13/05/2011 | Yazar: Arda Marian

“Askerlik biz geyler için önemli bi

“Askerlik biz geyler için önemli bir dönemeç, -belki bir tür sırat kimimize göre- malumdur. Askeri literatürde ‘D/17 F-4 KARARI’, halk arasındaki yaygın adıyla ‘ÇÜRÜK RAPORU’ almış biri olarak bu yazıyı yazıyorum.”
 
Arda Marian yazdı
 
Yazıma, bizler için her daim uğraşıp didinen; sığ, saplantılı, ilkel kafalarla mücadeleler veren yürekli aktivist arkadaşlarıma teşekkür ederek, onlara sağlık, sıhhat ve sabırlar dileyerek başlamak istiyorum.
 
Askerlik biz geyler için önemli bir dönemeç, -belki bir tür sırat kimimize göre- malumdur. 6 Nisan 2011 tarihinde askeri literatürde ‘D/17 F-4 KARARI’, halk arasındaki yaygın adıyla ‘ÇÜRÜK RAPORU’ almış biri olarak bu yazıyı yazmamın amacı, şu sıralar ya da sonrasında bu raporu almaya çalışacak arkadaşları bir nebze de olsa ayrıntılar ve ipuçları vererek rahatlatabilmek, gönüllerini ferahlatarak, işlerini kolay kılmak isteğimdendir.
 
Ne yalan söyleyeyim, internette ve Kaos GL’deki askerlik tecrübeleri, süreçleri, işlemleri üzerine geçmiş yazıları okudukça bir hayli korku ve endişeye kapıldım. Yaşanmış süreçler korku-gerilim filmlerinden fırlamış sahneler gibi gelmişti. “Bu kadar sıkıntıya katlanacağıma hiç olmadı askere giderim”e bile vardırmıştım işi. Ama tahmin edemeyeceğim kadar kolay bir süreç yaşadım, hâlâ onun şaşkınlığı var üzerimde. O yüzden ve başka nedenlerden ötürü, biraz affınıza da sığınarak, müstear adla yazma gereği duydum. Sonuçta tuhaf bir ülkede yaşıyoruz, malumunuzdur.
 
“Hastanedeki psikiyatr ve psikologlara göre sakallı, bıyıklı eşcinsel olamaz”
 
Her mavi kimlikli vatandaşa devletin yüklediği vatan borcu sebeb-i şerifi ile askerlik şubesine yollandım. İşim ve ailevi durumlardan ötürü Antalya’da yaşıyorum. Celp dönemi gelince askerlik şubesine gittim ve rahatsız olduğumu söyleyerek hastaneye sevk istedim. Hastanede görevli doktora eşcinsel olduğumu belirtince beni Isparta Askeri Hastanesi’ne sevk etti. Şubeye dönüp gerekli evraklarla Isparta’ya gittim. Evraklar konusunda endişelenmeyin, bol bol kimlik, hastane sevklerinin fotokopilerini ve fotoğraf istiyorlar. Askerlik şubesine gitmeden birkaç gün önce sinekkaydı tıraşlı fotoğraf çektirin. (20-30 kadar çoğaltın, yanınızda bulunsun, sonraki süreçlerde de lazım oluyor.) Hatta nüfus cüzdanınızda sakallı, bıyıklı fotoğrafınız varsa son çektirdiğiniz ‘temiz’ halinizle değiştirin. Sevk edildiğiniz hastanedeki psikiyatr ve psikologlar evraklarda son dönem halinizi görmek istiyorlar ve onlara göre sakallı, bıyıklı eşcinsel olamaz, yok zaten. (LOL)
 
Size muayene olacağınız hastaneye ithafen yazılmış bir sevk kâğıdı ve içinde arkası damgalı, imzalı fotoğraflarınızın yer aldığı bir kahverengi zarf veriliyor. İçinde vesikalık fotoğraflarınız var, sakın merakınıza yenilip aman ne var içinde diye açmayın iptal olur işleminiz, -onu hastanedeki görevli asker açacak- gerisin geri şubeye dönüp aynı işlemleri tekrar yapmak zorunda kalırsınız. 
 
