16/12/2021 | Yazar: Kardelen Yılmaz

Av. Kardelen Yılmaz, #eşitlikiçin yazdı: Uygulamada her hareketine suçmuş gibi müdahale edilen, medyada adeta bir failin görüntülerine bakar gibi baktığımız seks işçileri fail değildir.

Türkiye’deki seks işçiliği mevzuatı ve uygulamadaki seks işçiliği anlayışına saha deneyimlerinden örnekler Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Çizim: Aslı Alpar / Kaos GL

Seks işçiliği, kişilerin para, mal veya herhangi bir başka çıkar (ölçülebilen veya ölçülemeyen) karşılığında cinsel ve duygusal hizmet sunmasıdır.[1] Bu tanım en temel ve anlaşılabilir şekilde seks işçiliğini ve seks işçisini anlatmaktadır. Ancak “seks işçiliği” sözünün kullanıldığı hikayelerin seks işçiliği olup olmadığı konusunda hala belirsizlik olduğunu söylemek gerekmektedir.

Seks işçiliği, içerisinde arz-talep dengesini barındıran, emek harcanan ve harcanan emeğe karşılık gelir elde edilen bir sektördür. Bu sebeple seks işçiliği kavramını kullanmak önem taşımaktadır. Seks işçiliği kavramı, alanı işçi-emek odaklı algılayabilmeyi kolaylaştırmaktadır. Emeğin görünür olmasını sağlayabilmek ve bir emek alanı olarak hakların varlığını konuşabilmek için seks işçiliğinin bir işçilik olduğunu vurgulamak gerekir. Böylelikle alana ilişkin farklı kullanımların ve yargıların sonucu ortaya çıkan belirsizlik azaltılabilir.

Dilimizde ve mevzuatta bu konuya ilişkin birden fazla kelime varlığını sürdürmektedir. Fuhuş, fahişe, gizli fuhuş, genel kadın, hayat kadını, vesikalı kadın, seks işçisi, seks çalışanı, zorunlu seks işçiliği, seks işçiliğine zorlanma, kadın ticareti, cinsel sömürü, cinsel istismar diye uzayarak giden bir kullanım listesi olduğunu görebilmekteyiz. Aslında bu belirsizliği besleyen, ilk olarak özne/işçi odaklı yaklaşmamak, ikinci olarak ise ‘birden fazla kişiyle para karşılığı birlikte olma’nın toplum ahlakına, edebine aykırı davranış olarak görülmesidir. Bu yargı esas alınarak yapılan yasal düzenlemeler de bu sektörü, işçi odaklı bir bakış açısıyla görmemizi zorlaştırmaktadır. Beraberinde nefreti getiren bu ahlak koruyucu yaklaşım, yasal düzenlemelerde, uygulayıcılarda ve toplumda seks işçiliğini sürekli olarak kriminalize etme ihtiyacını doğurmaktadır.

Türkiye’de seks işçiliğini dolaylı ya da doğrudan içeren düzenlemelerin başında Türk Ceza Kanunu, Genel Ahlaka Karşı Suçlar başlığı altında yer alan Fuhuş suçu gelmektedir. Bu düzenleme, fuhşun kelime anlamından bağımsız olarak bir suç olduğunu düşünmemize neden olmaktadır. Türk dil kurumu fuhuş kelimesini “İçinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan bir biçimde bir veya birkaç kişiyle para karşılığında cinsel ilişkide bulunma” şeklinde tanımlamaktadır.[2] Ancak aslında seks işçiliği, mevzuattaki kullanımı ile fuhuş, Türkiye’de suç olarak düzenlenmemektedir. Madde içeriğine baktığımızda fuhuş yapan kişi, fuhşa sürüklenen kişi olarak düşünülmekte ve mağdur olarak tanımlanmaktadır. Bu sebeple fuhşa teşvik, aracılık, kolaylaştırma vb. eylemlerin ceza yaptırımına bağlandığı maddenin başlığının da buna göre güncellenmesi gerektiğini söylemek gerekir.

Seks işçiliği içerisindeki diğer aktörlerin düzenlemedeki rolleri farklıdır. Para karşılığı birlikte olunan kişi yani müşteri, mağdur ya da fail olarak yer almamaktadır. Uygulamada müşteriler, seks işçileri ile karşılaştırdığımızda, bir idari ya da cezai yaptırımla, soruşturma riskiyle karşı karşıya kalmamakta, fuhuş yapıldığı gerekçesiyle yapılan müdahaleler içerisinde kimi zaman tanık olarak yer alabilmektedir.

Bu suçun faili ise fuhşa teşvik eden, fuhşu kolaylaştıran, fuhşa aracılık eden ve fuhuş için yer temin eden kişi olarak düzenlenmiştir. Yani seks işçisi ve müşteri ilişkisinin dışında bir üçüncü kişinin varlığı aranmaktadır. Ancak uygulamada mağdur ya da fail sıfatı almanın ve bu sıfatların seks işçileri üzerindeki etkisinin, yargılamaya dahil olma süreçlerinin, her ne kadar mağdur olsalar da mevzuattaki düzenlemeyle örtüşmediğini söylemek gerekir.

