16/09/2013 | Yazar: Rahmi Öğdül

Mesele çıplak beden olunca, soyutlamanın soyutlamasına bile tahammül edemiyor iktidarın bakışı.

Mesele çıplak beden olunca, soyutlamanın soyutlamasına bile tahammül edemiyor iktidarın bakışı. Picasso’nun kübik kadın resminin ATV ekranlarında mozaiklenmesi, erotomanyak bir iktidarla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Kübizmin kırık düzlemine yerleştirilmiş, parçalı bir beden temsili bile cinsel uyaran olarak işlev görebiliyor, çok tuhaf. Aslında erotomanyak terimini kullanıp kullanmamayı çok düşündüm; çünkü 20. yüzyılın başında yoz sanatçıları ve dolayısıyla yoz yapıtlarını teşhis etmek üzere dönemin sanat eleştirmeni, hekim Romen Max Nordau tarafından bir hastalık olarak uydurulmuştu. Kimler yoktu ki erotomanyadan mustarip yoz sanatçılar arasında: Şair Paul Verlaine, heykeltıraş Rodin. Nordau’ya göre, beynin cinsellikten sorumlu Medulla oblongata denilen bölgesi çürüdüğü için cinsellikle ilgisi bulunmayan her şeye cinsel anlamlar yüklüyorlar ve yapıtlarına da bu anlamları yansıtıyorlardı. Oysa baktığımızda bu sanatçıların yaptığı şey, iktidarın dayattığı kanonik yapıtlardan, normdan saparak yeni yaratma yolları keşfetmekti; nesne ile özne arasındaki ilişkiyi iktidarın dayattığından çok farklı yollardan yeniden kurmaya çalışıyorlardı. İktidarın, normdan sapanlara hasta yaftası yapıştırmakta üstüne yoktur; eşcinseller de kaçamamıştı bu hastalıklaştırmadan; uzun yıllar tıp kitaplarında eşcinsellik bir hastalık olarak yer aldı. Şimdi, iktidarın normdan sapanlara, sınırları ihlâl edenlere yönelttiği suçlamayı, tersine çeviriyor ve beyin çürümesi suçlamasını iktidara iade ediyoruz.

Aslında iktidar çıplak gerçeklikten korkuyor. Her türlü süsten ve retorikten arınmış bir gerçeklik, hayatı olduğu gibi kabul eden, olumlayan bir gerçeklik, iktidarın kendi hakikatini yerle bir edeceği için durmadan gerçekliğe örtüler giydiriyor, gerçekliği yeniden kodlayarak haritalandırıyor. Gezi Direnişi sırasında iktidarın en korktuğu şey başına gelmişti; iktidarı ve hakikatini soymuş ve iktidarı tüm çıplaklığıyla bir başına bırakmıştık, yani despotluğuyla.

Çıplak gerçeklikten ve özellikle de çıplak bedenlerden korkuyor iktidar; çıplak bedenlere tahammül edemediği için hep örtmeye çabalıyor. Yeryüzünün topografyasını, haritasını çıkarıp yeniden kodlayan coğrafya gibi çıplak bedenleri haritalandırarak bedenin neresinin örtüleceği, örtünün sınırlarının ne olacağını belirleyen bir iktidar disiplininden, yani somatoğrafyadan söz etmiştim bir yazımda. Yer-yazımı anlamına gelen coğrafyanın kardeş disiplini olan somatoğrafya (beden-yazımı) da bedenlerin üzerine iktidarın eril yazısını yazıyor. Müstehcenlik de tamamen bu eril yazıyı ihlâl edenlere iktidarın yönelttiği bir suçlama. Arapça hücnet sözcüğünden türetilmiş müstehcenlik sözcüğü, soysuzluk, karışıklık, bayağılık, aşağılık gibi anlamlar taşıyor. İktidarın beden üzerine yazdığı eril yazının ihlâline işaret ediyor. İktidarın beden haritasını ihlâl ederek kendi bedeninde keşfe çıkan sanatçılar da müstehcenlik suçlamasından kaçamıyorlar.

Galatasaray, Mısır Apartmanı’nda yer alan Galeri Zilberman iki ‘müstehcen’ kadın sanatçıyı yan yana getiren bir projeyle sezonu açıyor. “Despair ve Metanoia” başlığını taşıyan sergide bizden Şükran Moral ve Viyana’dan Valie Export yeralıyor. Her iki sanatçı da beden performanslarıyla eril beden yazısını ihlâl ederek iktidarı rahatsız etmişlerdir. Altmışlardan beri gerçekleştirdiği işleriyle feminist beden sanatının öncülerinden olan Valerie Export, günümüze dek tüm sanatsal kariyerinden örnekler sergileyen 29 film ve videosuyla galeride yer alıyor; Şükran Moral “Sanatçı, 1994” başlığını taşıyan ve doğrudan çarmığa gerilmiş İsa’ya gönderme yaptığı işinde bedenini eril iktidarın çileci kullanımına sunarken, bildik tüm kodlamaları ihlâl ederek direnişin yine beden üzerinden gerçekleşeceğini duyumsatıyor bize. “Despair, 2003” başlıklı işi ise coğrafik sınırları ihlâl eden göçmenleri bir teknede gösteren tek kanallı video.
Yeryüzü ve bedenlerin haritasını çıkarıp kodlamaya çalışan iktidarın tüm çabasına rağmen, coğrafyanın ve somatoğrafyanın ikili kıstırmasından, iktidarın ahlaki düzenlemesinden kudretin etik düzlemine kaçan bedenlerin nelere muktedir olduğunu göreceğiz.

Galatasaray, Galeri Zilberman’daki “Despair & Metanoia” başlıklı sergi 26 Ekim’e dek izlenebilir.

Etiketler: kültür sanat