25/01/2021 | Yazar: Sevcan Tiftik

Toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim bağlamında queeri perspektif ve yöntem olarak ele aldığımız çalışmalarda ve aktivizmde heteroseksizm eleştirisi kadar, beraberinde gelen sağlamcılığı ne denli eleştiriye ortak ediyoruz?

Toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim odaklı politikalarda sağlamcılığın görünmezliği Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Beden ve toplumsal cinsiyet bağlamında sürdürülen politikalarda heteronormativite eleştirilirken veya heteronormativite ile mücadele edilirken sağlamcı yaklaşımın da bu norm sistemine eklemli olduğunu göz önünde bulunduruyor muyuz? Yazımı bu temel soru etrafında geliştirerek burada zorunlu sağlam bedenlilik ve heteronormativite ilişkisini minik bir açıdan göstermeye çalışacağım. Bununla birlikte Türkiye’de LGBTİ+ ve queer aktivizminde, toplumsal cinsiyet kimliğiyle cinsel yönelim odaklarını temel alan mecralarda, politika üretiminde ve eleştirel zeminde dikkate alınması temennisiyle sorular yöneltip birkaç öneride bulunacağım.

Heteronormativite tüm canlıları heteroseksüel olarak kabul etme ve “norm/[al]” olanın heteroseksüel cinsel yönelim olduğu normlar çokluğudur. “Doğal olanın” “karşı” cinse yönelme olduğunu söyleyen bu norm sistemi, ancak bu şekilde toplum tarafından sorunsuzca kabul edilir. Türlü cinsel yönelim çeşitlerinden yalnızca heteroseksüelliği yönelim olarak varsayar ve bunun dışında kalanları damgalar, ötekileştirir veya marjinalleştirir… Cinsel, duygusal ve arzuya dayalı ilişkilenmelerde sadece “karşı cinsiyetle” uyumlu olunabileceği kabulüyle; canlıların “biyolojiye” dayandırılan cinsiyet kimliklerinin karşıt olanına yönelmesini zorunlu kılmaktadır.

Oxford İngilizce Sözlüğü (OEDsağlam bedenliliği ise “değilleme yoluyla sağlam bir bedene sahip olmak, yani fiziksel sakatlıktan azade ve kendisinden beklenen fiziki çabaları gösterebilen bir bedene; beden sağlığı yerinde, zinde” olarak tanımlar.[1]

Robert McRuer “Zorunlu Sağlam Bedenlilik ve Queer/Sakat Varoluş” başlıklı yazısında Adrienne Rich’in zorunlu heteroseksüellik kavramsallaştırmasından yola çıkarak, sakatlık çalışmaları alanına zorunlu sağlam bedenlilik kuramını kazandırır. Rich’in ileri sürdüğü bu zorunluluk, kişinin hangi bedenlere meşru bir şekilde potansiyel sevgili olarak yaklaşabileceğini ve hangilerine yaklaşamayacağını belirler. Cinsel yönelim yalnızca arzularla ve “tercihlerle” ilgili değildir, aynı zamanda bedenleri de şekillendirir. Zorunlu heteroseksüellik; bedenlerin maddesel özelliklerine dayanarak cinsiyet kimliklerini atar, bu kimliklere göre roller belirler ve bu bağlamda tanımlanan bedenlerin, hangisinden hangisine yöneleceğine karar verir.

McRuer’in öne sürdüğü zorunlu sağlam bedenlilik de, heteronormative de beden tesiri bağıntısının doğrudan bir parçasıdır. Nihayetinde normların belirlediği –ideal– toplumsal cinsiyet kimlikleri (yani kadın ve erkek), sağlam bedenli ve heteroseksüel olmak üzerine kuruludur. Bu açıdan diğer tüm kimlikler, “doğal, sağlıklı ve normal” kategorilerine girmediğinden öteki addedilirler.

Robert McRuer yazısında zorunlu sağlam bedenlilik idealini, Judith Butler’ın Cinsiyet Belası ve Bela Bedenler’de ileri sürdüğü zorunlu heteroseksüelliğin fantazmatik idealiyle eş tutar:

Heteroseksüel kimliklerin “gerçekliği,” kendisini her türü taklidin kökeni ve zemini olarak ortaya koyan bir taklit yoluyla edimsel olarak oluşturulur. Başka bir deyişle, heteroseksüellik her zaman kendine dair kendi fantazmatik idealizasyonunu taklit etme ve ona yaklaşma-ve başarısız olma-sürecindedir. Tam da başarısız olması zorunlu olduğundan, ama başarmak için çabaladığından heteroseksüel kimlik projesi sonsuz bir kendini tekrara itilir (McRuer, s. 555).