‘Psiko-seksüel bozukluk ön tanısı ile sevkine’
 
Isparta Askeri Hastanesi’ne gittiğimde bana psikiyatrın izin aldığı söylendi ve başka doktor da olmadığı için Etimesgut Askeri Hastanesi’ne sevk edildim. Artık siviller de tedavi edildiği için askeri hastaneler çok yoğun ve kalabalık. Erken saatlerde hastanede olun ve psikiyatriye geldiğinizi görevli askerlere belirtin, çekinmeyin. (Zaten belgelerinize bakılıyor ve şubenin verdiği ilk hastaneden onaylı sevk belgenizde ‘Psiko-seksüel bozukluk ön tanısı ile sevkine’ diye bir ibare geçiyor.) Derdinizi anlatırken göz kontağı kurun, açık konuşun. Askerler de sizin gibi insan, robot değiller korkmayın. Zaten gişe görevlileri eli yüzü düzgün, konuşmasını, anlamasını bilen yedek subaylar çoğunlukla. Hepsi o hengâmeli disiplin altında gölgelerinden bile korkuyorlar; o yoğunluk, belge takibi ve haldır haldır koşturmada sizinle dalga geçip, size laf atacak, kaş göz oynatacak mecalleri yok. Kimseye bir şey söylemeden sıra alıp saf saf saatlerce sivil hastalarla da beklemeyin (merak etmeyin kimsenin önüne geçip hakkını gasp etmiyorsunuz; bizim işlemlerimiz onlardan farklı ve bir sürü damga, mühür, imza işiniz var, zaman kaybetmeyin), önce sizi askerlerin yönlendirdiği ilgili bölümdeki memurlardan yapacaklarınızı öğrenin, sonra gerekirse sıra alıp beklersiniz. 
 
“Ben buradayım diyen kıyafetler giymenize, makyajlar yapmanıza gerek yok”
 
Kıyafet ve görünüş konusunda da bir şeyler söylemek istiyorum. Abartılı, çarpıcı bir görselliğim, bariz bir feminenliğim yok. Saçlarım kısa, küpe takarım, kirli sakalım vardır genel tarz olarak. Şubeye ve askeri hastaneye de her zamanki gibi spor kıyafetlerimle ama kirli sakalımı tıraş etmiş olarak gittim. Spor ayakkabı, yırtık kot pantolonum ve kapüşonlu sweatshirtüm vardı üzerimde. Çok bağıran ve ben buradayım diyen kıyafetler giymenize, makyajlar yapmanıza gerek yok, -oskar törenine katılmıyoruz arkadaşlar- askeriyeye özel hazırlanmayın. Doğal ve gündelik olun, arkadaşınıza gider gibi giyinin, rahat olun ve stresli, heyecanlı olsanız da dışarıya bunu yansıtmamaya çalışın. İşlemlerinizi yaptırırken gülümseyin. Fazla ayrıntıya girmeyin, sorulan sorulara açık, net ve kısa cevaplar verin. Cevaplar uzayıp kelimeler çoğaldıkça sinirleniyorlar, kafaları karışıyor, anlamıyorlar çünkü. (lol)
 
“Celp dönemlerini ve sevk tarihlerini kaçırmayın”
 
Bütün tecil erteleme, tecil bozma, rapor alma ve hastane işlemleri sadece askere alım yani celp dönemlerinde yapılıyor, dolayısıyla önünüzde bir aylık periyod var. Bu süreç içerisinde ikinci sevkinizin yapıldığı hastanede kayıt açtırırsanız, kayıt gününden itibaren işlem ve kontroller için bir ay daha tecil hakkı kazanıyorsunuz. Ve eğer bir lokal hastaneden Ankara ve İstanbul’daki büyük hastanelere sevk edilirseniz 5 İŞ GÜNÜ İÇİNDE orada olmanız, kayıt açtırıp işlem yaptırmanız gerekiyor. Zaten size verilen ikinci sevk kâğıdının alt kısmında bu ibare yer alıyor. Eğer beş iş günü içinde ikinci sevkinizin yapıldığı hastaneye (ETİMESGUT-GÜLHANE-GATA HAYDARPAŞA) gitmezseniz bu basamağa kadar yaptığınız işlemler iptal oluyor, hepsini en baştan yapmak zorundasınız, bilginize.
 
