09/07/2021 | Yazar: Uğur Yıldırım

Gürcistan’daki hareketin “Avrupa değerlerini savunmak” tutumuna stratejik bir gönderme yaparak Avrupa Birliği üyelik sürecimizin devam etmesini talep etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Tiflis Pride, Avrasyacılık ve Avrupa Birliği Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İstanbul’da yasaklamalara karşı 26 Haziran’da gerçekleşen 19. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü büyük bir polis şiddetiyle karşılaştı. Ankara’daki ve Eskişehir’deki Onur Yürüyüşleri de polis şiddetini yeniden gözler önüne serdi. En son da Aydın LGBTİ+ Dayanışması tarafından düzenlenmesi planlanan 1. Aydın LGBTİQA +Onur Yürüyüşü Aydın Valiliği’nin yasaklama kararıyla karşı karşıya.

Türkiye’deki bu yaşananlardan iki hafta sonra 5 Temmuz’da yapılması planlanan Tiflis Onur Yürüyüşü ise benzer bir saldırıyla karşı karşıya kaldı. Sosyal medya üzerinden gerçekleşen nefret kampanyasının sonuçlarını; 5 Temmuz günü Tiflis Pride’ın ofisine gerçekleşen saldırı, 50’den fazla gazetecinin darp edildiği görüntüleriyle izledik. Ofise yapılan saldırı sırasında gökkuşağı bayrağı yakıldı ve sonrasında LGBTİ+ düşmanı bu kalabalık Gürcistan Parlamento’su önünde asılı duran Avrupa Birliği bayrağını yaktı. Bu saldırılar üzerine gerçekleşmesi planlanan Onur Yürüyüşü güvenlik kaygıları sebebiyle iptal edildi.

Gürcistan Cumhurbaşkanı’nın Tiflis Pride’ın anayasal haklar çerçevesinde ifade özgürlüğüne vurgu yapmanın ötesinde ne kendisinden ne de devlet kademelerinden herhangi bir destek mesajı gelmedi.[i]

Tiflis Onur Yürüyüşüne karşı nefret çağrıları yapanlardan biri de Alexander Dugin. Gürcistan’da “özgürlükçü seslerin” yükselmesini kendine amaç edinmiş Tabula adlı gazete Alexander Dugin’in Onur Yürüyüşü karşıtı çağrılarını haber yaparken Dugin’den “Kremlin ideoloğu” olarak bahsediyor.[ii] Alexander Dugin 1993’te kurulan Nasyonal Bolşeik Partisinin (NBP) kurucularından ve bir süre liderliğini de yapıyor. Parti kendisini aşırı-sağ ve aşırı-sol karışımı bir bölgede tanımlıyor.

tiflis-pride-avrasyacilik-ve-avrupa-birligi-1

Görsel: Nasyonal Sosyalist İşçi Parti’sini andıran Nasyonal Bolşevik Partisi’nin bayrağı.

1997 yılında Dugin “The Foundations of Geopolitics: The Geopolitical Future of Russia” kitabını yayınlıyor, 1998’de NBP’den ayrılıyor. Kitabın jeopolitik olarak ortaya attığı yaklaşım ise Türkiye’de yakından tanıdığımız bir terim: Avrasyacılık.[iii] Gürcistan onur yürüyüşüne karşı yürütülen nefret kampanyasının önde gelen isimlerinden biri “Eşcinsellik ve Yabancılaşma” adlı kitabıyla ve Avrasyacılık övgüleriyle yakından tanıdığımız Doğu Perinçek’in ideolojisinin temellerini atan kişiymiş! HaberTürk’ten Nalan Koçak tarafından Dugin ile yapılan bir röportajda belirtildiğine göre LGBTİ+fobik Perinçek ve Dugin 90’lardan beri görüşüyorlar.[iv]

Yazının başında belirtilen Avrupa Birliği bayraklarının yakılmasının Dugin-Perinçek düşünce biçimiyle daha oturduğunu düşünüyorum. Gürcistan’ın Rusya’nın sınır komşusu olması, Rusya tehdidinin varlığı ve Gürcistan halkının %70’ten fazlasının Rusya değil batı yanlısı olması ile birlikte LGBTİ+fobiye karşı AB karşıtlığı da Kremlin ideoloğunun nefret çağrısı yapması için bir neden olarak duruyor.[v]

Saldırılardan sonra 6 Temmuz’da Tiflis’te parlamento önünde Tiflis Pride ile dayanışma için büyük bir kalabalık toplandı. Bu kalabalıkta dikkat çekici olan görebildiğim kadarıyla sadece 3 bayrak vardı: Gökkuşağı, Gürcistan bayrağı, Avrupa Birliği bayrağı.

tiflis-pride-avrasyacilik-ve-avrupa-birligi-2

Fotoğraf: 6 Temmuz’da Tiflis’te toplanan kalabalık.