McRuer’e göre zorunlu sağlam bedenlilik ve heteroseksüellik idealleri bağlamında birbirine bağlıdır. Bu ideallerin olanaksızlığı ise; ikisinin de tüm kimliklerin üzerinde yükseldikleri zemin olarak görülmesinde ve sürekliliği garantilenememesinde yatar. Keza heteronormativite açısından diğer cinsel yönelimler ve arzular, heteroseksüel başarısızlığın sonucunda veya heteroseksüel ideale kavuşulmamasından kaynaklanır. Nitekim Butler bunu Bela Bedenler’in “Toplumsal Cinsiyet Yanıyor: Sahiplenme ve Yıkma Sorunları” başlıklı bölümünde lezbiyenlik üzerinden tartışır.

Heteronormativitenin bakışı gibi, zorunlu sağlam bedenlilik de kesintisiz ve yekpare bir ideal sunar. Bu ideali gerçekleştiremeyen veya kesintiye uğratanlar, norm sisteminden dışlanır ve ayrımcılıklara maruz kalır. Ayrıca [hetero]normatif ivmeyle hareket eden kimlikler; idealiyle birebir örtüşme çabasını, ideallerini gerçekleştirmek üzere sabit ve tekrara dayalı performanslar icra ederek gidermeye çalışır. Bu durum aynı zamanda, Butler’a göre heteronormatif toplumsal cinsiyet veya cinsel yönelimi gerçekleştirebilmek için, kendisinden uzak tutmak zorunda kaldığı; norm dışı, başka beden ve arzu biçimleri tarafından rahatsız edildiğini gösterir (s. 179). Aynı durum, sağlamlık ideali için de geçerlidir. Sabit ve zorunlu sağlam bedenlilik, bedenin sağlamcı normativitenin dışına çıkmasına izin vermez. Bundan ötürü sağlamlığı tehdit eden her oluş veya deneyim, sağlamlık idealini paramparça etmektedir. Nihayetinde sağlamcı heteronormativite ise, bedeni; süreklilik arz edecek şekilde deformasyona uğramamış, uzuvların ve yetilerin bütünlüğünde ihlal olmayacak şekilde ele alır. Nitekim zorunlu sağlam bedenlilik; kesintisiz, tüm bütünlüğüyle vücudun ve yetilerinin süregelmesi idealidir.

*

Robert McRuer’in sadece bir yazısından hareketle göstermeye çalıştığım bu tablodan yola çıkarak şu soruyu aklımızda tutmayı öneriyorum: Toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim bağlamında queeri perspektif ve yöntem olarak ele aldığımız çalışmalarda ve aktivizmde heteroseksizm eleştirisi kadar, beraberinde gelen sağlamcılığı ne denli eleştiriye ortak ediyoruz? Nihayetinde beden ve toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim deneyimlerine ilişkin çalışma yürütürken ve örgütlendiğimiz hareketlerde eşitlik mücadelesi verirken, hak savunuculuğu yaparken ve ayrımcılık biçimlerine karşı mücadele ederken bir yandan da kapsayıcılık ve kesişimsellikle de hareket etmeye özen gösteriyoruz. Bu nedenle beden politikalarına ilişkin, özellikle kapsayıcı politika üretmeye çabalarken ve bu amaçla yola çıkarken sakatlık deneyimlerini neden (çok büyük ölçüde) dışarıda bırakıyoruz?

Sibel Yardımcı “Sakatlık Çalışmalarında Queer Ufku: Türkiye’de Bu Etkileşimin Zorluğu ve Olası İmkânları Üzerine” başlıklı yazısı bu bağlamda yol gösterici olabilir. Bu yazıda sakatlık ve queerlik deneyimlerinin ortaklaşan yanlarına değinen Yardımcı’ya göre Türkiye’de sakatlık ve queer konumları/kuramları iş birliklerinin yok denecek kadar az olmasının nedeni; olumsuz ön yargıların ve çalışmaların yeniliğidir. Bu argümanını engelliler.biz platformundaki (www.engelliler.biz) tartışmalarla örnekleyen Yardımcı, bu web sayfasında sakatlık deneyimlerine sahip yazarların “kendileri bu önyargıların hedefi olduktan halde, sakatların pek çoğu benzer bir muhafazakarlığı cinsiyet, cinsellik ve normatif sınırları ihlal eder görünen tavırlar ve tercihler karşısında yeniden üret[tiklerini]” ifade ediyor (s. 231).