Türk Ceza Kanunu’ndaki fuhuş maddesi dışında, aynı bölüm altında yer alan müstehcenlik ve hayasızca hareketler suçları da seks işçiliği alanında önümüze çıkan düzenlemelerdendir. . Müstehcenlik  ve hayasızca hareketler tanımları belirsiz kalmıştır. Hayasızca hareketler, alenen cinsel ilişki ve teşhircilik olarak düzenlenmiştir. Yine buradaki teşhircilik de aynı belirsizliği taşımaktadır. Bu da  seks işçiliğini gerçekleştirmek için atılan her adımı, mesleği icra edebilmek için gerekli olan her hareketi bu anlamları belirsiz olan, kültür, coğrafya, mekan ve zamana göre farklı yorumlanabilir kelimelere dahil etmektedir Bu belirsizliği şöyle örneklendirmek mümkündür: Seks işçisi olmayan bir kişinin herhangi bir görüntüsü veya hareketinin müstehcen olmadığı durumda, kişinin seks işçisi olması, o hareketi veya görüntüyü müstehcen olarak değerlendirme sonucu doğurmaktadır. İşin yapılabilmesi için atılan her adım tek tek suç ya da bir suçun delili, göstergesi haline getirilebilir. Yine aynı örneği hayasızca hareketler suçunun da zaman zaman seks işçileri için uygulanmasında görebilmekteyiz.

Türk Ceza Kanunu dışında uygulamada seks işçilerine düzenli olarak uygulanan bir diğer düzenleme ise Kabahatler Kanunu’dur. Fuhuş, kabahatler kanununda sayılan kabahatler arasında yer almamasına rağmen, ‘rahatsız etme, emre aykırı davranış, kimlik bildirmeme, gürültü’ gibi kabahatlerden, cadde ve sokaklarda müşteri bulmak için bekleyen seks işçilerine idari para cezası kesilmektedir. Kimi zaman şikayet üzerine müdahale edildiği söylense de çoğunlukla idari yaptırımın uygulanma hikayesinin böyle gerçekleşmediğini saha deneyimlerinden çıkarabilmekteyiz. Bu durumu şu şekilde örneklendirebiliriz: Öncelikle seks işçiliği alanının özneleri arasında polisi (ve bazen jandarmayı) saymak gerekmektedir çünkü bu alanda polis ile seks işçisi sürekli karşılaşmakta ve dolayısıyla seks işçisi için sürekli olarak polis ile irtibat kurma zorunluluğu doğmaktadır. Bu karşılaşmalar beraberinde seks işçiliği yapan kişilerin polis tarafından bilinmesini ve tanınmasını kolaylaştırmaktadır. Şikayet olmasa bile nerede oturduğu ve nerede çalıştığı bilinen seks işçilerine düzenli olarak bu idari yaptırımlar kolaylıkla uygulanmaktadır.

Seks işçiliğini düzenleyen mevzuat ise Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve bu kanunun dayanak gösterildiği, Genel Kadın ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü’dür.[3] Bu tüzük adından da anlaşılacağı üzere öncelikle kanundaki ifade şekli ile zührevi hastalıklarla (bulaşıcı enfeksiyonlar) mücadeleyi amaç edinmektedir. Tüzük içerisinde genel kadın tanımı, genel kadın olma şartları, genel ev, birleşme yeri, tek başına fuhuş yapılan evler gibi belli başlı tanımlar yer almaktadır. Bu tanımlar aslında seks işçiliğinin, seks işçisinin ve bu iş için gerekli mekanın mevzuatta tanımlandığını bize göstermektedir.

Seks işçiliği alanı üzerine yapılan çalışmalarda, genelev içerisinde sosyal güvenceli çalışılan alana kayıtlı alan, genelev dışında, güvencesiz olarak çalışılmasına ise kayıtsız/kayıtdışı alan denmektedir. Kayıtlı alanda çalışan ve tüzüğe göre genel kadın vesikası alabilenler genelev içerisinde çalışır. Diğer çalışma alanları ise mevzuatta tanımlansa da uygulamada neredeyse hiç görülmemektedir. Genelevler açılması izne bağlı olan özel işletmelerdir ve işçi işveren ilişkisi mevcuttur. Bu durumda genelev içerisinde çalışan seks işçileri iş kanununa tabidir. Ancak maalesef genelev içerisindeki çalışma koşulları hakkında bilgi sahibi olmak hiç kolay değildir. Fazla mesai, resmi tatil, yıllık izin ve hatta emeklilik haklarına ilişkin uygulamada olanların iş kanunundan çok farklı olduğunu söylemek gerekir. Her genelevin çalışma koşulları, aylık ve günlük kazançlar, çalışma saatleri değişkenlik gösterebilir. Bunların dışında saha deneyimlerinden, genelevlere dair bir diğer sorunun seyahat özgürlüğünün kısıtlanması olduğunu öğrenmekteyiz. Çalışanlardan alınan bilgiler doğrultusunda mesai saatleri dışında, genelev dışına çıkılmadığı bilinmektedir. Genelev, kayıtlı seks işçisi için aynı zamanda yaşam alanıdır. Genelev dışına çıkmak patronun ya da bölgedeki emniyetin inisiyatifine kalmıştır. Bu da genelev içerisinde, seyahat hakkı ve özel hayata saygı hakkının yok sayıldığı çalışma koşulları olduğunu göstermektedir.