Antalya’ya dönüp iki gün sonra Ankara’ya, Etimesgut’a gittim. Aliye Kavaf’ın reprodüksiyonu sarışın bir psikiyatr hanım beni karşıladı. İşim, yaşadığım yer, mezun olduğum bölümle ilgili bazı sorular sordu ve yapacakları testlerin zaman alacağını ve kendisinin de öğleden sonra yurtdışına çıkacağını söyleyerek beni kibarca sepetledi. Ama kötü bir tavır görmedim, aksine çok sevecen, samimi davrandı diyebilirim. Kaydımı açtırdığım tarih 24 Mart idi, dolayısıyla kontroller ve tetkikler için 24 Nisan’a kadar tecil yapıldı. Bana 4 Nisan Pazartesi için randevu verdi.
 
Askeri hastanelerin güzergâhları
 
Bir hafta-on gün sonra sabah 6 uçağıyla Pazartesi günü çok erken -yediyi az geçe- Ankara’ya indim. Ankara’yı bilmeyenler için; Havaalanından Kızılay’a yirmi dakikada bir kalkan 442 nolu otobüsle ile gidip, meydanın yukarısından kalkan beyaz midibüslere binerek ulaşabilirsiniz Etimesgut’a.  Sabah trafiğini hesaba katarsanız hastaneye varışınız 2 saati geçebiliyor. Normal vakitlerde de yine havaalanından 1,5 saatten aşağı hastanede olamıyorsunuz. Aynı mesafe üç aşağı beş yukarı Gülhane için de geçerli. Kızılay’dan oraya da toplu taşıma araçları var. Zamanınızı, takviminizi ona göre ayarlayın. Etimesgut çok büyük bir hastane değil, yürüyerek ulaşabiliyorsunuz Psikiyatri Servisi’ne, ama Gülhane feci büyük bir hastane olduğundan kendinizi hiç yormayın, girişin tam karşısından bütün hastane bölümlerini gezen ve şoförlerin her bölümde sesli anonsla yolcuları uyardığı askeri yeşil ring otobüsler kalkıyor belli aralıklarla.
 
‘Tek günde gider çözerim olayı ben arkadaş!’
 
İşlemler gerçekten de sanılandan uzun sürüyor(muş). ‘Tek günde gider çözerim olayı ben arkadaş!’ gibi olaylara girmeyin, havanızı alırsınız. Ankara ya da İstanbul’da yaşamıyorsanız, tanıdıklarınız da yoksa ve eğer benim gibi ikinci sevkle gidecekseniz mutlaka önceden en az üç günlük rezervasyonla kendinize kalacak bir yer ayarlayın. Kızılay ve Ulus’ta eski oteller de var, yeniler de. Köklü ve güvenilir olur diye, fiyatları uygun diye hemen eski otellere atlamayın. İyice araştırın, soruşturun, en iyi referanslıları ve bütçenize en uygun olanı seçin. Sonra benim gibi bir dolu para bayılıp resepsiyonistlerle gırtlak gırtlağa gelerek, iki günde üç otel değiştirip rekorlara koşmayın.
 
Şehrin olanakları gününüzü nasıl kolaylaştırır…
 
Kızılay Meydanı’nda Ankaralıların çok rağbet ettiği süpermarket Çağdaş’tan her türlü yiyecek, içecek, temizlik malzemesi ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Meydanın karşısındaki turizm acentelerinden uçak bileti, İzmir Caddesi boyunca sıralanan otobüs firmalarından otobüs bileti edinebilirsiniz. Ankara’da otobüs servisi yok(muş). Meydandaki Metro girişinden ANKARAY’ı kullanarak Kızılay’dan AŞTİ’ye (Ankara Otobüs Terminali) 10 dakikaya kalmadan varabilirsiniz. Yine AKBİL benzeri EGO karta yapacağınız toplu yüklemelerle (zorunlu değil) şehir içinde kolaylıkla ulaşım araçlarından yararlanabilirsiniz.
 
