29/01/2014 | Yazar: Rahmi Öğdül

İnternete getirdiği sansürle birlikte, iktidar, gerçek dünyada olduğu gibi sanal âlemde de bir polis devleti kurarak kendi mevcudiyetini her yerde görünür kılmaya çalışsa da…

Eski bir tartışma ama yine de sorabiliriz: Sanat bir ‘mimesis’ midir, yani “doğanın taklidi” midir? Yoksa görünmez kuvvetleri görünür kılmak mıdır? Görünür dünya ile görünmez kuvvetler arasındaki bu gerilim, sanatı, yaşamı ve politikayı kucaklayan temel sorunlarından biridir hâlâ.
 
15. yüzyılda yaşamış, Rönesans’ın bilge kişilerinden, ressam, yazar, sanatçı, mimar, filozof Leon Battista Alberti, türünün ilk örneği sayılan Della Pittura (Resim Üzerine) adlı kitabında sanatın bir mimesis olduğunu söyleyecektir size. Görünmeyen şeyler ressamın işi değildir. Ressamın görevi, “canlı görünecek ve gerçek cisme benzeyecek şekilde çizmek ve boyamaktır” (bkz H. Damisch, Bulut Kuramı, Metis). Görünür dünyayı, göründüğünden çok daha canlıymış gibi resmetmek bir beceri olarak kabul edilmişti ve tarihçi Plinius buna dair geçmişten örnekler verir. İ.Ö. 5. yüzyılda, dönemin sanatçılarından Zeuxis ve Parrhasius kimin daha usta olduğunu kanıtlamak için yarışmaya karar verirler. Yarışacakları gün geldiğinde, Zeuxis yaptığı resmin üzerini örten perdeyi kaldırdığında, resimdeki üzümleri gerçek sanan kuşlar resmi gagalamaya başlar. Ardından Zeuxis, Parrhasius’un kendi resmi üzerindeki perdeyi kaldırmasını istediğinde, Parrhasius aslında perdenin kendi çizdiği resim olduğunu açıklar. Zeuxis, "Ben kuşları kandırdım, ama sen beni kandırdın” diyerek yenilgiyi kabullenir. Üzümleri gerçekten daha gerçek gibi boyayan sanatçı ile görünen gerçekliğin üzerine bir perde örterek görünmez olana gönderme yapan sanatçı arasındaki ayrımı da sezdiriyor bu anlatı.

Deleuze, ressam Francis Bacon üzerine kitabında, “sanatta, müzikte olduğu gibi resimde de söz konusu olan biçimleri yeniden üretmek veya icat etmek değil, kuvvetleri ele geçirmektir” diye yazarken Paul Klee’nin, “görüneni vermek değil, görünür kılmak” formülüne yaslanıyordu (bkz Duyumsamanın Mantığı, Norgunk). Görünür olanları değil, göremediğimiz, işitemediğimiz kuvvetleri resmetmek, kuvvetleri ele geçirmek. Sanatçı, bir şaman gibi görünmez kuvvetlerle temasa geçebilmeli. Şaman da esrime halinde, görünmez olan kuvvetleri ele geçirdiğini ve bunları bir kaya yüzeyinde görünür kıldığını söyleyecektir bize.

Görünür olanın, mevcut gerçekliğin yetersizliğini en iyi vurgulayan Louis Daguerre’in, 1838’de Paris’in Temple Bulvarı’nda çektiği ve tarihe ilk insanlı fotoğraf olan geçen fotoğrafıdır. Bulvar fotoğrafın çekildiği anda hareketli insanlar ve taşıtlarla dolu olmasına rağmen, kullandığı on dakikalık pozlama süresi nedeniyle sadece hareketsiz objeler girebilmiştir kadraja ve bir toplumsal kuvvet olarak devinen halk görünmez olmuştur. Görünmez olan toplumsal kuvvetler toplumsal bir patlama anında birden boşluktan çıkıp görünür olduklarında iktidarın bakışı allak bullak olur. İktidar görünmez olandan çok korkuyor, boşluktan birden bire çıkıp ete kemiğe bürünen kuvvetlerden.
 
İnternet de bir sanal (virtüel) âlem olarak görünmez kuvvetlerin kimi zaman boşluktan zuhur ederek ete kemiğe büründüğü ve iktidarı korkuttuğu bir alan. Buradaki ‘virtüel’ sözcüğü, bilgisayar tarafından taklit edilmiş mevcut gerçekliği gösteriyor bize. Var olan gerçeğin bir simülasyonu (benzetim) olarak ‘virtüel’ âlem, tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi, görünmez kuvvetlerin dölyatağıdır aynı zamanda.
 
Mevcut gerçeklik ile görünmez kuvvetler ya da ‘aktüel’ ile ‘virtüel’ olan arasında felsefede yapılan ayrım aydınlatıcıdır. ‘Aktüel olan, olup bitmiş, şimdiki haliyle mevcut gerçekliktir, kimliklerdir; oysa ‘virtüel’, henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşmesiyle birlikte mevcut gerçekliği, kimlikleri dönüştürecek maddenin içindeki gizil güçlere gönderme yapar; ‘virtüel’in bu anlamı Türkçeye ‘gücül’ olarak çevrilmiştir O halde ‘virtüel’ dendiğinde iki terim var elimizde. Mevcut dünyanın bir benzerinin üretildiği, gerçek gibi bir ortama gönderme yapan ‘sanal’ terimi; bir diğeri ise henüz görünmeyen ama mevcut, aktüel şeylerin içlerinde taşıdıkları fark kümelerine, ortaya çıkmasıyla birlikte mevcut gerçekliği dönüştürecek gizil güçlere gönderme yapan ‘gücül’ terimi.

İnternet ‘virtüel’ sözcüğünün bu iki anlamını da bağrında taşıyor. İktidarın en çok sevdiği, mevcut gerçekliğin bir benzerini üreten ve pekiştiren bir ortam olarak internet. Kendi kurduğu kurmaca gerçeklikte ne varsa aynısını internette de kurmak istiyor iktidar. Gücül dediğimiz, görünmez güçlerin alanı olarak internet ise iktidar açısından büyük bir tehlike. Sanal dünyanın boşluğunda hareket eden görünmez güçler birden bire, hiç hesapta olmayan bedenleşmelerle, kümeleşmelerle ortaya çıkabiliyor. Mevcut gerçeklikte, oldukları halleriyle kolaylıkla kimliklendirip ait oldukları raflara yerleştirebileceği varlıklar, bu tür anlarda bir türlü yakalayamadığı, her türlü sınıflandırmadan kaçan oluşlara dönüşüyorlar.
 
İnternete getirdiği sansürle birlikte, gerçek dünyada olduğu gibi sanal âlemde de bir polis devleti kurarak kendi mevcudiyetini her yerde görünür kılmaya çalışan iktidar, hem yaşamın içindeki hem de internetteki ‘gücül’ olanı önleyemeyecek. İktidar, sanatçı Zeuxis gibi sanal âlemde boyadığı taklit üzümleri gagalamamızı istiyor. Oysa bizler, yaşamın meyvesi üzümlerden yapılmış şarabı, içindeki gizil güçleri yudumladık bir kere; esriyerek görünür hale geleceğimiz, Dionysos’çu bir yaşam severliği kutlayacağımız günlerin çok yakın olduğunu biliyoruz.

Etiketler: kültür sanat