Bu çalışma koşullarına ilişkin doğru kaynağa erişmenin zorluğu altında yatan sebeplerden biri olarak seks işçiliği alanının yalnızlaştırılması olduğunu söylemek gerekir. Kayıtsız ya da kayıtlı alanda, seks işçisinin nasıl şartlarda çalıştığı ve hayatını sürdürdüğüne dair bilginin açığa çıkması zordur. Alanda işçilerin hak ihlaline uğradığı bilinmekte, çalışma koşullarının iyi olmadığı bilinmekte ancak daha çok sektörde çalışanların rızası olup olmadığı üzerine tartışılmaktadır. Kanımca, rızanın olmadığı durumda biriyle cinsel ilişkiye girmenin de ne seks işçiliği olarak tanımlanacağını söylemek doğrudur ne de buradaki suçun yalnızca fuhuş olduğunu söylemek doğrudur. Burada gerçekleşen suçun aynı zamanda cinsel saldırı olduğunu unutmamak gerekir. Bu sebeple seks işçiliği alanının çalışma koşulları konuşulurken rızanın varlığını sorgulamak, emek alanı olarak seks işçiliğini tanımamaya sebep olmakta aynı zamanda sektörde rızanın olmadığı durumlardaki zorlamayı da görünmez kılmaktadır. İşçilik biçimi olarak tanımlanmayan alanda hak taleplerinin duyulmaması, daha fazla hak ihlaline, daha fazla ayrımcı ve keyfi uygulamaya sebep olmakta, aktörler rahatlıkla şiddet uygulayabilmekte ve iktidar kurabilmekte, patron sömürüsünü kolaylaştırmakta ve rızasızlığın başladığı durumlarda sektörden çıkabilmeyi de zorlaştırmaktadır.

Yukarıdaki sebeplerden dolayı bu tüzüğün seks işçiliğini yasal olarak tanımlayan tek düzenleme olduğunu bilmek ancak işçi koruyucu bir amaç edinmediğinin altını çizmek gerekir.  Seks işçisini koruyucu bir düzenlemenin varlığı, sektörün patron sömürüsü altında varlığını sürdürmesini engellemede önemli bir adım olacaktır. Aynı zamanda sektördeki şiddetin görünürleşmesi ve engellenmesinin yolu da işçi koruyucu bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Hem kayıtlı hem kayıtsız alanda çalışan seks işçileri için şiddet ve sömürü düzeni, bu işin bir parçası haline gelmekte ve kabullenilmektedir. Bu sebeple seks işçilerinde hak arama yollarını tüketmeye dair çekincelerin olduğunu söylemek mümkündür.

Yine aynı tüzükte yer alan bir düzenlemenin sonucu olarak kayıtsız alanda çalışan seks işçilerinin yaşam alanları kısıtlanmaktadır. Tüzük “gizli fuhuş” kavramını sıkça kullanır. Tüzüğün ‘icra kısmı’ başlıklı 8. Maddesi fuhuşla mücadele komisyonunun icra kısmını şöyle anlatır:

“Komisyonun icra kısmı; genel kadınlarla, fuhuşu sanat ve geçim vasıtası yapan 23 üncü maddedeki kadınların ve genel evlerin tesbit ve tescili, gizli fahişelerle gizli fuhuş yapılan yerlerin meydana çıkarılması, muayenesine lüzum görülen şahısların getirilmesi, kapanması gereken yerlerin kapatılması ve zührevi hastalıklar ve fuhuşla mücadele komisyonları tarafından alınan kararların uygulanması ve yürütülmesi için mahallin en yüksek polis amirinin gözetim ve sorumluluğu altında yeteri kadar ahlak zabıtası memuru veya sivil polisle, katip ve dosya memurlarından ibarettir. “

Yine ‘izinsiz fuhuş yapılan evler’ başlıklı 95. Maddesinde gizli fuhuş şöyle yer almaktadır:

“İzin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı iddia veya ihbar edilen veyahut her ne şekilde olursa olsun muttali olunan evler hakkında ahlak zabıtası memurları tarafından önce gizli inceleme yapılır. Bu gibi evlerde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edildiği takdirde, düzenlenecek tutanaklar gizli inceleme raporları ile birlikte en büyük polis amiri tarafından komisyona sunulur. Bu yerler hakkında komisyonca 104 üncü maddeye göre işlem yapılır. “

Bu tanıma göre tüzükte tanımlanan yerlerde izin almadan yapılan fuhuş ‘gizli fuhuş’tur. Tüzük, gizli fuhuş yapıldığı tespit edilen yerlerin mühürlenmesini düzenlemektedir. Bu da kendi evlerinde seks işçiliği yapan seks işçilerinin evlerinin mühürlenmesi anlamına gelmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz seks işçilerinin polis tarafından tanınması, evlerinin de sürekli olarak mühürlenmesine sebep olabilmektedir.