“Psikolog, beni aşağılayarak ve kızdırarak içimdeki civanmerdi, “erkek adamı” ortaya çıkarmaya çalışıyordu”
 
Bendeniz, otele yerleşip hastaneye vardığımda saat 10’u biraz geçiyordu. İlk olarak psikologla görüştüm. İnanılamayacak kadar homofobik ve cahil, sığlıktan boğularak ölmek üzere olan erkek kafadan daha erkek, kraldan fazla kralcı bir kadındı kendisi. Sürekli höt höt konuşup bana sorular sorarken “Hah, şimdi kadın sinirden buhar kazanı gibi tıslaya tıslaya havaya uçacak!” diye bekledim. Sürekli lafımı yarıda kesip beni aşağılayarak ve kızdırarak içimdeki civanmerdi, “erkek adamı” ortaya çıkarmaya çalışıyordu. Birkaç sorudan sonra bana bir kâğıt verdi. Saman kâğıdın üzerinde üst başında isim-tarih-doktor adı vs. gibi bölümler ve yan tarafta “İNSAN”, arka tarafında ise “AĞAÇ” ve “EV” yazıları vardı. Benden bu yazıların altını şekiller çizerek doldurmamı istedi.
 
“İNSAN”, “AĞAÇ” ve “EV”
 
Buradaki “İNSAN” sizin kendinizi fiziki olarak nasıl gördüğünüz, “AĞAÇ”, ruhsal olarak içinde bulunduğunuz durum, “EV” ise dış dünyayla olan bağınızı sembolize ediyor. Naçizane tavsiyem insan kısmına süslü püslü aksesuarlı kokoş bir kadın çizmeniz, ağaç ve evi yaparken de bol ayrıntı -çiçekler, saksılar, perdeler, çatı kiremitleri, bahçe, çit, güneş, akarsu- kullanmanız, hetero mantık denklemindeki genel-geçer “gay” algısını destekler. Ve kendinizi resmettiğiniz kadın olarak görüp hissetmeniz; aşırı derecede duyarlı, ayrıntıcı, saplantılı bir kişiliğe sahip olduğunuzu varsayan stereotip gey imajını pekiştiren bu algılar rapor alma sürecinizi daha da kolaylaştıracaktır. Bir de bu testin hemen ardından gelen Minesota Testi var. Zaten bu iki test çok önemli, sizin hakkınızdaki nihai karara bu testler sonucu karar veriyor psikiyatr ve psikologlar.
 
Sırada Minesota’nın çapraz sorgusu
 
Minesota Testi bir tür kişilik ölçüm testi. 1960larda Amerika’da uygulanan bir testmiş. Anlatım bozuklukları, düşük cümleler ve eksik sözcüklü, argo ifadelerle bezeli, çeviri harikası bu test 600 sorudan ibaret. “Çiçekleri çok severim”, “Romantik filmlerdeki aşk sahneleri çok hoşuma gider”, “Cinsellik konuşmak beni rahatsız etmez/hoşuma gider”, “Kız olarak doğmak isterdim”, “Mastürbasyon yaparken kendi cinsimi düşünerek tatmin olurum”, “Ailem beni anlamıyor”, “Cinsel tercihim yüzünden başım çok belaya girdi” gibi sizin ne kadar standart bir ‘hasta gay’ olduğunuzu yoklayan önermeler var. Bir de biz hasta olduğumuz için bu ruh hastalığının ne kadar fiziğe etkisi olduğunu sorgulayan “Sürekli kabız/ishal olurum”, “Sabahları yorgun ve ter içinde uyanırım”, “Göğsüm ve kalbim sık sık sıkışır”, “Kimseye söyleyemediğim saplantılarım/alışkanlıklarım var”, “Öksürük nöbetleri, boğaz kuruluğu ve mide ağrıları yaşıyorum”, “Çabuk kırılır, incinirim”, “Ayıp şeyler beni cezbeder”, “Madrabazı kendi tuzağına düşürmeyi severim” gibi abuk sabuk cümleler var. Bunları doğru ve yanlış olarak cevaplandırmanız bekleniyor. Yalnız çok önemli bir hatırlatma; benzer ifadeler farklı zamanlarda tekrar tekrar karşınıza çıkıyor ki, sizin ne kadar tutarlı olduğunuzu kestirebilmek için yapılmış bir tür çapraz sorgu bu. Farz-ı misal “Çiçekleri çok severim” önermesi 25. soru ise, “Ressam olsam hep çiçek resimleri çizerdim” önermesi 205. soru olarak, “Evimde çiçek beslemeyi çok isterdim” önermesi 487. soru olarak gelebiliyor. Eğer size uygun olmayan bir önermeyi onaylıyorsanız bilin ki karşınıza tekrar bir benzeri gelecek, neye ne yanıt verdiğinizi aklınızda tutabilirseniz iyi olur. Gerekirse geriye dönüp o soruyu bulup yanıtınızı hatırlayın, zamanlı bir test değil, kopya çekmek de serbest.
 