2019’da demokrasi ve sosyal değişim için sivil toplum temelli savunuculuk yapma hedefiyle kurulan Shame Movement, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımla bugünün Gürcistan’ın Batı’yı seçtiğini sembolize ettiğini de söyleyerek duyurdu. (Tiblis Pride’ın da retweetlediğini belirtmek istiyorum.)[vi]

Tiflis’te yaşananlara dair batı ülkelerinin konsoloslukları ortak bir açıklama ile şiddeti kınadılar.[vii] Bu kınama ve sonrasında karşılaştığım bir haber ise beni bu yazıyı asıl yazmaya iten sebepler oldu. Türkiye’deki konsolosluklar İstanbul’da, Ankara’da, Eskişehir’de yaşanan saldırılara dair neden hiçbir açıklama yapmadı? European Pride Organisers Association Facebook üzerinden yaptığı bir paylaşımda İspanya’da homofobik saldırı sonucu öldürülen Samuel Luiz adına yaptığı paylaşıma “Poland, Hungary, Georgia, Spain ... this is not the Europe we built on fairness and respect.”[viii] diyerek başlıyordu.

Polonya’da “LGBT-Free Zone” ilan edilen bölgelere karşı Avrupa Parlamentosu tüm Avrupa Birliği’ni “LGBTIQ Freedom Zone” ilan ederek cevap vermişti.[ix] Yukarıda belirttiğim gibi Gürcistan’da yaşanan saldırıya karşı bu ülkeler konsoloslukları aracılığıyla kınamaya yaptılar. En güncel olarak yine Putin yanlısı LGBTİ+fobik Viktor Orban ve partisi tarafında çıkarılan yasa ile 18 yaş altına Televizyonda veya eğitimde LGBTİ+’lar ile ilgili içerik bulunmasını Macaristan’da yasaklandı. Bu yasaklama üzerine AB içinden on altı ülkede başbakanlık veya devlet başkanlığı düzeyinde on altı ülkenin katıldığı ortak bir bildiri yayınlandı.[x] Hatta Hollanda Başbakanı Mark Rutte, bu yasa ile birlikte Macaristan’ı Avrupa Birliği’nden atmakla neredeyse tehdit etti.[xi]

Peki, Türkiye gibi hala resmi olarak aday ülke konumundaki, Avrupa Konseyi’nin ilk üyelerinden biri olan bir ülkenin LGBTİ+fobisi hakkında neden hiçbir ülke bir şey diyemiyor?

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Von Der Leyen çok yakın zamanda yaptığı açıklamayla Türkiye ile pozitif bir ilişkileri olduğundan bahsetti. Von Der Leyen Macaristan’a karşı tutunduğu lgbti+ hakları savunucu tavrını Türkiye’ye karşı neden gösteremiyor? Avrupa Birliği’nin bu tutumunun Türkiye’deki LGBTİ+fobiyi, faşizmi normalize ettiğini düşünüyorum. Burada bir de bizlere dönük olarak Avrupa Birliği üyeliği bir dönem her an konuşulan bir gerçeklikken şu anda bizlerin de iktidarın etkisiyle bu talebi unuttuğumuzu düşünüyorum. Von Der Leyen kadar bizler de kendimizi Avrupa Birliği üyesi olarak göremiyoruz sanki ancak bunu değiştirmeyi talep etmek stratejik bir önem taşıyor. Bu nedenle, biraz da Gürcistan’daki hareketin “Avrupa değerlerini savunmak” tutumuna stratejik bir gönderme yaparak Avrupa Birliği üyelik sürecimizin devam etmesini talep etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hazır muhalefet partileri erken seçim çağrıları yaparken, Avrupa Birliği üyelik sürecinin devamını talep etmemizi Türkiye’de demokratikleşme adına önemli görüyor, bu stratejiyi tekrar gündeme getirme çağrısı yapıyorum!

[i] https://agenda.ge/en/news/2021/1798

[ii] https://www.facebook.com/tabula.ge/posts/4715953548433670

[iii] https://foreignpolicy.com/2016/07/27/geopolitics-russia-mackinder-eurasia-heartland-dugin-ukraine-eurasianism-manifest-destiny-putin/

[iv] https://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/soru-yanit/dugin-perincek-i-taniyinca-bambaska-bir-turkiye-kesfettim-25334

[v] https://www.iri.org/sites/default/files/2018-5-29_georgia_poll_presentation.pdf

[vi] https://twitter.com/Shamemovement/status/1412476863201558529

[vii] https://ge.usembassy.gov/joint-statement-on-violence-in-tbilisi/#.YOL-aHyRSP4.twitter

[viii] https://www.facebook.com/europride/posts/6092978790742979

[ix] bbc.com/news/world-europe-56366750

[x] https://www.instagram.com/p/CQfu-enDp4j/

[xi] https://www.bbc.com/news/world-europe-57596263

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, dünyadan