Tüzük aynı zamanda fuhuşla mücadele komisyonuna “kişiyi namuslu hayata döndürme” görevi vermiş olsa da komisyondan çıkan tek karar ev mühürlemesi kararıdır. Kaldı ki komisyona ‘namuslu hayata döndürme’ misyonu yüklemek de sorunludur. Namuslu hayata döndürme kullanımı, tüzüğün üçüncü kısmındaki ‘genel kadın, tesbit, tescil, muayene ve tedavileri’ başlığı altındaki ‘tesbit’ başlıklı 20. maddesinde şu şekilde geçmektedir.

“Mükerreren ve bir çok erkeklerle münasebette bulunması dolayısiyle bir kadının fuhşu sanat edindiğinden şüphe edilir ve hakkında gizli ve etraflıca yapılan inceleme ile elde edilen müspet delillerle kendisinin 15 inci maddede yazılı genel kadınlar vasıflarını haiz olduğu meydana çıkarılırsa, evvela bu kadını fuhşa sürükleyen sebepler komisyonca araştırılır ve kendisinin tekrar namuslu bir hayata dönmesini sağlıyacak tedbirler düşünülür…”

Namuslu hayata döndürmenin ne demek olduğunu anlamak zordur. Kaldı ki tüzük de namuslu hayata döndürmenin tanımını yapmamış, yalnızca madde içeriklerinde bu tamlamayı geçirmiştir. Tıpkı diğer düzenlemelerdeki belirsiz ve yoruma açık kelimeler gibi bu tanımın da hukuk düzenlemeleri içerisinde yer alması çok sakıncalıdır. Genel ahlak kavramı vb  kavramların hukukta yer alabiliyor olması, günümüzde karşılığı olmayan ya da subjektif bir  ahlak anlayışının her an birine karşı kullanılabilir, kişi veya topluluklar kriminalize edilebilir, kişilerin ayrımcılığa, damgalamaya maruz kalmasına, haklarının ihlal edilmesine sebep olabilir.  Bu durum seks işçiliği alanı dışında da karşılaşmadığımız bir durum değildir. Gökkuşağı bayrağının satışlarına uygulanan sansür de aynı yaklaşımı bize göstermektedir.[4] Yine buna benzer olarak LGBTİ+’ların kendi çocukluk fotoğraflarını paylaşması ve LGBTİ+ çocuklar vardır söylemi müstehcen bulunabilmekte ve soruşturma konusu edilebilmektedir.[5]

Sonuç olarak komisyona verilmiş olan ‘namuslu hayata geri döndürme’ görevini olabildiğince işçi odaklı ve de rızasız durumların tespitine yönelik olumlu bir amaç olarak anlamaya çalışsak bile saha deneyimlerinden gördüğümüz üzere komisyon bu amaca ilişkin adımlar da atmamaktadır. Kişinin neden seks işçiliği yaptığına dair bir araştırma yapılmamakta, alternatif istihdam olanaklarına erişim imkanı sağlanmamakta, bu işe ‘sürüklenmiş’ mi, “şiddet ve tehdit altında mı yapmakta”, “ortada bir aracı var mı”, “hizmetlere erişimi var mı”, “maddi desteğe ihtiyacı var mı”, “bakmakla yükümlü olduğu kişiler var mı”, “vesikalı (kayıtlı) çalışan olmak istiyor mu” gibi yaşamın sürdürülmesini sağlamaya yönelik sorular hiçbir zaman komisyonun gündeminde olmamaktadır. Kısacası hiç kimsenin seks işçileri ile konuşmadığını, seks işçilerini dinlemediği ve daha iyi koşullara sahip olabilmesi için muhatap almadığını söylemek gerekir. 

Seks işçiliğini çevreleyen bu mevzuat, günlük hayatta bazı olayların seks işçileri tarafından sürekli olarak deneyimlenmesine sebep olmaktadır. Bu deneyim sayısı o kadar fazladır ki bu senaryolar, seks işçiliği alanının bir parçası haline gelmiştir. Bu senaryolara mekanlar özelinde bazı örnekler vermeye çalışacağım.