“Öğle arasında şafak sayan yakışıklı asker laçoları keserek zamanın nasıl hızlı geçtiğini ve ne kadar göreceli olduğunu deneyimleyebilirsiniz”
 
Öğle arası olduğu için testi yarım bıraktım, çünkü danışma ve bekleme salonundakiler hariç herkes odalarından çıkartılıp bütün bölümler kilitleniyor. Öğle arası 12.00’de başlayıp 13.30’da son buluyor. Gülhane’de iseniz yolun karşı sokağının arkasında şık bir restoran ve birkaç ufak dönerci var, Etimesgut’ta askeri kantinle idare etmek zorundasınız maalesef. Ama çimlere uzanıp doğayı keşfe çıkabilir, saksağanları, serçeleri, haylaz kedileri izlerken yorgun, şafak sayan yakışıklı asker laçoları keserek zamanın nasıl hızlı geçtiğini ve ne kadar göreceli olduğunu deneyimleyebilirsiniz. (LOL)
 
“Rahatsızlığın nedir?”
 
Yine çok önemli bir ayrıntıyı da hatta en önemlisini anlatmak istiyorum. Arkadaşlar her aşamada karşılaştığınız her memur ve doktor fiks şu soruyu soracak size; “Rahatsızlığın nedir?”. Memurlar rapor işlemek için art niyetsiz soruyorlar evet, ama doktorlar size bunu bilerek soruyorlar. Çünkü siz daha ilk muayene olduğunuz hastane doktorunca tam teşekküllü bir hastaneye sevk ettirildiğinizde ilk sevk kağıdınızda “Psiko-seksüel bozukluk ön tanısıyla …. Hastanesi’ne sevki”, ikinci kez sevk olursanız “Psiko-seksüel bozukluk tanısıyla … Hastanesi’ne sevki” gibi ibareler yer alıyor. Burada amaç sizi denemek ve verdiğiniz cevaplara göre süreci uzatarak sizi yıpratmak, fikrinizden caydırmak. Dolayısıyla kafanızda bu sorunun cevabını hazırlayarak gitmeniz yararınıza olacaktır diye düşünüyorum. Ben yanıt olarak, “Ben kadınım, kendimi kadın gibi hissediyorum” dedim. Zaten bu cevap onları kilitliyor, başka bir şey sormuyorlar. Çünkü bunu bekliyorlar cevap olarak, bu kadar net. Ayrıca ters tarafından kalkmışları başka sorular da sorabilirler, “Transeksüel ya da travesti olmak ister misin/miydin?”, “Vücudundan, bu halinden memnun musun, hormon, ilaç kullanıyor musun?” gibi. İlaç/hormon kullanmıyor, kadın gibi hissetmiyor, kadına dönüşmek istemiyor, erkek olarak kalmak istiyor olabilirsiniz ama “İlaç ya da hormon kullanmıyorum, kendimi kadın gibi hissediyorum, kadın olarak doğmak isterdim” demek yeterli olacaktır tüm bu sorulara cevap olarak. Açık, net, kısa cevaplar verin. Cevapları uzatıp gereksiz kahramanlıklara soyunmayın. Kafanızın karışık olduğunu düşünüyorlar sonra, bir sürü alakasız, sinir bozucu şeyler soruyorlar, mülakat uzuyor, gereksiz gerginlikler oluşuyor. Askeriyeyi ya da oradaki doktorları, mülakatınızı yapan psikolog ve psikiyatrı övücü, yerici şeyler söylemeyin, paniğe kapılıp benim gibi yerli yersiz konuşmayın, SAMİMİLEŞMEYİN, SALDIRGANLAŞMAYIN. Sorunuzu en basit, minimum cevaplarla karşılayın, başka şahıs ve yaşamlardan, ailenizden, çevrenizden örnekler vermeyin, karşınızdakine “SİZ” ya da “SEN” diye hitaplı ve direkt olarak, söz verilmediyse, cevap beklenmiyorsa sebepli sebepsiz konuşmayın. Sizden kendinizi anlatmanız isteniyor, anlatıp testlerinizi alın. Test odanızda çözüp diğer işlemlere geçin, ne kadar çabuk, o kadar iyi.
Maalesef işlemler askerlerce ivedilikle (mühür-imza-damga-onay) yürütülse de, aynı özeni doktorlar göster(e)miyorlar. Numaratörden sıra almış bir salon dolusu gerçekten rahatsız olup da bekleyen hastalara bakmayı birden yarıda kesip mesai arkadaşının odasına bebek sevmeye, dedikodu yapıp çay içmeye gidip de saatlerce gelmeyen; telefonda saatlerce konuşup hastalarını bekleten, sevgilisini, arkadaşını odasına çağırıp hasta mahremiyetini yerle yeksan eden, görevini hatırlatınca surata çemkiren, ejderhalaşan doktorlar yüzünden aynı gün içerisinde tüm işlemlerin bitmesi imkânsız. Dolayısıyla gece kalacak yerinizi önceden hazırlamalısınız. Benim gibi Pazartesi ilk mülakat ve iki testten geçip belgelerinizi işleme soktuysanız en erken Çarşamba günü heyete girebilirsiniz.
 
