03/09/2012 | Yazar: Erdal Partog

Müslümanların ya da diğer dini inanç sahiplerinin zannettiği gibi vicdan sadece dini bir mesele değil tam tersine bir demokrasi meselesidir. Bu demokrasi anlayışı Ateistlerin ve agnostiklerin en az Müslümanlar kadar eşit olduğu bir demokrasi anlayışıdır.

Erdal Partog | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Erdal Partog
Müslümanların ya da diğer dini inanç sahiplerinin zannettiği gibi vicdan sadece dini bir mesele değil tam tersine bir demokrasi meselesidir. Bu demokrasi anlayışı Ateistlerin ve agnostiklerin en az Müslümanlar kadar eşit olduğu bir demokrasi anlayışıdır.
 
Vicdan özgürlüğünün genellikle Türkiye’de din ile birlikte kullanılması hiç de eski bir tarihe dayanmaz. Her ne kadar vicdan Arapça bir kelime olsa da vicdan kelimesi İslam kaynaklarında bile geçmez. Yani bu kelime bizim hukukumuza batılı kaynaklardan gelmiştir.
 
Bundan dolayı vicdan özgürlüğünün sıklıkla din ve vicdan özgürlüğü şeklinde birlikte kullanılması bazı kafa karışıklığına neden olmuştur. Sanki vicdan özgürlüğü dinden bağımsız olamazmış gibi düşünülmüştür. Bundan dolayı bizim toplumuzda vicdanlı insan eşittir inançlı olan insan olarak kabul edilmiştir. Yani vicdanlı insan sadece dine inanlardan çıkar, Ateistlerden ve agnostiklerden vicdanlı insan çıkmaz görüşü yaygınlaşmıştır. 
 
Bir anlamda vicdan, özgür aklın verdiği bir karar değil dini öğretilerin ya da devlet ideolojilerinin bir kararı gibi algılanmıştır. Bu durum özellikle ateistlerin ve agnostiklerin vicdanı olmadığına dair önyargıyı oldukça pekiştirmiştir. Oysaki vicdan, Müslümanlar kadar ateist ve agnostik kesimler için de oldukça önemlidir. Müslümanlar için din ve vicdan ne kadar önemliyse ateistler ve agnostikler için de özgür akıl ve vicdan o kadar önemlidir.
 
Bu anlamda ister dinler açısında ister ateistler ve agnostikler açısından olsun her iki yaklaşımın kökeninde de iyi ve kötü arasında yapılacak etik seçenekte iyinin gözetilmesinin kabul edildiği görülür. Yani Müslümanlar için iyi ne kadar önemliyse ateistler ve agnostikler için de o kadar önemlidir. Ancak bu ortak iyi ütopyasının pratik olarak benzer yolları tutturduğunu söyleyemeyiz. 
 
Çünkü Müslümanlar için vicdan dinin içinde olan bir kavram olarak düşünülür. Yani ahlaki olarak dine inanan ve onun yolunda gidenlerin hayatlarında karşılaştıkları zor durumlarda iyiden yana olan tercihleri için kullanılır. Bundan dolayı ana akım İslam açısından vicdan, din öğretisinin üstünde olan, ondan ayrı bir kavram değildir. İslam açısından iyilik İslam dininin değerlerini yaşamaktan ve uygulamaktan geçer. Eğer bir Müslüman, dinin bütün gereklerini yerine getirirse zaten o kişi iyi biridir.
 
Ancak her Müslüman’ın, İslam kaynaklarını iyi derecede bilmesi söz konusu değildir. Bu durum, ister istemez bazı kararların vicdan terazisinde tartılmasını gerektirir. Ancak burada akli bir çıkarsama değil uymakla yükümlü olduğu yasalara göre bir çıkarsama yapması beklenir. Bu çıkarsama da ister istemez ideolojinin etkisi altında duyguların bir yansıması olacaktır. Yani her durumda vicdan dini kurallar bütünü içinde anlamlı olacaktır. 
 
