20/01/2014 | Yazar: Rahmi Öğdül

Erim Bayrı’nın ‘Çalışmalar’ adlı sergisini 30 Ocak 2014 tarihine kadar Karşı Sanat’ta izleyebilirsiniz.

Ürettiği işlerle bağını koparmayan, koparamayan, onlara kendi bedeninin bir parçası, zihinsel ve bedensel yolculuğunun hem ürünleri hem de yoldaşları gibi muamele eden sanatçı türünün nesli tükendiği bir çağda, Erim Bayrı tuhaf bir sanatçı figürü gibi duruyor. Bayrı gibi bir sanatçının ürettiklerini bir meta gibi kolaylıkla elden çıkarması mümkün değil. Bu tuhaf sanatçının ürettiği tüm işleri bir arada görebilirsiniz artık. Karşı Sanat’ta açılan sergide Bayrı’nın Tophane’deki atölyesinde ürettiği, yaşamıyla sanatını birlikte yoğurarak yarattığı işler, çözmemizi bekleyen mekâna, zamana ve figüre dair problemlerdir aslında. Ahşap, metal, boncuk tutkalı, kâğıt, toprak, alçı, ateş gibi farklı malzemeleri kullanarak içinde taşıdığı çoklu kişiliği dışa vurması, birbirinden çok farklı ürünlerin yan yana gelmesiyle sonuçlanmış. Ahşap heykellerinin yanı sıra, endüstriyel metal parçalarını birleştirerek yarattığı konstrüksiyonlar, boncuk tutkalı kullanarak yaptığı, odanın sıcaklığına bağlı olarak genleşip ya da büzülürken ses çıkaran heykeller, bildik telli sazları yeniden, kendince üretirken ortaya çıkan enstrüman-heykeller, alçıdan rölyefler, sulu boyalar…
Sesli heykeller olarak adlandırabileceğimiz, mevcut telli çalgılardan esinlenerek ürettiği enstrüman-heykeller bir duvarda asılı. Tellerin sesini ahşabın gövdesine nasıl aktarabileceği üzerinde kafa yorarken asıl meselesinin, sesleri insan gövdesine nasıl aktarabileceği ve gövdede yaratacakları titreşimler olduğunu anlıyoruz Bayrı’nın. Dış dünyanın, duyu verilerinin bedende hiçbir titreşim yaratmadığı bir çağda, bir metinden okuduğu bir sözcüğü, sohbeti, sokaktan gelen konuşmaları bedenine aktararak titreşimler yaratmak istiyor Bayrı. Yeryüzüyle birlikte titreşmeye çabalayan, duyarlı bir bedenin üretimleri bu enstrüman-heykeller. Yeryüzünün kuvvetleriyle rezonansa girmiş, titreşimli bir beden olarak sanatçı, zaman ve mekân içinde salınan bedene dair karmaşık ilişkiler kuruyor.
 
Bayrı parçalanmış bir yaşamdan topladığı kırıntılarla anlamlı bütünlükler yaratırken sorular soruyor durmadan. Ve bizden de kendi yaşamından devşirdiği bu soruları birlikte çözmek için çaba harcamamızı istiyor. Bir ağaç bloğunu yontarak içinde saklı olan figürü açığa çıkarmak yerine, farklı ağaçların parçalarını devşirerek ahşap heykeller üretmiş; paramparça yaşamlarımızın içindeki parçalardan, anlamlı bütünlükler yaratmanın peşinde. Michelangelo’nun dünyası ile günümüz dünyası arasındaki uçurumu görebiliyoruz, Bayrı’nın ahşap heykellerine baktığımızda. Bir taş bloğu içinde saklı olan bütüncül imgeyi açığa çıkarmak için yontuyordu Michelangelo. Malzemenin içinde saklı böylesine bütüncül bir imgeyle karşılaşmamız imkânsız artık. Bir nesneyi zihinsel olarak tüm özellikleriyle kavrayamadığımız bir çağda, kırıntıları toplayarak anlamlı bütünler yapabiliyoruz ancak. Bayrı da kendi yaşamından topladığı malzemelerle parçalanmış bir hayatın içinde ve parçalar arasındaki ilişkilerde saklı olan anlamı açığa çıkarmak için, bağlamlarından koparılmış parçaları bir araya getirerek anlamlı bütünlükler yaratıyor.
 
Parçalarla kurduğu bu ilişkiler etrafımızı saran endüstriyel ürünlere dek uzanıyor. Evlerimizdeki endüstriyel parçalardan yarattığı konstrüksiyonlar, yaşamın acımasız ve gerilimli geometrisinin sertliğini yansıtıyor. Ev makinesinin yeri ve işlevi belirli parçalarını, endüstriyel hazır-nesneleri bir araya getirerek soyut ve soğuk geometrik düzlemi görünür kılmış Bayrı. Bu soyut ve soğuk geometrik düzlem, özgür bir yaşam sürdüğümüz yanılsamasını bozuyor ve iktidarın, toplumu ve doğayı istediği gibi düzenleyeceği yapboz bulmacasının planını deşifre ediyor. Yapboz adı verilen bulmacalarda geometrisinden dolayı her parçanın ait olduğu yer planda belirlenmiştir ve bizden istenen sadece parçayı doğru yere yerleştirmektir. Önceden belirlenmiş bir plana göre yerleştiririz parçaları ve ortaya verili bir görüntü çıkar. Fakat bu, tepede tasarlanan, her parçanın ait olduğu yerin önceden saptandığı bir iktidar planıdır.
Bayrı, bu iktidar geometrisini görünür kıldıktan sonra parçalı bir yaşamın içinde, iktidarın yapboz bulmacasının yerleri ve işlevleri belirli parçalarını alıp, aralarında farklı ilişkiler kuruyor ve kendi anlamlı bütünlüklerini yaratırken, bizleri de verili parça-bütün ilişkisini bozarak, kendi anlamlı bütünlüklerimizi yaratmamız için kışkırtıyor. İktidarın planını bozup yeniden yeryüzüyle ve birbirimizle titreşime geçtiğimizde parçalar arasında ortaya çıkacak başka türlü bir ilişkiyi fazlasıyla duyumsuyoruz. Yapbozun önceden belirlenmiş planının tutsağı değil, ‘boz-yap’la parçaları tutsaklıktan kurtarıp, birlikte yaratacağımız bir düzlemin faili olabilmek; sanırım, asıl mesele bu.
 
Not: Erim Bayrı’nın “Çalışmalar” adlı sergisini 30 Ocak 2014 tarihine kadar Karşı Sanat’ta izleyebilirsiniz.

Etiketler: kültür sanat