Testlerimi tamamladıktan sonra hastanenin bir alt katından heyet fişi çıkartıp psikiyatra gittim. Bana hormon, ilaç kullanıp kullanmadığımı, epilasyon yapıp yapmadığımı, ilerde şansım(!) olursa kadın olmak isteyip istemediğimi, ilk ilişkimi, sevgilim olup olmadığını, cinsel kimliğimi kaç yaşında fark ettiğimi sordu, yanıtladım. İfade kaydı olarak cevaplarımı bilgisayara ve heyet fişine geçti. “Sen artık gidebilirsin” dediğinde saat 10’da geldiğim hastaneden 17.30 civarında ayrıldım. 
Heyet kurulu saat 13.30’da toplanıyor, ama bir yarım saat evvel orada olursanız sizin gibi rapor almak için orada olan başka geylere ve homofobisi olmayan, çocuklarına destek olmaya gelmiş çok tatlı anne babalara rastlayıp onlarla sohbet ederken heyecanınızı bir nebze de olsa unutabilirsiniz.
 
“TEŞHİS: İLERİ DERECEDE PSİKOSEKSÜEL BOZUKLUK”, “KARAR: D/17 F-4 BARIŞTA VE SEFERDE ASKERLİĞE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR”
 
Sivil hastalar, askerlik sırasında rahatsızlanıp farklı derecelerde fiziksel ve ruhsal raporlar almak isteyen erler, değişik rütbelerden askeri personel ve yakınları derken epey kalabalıktı bekleme salonu. İsimler anons ederek karışık alım yapıldı. İsmim okundu, girdim, bir damgaya iki başparmağımla basarak defterdeki işaretli yere bastırdım. Rapor sebebim olan rahatsızlık ismi ‘İleri Derecede Psiko-seksüel Bozukluk’ okundu. Kabul edip etmediğim soruldu, ettim tabii. (lol) “Çık, bir saat sonra gel” dediler ama yarım saate kalmadan bir er isimleri okuyarak raporları dağıttı. Raporda yer alan ibare; “TEŞHİS: İLERİ DERECEDE PSİKOSEKSÜEL BOZUKLUK”, “KARAR: D/17 F-4 BARIŞTA VE SEFERDE ASKERLİĞE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR” şeklinde. Aldığımız bu rapor geçici bir rapor, üniversitede diploma yerine alınan geçici mezuniyet belgesi gibi. Bu rapor asker kaçağı, bakaya durumuna düşmemeniz için nüfusa kayıtlı olduğunuz şehirdeki askerlik şubesine bilgi amaçlı gönderilmek için yazılmış bir rapor. Yine de, bu belgeyle, belirtilen ifade üzerine artık tamamen askerlikten ilişiğiniz kesilmiş oluyor. En son iş olarak ilk işlemlere başladığınız askeri şubeye dönüp ilk hastane sevkinizi ve raporunuzu teslim ederek burada da ufak tefek imza mühür işlerini halletmeniz gerekiyor. Fotokopiyle çoğalttığınız 3-4 adet rapor üzerine ASLI GİBİDİR mührü ve damgası vurularak size teslim ediliyor. Bu raporla iş başvurusu yapacaklara kötü haber, üzerinde alenen yer alan PSİKOSEKSÜEL BOZUKLUK ibaresinden dolayı zorlanabilirler, iş başvuruları ve diğer resmi işler için asıl raporu beklemekte fayda var derim.
 