Ev

Fuhuş yapıldığı gerekçesiyle başlatılan soruşturmalar:

Türk Ceza Kanunu’ndaki fuhuş maddesinin mağdur seks işçisi anlayışının önemsenmediği örneklerden birini bu başlık altında verebilmekteyiz. Aynı ev içerisinde ikamet eden, bağımsız çalışan iki seks işçisinden, kira sözleşmesinde adı olan seks işçisinin fail (yer temin eden), adı olmadan kalan ev arkadaşının mağdur olması sıkça karşılaşılan durumlardandır. Aslında aralarında patron (aracı) -  seks işçisi ilişkisinin olmadığı iki ev arkadaşının kendilerini bir soruşturma dosyasında taraf olarak bulması sıklıkla yaşanan bir durumdur.

Kimi saha deneyimlerinden öğrendiğimiz davalarda beraat kararı verildiğini duyabilmekteyiz. Bunun dışında seks işçilerine karşı başlatılan yargılama süreçleri, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sonuçlanabilmektedir. Bu durum da seks işçisi için yalnızca hapse girmemek anlamına gelebilir. Bu sebeple HAGB kararlarına karşı suçsuzluk iddiasını sürdürmeye dair kararlılık ve istek seks işçilerinde olmayabilmektedir.

Kanımca, yargılama sonucunda suçtan ceza alıp almadıklarından ziyade, seks işçilerinin düzenli olarak böyle bir soruşturmada yer almasını bir sorun olarak nitelendirmek gerekmektedir. Her bir soruşturma, sürekli karakola götürülmek, karakoldaki memurlar tarafından aşağılanmak, yargılanmak, taciz edilmek ve yalnızlaşmış bir alanın çalışanları olarak ardı ardına usulsüz ve haksız birçok işleme maruz kalmak anlamına gelmektedir. Hukukçuların seks işçiliği alanını, yargı organlarına başvurulabilir durumlar olarak ele alması ya da yargılama sonucuna göre haksız uygulama değerlendirmesi yapması bu sebeple eksik kalabilmektedir. Burada önemli olanın seks işçisinin neden sürekli olarak polisle muhatap olmak zorunda olduğunu anlamaktır ve bu doğrultuda müdahalelerde bulunmak gerekmektedir.

Müşterinin ifadesine başvurma:

Daha önce de bahsettiğimiz üzere seks işçiliği yapan kişilerin kimler olduğunun ve adreslerinin bilinmesi, seks işçisini adli ya da idari yaptırım içeren bir olayın içine dahil etmeyi kolaylaştırmaktadır. Bunun sonucunda seks işçilerinin apartman çıkışlarında polisin beklemesi ve müşterinin çıkması ile birlikte, karakola götürülerek ‘bilgi edinme’ tutanağı düzenlenmesi yaygın bir uygulama pratiğidir. Bu süreç, müşterinin ifşa edilme korkusu ile seks işçisine ait bildiği her şeyi anlattığı bir ifade vermesi ile başlamaktadır. Sosyal medya hesabından seks işçisi ile iletişime geçtiği bilgisi alındığında soruşturma başlatılabilmekte ya da yalnızca para karşılığı cinsel ilişki anlaşması yapıldığı bilgisi alınırsa seks işçisinin evi mühürlenmektedir. Sonuç olarak müşterinin kapıda beklenmesi hareketi, hangi suçun ortaya çıkarılması için yapılmaktadır net değildir. Bir operasyon mudur, savcı talimatı mıdır, suç işleneceğine dair kuvvetli şüpheler mi vardır? Bu sorulara cevap verme hazırlığı yapılmadan seks işçisinin apartmanı önünden müşteri alınabilmektedir.

Kanımca, burada suç olarak görülen şeyin fuhuş yapmanın kendisi olduğunu fark etmek gerekir. Yasalara göre yapılan suç tanımından bağımsız olarak seks işçisi, fuhuş yapan kişi, fahişeler ‘günah işleyen, topluma aykırı, kabul edilmeyen yaşam sürdüren’ kişiler gibi görülerek kriminalize edilebilmektedir. Tarih boyunca da bu failleştirme ve cezalandırma anlayışı varlığını sürdürmüştür.

Diğer uygulamalar ile birlikte bu uygulama da seks işçisinin sürekli yer değiştirmesine, barınma hakkının ihlal edilmesine, il değiştirmek zorunda kalmasına ve tanınmayacağı yerlere gitmesine sebep olmaktadır. Türkiye’de her ne kadar fuhuş suç olmasa da ve kayıtlı alanda çalışılabilir bir sektör olsa da kayıtsız alanda seks işçileri çalıştırılmamaktır. Burada ayrıca şu örneğin altını çizmek gerekir: Trans seks işçileri özelinde düşündüğümüzde, mevzuat vesikalı olma (kayıtlı olma) hakkını da yalnızca nüfus cüzdanının cinsiyet hanesi ‘kadın’ olanlara tanımaktadır. Bu durumda cinsiyet uyum sürecini tamamlamamış trans seks işçileri genelev içerisinde çalışma hakkı edinememekte ve kayıtsız alanda çalışmak zorunda kalmaktadır. Bununla birlikte kayıtsız alanda uygulanan ev mühürleme işlemlerinde resmi kimlikteki cinsiyet hanesi ‘kadın’ olmayan trans kadınların evleri de gizli fuhuş yapıldığı gerekçesi ile mühürlenmektedir. Yani sadece seks işçisini yıldırma politikasının uygulama örnekleri içerisinde trans kadınlar fuhuş yapan kadın olarak görülebilmektedir. Ancak vesikalı çalışabilmesi için imkan yaratılmamaktadır. Bu sebeple kayıtsız alanda çalışmak zorunda kalan trans seks işçilerinin barınma haklarının ihlal edilmesi ile birlikte çalışma hakları da ellerinden alınmaktadır.

