21/07/2014 | Yazar: Seda Aktepe

Bir süredir devrimci/solcu olarak nam salmış mahallelerde farklı örgütlerin yürüttükleri ‘yozlaşma karşıtı kampanyalar’ nasıl da eril şiddetin, ahlakçılığın dışa vurumu aksiyonlara büründü.

Seda Aktepe | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Seda Aktepe
Bir süredir devrimci/solcu olarak nam salmış mahallelerde farklı örgütlerin yürüttükleri ‘yozlaşma karşıtı kampanyalar’ nasıl da eril şiddetin, ahlakçılığın dışa vurumu aksiyonlara büründü. Kimisi “ahlaksız kadın kahvede teşhir edildi” diye yazdı, sonraki eylemlerinde “ahlaksız kadını dövdük” diye kadının yerde ağlarken çekilmiş fotoğraflarını sosyal medyada paylaştı; kimisi ise “boş bir evin kömürlüğünde fuhuş yaparken bastık, adamı çıkarıp dövüp teşhir ettik” diye haber ajanslarına ‘eylem’ haberi yolladı.
 
Devrimci örgütlerin ticari seks meselesi ile ilgili doğru düzgün cümleler kurduklarını göremeden öleceğiz galiba. Seks endüstrisinin işçisi, çalışanı, kurbanı, kölesi ya da adı ne ise bileşeni olan kadınlarla ilgili devrimci politikalar üretildiğini ise görebileceğimize dair artık neredeyse hiç umudum yok. Hepsinin sicili bu hususta maalesef ya çok kötü ya da en kötüye kıyasla daha az kötü.
 
Bir süredir devrimci/solcu olarak nam salmış mahallelerde farklı örgütlerin yürüttükleri ‘yozlaşma karşıtı kampanyalar’ nasıl da eril şiddetin, ahlakçılığın dışa vurumu aksiyonlara büründü. Kimisi “ahlaksız kadın kahvede teşhir edildi” diye yazdı, sonraki eylemlerinde “ahlaksız kadını dövdük” diye kadının yerde ağlarken çekilmiş fotoğraflarını sosyal medyada paylaştı; kimisi ise “boş bir evin kömürlüğünde fuhuş yaparken bastık, adamı çıkarıp dövüp teşhir ettik” diye haber ajanslarına ‘eylem’ haberi yolladı. Kadının akıbeti yazılmayınca da, “Cephe’nin yaptığıyla aynı değil” diye de derin bir ohh çekildi. Devrimci ahlak en güzel bir şeydi zaar, sorun burada değildi!
 
Devrimci ahlak adına, yozlaşma karşıtlığı adına böyle aksiyonlar yapıladursun, sözüm ona entelektüel tiplerden de gericiliği başka türlü ürettikleri analizler dinliyoruz: Cephenin eylemi elbette yanlışmış ama efen’im “seks işçisi” kavramı da çeviri hatasıymış, “worker” sadece işçi değil çalışan demekmiş, porno yıldızı da erotik dansçı da fahişe de seks çalışanıymış… Bir kere seks işçisi kavramından sadece fahişeliği anlıyorsan o senin “entelektüelliğin”. Fuhuş, seks endüstrisinin –belki en yaygın, ama- sadece bir kolu. Fahişelik de seks işçiliğinin bir biçimi. Ha pardon, çalışan değil de seks işçisi diyerek bu sektördeki kölelik olgusunu gölgede bıraktım yine! Ay ayrıca velev ki “çalışan” olsun!
 
Seks işçisi kavramının her durumu karşılamadığı, bazı durumlarda kullanılması sakıncalı bir kavram olduğu tartışmasının olduğu bir gerçek. Ama bu, analiz kusanların tartıştığı yerden değil tabii ki. Analiz kusmak diyorum zira, sözü edilen yaklaşım ‘kutsal’ işçi kelimesini ‘kirletmekten’ imtina çabasından başka bir şey değil.  Ne diyorduk, evet bu kavram paralı seksin olduğu her durumda kullanılabilir mi? Mesela cinsel şiddet ve sömürü biçimi olarak ticari seks kapsamında çalıştırılan çocukları, müşteriyle hizmeti veren kişi arasında bir iş anlaşmasını ima eden “seks işçiliği” kavramıyla ifade etmek ne kadar doğru? Ya da her yıl fakir ülkelerden talebin olduğu ülkelere insan tacirleri tarafından zorla getirilerek ölüm tehdidi altında kölelikten de beter koşullarda (getirildikleri ülkelerde göçmen olmaktan, kadın olmaktan, kağıtsız olmaktan, bulunduğu ülkenin dilini bilmiyor olmaktan, yalnız ve güvencesiz olmaktan sömürünün ve ezilmişliğin envai çeşidini yaşayarak) çalıştırılan, çalışmayı kabul etmedikleri durumda işkence gören ve hatta öldürülen binlerce kadın için... Böylesi durumlarda diyelim ki “seks kölesi”, “ticari seks mağduru” ya da üretilecek benzeri bir kavram kullanılmasına “aklı başında(!) olmayan feministler” olarak bile itirazımız yok. Lakin…
 
Evet, dünyanın pek çok bölgesinde ticari seks çoğunlukla zorunlu ve bir hayatta kalma stratejisi olarak yapılıyor. Ama Cephe’nin son vukuatından sonraki tartışmalarda öne çıkan “Ama zavallı kadın, mecbur olmasa yapmazdı ki” klişesinden de sakınmak gerekir. Velev ki zavallı olmasın, velev ki mecbur olmasın? Metropollerde rahat yaşamanın bir yolu olarak bu işi tercih etmiş porno oyuncularının ve fahişelerin sayısı sanılandan çok daha fazla. Ve bu klişeye dayanarak yapılanı yanlış bulmak, bu kitleye dönük şiddeti meşrulaştırma işlevinden başka hiçbir anlam taşımaz.
 
Seks endüstrisindeki korkunç boyutlardaki istismar ve sömürü bu kadar ortadayken, ahlakçı ya da devrimci ahlakçı yaklaşımların bu istismar ve sömürünün mağdurlarına zerre kadar merhem olmadığını görmek bu kadar mı zor? Devrimci cenahtaki en yaygın argüman olan “Seks işçisi diyerek normalleştirip kabul etmek, bu alandaki köleleştirmeye karşı mücadeleyi zayıflatır” a ne demeli peki? Belki ilk olarak şöyle denilebilir: Hangi mücadele allasen? Tabii “Normaliniz batsın”dan sonra. Fahişelik yapan kadınların örgütlenme haklarından, sağlık, sosyal sigorta, can güvenliği vb. gibi haklarının savunulması bu sektördeki köleleştirmeye karşı bugünün en somut devrimci mücadele biçimiyken, yoksul semtlerin ara sokaklarında yapılan fuhuşla kurulan ilişki “Gazi onurumuzdur” ya da “Devrimci mahallelerimizi kirlettirmeyeceğiz” olunca pek tabii ek olarak da sorarlar: Bu işte “köle” senin umurunun neresinde? Bütün bunları cevapla ki köleleştirmeye karşı mücadelede eliniz güçlensin! Ya da gölge etmeyin başka ihsan istemez! 

Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
Nefret