Dahası Sibel Yardımcı Türkiye’deki durumu şöyle özetliyor:

[H]em sakatlar hem de sakat örgütlenmeleri ve bu alanda çalışan kamu kurumları arasında, özellikle cinsiyet ve cinsellik söz konusu olduğunda belirgin bir muhafazakarlığın hissedildiğini söylemek mümkün. Bu muhafazakarlık, queer pratiklerini, aktivizmini ve kuramını sakatlar açısından kabul edilemez kılıyor. Buna ek olarak, yukarıda da ifade ettiğim gibi, hem queer kuramı hem de sakatlık çalışmaları Türkiye için yeni çalışma alanları. İkinci olarak, Türkiye örneklerine odaklanan sakatlık araştırmaları henüz çok yeni ve tıbbi-teknik bir bakışın ötesine geçmeyi deneyen, dolayısıyla sosyal bilimlerdeki yeni kuramsal yaklaşımlardan ilham alan çalışmalar sayıca az. Bunlar arasında sakatlık, cinsiyet ve cinsellik meselelerini ele alanlar ise daha da az. Dolayısıyla kuramsal düzeyde de, sakatlık ve queer arasında bir işbirliğini öngörmek şu an kolay değil. (s. 238-239)

Peki Sibel Yardımcı’nın 2012’de yayımlanan bu yazısında, özellikle sakatlık konumu ve kuramından hareketle işaret ettiklerini, LGBTİ+ ve queer konumu, çalışmaları ve aktivizmi açısından sakatlığa ilişkin olarak sorgulasak neler ortaya çıkar? Türlü pratikler ve deneyimler açısından ortaklaşan bu ötekilik, LGBTİ+ ve queer aktivizminde, politikalarında kendine ne kadar yer buluyor? LGBTİ+ ve queer aktivizminin kapsayıcı politikalarında sakatlık ne kadar temsil ediliyor? LGBTİ+ örgütlerinin, oluşumlarının ve mecralarının çalışmaları, üretimleri, mekânları, etkinlikleri, web sayfaları, sosyal medyaları ne kadar erişilebilir? Bu sorular ve daha nicesinin, daha kapsayıcı bir politika üretmede, eşitlik arayışında ve daha kapsayıcı bir eleştirel yaklaşım, analiz sunmada hepimize yardımcı olacağını ve eksikliklerimizle, dışarıda bıraktıklarımızla yüzleşmemizi sağlayacağını umuyorum.

Türkiye’de heteroseksizm ve sağlamcılığın eleştirisiyle faaliyet gösteren mecraların ve üretimlerin sayısı gün geçtikçe artsa da, bu konuda LGBTİ+ aktivizminin sakatlık deneyimlerini, sakatlığı kapsamına almaması bakımından önce iğneyi kendine batırmasını temenni ediyorum. Burada vurgulamak istediğim yalnızca, sakat LGBTİ+’ların harekette, mecralarda, çalışmalarda ve karar alma mekanizmalarında temsil edilmeyişi ve tüm bunların erişilebilir olmayışı değil. Aynı zamanda Sibel Yardımcı’nın ve Robert McRuer’in vurguladığı[2] ötekilik deneyimlerindeki kesişimlerden, hemhâlliklerden doğacak işbirliklerini geliştirmeye yönelik girişimlerin olmamasından, varsa dahi sürdürülebilir olmayışından bahsediyorum. Nitekim bu işbirliklerine açık olmak ve bunu sürdürmek, birlikte dayanışma ve politika üretmeye imkân tanıyacaktır. Bunun yanı sıra dayanışma pratiklerinde birbirimize güç vereceğimiz gibi mücadelemizde, savunuculukta başka imkânların ve yolların önü açılmış olacak.