Sosyal Medya

Sosyal medya hesaplarından dolayı seks işçilerine açılan soruşturmalar:

2016 yılında TCK’nın 227. Maddesinin 3. Fıkrasına getirilen bir düzenleme sonucu sosyal medyayı kullanan seks işçileri yine düzenli olarak yargılamada taraf olmaktadır. İlgili fıkra şu şekildedir:

“(3) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/18 md.) Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. “

Meclis komisyon raporunda her ne kadar bu düzenlemenin gerekçesi olarak yerlere özellikle büyükşehirlerde sıkça karşılaştığımız cadde ve sokaklara seks işçilerinin telefon numaralarının olduğu kartvizitlerin atılması örneği verilmiş olsa da uygulamada seks işçilerinin müşteri bulmaya çalıştığı sosyal medya hesapları ve yaygın bilinen adıyla ‘eskort siteleri’nde ilan veren seks işçileri hedef haline gelmiş durumdadır.

Bu uygulamanın da madde ile çelişki yarattığını söylemek gerekir. Fuhuş maddesine göre seks işçisi mağdur sıfatı alırken ve fail sıfatı için üçüncü bir kişinin varlığı aranırken, bu eklenen fıkra ile mağdur ile failin birleştiğini görmek gerekmektedir. Bir seks işçisi, müşteri bulmak amacıyla sosyal medya hesabından kendi reklamını yapıyor diye fuhşu kolaylaştıran olarak nitelendirilmektedir. Doğal olarak burada seks işçisini mağdur olarak tanımlayan anlayış yoktur. Fuhuş suçu genel ahlaka karşı suçlardandır, yani buradaki mağdur genel ahlak anlayışı zedelenen toplum olmaktadır. 

Bu senaryoda saha deneyimlerden dikkat çeken bir diğer unsur ise, özellikle eskort sitelerinin yöneticilerinin seks işçileri olmadığı durumlardır. Sosyal medya hesaplarından reklam yapmanın tek başına yeterli olmadığı durumlarda ‘hashtag’ üzerinden hesabın yaygınlaştırılması, sosyal medya içerisinde tanınırlığın artırılması için yaygın bir yöntemdir.  Bundan biraz bahsetmek gerekirse: Hashtag’ler bir kişinin tekelinde olabilmektedir. Seks işçisi bir hashtag’de isminin öne çıkmasını istiyorsa para ödemesi gerekmektedir. Yine aynı şekilde eskort siteleri için de reklam için para ödenmesi gerekmektedir. Ancak uygulamaya baktığımızda soruşturmaların ‘fuhşu kolaylaştırmak için reklamdan kazanç elde eden üçüncü kişi’lere yönelik olmadığı görülmektedir. Buradaki fuhuş eylemini suç haline getiren yine seks işçisi olarak görülmektedir. Cadde ve sokaklarda çalıştığında sürekli polis şiddeti ile karşılaşan seks işçisi, daha güvenli olarak gördüğü sosyal medyayı müşteri bulabilmek için kullandığında uygulamada kriminal kişi, yine seks işçisi olmaktadır.

Cadde/Sokak

Müşteri bekleme:

Yukarıda bahsettiğimiz kabahatler kanunu üzerinden idari yaptırım uygulanması, çoğunlukla bu başlıkta gerçekleşmektedir. Saha deneyimlerinde en çok karşılaştığımız sorunlardan biridir. Caddede/sokakta müşteri bekleyen seks işçileri sürekli karakola götürülmekte, saatlerce bekletilmekte ve idari yaptırım uygulanıp bırakılmaktadır. Ancak aynı gün içerisinde, aynı karakolda, aynı kişiye, farklı kabahatlerden birer saat arayla 4-5 tane idari yaptırım uygulandığı durumlarla karşılaşılmıştır. Bekçilerin göreve başlamasıyla birlikte bu uygulama sıklaşmıştır. İdari yaptırımın uygulanma süresi ve karakolda geçen sürenin uzunluğunu düşündüğümüzde seks işçilerine sıkça fiili gözaltı uygulandığını söylemek gerekir. Karakolda bekletildikleri saat aralığına baktığımızda da bir yandan seks işçisinin mesai saatlerinin karakolda geçtiği bilgisi açığa çıkmaktadır. Bu da daha fazla çalışmaya ve alanın aktörleri ile farklı uzlaşma yöntemleri üretmeye sebep olabilmektedir.