Testlere ve mülakata girdiğiniz hastanedeki prosedürler ve işlem sıranıza göre bir aydan bir seneye kadar uzanan bir zaman dilimi sonunda üzerinde sadece “ASKERLİĞE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR” yazan asıl belgenize kavuşabilirsiniz. Ailenizle yaşıyorsanız ve henüz açılmadıysanız veya benim gibi askerlik mevzuunda ölümüne didişmek zorunda kaldıysanız ve asıl raporunuzun başına bir iş gelebileceğini düşünüyorsanız, askeriyede saklı kalacak olan iletişim bilgilerinizi girdiğiniz belgelere, asıl raporunuzun, başvuruda bulunduğunuz askerlik şubesine veya sizin belirleyeceğiniz Türkiye’nin herhangi bir askerlik şubesine gelmesini talep eden bir ibare düşebilirsiniz. Size telefon açıp belgenizin geldiğini belirtiyorlar, gidip bilahare alabiliyorsunuz. Ben de bu yolu seçtim.
 
“TAHAKKUK odasına uğrayıp yol harcırahınızı almayı unutmayın”
 
Yine benim gibi diyar diyar sevk üstüne sevk ile rapor aşkına gezdiyseniz şubeden ayrılmadan TAHAKKUK odasına uğrayıp yol harcırahınızı almayı unutmayın. Askeriye sizi er/yedek subay aday adayı ve potansiyel olarak kendi hizmetinde bir personel gördüğü için yaptırdığı harcamalardan dolayı kendince -çok komik de olsa- bir ödeme yapıyor.  Her ne kadar, ne zaman, nereye gittiğiniz belli olsa da memure hanımlara nereden kaç kez hangi şehre tetkikler ve kontroller için gidip geldiğinizi sabırla belirtin, size çok cüzi de olsa bir miktar para verecekler. Sonra da o parayı alıp kankanızla yiyin bir güzel. Afiyet, bal şeker olsun. Büyük büyük de geçmişler olsun.  
 
Aklım yetip elim döndükçe, olanca sadelikle ve bütün ayrıntılarıyla başımdan geçenleri sizlerle paylaşmaya çalıştım. Umuyorum ki, yazdıklarım bir nebze de olsa size nefes aldıracak, mikro ölçekte de olsa askeriyenin bizler üzerindeki yakın dönem düşüncelerine dair sizlere ışık tutacaktır. Amacım kimseye yol yordam öğretmek, akıl vermek değil. Kendimce bu prosedürlerden geçmeden önce eksikliğini hissettiğim ayrıntıları, detayları, kör noktaları paylaşmak istedim; paylaştıkça çoğalırız ne de olsa. Herkese bol şans ve başarılar diliyorum.
 
 
 


Etiketler: insan hakları, askerlik
Nefret