12/02/2010 | Yazar: Kahraman Gür

Perihan Mağden’in “Ali ve Ramazan”ı birbirlerine deli gibi âşık iki genç.

Kahraman Gür | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kahraman Gür

Perihan Mağden’in “Ali ve Ramazan”ı birbirlerine deli gibi âşık iki genç. Yetim hanede büyümüşler, Ramazan erkek orospu, güçlü, mücadeleci. Ali uysal, iri yapılı, narin, hassas, Fareler ve İnsanlar’ın Lennie’si gibi iri ve saf, sevdiğinin cezaevi müdürü ile olan ilişkisini anlamıyor ya da anlamazlıktan geliyor. 

Perihan Magden’in hikâyesi bir gerçek hayat öyküsünden esinleniyor. 1992 yılında gazetelerde bir seri haber çıkıyor. Ramazan hırsızlık yaptığı apartmandan kaçarken kullandığı ipin kopması sonucu ölüyor. Sonrasında gazeteciler Ramazan’ın hikâyesinin peşini bırakmıyor, Ali adında bir sevgilisi olduğu ve ikisinin yetimhane büyüdüğü, orada tecavüzlerin yaşandığı öğreniliyor.
 
Kitapta eşcinsel aşk güzel ve yalın bir şekilde işleniyor. Bazen bir yapıt, bir kitap ya da bir film, eşcinsel kategorisinde konur. Koşarak gider o filmin DVD’sini alır ya da kiralarsınız. Eve döndüğünüzde şaşırırsınız, eşcinsel temayı mercekle bulmanız gerekir. Duston Hoffman’in oynadığı üç Oskarlı Geceyarısı Kovboyları (Midnight Cowboys, 1969)  veya Brad Pitt, Tom Cruise ve Antonio Banderas’ın oynadığı Vampirle Görüşme (Interview with the Vampire: The Vampire Chronicles, 1994) filmlerini gey filmi diye heyecanla izlemeye koyulan biri hayal kırıklığına uğrayabilir. Hatta Geceyarısı Kovboyları kimi listelerde en iyi 10 gey filmi içinde yer alıyor. Çünkü aslında her iki filimde açıkça bilinen gey temalı kitaplardan uyarlanıyor ama büyük kitlelere sunulacak filmlerde korku ve para kaygısından kitaplara sadık kalınmıyor.
 
Perihan Mağden’in kitabı okuyanlarını şaşırtacak bir eser değil. İki erkeğin dolu dolu aşkı.
 
Kitabın aşk kitabı olması hetero, eşcinsel tüm okuyucu için ilgi çekici.
Fakat kitabın özellikle eşcinsel guruplar için oldukça ilginç bir özelliği daha var. Aslında eşcinsel okuyucuyu oldukça ilgilendirdiği kesin ama eşcinsel politika üretenler için de daha fazlaca tartışılacak bir konu.
 
Bu özellik Ramazan’ın tokmakçı olması. 
 
Kahramanımız, yüreği erkek aşkıyla yanan, Ali’yi gördüğü 13 yaşından beri seven Ramazan bir tokmakçı yani yine Mağden’in anlatımında erkek orospu yaygın deyişle jigolo. 
 
Bu hikâye yoksulluğun hikâyesi, öteki olmanın hikâyesi, ayni zamanda erkeklerle birlikte olan ama kendine gey/escinsel diyemeyenlerin dünyasindan bir  hikâye.
 
Ramazan düzdüğü lubunyaları sevmiyor, tokmakçılık yaptıkça, düzdüğü lubunyalara olan kini, öfkesi artıyor.
 
Bu yönüyle bence Perihan Mağden güzel bir iş başarmış. Sevilmeyen, o öfke duyduğumuz cinayetleri işleyen bir jigolo erkeği bizle özdeşleştiriyor.
 
Kitapta rezillikle seks arasında bir güçlü bağ var. Ramazan’ın müdürü rezil bir insan, 12-13 yaşındaki bir çocuktan medet umacak kadar düşmüş. Alkolik, zayıf, karısıyla berbat durumda. Ramazan’ın rahatlattığı yetim hanenin kadın psikologu terk edilmiş, korkunç yenik düşmüş. Ramazan’ın müşterileri, o parayla yatan lubunyalar, yine öyle.  En son müşterisi, saatlerce Ramazan’ın beynini şişiriyor, karısından hayıflanıyor, sonrasında Ramazan’a kendini her pozisyonda daha fazla, daha fazla, daha da fazla düzdürmek istiyor. Hepsinde taraflar rezilleşmişler, yaşama yenikler. Eşcinsel yada hetero, yaşamla olan çarpık ilişkileri olan bu insanlar bir patlama, rahatlama, öç alma, tiksinti içinde orgazm olmak istiyorlar.


Etiketler: kültür sanat
Nefret