Alanda bu konuya ilişkin bir diğer dikkat çeken haksız uygulama ise trans seks işçilerine yapılmaktadır. Caddede/sokakta müşteri bekleyen trans seks işçisi, seks işçiliği yaptığı bilinen ama yalnızca markete giden trans seks işçisi ve hatta seks işçiliği yapmayan translar sıkça idari yaptırım uygulaması için karakola götürülmektedir. Seks işçiliği yaptığı gerekçesi ile idari yaptırım uygulanması bile usulsüz ve haksız bir uygulama iken, kişiye meslek atanması ve kişiyi cinsiyet kimliği üzerinden kriminalize etme translara ve seks işçilerine ayrımcı ve damgalayıcı bir tutum içinde yaklaşıldığının en önemli göstergelerinden biridir. Yine saha deneyimlerimiz translara yönelik farklı senaryoları bize göstermiştir: Transların sürekli karakolda tutulması, polisle muhatap olmak zorunda kalması, kimseye yapılmamasına rağmen translara GBT (genel bilgi toplama) yapılması gibi uygulamaların, LGBTİ+’ların kamusal alanda var olmalarını engellemeye yönelik olabileceğini düşünmek gerekir. Seks işçisi olduğuna ilişkin meslek atama ise, bu engellemeye yönelik meşru bir gerekçe olarak görülmektedir.

Seks işçilerine yönelik müdahalelerin sonucu olarak, kendimizi devamlı şunu düşünürken bulabilmekteyiz: Neden seks işçilerinin her hareketi suçmuş gibi değerlendirilmektedir, acaba seks işçiliği suç mudur? Suç olmadığına dair düzenlemeyi biliyor olmamız tek başına yeterli olmamakta, seks işçiliğine dair yerleşmiş toplumsal algı tekrar tekrar bu konuda başa dönmemize neden olabilmektedir. Özellikle seks işçiliğine ilişkin haberlere baktığımızda mevzuatta mağdur olarak tanımlanan seks işçilerinin sanki faillermiş gibi fotoğraflarının koyulduğunu görebilmekteyiz. Kimi zaman yüzleri sansürlenmekte, kimi zaman videolarda seks işçileri yüzlerini kapatmakta, seks işçilerinin sırayla polis aracına yürürken görüntüleri bize izletilmekte hatta polisin seks işçisinin kafasına bastırarak araca bindirildiği görüntüleri görebilmekteyiz. Ancak bu kişiler yasaya göre ‘mağdur’dur ve mağdurların bir araca yüzlerini kapatarak bindirildiğini izlemiş olmaktayız. Kanımca ‘Fuhuş operasyonu’ başlığını düşündüğümüzde aklımızda oluşan fotoğraf bu görüntüler olabilmektedir. 

Uygulamada her hareketine suçmuş gibi müdahale edilen, medyada adeta bir failin görüntülerine bakar gibi baktığımız seks işçileri fail değildir. Seks işçiliği Türkiye’de suç olmayıp, belli çerçevede düzenlenen ve yasallaştırılan bir iş kolu olmasına rağmen toplumda her zaman “suç” olarak bilinmekte ve uygulamada suç olarak bilinmesine de gayret gösterilmektedir. Bu da seks işçiliğinin yasal düzenlemeler çerçevesinde ya da hukuki olmayan uygulamalar ile sistematik olarak kriminalize edilmesini kolaylaştırmaktadır. Mevzuat, polis, medya ve genel ahlak argümanı birbirini besler bir şekilde sürekli olarak seks işçiliğini kriminalize etmektedir. Toplumdaki ‘kriminal olay’ ve ‘kriminal kişiler’ korkusu da mesleği ve meslek çalışanlarını görmezden gelmeye, tehlikeli sıfatı atamaya ve seks işçilerinin yalnızlaşmasına sebep olmaktadır. Hayatını idame ettirme çabası içindeki seks işçileri, sürekli adli süreçlerin içine alınmaktan, kolluk görevlileri ile muhatap olmaktan, mesleği icra etmek için gerçekleştirdiği her eylemin soruşturulmasından kendisini fail ve suç işleyen olarak görebilmektedir. Bu da sektörün kendine özgü çalışma yöntemleri edinmesini, aynı işi yapan kişiler olarak dayanışma içerisinde olmayı, hayatını koruma altına alabilmek için şiddet ve sömürüye boyun eğmeyi, güvenlik vaat eden patronlarla çalışmayı zorunlu kılmakta ve tüm bu haksız uygulamalar çaresizce bu işin bir parçası haline gelmektedir.

