28/06/2011 | Yazar: Ali Erol

Doğrudan devlet sansürüne kılıf hazırlayan ‘güvenli internet’ planı ile gündeme gelse de ‘eşcinsellik’ söz konusu olduğunda fiili veya resmi sansür eşcinsellerin hayatlarında hiç eksik olmadı.

Ağustos’ta başlayacağı açıklanan “güvenli internet” adı altında hangi sitelere girebileceğimize aslında devletin karar verecek olması haklı bir tepki olarak hemen akla “sansür” uygulamasını getirdi. Sansürlenecek kelimeler arasında “gey” veya “lezbiyen” gibi ibarelerin de geçiyor olması planlanan uygulamanın hangi zihniyetle kurulacağının işaretlerini veriyor!
 
Doğrudan devlet sansürüne kılıf hazırlayan “güvenli internet” planı ile gündeme gelse de “eşcinsellik” söz konusu olduğunda fiili veya resmi sansür eşcinsellerin hayatlarında hiç eksik olmadı. Eşcinselliği inkâr eden ve her türlü eşcinsel ifadeyi sansürleyen devlet politikaları bugün artık açıkça ifade ettikleri internet sansürü ile de aslında bizatihi eşcinsel realitesini yeniden görünmezliğe mahkûm etmek istiyorlar. Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) bireylerin varoluşlarına yönelik bu sansür ile LGBT’lerin temel hak ve özgürlüklerine yönelik ihlaller yasallaştırılacaktır. LGBT varoluşlarını ifade eden kelimeler yasaklandığında LGBT bireyler başta örgütlenme ve ifade hürriyetlerini nasıl kullanacaklar?
 
Dernekleşerek örgütlenme haklarını kullanmak isteyen Türkiyeli LGBT’lerin derneklerine yönelik her türlü engellemede bulunan kamu idaresi şimdi de internet ortamındaki örgütlenme ve ifade hürriyetine sansür yoluna giderek LGBT’lere yönelik insan hak ihlallerinden vazgeçmeyeceğini göstermiş oluyor.
 
Bu güne kadar çeşitli kanun, yönetmelik ya da tüzüklerde yer alan “genel ahlak”, “kamu ahlakı”, “kamu düzeni”, “müstehcenlik”, “milli ve manevi değerler” ibareler her seferinde LGBT varoluşların aleyhine yorumlanarak LGBT’lerin yayınladıkları dergi, örgütlendikleri dernekler ve sosyal kültürel pratiklerine yönelik ağır ihlaller gerçekleştirildi. Dergiler poşete sokuldu, toplatıldı, yargılandı ve dernekler kapatılmak istendi. LGBT derneklerini kapatmaktan şimdilik vazgeçen devlet eşit vatandaş olarak tanımadığı için temel hak ve özgürlüklerini hoyratça çiğnediği LGBT’lerin telaffuz etmediği adlarını işaret eden “gey, gay, homoseksüel, eşcinsel, biseksüel, lesbian, lezbiyen, travesti” gibisözcükleri yasaklamaktadır. Yasal olmayan filtreleme programları ile bu sözcükleri fiilen yasak listesine almaya zorlayan devlet böylece daha yasal kılıfını hazırlamadan uzun süredir internet kafelerde, üniversite kampüslerinde, yurtlarda ve kamu iş yerlerinde LGBT sitelere girişleri engellediği bilinmektedir. Söz konusu sansür ile doğrudan servis sağlayıcılarına yönelik bir baskı ile LGBT profil sitelerinin kapatılması dayatıldığı gibi yasal olarak kurulmuş LGBT derneklerin yine yasal içerikli siteleri bile kapatılmaya kalkışılmaktadır.
 
İnternet sansürüne sıra gelmeden yıllar öncesinden alışık olduğumuz “muzır zihniyet”in elektronik versiyonu olsa gerek tüm bu gelişmeler!
 
Günümüzde de kendi varlığını hissettirmeye devam eden “Muzır Kurulu” tam da söz konusu sansürcü zihniyetin “küçükleri müstehcenlikten koruma” adı altındaki uygulamaları ile LGBT içerikli dergi ve yayınlarla birlikte aslında kendi normuna uymadığını düşündüğü her türlü cinsellik ifadesini kontrolden ve yasaklamaktan vazgeçmiyor. Söz konusu internet sansürü ile de artık elektronik ortamda devletin tanımladığı ve öngördükleri haricindeki varoluş ile pratikleri kontrol etmekle yetinmeyip doğrudan engelleme ve ortadan kaldırma aşamasına geçileceğinin işareti verilmiş oluyor.
 
Bu uygulama aynı zamanda LGBT bireylerin bu toplumun eşit birer parçası olmayı hak etmedikleri iddiası oluyor! Yasakladıkları kelimeleri ağızlarına almayan, telaffuz etmek durumunda kaldıklarında da “affedersiniz” diyerek ifade eden zihniyetin yasaklamak istediği aslında doğrudan Lezbiyen, Gey, Biseksüel veya Trans varoluşlarımızdır. Kendi varoluşunu kendi adıyla ifade etmesi yasaklanan insanlar hiç kuşku yok ki en temel inan haklarını da kullanamayacaklardır. Bu bağlamda mesele basit bir internet düzenlemesi değil farklı kimliklere yönelik düpedüz sansürdür ve bunun adı da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığıdır.
Bilinmiyor olamaz öyleyse hatırlatalım, “gey, lezbiyen, travesti, transeksüel, eşcinsel” kelimeleri bu ülkede “suç” değildir! 

Kaos GL Derneği’nin kapatılması için İçişleri Bakanlığı’nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı başvuruyu hatırlayabiliriz. Başvuru sonucunda, Cumhuriyet Başsavcılığı Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde yer alan “eşcinsel” tanımını örnek göstermiş, kavramın suç veya ahlaka aykırılık teşkil etmediğini belirterek, kapatılma istemini geri çevirmişti. 

LGBT’lerin kendilerini gerçekleştirmelerinin toplumsal bütün yollarının kapatıldığı bir ortamda, internet üzerinden iletişim kurma ve haber alma, LGBT bireylerin birbiri ile iletişim kurmasının önemli araçlarından biri olduğu aşikârdır. Hal böyleyken söz konusu internet sansürü ile kendileri ifade edemeyip, sosyal, kültürel, politik hayata katılamayacaklarına göre bizatihi LGBT bireylerin varoluşları hedeftedir. LGBT bireyler sırf öyle oldukları için her türlü şiddete ve ayrımcılığa maruz kalırken, yetinmeyip yaşam hakları ellerinden alınırken görevini yerine getirmeyen kamu idaresi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığını, maruz kalınan nefret cinayetlerine kadar varan şiddeti değil ama en temel inan haklarını güvence altına almadığı vatandaşlarının kendileri için seçtikleri adları/kelimeleri “ahlaksız” bularak yasaklamak istiyor. Sansürün üstünü örtemeyeceği gerçek budur!
 
İnternet sansürü ile LGBT’ler Türkiye’de yeniden “suçu olmayan suçlu” haline getirilmek ve sosyal, politik görünürlükleri engellenmek istendiği açıktır. Bununla birlikte onca sosyal, kültürel, siyasi dışlanmaya ve inkâra karşın kendilerini ve varoluşlarını yoktan var eden LGBT’ler olası her türlü sansüre karşı kendilerini ifade edecek kanallar bulacaklardır!

Bu yazı, Time Out İstanbul dergisinin “sansür” konulu Temmuz sayısı için kaleme alındı.

Etiketler: medya
Telegram