13/07/2011 | Yazar: Erdal Partog

Doğru zamanda ve doğru yerde ilk saatlerden itibaren ne söyleyeceğini bilen Sırrı Süreyya oldu; olmaya da devam edecek gibi…

Erdal Partog | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Erdal Partog
12 Haziran Seçimlerinde Sırrı Süreyya Önder Farkı
 
CHP’nin değişim sinyalleri seçmen nazarında tam karşılığını bulamadı. Zaten bu değişim ve dönüşümün bu kadar kısa zamanda hemen sonuç vermesi de beklenemezdi. Daha önceki “CHP’nin Büyük Dönüşümü” adlı yazım, CHP’nin hangi durumda kitleselleşebileceğine dair bir tespitti. Hatta CHP’nin her an demokrasi ve özgürlükten yana olan tavrının tersine dönme riskleri taşıdığını da söylemiştim. Bu çekince seçmenin gözünden kaçmadığı için de CHP oyların ancak yüzde 26’sını alabildi. Ancak her şeye rağmen Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı balkon konuşması ile değişime dönük ılımlı mesajlar vermeye devam etti. Bu haliyle CHP, değişimden ve dönüşümden yana bir çizgi ile yeni yasama döneminde iyi işler yapabilir. Hatta bir sonraki seçimde oylarını daha da arttırabilir.
 
Ancak 12 Haziran seçimlerinin daha önemli iki sonucu var: Bunlardan biri AKP’nin 3. kez iktidara gelmesi, diğeri de BDP destekli blok adaylarının başarısı. AKP için her ne kadar milletvekili sayısı geçen döneme göre azalsa da, AKP’nin oy oranı artmış oldu. AKP her iki seçmeden birinin oyunu alarak güven tazeledi. BDP adayları ise geçen dönem sayısı 20 olan milletvekilli sayısını 36’ya yükseltti.
 
12 Haziran seçim sonuçları Müslüman liberal değerlere sahip bir kitlenin desteklediği AKP’yi 3. kez iktidar yaptı. Tabii ki AKP kitlesinin değişimi ve dönüşümü her ne kadar Kemalistler ya da laik kesimler tarafından şüphe ile karşılansa da aslında bu değişimin ve dönüşümün kitleler nazarında muhafazakârlıktan çok liberalliğe doğru evirilmesinin göstergesi oldu. Artık muhafazakâr liberal kesimler demokrasi içinde dinin değil ekonominin daha geçer akçe olduğunu somut olarak oylarının rengi ile ortaya koydular. Tabii ki bu sonuçlar Tayyip Erdoğan’ı çok sevindirdi.
 
Tayyip Erdoğan her zamanki gibi bir balkon konuşması yaptı. Seçim süreci boyunca birçok kişiyi, kurumu ve topluluğu inciten Başbakan balkon konuşması ile herkesten özür diledi. Bir yıl boyunca herkesi azarlayan Başbakan bir özür ile takdirleri yine üzerinde topladı. Bir gün özür dilemek bir yıl azarlamaktan iyidir denilerek Başbakan göklere çıkarıldı. Tabii ki bu çelişkiyi görenlerden biri de çiçeği burnunda milletvekili Sırrı Süreyya Önder oldu. BDP destekli İstanbul 2. Bölge milletvekili Sırrı Süreyya Öner katıldığı televizyon konuşmasında balkondan konuşma anlayışını kıyasıya eleştirdi. Aynı programda bulunan hormonlu domates sahibi Burhan Kuzu’yu ve AKP hayranı Ayşe Böhürler’i de eleştirdi. Sırrı Süreyya Önder kazandığı oyların hakkını vererek önce Burhan Kuzu’ya “adam gibi olmak” ifadesinin ne kadar cinsiyetçi bir dil olduğunu hatırlattı, sonra Ayşe Böhürler’in “eşcinseller AKP’yi destekliyor” lafına, AKP’nin Kadın ve Aileden Sorumlu eski bakanı Aliye Kavaf’ın “eşcinsellik hastalıktır” sözünü hatırlattı. Böylece AKP’ye ilk demokrasi dersini verdi. Tabii ki buna benzer şeyleri ilk söyleyen Sırrı Süreyya değildi. Daha önce Ufuk Uras ve Sebahat Tuncel de bu bağlamda çok söz üretti. Ancak doğru zamanda ve doğru yerde ilk saatlerden itibaren ne söyleyeceğini bilen Sırrı Süreyya oldu; olmaya da devam edecek gibi… Bu yüzden kendisini tebrik ediyorum. 
 
Sırrı Süreyya gibi demokrasi, emek ve özgürlük vicdanını dile getirebilecek üç beş milletvekili daha meclise girse kim bilir neler olur sorusu insanın aklına gelmiyor değil. Tabii ki Sırrı Süreyya bütün bunları yapıyorsa, bu sadece Sırrı Süreyya’nın yeteneği ile açıklanamaz; aynı zamanda savunduğu dünya görüşünün de katkısı oldukça büyük olsa gerek. Müslümanlar inançları gereği nasıl hak ve adalet diyorsa, solcular da özgürlükten, emekten ve demokrasiden yanayız demekten neden çekinsinler? Solun düşünce ve vicdan anlayışının sadece AKP’de değil aynı zamanda Sırrı Süreyya gibi solcularda olması muhafazakârları neden şaşırtmasın? Yeni yasama döneminde Sırrı Süreyya gibi insanlar mecliste olduğu sürece demokrasinin hep bana hep bana kusuru bir kez daha meclis sıralarında iktidar sevdalılarının yüzlerine vurulacaktır. Bu anlamda BDP destekli Sırrı Süreyya’nın ve diğer adayların bu yasama döneminde mecliste yer alması gelecek için iyiye işarettir.
 
Bu yazı Kaos GL Dergisinin Temmuz-Ağustos 2011 tarihli 119. Sayısı’nda yayımlanmıştır. 

Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret