir çizgi olduğunu ısrarla belirten Dursunoğlu kadın ve erkeği kendi performansının aksine ne kadar sabit ve değişmez gördüğünü söylüyor tabiî ki yine bolca homofobi ve transfobiyle…

Ozan Gezmiş | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Ozan Gezmiş
Başlığı ilk okuduğunuzda size itici gelmiş olabilir ya da ne ola ki diye düşünmüş de olabilirsiniz. Konu, belki de birçoğunuzun bildiği yeniden ekranlara dönen bir dans yarışması programı. Yalnız bu sefer adı “Huysuz’la dans eder misin?”
 
Huysuz Virjin karekteri uzunca bir süredir RTÜK tarafından yasaklıydı. Özendirme kisvesi altında küfürlü içerik bahane edilerek ilk önce TV’de Huysuz Virjin’e ayrılan saat değiştirildi ardından da doğrudan engelleme geldi. Genel ahlakımızı koruyan(!) RTÜK, Huysuz’dan sonra hız kesmedi. Dizilere, filmlere, programlara uyarılar, cezalar vermekten hiç çekinmedi. Gerekçe çocukları ve gençleri eşcinselliğin özendirilmesinden hep “korumak” oldu…
 
“Huysuz’la dans eder misin” programının ilk bölümü geçtiğimiz gün yayınlandı. Yapımcılar temkinli olacak ki program canlı değildi bu sefer. Açılışta Seyfi Dursunoğlu takım elbisesi içinde “erkek” olarak karşımıza çıktı. Ağdalı Türkçesi ve vakur duruşuyla yeniden karşınızdayım dedi. Biraz sonrada TV hilesiyle yanına konduruluvermiş Huysuz gözüktü ve sahneyi Seyfi Dursunoğlu’ndan devraldı. Bu kısa açılış bile aslında bize her an soluduğumuz heteroseksizm hakkında çok şey söylüyor…
 
“Drag queen” kavramının bize çok yabancı olduğu dönemlerde yani bundan yarım asır önce Seyfi Dursunoğlu’nun drag queen şovları -ya da Judith Butler’in deyimiyle taklidin taklidini icra ettiği performansları- ezber bozucu nitelikteydi. Sahnelerden TV’ye geçişle hayran kitlesinin ve popülerliğinin artmasıyla Seyfi Dursunoğlu artık Huysuz Virjin’e dönüşmüştü. Neyin taklit olduğunun karmaşasına girilen bu yarım asırlık süreçte yaşadığı baskılarla belki de en çok heteroseksizmle yüzleşmek durumunda kalanlardan birisi oldu Seyfi Dursunoğlu. Performansları sabitlemek yani bunu mutlaka bir kimliğe büründürmek isteyenler Seyfi Dursunoğlu’nun “transeksüel” olduğu konusunda hep hem fikir oldu. Bir kısım ise şovla gerçek hayatının çok farklı olduğunu ve aslında “erkek” olarak yaşadığını yazdı, çizdi. Son olarak ise Seyfi Dursunoğlu’nun Ayşe Arman’a verdiği röportaj gündeme oturdu. Sahneyle hayatı arasında kalın bir çizgi olduğunu ısrarla belirten Dursunoğlu kadın ve erkeği kendi performansının aksine ne kadar sabit ve değişmez gördüğünü söylüyor tabiî ki yine bolca homofobi ve transfobiyle…  
 
Uzunca bir aradan sonra sahnelere geri dönen Huysuz Virjin karekteri yine ve yeniden heteroseksizmle imtihan etti ilk programda. O takım elbiseli vakur adam adeta karakter bunalımı yaşarmışçasına “başka” biriyle yani Huysuz’la karşılıklı konuştu ve sahneyi ona bıraktı. “Erkek”liği sahne arkasında beklemeye alan Huysuz sahnelere geri döndü… Yarışmada ise dansçıların tamamı heteroseksüelmiş gibi eşleşti ve dans etti. Tangoda erkekler ancak güç gösterisi için yakınlaşırken kadınla ancak ve ancak bir erkek şehvet’lendi. Topuklu ayakkabıyla dans etmesi gereken kadınlar yine ve yeniden sahnedeydi. Tüm bunlar olurken de sahnenin hemen arkasından Seyfi Dursunoğlu onları izliyordu ve gülümsüyordu.
 
Ne de olsa heteroseksizmle dans bir başka oluyordu…

Etiketler: medya
Nefret