Öte yandan queer ve sakatlık çalışmalarıyla birlikte, sakatlık-engellilik odaklı hak savunuculuğunda sürdürülen çalışmalar ve buna dair çalışma yürüten sivil toplum kurumları, inisiyatifler sayesinde Türkiye’deki sakat LGBTİ+ ve queer deneyimler artık görünür. Ayrıca tüm bunlar bağlamında çalışmaların literatürü de oluşmaya devam ediyor. Her birinin etkileşimiyle, LGBTİ+ hareketi ve LGBTİ+ odaklı çalışma yürüten mecralar bu konuda üretimde bulunmaya ve erişilebilirliği uygulamaya başladı. Bu çabalar sürdürülebilir politikalara tamamıyla yansımasa da, özellikle son 5 yıl içerisinde LGBTİ+ aktivizminde sakatlık ve erişilebilirlik görünür olmaya başlamıştır. Ne yazık ki bu çaba bugün her bir üretimde, düzenli bir şekilde ilerlemiyor. Politika belgelerinde ve manifestolarda hâlâ erişilebilirlik, temel bir şart değil. Erişilebilir etkinlikler ve erişilebilir sosyal medya paylaşımları, web sayfaları daha yeni yeni yaygınlaşmaya başladı ancak bu maalesef her etkinlikte, mekânda, üretimde ve medyada gözetilmiyor. Şu an hareketteki erişilebilirlik kapsamında işaret dili çevirisi ve sosyal medyada görsellerin açıklanması dışında büyük bir çaba sergilendiğini söylemek mümkün değil. Nitekim bugün hâlâ LGBTİ+ odaklı çalışan kurumların mekânları erişilebilir olmadığı gibi, etkinliklerin de tamamında erişilebilirlik sağlanmıyor. Diğer taraftan etkinliklere sakatlık çalışmalarının dahil edilmesi ve burada sakatlık deneyimlerinin temsili de ancak son yıllarda artış gösterdi. LGBTİ+ odaklı çalışma yürüten sivil toplum örgütlerinde ve platformlarda, yine bu mecraların kültür, sanat, akademi etkinliklerinde sağlamcılık eleştirisi ve sakatlık çalışmalarının yer alması da oldukça yeni. Örneğin Pembe Hayat KuirFest ve TAPA (Transformative Art Project for Activists), sinema ve sanat alanında sakatlık çalışmaları ve deneyimlerini görünür kılan mecralardan. Yine SPoD (Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği) “Sakat LGBTİ” çalışma grubuyla bir dizi etkinlik gerçekleştirdi ve sakatlık çalışmaları ve deneyimlerini etkinliklerinde odağına aldı. Kaos GL ise hem online mecralarındaki hem de basılı yayınlarında sakatlık odaklı içerik üretmekte ve “engellilik” odaklı çalışma yürüten kurumlarla iletişim halindedir. Ancak şu an LGBTİ+ odaklı çalışan kurumlarda heteroseksizm eleştirisi kapsamında sürdürülen politikalar ne yazık ki sağlamcılığı dikkate almadan ve sakatlığı kapsamadan devam ettiriliyor. Bu konuda Türkiye’deki tüm toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim odaklı çalışma yürüten platformlara ve sivil toplum kurumlarına başta şunu sormak gerekiyor: Kurumunuzda sakatlığı kapsayan, sürdürülebilir politikalar üretiyor musunuz ve kurumunuz her yönüyle erişilebilir mi? En temelde sadece bu iki sorudan yola çıkarak kurumlar, stratejilerini geliştirebilir ve politikalarını oluşturabilirler. Burada şunu da atlamamak gerekir; bu kurumların danışmanlık verdiği veya hizmet sağladığı kitle yani özneler yalnızca sağlam bedenliler mi?

Tüm bunların dışında gerek harekette gerekse hareketten bağımsız ve bireysel olarak bu konuda çalışmalarını sürdüren pek çok kişi var. Aynı zamanda akademide de queer ve LGBTİ+ ile sakatlık deneyimleri odaklı üretimler de ortaya konmaya başladı. Sayısı şu an fazla olmasa da bu bağlamda üretilen tez ve makaleler; sakatlık çalışmalarını toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsellik kapsamında odağına alıyor.

*

Bugün dünyada sakatlık çalışmalarında zorunlu sağlam bedenlilik ve heteroseksizm eleştirisini birlikte ören pek çok tartışma ve kuram, hem queer hem sakatlık çalışmaları hem de toplumsal cinsiyet odaklı çalışmalarda sürdürülmektedir. Ancak bu yazıda geniş bir literatür ve kavram tartışmasına giremeyeceğimden ötürü, Türkiye’de bu konuda üretilen ve alanın oluşmasına temel sağlayan minik bir okuma listesini buraya eklemenin faydalı olacağını düşünüyorum. Sağlamcı heteronormativite ile mücadele ederken ve bu bağlamda politika üretirken şu Türkçe kaynaklardan faydalanılabilir:

·         Bezmez Dikmen, Yardımcı Sibel ve Şentürk Yıldırım. “Giriş”. Sakatlık Çalışmaları: Sosyal Bilimlerden Bakmak. der. Dikmen Bezmez, Sibel Yardımcı, Yıldırım Şentürk. çev. Ferit Burak Aydar. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 2011.

