06/07/2007 | Yazar: Kürşad Kahramanoğlu

“Geçtiğimiz Pazar günü, ilk denemeden 15 sene sonra İstanbul'da 1500 kişi tutuklanmadan, itilip kakılmadan belki de Türkiye'nin ilk hakiki "Pride Yürüyü

“Geçtiğimiz Pazar günü, ilk denemeden 15 sene sonra İstanbul'da 1500 kişi tutuklanmadan, itilip kakılmadan belki de Türkiye'nin ilk hakiki "Pride Yürüyüşünü=Gurur Yürüyüşünü" gerçekleştirdi.” Kürşad Kahramanoğlu’nun kaleminden.

Geçtiğimiz Pazar günü, ilk denemeden 15 sene sonra İstanbul'da 1500 kişi tutuklanmadan, itilip kakılmadan belki de Türkiye'nin ilk hakiki "Pride Yürüyüşünü=Gurur Yürüyüşünü" gerçekleştirdi.

15 milyonluk bir şehir için 1500 kişiyi gururla yürütebilmekte iş midir? Yarın faşistler yürümeye kalksa veya irticacılar veya töre cinayeti destekçileri, birden fazla kadınla evlenmek isteyen erkekler, idamı geri getirmek isteyenler yürüse hepimiz biliyoruz ki ne 1500 kişiler yürür!

Burası Türkiye, ikiyüzlülüğün kitabı burada yazıldı. Dünya demokrasileri içinde yalnız burada genel seçime 20 kala yirmi küsur politik parti arasında hiç birinin cinsellik konusunda söyleyecek bir sözü yoktur. Yalnız Türkiye'de ki politikacılar başlarını kuma soktukları zaman popolarının dışarıda kaldığının farkında değillerdir!

Yalnız bu ülkenin gazetecileri cinselliği sürekli pornografiye indirip salyaları aka aka sadece reyting getireceğine inandıkları sansasyonel şeyleri haber yaparlar. Bir kısmı aman beni sakın gey sanmayın ben sadece merakımdan Mykonos'a gittim, bazıları ise "neden Yunan kafası o kayalığı bir eğlence merkezi yapıp günün 24 saatini çılgın gibi yaşamak isteyenlere armağan etti... Bizde Tantan kafası Bodrum'u 12'de susturdu o sıralar, hemen karşıda Yunan Adaları'nda hayat 12'de başlarken..." gibi akıl almaz garabette şeyler söyleyip sorular sorarlar.

Yalnız bu ülkenin entelektüel, yazar, çizerleri, politikacıları yıllarca "tepkisiz toplumuz", "yeni jenerasyonlar apolitik" diye şikâyet edip sonra gösterilen tepkiler ve tepkiyi gösterenler -Cumhuriyet Mitinglerin de olduğu gibi-kafalarında ki imaja uymayınca "bindirilmiş kıtalar" diyebiliyorlar. Dikkatimizden kaçmadı bu aynı entelektüel, yazar, çizerler ve bir kısmı sözde solcular yüzlerini tabiî ki gururu yürüyüşünde göstermedikleri gibi, eşcinsellikle kalemlerini kirletmek istemiyorlar. Tabiî ki onların daha önemli görev ve sorumlulukları var. 1500 gey, lezbiyen, biseksüel ve transeksüelle kim vakit harcayabilir, AKP'nin seçim kazanması gerekiyor! Buradan ilan ediyorum geçmişte ki şan, şöhret ve başarıları ne olursa olsun 2000'li yıllarda Türkiye'de cinsel ayrımcılığında ciddi bir ayrımcılık ve insan hakları ihlali olduğunu görüp, anlayıp ve bu konuyla ilgilenmeyen hiçbir entelektüelin ciddiye alınmasını beklemek hakkı değildir.

Ya Türk ordusu? Bir yandan Türkiye'nin en etik en güvenilir kurumu olduğunla kurum kurum kurumlanacaksın öte yandan belki de dünyanın en kapsamlı gey porno koleksiyonuna sahip olacaksın! Amerikalıların "Go figue!" dedikleri şey bu olsa gerek.

Gelelim, İnşallah annem, babam televizyonda beni görmez diye çekine çekine yürüyüşe gelmiş gey, lezbiyen ve biseksüellere, polis dayağı ile terbiye edilmiş rengârenk travesti ve transeksüellere, İtalya'dan gelmiş Komünist transseksüel milletvekiline ve bunların birkaç cesur destekçi, aile ve arkadaşlarına. Taksimden Galatasaray'a kadar fevkalade bir neşe içinde, birbirimizden destek alarak aşağıda ki sloganları bağırarak yürüdük:

"Susma haykır, eşcinseller vardır".

"Polis copunu bedenimden çıkar".

"Ahmet'ler Mehmet'i, Ayşeler Fatma'yı sevebilir".

"Teşhirci değil travestiyiz".

"İşkenceci polis hesap verecek".

Orada göreceğimi umduğum birçok aşina yüzü göremedim ama Profesör Şahika Yüksel, gazeteci Ali Bayramoğlu, Profesör Baskın Oran, Osman Kavala gibi heteroseksüelleri orada görmek ilerisi için umutlarımı artırdı. Bir gün; bu ülkede eşcinseller ve transeksüellere karşı olan şiddet ve ayrımcılık sona erdiğinde bu insanlar "Ordaydım, moda olduğunda değil, bana en ihtiyaç duyulduğu anda toplumun bu en hakir görülen ve ezilen insanlarının yanında durabildim" demek gururuna hak kazandılar.

Not: Bu yazı aynı zamanda bir yıldönümü yazısı. Tam 1 senedir düzenli olarak Birgün'de yazıyorum. Herkesin ayrı bir yıldönümü kutlama şekli var. Ben de bu yıldönümünü 1 Mayıs kutlamalarına kapalı olan Taksim'de başka bir protesto hareketi ile kutladım. Ne mutlu bana. İşin en güzel tarafı geylere ama özellikle travestilere eziyet etmeyi, dayak atmayı nerdeyse milli bir spor haline getirmiş polis bu sefer ortalıkta yoktu. Kolay hedef olan travesti ve transeksüelleri demokratik haklarını kullanmakla baş başa bırakıp yükselen suç oranının hakiki müsebbiplerini yakalamaya gitmişlerdi. Darısı çok daha büyük nice gurur yürüyüşlerine.

*Konuyla ilgili haberler:

[[İstanbul'un gökkuşağı YouTube'da]]

[[25 metre değil kilometrelerce uzunlukta!]]

[[Ama engellendik, ulaşamadık onlara]]

[[‘Onur Yürüyüşü’ndeydik!]]

[[Domatesler gideceği yeri iyi biliyor]]

[['Susma haykır, eşcinseller vardır!']]

[[‘LGBTT Onur Haftası’ başlıyor]]

[[Sağ eller havaya, domatesler buraya!]]

[[and Hormonlu Domates goes to…]]

[[Lambda'dan Homofobiye Hormonlu Domates Ödülü]]

Etiketler: yaşam
Dijital