12/10/2021 | Yazar: Aslı Alpar

TÜİK’in dün açıkladığı Ağustos ayı işsizlik verilerinde lubunyalar ve kadınlar nerede?

Queer ekonomi 101: Neredesin aşkım; işsizim aşkım! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İllüstrasyon: Gülnaz Erol, Kaos GL için stok görsel 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) dün (11 Ekim) Ağustos ayı işgücü istatistiklerini yayımladı. TÜİK verilerine göre Ağustos ayında işsiz sayısı bir önceki aya göre 11 bin kişi arttı; işsizlik oranı yüzde 12,1 oldu.

Bu oran, Türkiye’de 3 milyon 965 bin kişinin işsiz olduğunu söylüyor.

TÜİK verilerinin güvenirliğini bir yana bırakalım; bu işsizlik oranının epey yüksek olduğunu diğer ülkelerle karşılaştırmalı tablolara bakarak da anlamak mümkün.

21 milyon kadın işsiz bile sayılmıyor!

Diğer yandan TÜİK işsizlik verileri, işgücüne dahil olmayan kişileri işsiz saymıyor. İşgücüne dahil olmak demek, “bugün bir iş olsa hemen çalışmaya başlayabilecek” kişileri kapsıyor. Ev içi emeğin “çalışma” kabul edilmediği Türkiye ekonomisinde, işgücüne dahil olamamanın en büyük sebebi ise “ev işleriyle meşgul olmak”.  

Dün açıklanan verilere göre Türkiye’de işgücüne dahil olmayan 31 milyon 160 bin kişinin 21 milyon 819 bini kadın. Buradan iki cinsiyetli soru sistemini eleştirerek ekleyebiliriz ki (malumun ilanı) toplumsal cinsiyetlendirilmiş ev işleri kadınları evlere kapatırken onları işgücüne sayısal olarak dahi katmıyor.

queer-ekonomi-101-neredesin-askim-issizim-askim-1

LGBTİ+ yoksullaşmasını konuşalım mı?

Burada “kadın yoksulluğundan” bahsetmemek olmaz. İlk defa 1978 yılında Diane Pearce tarafından kullanılan bu kavramı Çağla Ünlütürk Ulutaş “Yoksulluğun Kadınlaşması ve Görünmeyen Emek” makalesinde şöyle ifade ediyor: “Konu, kadın yoksulluğu olduğunda sınıfsal sömürü ilişkisi tek başına açıklama gücüne sahip değildir ve toplumsal cinsiyetin yoksullaşma ve yoksulluk deneyimini belirleme etkisi görmezden gelinemez.”

Tıpkı “kadın yoksulluğu” gibi “LGBTİ+ yoksulluğu”nu da konuşmamız gerekiyor ve bu tartışma da tıpkı kadın yoksulluğunda olduğu gibi ekonominin genel parametreleriyle ortaya koyulamaz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olduğu gibi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine karşı ayrımcılığın da ekonomik sonuçları oluyor. Tahmin edebileceğiniz üzere bu ulusal değil küresel bir sorun.

Bu sorunu bir araştırmayla ortaya çıkarak kurumlardan biri de Amerika Birleşik Devletleri Kaliforniya eyaletindeki UCLA Hukuk Fakültesi. Üniversiteye bağlı Williams Enstitüsü’nün araştırması ABD eyaletlerinin hemen hepsinde LGBTİ+’ların heteroseksüel, cisgender kişilere kıyasla çok daha yüksek yoksulluk içinde olduğunu kanıtlıyor.

Velev ki işe girdin...

Türkiye’de doğrudan LGBTİ+ yoksulluğuna dair bir araştırma henüz olmasa ve kamu kurumları LGBTİ+’lar ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği yokmuş gibi ekonomik veriler üretse de çalışma hayatına dair Kaos GL’nin yaptığı araştırmaların verileri bize biraz olsun yol gösterebilir.

Kaos GL’nin Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi’yle birlikte hazırladığı Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı LGBTİ+’ların Durumu 2020 Yılı Araştırması, cinsiyet geçiş süreci ve cinsiyet kimliğinin hukuken tanınması konusunda güçlendirici politikaların bulunmadığı ülkelerde, translar arasında işsizlik oranlarının daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Diğer yandan cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yönelik ayrımcılığın kamu görevlileri tarafından üretildiği Türkiye’de, açık kimlikli LGBTİ+’ların çalışma hayatında var olabilmesinin kolay olmadığını tahmin etmek zor değil.

Bir şekilde çalışma hayatına girebilen LGBTİ+ işçi ve emekçiler aynı araştırmada  “Çalıştığınız kurumda bizzat size yönelik cinsiyet kimliği/ cinsel yönelim/ interseks durumu temelli ayrımcılıkla karşılaştınız mı?” sorusuna şu yanıtları veriyor:

·       Araştırmaya katılan 674 kişiden 61’i, cinsiyet kimliği/ cinsel yönelim/ interseks durumu nedeniyle işyerinde ayrımcılığa maruz kaldığını,

·       181’i ayrımcılığa maruz kalmamak için cinsiyet kimliği/ cinsel yönelim/ interseks durumunu gizlediğini,

·       124’ü ise cinsiyet kimliğinin/ cinsel yöneliminin/ interseks durumu belli olmadığı için ayrımcılık yaşamadığını beyan etti.

LGBTİ+'ları bekleyen ayrımcılık, işsizlik, yoksulluk çıkmazı!

Uzatmayalım… Ayrımcılığın önüne geçme sorumluluğu olan kamu görevlilerinin ayrımcı söylem ve politikalar üretmeye devam ediyor. Bu söylem ve politikalar nedeniyle LGBTİ+’lar TÜİK’in verilerinde “işgücüne dahil” olabileceği halde çalışma hayatına giremiyor ya da tutunamıyorlar. İşsiz kalan LGBTİ+’ların sosyal güvenceden yoksun kalıyor, -varsa bir evi- eve sıkışıyor, kamusal alandan uzaklaşıyor, bir de yoksullaştığı için ayrımcılığa uğruyor ya da temel haklarına erişmiyor…

TÜİK’in verilerinin çok üstünde seyreden işsizliği bir de cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yönelik ayrımcılığı hesaba katarak düşündüğümüzde karşılaştığımız krizin yalnızca ekonomik olmadığını söylemek ve bu ayrımcılığın kapitalizmin cisnormatif-heteronormatif yapısının bir ürünü olduğunu da eklemek gerektiğini düşünüyorum.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
Telegram