Toplumdaki fuhuş algısını unutmamak gerekmektedir. Seks işçiliği, yasal çerçevede olsun olmasın, şiddet ve sömürü içerisinde icra edilen bir meslek olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu şiddet ve sömürü içerisinde seks işçisinin yasada fail olmaması topluma göre fail olduğu bilincini değiştirmemektedir. Çünkü yukarıda da değindiğimiz gibi fuhuş, topluma karşı işlenen ahlak dışı ve kural dışı bir davranıştır. ‘Sağlık ve ahlak açısından zararlı olan davranış’ yaklaşımı tarih boyunca değişmemiştir. Bu yaklaşımı değiştirmeden yapılan yasallaştırılma, hukuksuz ve haksız uygulamaların aslında kendi başına bir kanun haline gelmesine sebep olmaktadır.

Bu mesleği emek alanı olarak kabul etmemeye dair direncin, cinsel birlikteliklerdeki toplumsal cinsiyet rolleri ve beklenenler, cinsel özgürlüklerin olmaması ve ahlak koruyucu yaklaşım çerçevesinde ‘birden fazla kişiyle para karşılığı birlikte olmak’ eyleminden kaynaklı olabileceğini düşünmek gerekir. Kimi zaman mevzuatın da bunu destekler nitelikte olduğunu görebilmekteyiz. Buna örnek olarak fuhuş maddesinin son fıkrası üzerine düşünülebilir. Fıkrada “Fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulabilir.” denmektedir.

Buradaki tedavi ve psikolojik terapiden kastın ne olduğu ve kanun koyucunun, psikolojik terapiye yönlendirmedeki amacı ne olarak belirlediği sorusu önemlidir. Seks işçiliği alanıyla ve seks işçileriyle hiç temas etmeyerek, birden fazla kişiyle birlikte olan bir kişinin psikolojik terapiye ihtiyaç duyacağı dair fikrinin nereden edindiğimizi irdelemek gerekir. Madde gerekçesine baktığımızda psikolojik terapiye tabi tutma sebebi ‘fuhuş yapan kişinin vücudu üzerinde başkalarının cinsel davranışlarda bulunmasına katlanması’dır. Ancak kanımca, bu psikolojik terapinin dayanağı, rıza olsun olmasın fuhşu meslek edinmenin tedavi edilmesi gereken bir durum olarak görülmesidir. Burada mağduriyeti ya da ihtiyaçları tanımlayan düzenlemelerdeki gerekçeyi değiştirmek gerekmektedir. ‘Topluma uygun olmayacak şekilde birden fazla kişiyle birlikte olma’ eylemine odaklanmamak ve sektörde sistematik şiddet ve sömürü olmasına dikkat çekerek gerekçe kurmak faydalı olacaktır. Bu da, beraberinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi, alternatif istihdam olanaklarına erişim sunulması, işi reddetme hakkı gibi haklarla düzenleme altına alındığında, kişinin işi kendi iradesiyle ve rızasıyla yapıp yapmadığına ilişkin ayrımı yapmayı da kolaylaştıracaktır.

Sonuç olarak her yerde seks işçiliğinin bir emek alanı olduğunun altını çizmek ve bu alana dair doğru soruları sordurmak önemlidir. Mesleğin isteyerek yapılıp yapılmamasının dışında, seks işçilerinin hak taleplerini duymak, bu konuda her zaman seks işçilerini önceliklendirerek çalışmalar yapmak ve işçi/özne odaklı haklara erişimi kolaylaştıran özel ihtiyaçlara uygun düzenlemelerin olduğu bir mevzuatı talep etmek gerekir. Bunlarla birlikte kimin ne zaman kriminal olacağının belli olmadığı ‘genel ahlakın korunması’ düşüncesinin irdelenmesi, seks işçilerine karşı üretilen bu ahlak koruyucu politikalar ve uygulamaların diğer hak alanlarıyla kolaylıkla ilişkilendirilebileceğinin bilinmesi ve birlikte bir hak mücadelesi yürütülmesi gereklidir.

*Bu yazı, Avrupa Birliği'nin desteklediği Eşit Haklar için Savunuculuğu Güçlendirme Projesi kapsamında hazırlanmıştır. Bu durum, yazının içeriğinin AB'nin resmi görüşünü yansıttığı anlamına gelmemektedir.

lgbti-esitligi-icin-kat-edilecek-cok-mesafe-var-yayini-turkcede-1

[1] Seks İşçileri için Sağlık Hizmet Yönetimi ve Sunumu: T.C. Sağlık Bakanlığı’na Yönelik El Kitabı, Kırmızı Şemsiye Derneği, 2017

[2] https://sozluk.gov.tr

[3] https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/2.4.5984.pdf

[4] https://kaosgl.org/haber/karar-bir-sansur

[5] https://kaosgl.org/gokkusagi-forumu-kose-yazisi/hepsi-gececek-biz-kalacagiz


Etiketler: insan hakları, kadın, medya, çalışma hayatı
bülten