20/01/2021 | Yazar: Alaz Akdağ

Hep aynı his, sanki aylardır aldığın terapi öncesi yine her seferinde nereden başlamak lazım der gibi. Başlamaktan başlamak lazım, herhalde ilk adım budur.

Sarmaşık Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Açma perdeyi sakın, tatlı bir yokuştayım.”

Hep aynı his, sanki aylardır aldığın terapi öncesi yine her seferinde nereden başlamak lazım der gibi. Başlamaktan başlamak lazım, herhalde ilk adım budur. Sessizce dinliyorum. Kulaklarım kendimde. Dalga sesi dinlemeyi tercih ederdim. Gecenin bir vakti duyulan gemi sireni paralel bir evrene ait olabilir mi? Paraleldeki Alaz, hayatın nasıl? Kendi gerçekliğini mi yarattın yoksa mevcut gerçeklikte boğazına kadar gelen suda, karayı göreceğin ümidiyle kulaç mı atıyorsun?

Sahi, kendimizi gerçekten de dinliyor muyuz? Günlük koşuşturmalar, yapılacak işler arasında birey kendine ne kadar yer açıyor hayatında? Pandemi tüm kartları yeniden mi dağıttı? Peki pandemi olmasaydı şu an nasıl olurduk? Pandemi kendi sesimizi zorla bize mi dinletti, sosyal izolasyon mu ağır geldi? Kendinle olduğunda, kendinle misin yoksa bir şeylerden hep kaçar mısın? Kaçmak ne demektir? Queer ebeveynim böyle pasta yapmayı nereden öğrendi? Bir kelime olsam o kelime “neden” olurdu, bir işaret olsam "?".

Hadi bir hikaye anlatalım.

Bir eve misafirliğe gidilmiş. Evdeki her şey neredeyse atıl denilebilecek durumdaymış.

Televizyon hariç. Onca yıpranmışlık arasında televizyon parlıyormuş. Sebebini sormuş ev sahibine misafir. Cevap aklında yankılamış. Televizyon başka bir dünyaya açılıyormuş. Narnia’ya bir geçitmiş ev sahibi için. Evet, tahayyül edince buzdolabının öyle bir işlevi yoktu. Sanal dünya, telefonum, merhaba.

En yakının kim? Aradığın şey gerçekten huzur mu yoksa kaos mu? Stabillik bilmediğin için, işler zorlaşınca kaçar mısın? Güverte sarsıldığında, gemiden ilk atılan “yük” müsün? Dümende kim var? “Kazanmak” için mi buradasın? Varlığını varlığına eklemek varken... Kay-ıplarda mı kendini bulursun? Hem “başarı” dediğin nedir ki, kimmiş o bilir kişi? İzin mi vereceksin kendi inançsızlıklarında seni boğmalarına? Büyümek dedikleri, seni kendileştirmeleri belki de.

Hafızan nasıldır? Unutursan cebinde taşların ruhu kalır. Uçak geçmiştir ama arkasındaki bulut izi duruyordur. Kendine dışarıdan bakarsın. Kahraman anlatıcıdan tanrısal olana geçersin.

Tutunacak dal mı ararsın yoksa kökünü toprağa mı salarsın? Tohumunu kendin ekip, ağacını kendin büyütmeye ne dersin? Sonra beraber can suyunu veririz. Bakarsın bi’ ağaç ev bile yaparız. Yalnız değilsin. Bağımlı değil, bağlı olmak güzel. Her gün yeniden seçiyorum diyebilmek belki de. Kendinden eminlik çok sevdiğim bir durum değil, belki de, bazen, sanırım... Ben oldum diyebilmek, ne büyük kibir. Gümbürtüyle kapanan kepenklerin sesini duyabiliyorum. Dükkanı kapattık herhalde kardeşim. Tam da oldum dediğinde yarım kalmaz mısın? Güçlü kelimelerin içleri boşalacak diye korkarım, tasarruf ederim. Çok mu tüketiyoruz, tükeniyoruz? Ev dediğin şey ne/kim? Kırlangıç senin göğsünün üstünde.

Telefonların otomatik tamamlaması, bir sözcükten sonra başka bir sözcüğün gelmesini önermesi ilginç değil mi? Vegan, İTÜ, trans. Teşekkürler makina öğrenimi. Telefonumdan yazdığımı açık ettim. Kısa Twitter yaşamımda hatrı sayılır miktarda tag çalışmasına katıldım. Öyle ki bazı taglerde benim yerime telefonum yazıyordu.

Bu tag çalışmaları, adalet arama ve ses yükseltme mecralarıydı. Yan yana yürüyoruz. Buradayım.

#GülistanDokuNerede?

#AlwaysProud #GünDoksan #YasaHemen #AvKatliamınaDurDe #AkademideCinselİstismarFailiİstemiyoruz

#BelediyelerHavaiFişekKullanmasın #VeganOl #NADİRANASILÖLDÜ #MelekİpekSerbestBırakılsın

#BoğaziçiDireniyor #MayTheVoicesOfWomenResonate

#İzmirBayraklıCumhuriyetSitesi #ÇocukCinselİstismarınınAffıOlmaz #İstanbulSözleşmesiYaşatır #istanbulsözleşmesiniuygula #tbmmhayvanlardantarafol #YaşamNöbeti #onurhaftasi #petshoplardaneoluyor #pinargultekin #KadınCinayetleriPolitiktir

#KadınÜniversitesiİstemiyoruz #hayvanasiddetsucsayilsin #LGBTlerYokSayılamaz #TransAwarenessWeek

Bazen kendi kendimize çalıp, söylüyormuşuz gibi hissediyorum. Herkesin birbiri ile bağlantılı çıkması, yürüttüğümüz mücadelelerin ne kadar da kesişimsel olduğunu düşündürüyor. Bir yandan da, bir avuç insanız herhalde diye düşünüyorum.

Olsun değil mi? Her şeyden biraz biraz, sonunda hiçbir şey midir? Yağmur damlaları akarsulara, akarsular denizlere, onlar da okyanuslara açılırmış. Bir terim var ya katlanarak artma için kullanılır. Hep de unuturum, dur Google'layayım. Bulamadım, hatırlarsam sonra yazarım yine. Demek istiyorum ki yine de katlanarak artıyoruz. Yorulsak da durmayız demiştim değil mi?

“İnsan ne ile yaşar?”

Bu soruya sanırım hep farklı cevaplar vereceğim. Olmaz sandığımız birçok şeyle yaşayabilirmiş insan. Ama umut ve ışık söndü mü gerisi anlamsız geliyor bana. Gözlerimizdeki ışık arada bir saklambaç oynasa da kaybetmemek dileğiyle.

Çağlamanın coşkusunu anlamayanlar, kendi su birikintilerinde oynayadursun, gel beraber salalım kökümüzü toprağa. Birbirimizle değil, dünya ile savaşalım. İnandığımız ezgilerin serseri notaları olalım. Göz kapaklarımızda hissedelim serotonini. Umudumuz sönmesin, dayanışma yaşatsın!

Nefrete inat yaşasın hayat! 

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: yaşam