Ateistler ve agnostikler için ise vicdan; özgür aklın hüküm sürdüğü bir ortamda hümanist bir yaklaşımı ifade eder. Yani herhangi bir geleneksel öğretinin değil özgür aklın bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Bir anlamda özgür akıl varsa vicdan da vardır.
 
Ancak özgür akıl insanın kendi kendine düşünüp bulduğu bir şey değildir. Özgür akıl insan ilişkilerinden türeyen pozitif yaşam pratiklerini kapsar. Bu da genel anlamda demokratik bir toplumda olması gereken özgürlüğü ifade eder. Ateist ve agnostikler için demokratik bir devletin vicdan hürriyetini garanti altına alması gerekir. Ancak bu garanti düşünce özgürlüğü olmadan bir anlam ifade etmez.
 
Bir toplum demokratik değilse o toplumun yasasında vicdan özgürlüğünün olması yeterli değildir. Çünkü vidan özgürlüğü, özgür aklın hükmü altında ancak gerçek özgürlüğünü yaşar. Bu anlamda akıl dediğimiz şey etik olarak iyiden yana olduğu sürece vicdan özgürlüğü de işlevini yitirir.
 
Kimileri vicdanın ruh gibi bir şey olduğunu, insanın özünde olduğunu söyler. Ancak felsefi ve siyasi olarak bu kabul edilemez. Çünkü insanın neyin iyi neyin kötü olduğuna tek başına değil başkaları ile var olan ilişkisi üzerinden karar verir. İlahi bir karar değil siyasi, felsefi ve tarihi bir karardır. Bu sebeple vicdan ruh gibi bir şey değildir, vicdan; tarihe, felsefeye ve tabiata özgü kuralların bir yansımasıdır.
 
Bu anlamda günümüzde birçok ateist ve agnostik de iyinin ve güzelin ne olduğu konusunda oldukça duyarlıdır. Ancak ateistlerin ve agnostiklerin bu konuda ebedi ve ezeli yasaları yoktur. Onlar iyilik ve kötülük arasında çaresizce dolaşmaz. İyilik onlar için içkin bir yaşama biçimidir. Bundan dolayı ateistler ve agnostikler için tek yasa vardır o da özgür aklın hüküm sürmesi ve çeşitliliğin yaşatılmasıdır.
 
Ancak özgür aklın hâkimiyeti maalesef dünyamızın birçok yerinde geçerli değil. Çünkü özgür akıl çeşitli ideolojiler tarafından kısıtlanmış durumda. İster din, ister devlet, ister sosyalizm adına olsun özgür aklın sınırlandırılması mutluluğu değil acıyı ve hüznü getirmiştir. Hüznün ve acının bu kadar çok yaşandığı bir yerde vicdan, korku altındaki insanın vereceği iyi yönündeki karara sıkıştırılmıştır. Bu durum dinler geleneği açısından kabul edilebilir. Ancak ateistler ve agnostikler için kabul edilemez. Çünkü vicdan, özgür aklın olmadığı yerde hep iktidarlar tarafından manipülasyona uğrar.
 
Bu durum iktidarların işine gelir. Çünkü özgür aklın olmadığı yerde birkaç vicdani açıklama iktidarlar için özgür aklın kararından daha iyidir. Çünkü vicdan özgürlüğü ideolojilerin bir aracına dönüşür. İyi olan şey sanki ideolojilermiş gibi bir algı yaratılır. İşte din ve vicdan özgürlüğünün yan yana kullanılmasının arkasında da bu neden yatar.
 
Bu yüzden Müslümanların ya da diğer dini inanç sahiplerinin zannettiği gibi vicdan sadece dini bir mesele değildir. Tam tersine onun da ötesinde bir demokrasi meselesidir. Bu demokrasi ise özgürlüklerin hâkim olduğu demokrasi anlayışıdır. Bu demokrasi anlayışı Ateistlerin ve agnostiklerin en az Müslümanlar kadar eşit olduğu bir demokrasi anlayışıdır.
 

Etiketler: yaşam, din/inanç
Nefret