12/11/2012 | Yazar: Ezgi Koçak

Kanada’da gündeme gelen queer okul tartışmalarını queer pedagoji üzerinden ele alan Ezgi Koçak, LGBT hareketi açısından anlamı ve olanaklarını yazdı

Kanada’da gündeme gelen queer okul tartışmalarını queer pedagoji üzerinden ele alan Ezgi Koçak, LGBT hareketi açısından anlamı ve olanaklarını kaosgl.org için yazdı
 
LGBT’lere özel okul açmak yerine bütün bir eğitim müfredatını LGBT’lerin varlığı, hakları, LGBT aktivizmi ve aktivizmin heteroseksizme, neoliberal ve muhafazakâr yapıya karşı verdiği mücadele üzerinden şekillendirildiği zaman daha eşitlikçi ve özgürlükçü bir eğitim sisteminden bahsedebiliriz.  
 
Toronto Bölgesi Okul Komisyonu, Komisyon üyesi Javier Davila ve Toronto Üniversitesi lisans öğrencisi Fan Wu tarafından gündeme getirilen ve yalnızca LGBT öğrencilerine değil, eğitim hayatında birbirlerinin hayatlarına dokunmaktan ve eğitim sisteminin güçlendirilmesinden yana olan herkese açık olacak queer odaklı bir lisenin açılması konusunu tartıştı. Tartışma devam ederken Toronto Bölgesi Okul Komisyonu üyeleri, queer odaklı okul açma fikrini onaylamadıklarını açıkladılar. Ancak toplantıya katılanlar daha eşitlikçi bir müfredatın hazırlanması için çalışmaya devam edileceğimi bildirdiler.
 
Bu tartışmaya biraz daha yakından bakarken queer pedagoji üzerine düşünmenin, LGBT hareketi açısından önemli olduğunu düşünüyorum.
 
Queer odaklı bir lisenin açılması fikrinin sahibi Fan Wu, bu fikrin şekillenmesinde geçmiş deneyimlerinin etkili olduğunu dile getirdi. Eğitim sisteminin, toplumsal cinsiyet ve cinsiyet kimliği çeşitliliği üzerine eleştirel düşünmeye zorlaması gerektiğinin altını çizen Wu, yüksek öğrenim hayatında toplumsal cinsiyet, cinsellik veya queer aktivizm çalışmak isteyen öğrencilere bu okulun oldukça yardımcı olacağını savundu. Ayrıca Wu, bir yandan Toronto’da “queer-friendly” liselerin varlığına dikkat çekerken bir yandan da muhafazakâr aile ve okul ortamı nedeniyle pek çok queer öğrenci ve öğretmenin kimliklerini ifade etmede sorun yaşadıklarının altını çizdi.
 
Diğer yandan Harbord Yüksekokulu öğretim görevlisi Michael Erickson, queer odaklı bir okulun sindirilmiş, bastırılmış queer öğrenciler için “kurtarılmış bölge” olarak tanımlanabileceği endişesini taşıdığını ifade etti. Queer odaklı bir lise açma fikrinin, queer öğrencilerin evden atılmaları, okulu bırakmak zorunda kalmaları, bu nedenlerden ötürü ruhsal sağlıklarının bozulması gibi sorunlara queer aktivizm adına verilen yanlış bir cevap olduğunu kaydetti.
 
Erickson, ayrıca, kaynakların, emeğin ve hedeflerin tek bir alana yönlendirilmesindense bütün bir eğitim sistemi içerisinde queer merkezli çalışmalar yapılmasına odaklanılması gerektiği görüsünde. Tam da bu noktada queer akademi ve aktivizm içerisinde, bütün bir eğitim müfredatının cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ekseninde dönüştürülmesi konusu gündeme geliyor.
 
Bu tartışmaya eğitim hayatında “normal” olarak kodlanan ve öğretilen toplumsal davranış ve cinsiyet kalıpların dışında özneyi, “farklı” olan üzerine düşünmeye iten queer pedagoji ekseninde bakmak oldukça önemli. Çünkü bütün bir heteroseksist eğitim hayatının dönüştürülmesinden yana olan queer pedagoji, eğitim hayatında “bilinmemesi, düşünülmesi” biliniyorsa da eğitim hayatı içerisinde “unutulması” gereken, diğer bir ifadeyle, “görmezden gelme” tutkusu üzerine eleştirel çalışmalar yaparken ontolojik ve psikanalitik yaklaşımlar üzerinden queer varlığı sorgular. Görmezden gelmenin bilgiden mahrum olmak anlamına gelmediğini aksine, bilinen “şeylerin” saklanması ve örtülmesi anlamını taşıdığını vurgular. Çünkü öğrenmek, öznenin kafasını karıştırır, bu da baskıyı, ayrımcı politika ve söylemleri, şiddeti yeniden üreten heteronormatif sistemin isleyişi açısından sorunludur. Dolayısıyla heteronormatif yapı, kendi varlığını korumak için queer bireyi “feda eder”.
 
Diğer taraftan heteroseksist eğitim yapısı, queer çalışmalar üzerine düşünülmeye başlandığı andan itibaren “kızım bir erkek olarak mı büyüyecek ya da bir kadına mı aşık olacak?” sorusu üzerinden telaşa kapılan ebeveynlerle sağlam bir işbirliği içerisinde çalışır. Bu bağlamda muhafazakâr ve heteroseksist eğitim ve aile yapısını dönüştürmek hayati önem taşımaktadır.
 
Bunun için queer odaklı bir okul açmak, bir başlangıç niteliği taşıyabilir, ancak bütün bir eğitim müfredatı LGBT bireylerin varlığı, hakları, LGBT aktivizmi ve aktivizmin heteroseksizme, neoliberal ve muhafazakâr yapıya karşı verdiği mücadele üzerinden şekillendirildiği zaman daha eşitlikçi ve özgürlükçü bir eğitim sisteminden bahsedebiliriz.  

Etiketler: insan hakları, eğitim
Dijital