·         Bezmez, Dikmen ve Yardımcı, Sibel. “Bir Vatandaşlık Hakkı Olarak Sakat Hakları ve Sakat Hareketi”. Birikim. 29.12.2008. https://www.birikimdergisi.com/guncel/697/bir-vatandaslik-hakki-olarak-sakat-haklari-ve-sakat-hareketi

·         Çayır Kenan, Soran Melisa ve Ergün Melike. Engellilik ve Ayrımcılık: Eğitimciler İçin Temel Metinler ve Örnek Dersler. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SEÇBİR), 2015.

·         Güçlü, Nazmiye. Araba Aldım Kadın Oldum. İstanbul: Nokta, 2004.

·         ———. “Sakata Sakat Demeli”. Bianet. 15.03.2005. https://m.bianet.org/bianet/toplum/56695-sakata-sakat-demeli.

·         Küçükaslan, Bülent. “Sakat Politiktir”. Bianet. 08.09.2011 .https://bianet.org/bianet/toplum/132569-sakat-politiktir

·         Mekanda Adalet Derneği, Beyond İstanbul. “Mekanda Adalet ve Sakatlık” (S)1: 2017

·         McRuer, Robert. “Eleştirel Yatırımlar: AIDS, Christopher Reeve ve Queer Sakatlık Çalışmaları”. Queer Tahayyül. der. Sibel Yardımcı ve Özlem Güçlü. İstanbul: Sel Yayıncılık, 2013. s.255-282.

·         Yardımcı, Sibel. “Sakatlık Çalışmalarının Queer Ufku: Türkiye’de Bu Etkileşimin Zorluğu ve Olası İmkânları Üzerine”. Cinsellik Muamması: Türkiye’de Queer Kültür ve Muhalefet. der. Cüneyt Çakırlar ve Serkan, Delice. İstanbul: Metis, 2012. s. 223-247.

Eşit ve erişilebilir bir dünya temennisiyle…

 

Kaynakça

Butler, Judith. Bela Bedenler. çev. Cüneyt Çakırlar ve Zeynep Talay. İstanbul: Pinhan, 2014.

McRuer, Robert. “Zorunlu Sağlam Bedenlilik ve Queer/Sakat Varoluş”. Sakatlık Çalışmaları: Sosyal Bilimlerden Bakmak. der. Dikmen Bezmez, Sibel Yardımcı, Yıldırım Şentürk. çev. Ferit Burak Aydar. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 2011. s. 549- 564.

Oxford English Dictionary (OED). “disability”. https://en.oxforddictionaries.com/definition/disability

Yardımcı, Sibel. “Sakatlık Çalışmalarının Queer Ufku: Türkiye’de Bu Etkileşimin Zorluğu ve Olası İmkânları Üzerine”. Cinsellik Muamması: Türkiye’de Queer Kültür ve Muhalefet. der. Cüneyt Çakırlar ve Serkan, Delice. İstanbul: Metis, 2012. s. 223-247.

Kaos GL dergisine ulaşın

Bu yazı ilk olarak Kaos GL dergisinin Normativite dosya konulu 174. Sayısında yayınlanmıştır. Dergiye kitapçılardan veya Notebene Yayınları’nın sitesinden ulaşabilirsiniz. Online aboneler dergi sitesinden dergiyi okuyabilir.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

 

 


[1]Her ne kadar burada sağlam bedenlilik, beden ve zihin ikili karşıtlığında ele alınsa da yazıda temel olarak McRuer’in sunduğu perspektiften ilerleyeceğimden onun kullandığı tanımdan yola çıktım.

Aktaran Robert McRuer, “Zorunlu Sağlam Bedenlilik ve Queer Sakat Varoluş”. Sakatlık Çalışmaları: Sosyal Bilimlerden Bakmak. der. Dikmen Bezmez, Sibel Yardımcı, Yıldırım Şentürk. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 2011. s. 549- 564.

[2] Ve Nazmiye Güçlü’nün de benzer şekilde Araba Aldım Kadın Oldum kitabındaki “Sakatfobi ve Homofobi” başlıklı yazısında vurguladığı üzere, sakatların ve LGBTİ+’ların deneyimlerindeki hemhâllik, ayrıca kişilerin sakat LGBTİ+ olmasından ötürü karşılaştığı ayrımcılıklar da bu bağlamda düşünülebilir. 


Etiketler: yaşam
Nefret