29/01/2021 | Yazar: Yıldız Tar

Kaos GL Medya İzleme Raporu, 2017’den 2020’ye medyada LGBTİ+ temsilindeki değişimi gözler önüne seriyor.

2017’den 2020’ye medyada ne değişti? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Derneği, LGBTİ+’ların gazetelerde nasıl yer aldığına ilişkin 2020 Medya İzleme Raporu’nu yayınladı. 11 bölümden oluşan raporda bütün bir yıla dair anahtar bulgular ve nefret söylemi oranlarının yanı sıra; gazete bazlı incelemeler, yıllara göre karşılaştırmalı tablo, ayrımcılık ve nefret söylemi örnekleri, olumlu haber kupürleri, temel kavramlar, sıkça sorulan sorular ve ifade özgürlüğü üzerine bilgi notu da yer alıyor. Rapor sadece nefret söylemi ve ayrımcı dili izlemiyor, bir yandan da haber, söyleşi ya da köşe yazılarının gazetenin hangi sayfasında yayınlandığı, kimlerin görüşlerine başvurulduğunu da araştırarak yazılı basında LGBTİ+ temsilini gözler önüne seriyor.

TIKLAYIN – 2020 Medya İzleme Raporu

Raporda 2017 yılından 2020 yılına kadar yaşanan değişiklikler de ayrıca inceleniyor.

2017 yılından 2020 yılına kadar toplam haber sayısı, hak haberciliği ve ayrımcılık, nefret söylemi açısından değişim incelendiğinde; 2018 yılına göre 2019’da haber sayısında bir artış olduğu ancak bu artışın sebebinin medyada temsilin iyileşmesinden kaynaklanmadığı görünüyor. Aksine medyada nefret ve ayrımcılık daha fazla metinde yer aldı ve oransal dağılımı da arttı.

2020 yılında yayınlanan haber sayısında geçmiş yıllara göre ciddi bir artış yaşandı. Buna paralel olarak LGBTİ+’ların olumsuz temsil edildiği, nefret söylemi ve/veya ayrımcı dil içeren metinlerin sayısı da arttı.

2020 yılında yayınlanan haberler incelendiğinde özellikle İstanbul Sözleşmesi etrafında şekillenen LGBTİ+ karşıtı kampanya ve Diyanet’in LGBTİ+’ları hedef gösteren hutbesinin ardından yaşananların bu artışın sebepleri arasında olduğu görülüyor. Koronavirüs pandemisi ile geçen 2020 yılı boyunca bir yandan medyada LGBTİ+ karşıtı kampanyalar yoğunlaştı. Sistematik ve organize bir şekilde yürütülen bu karalama kampanyaları hem yaygın medyada hem de yerel medyada yoğunluk kazandı. Buna karşılık LGBTİ+ haklarını gözeten yayın organlarının haber sayılarında yaşanan artış, genel tabloyu değiştirecek ölçüde değildi.

2015 yılında Hükümet’in LGBTİ+’ları, hakları ve örgütlerini daha sistematik bir şekilde hedef almaya başlaması, LGBTİ+ karşıtlığının Hükümet yetkilileri eliyle kurumsallaştırılması, yasaklar ve devletin her kademesinde kurumsallaştırılan LGBTİ+ karşıtlığı medyada da yansımasını buldu. Medyada artık tesadüfi olmayan bir LGBTİ+ karşıtlığını gözlemliyoruz. Medyadaki ayrımcılık ve nefret söylemi, Hükümet’in ve kamu görevlilerinin açıklama ve uygulamalarıyla paralel bir şekilde ilerliyor. Haliyle medyayı ve medyadaki dönüşümü anlamak için bir yandan medyadaki sahiplik ilişkilerine ve Hükümet’in medyaya olan etkisine, medyanın artan bir şekilde tek sesli bir yankı odasına dönüştüğü gerçeğine de dikkat etmek gerekiyor. Özellikle nefret söylemi ve ayrımcılık içeren haberlerin bir gazetede yayınlandıktan sonra aynı hızla hem yaygın hem yerel basında yaygınlaşması da önemli bir gerçek olarak ortada duruyor. Nefret söylemi ve ayrımcılık büyük bir hızla yankılanır ve çarpan etkisiyle yaygınlaşırken; LGBTİ+ haklarını gözeten yayın organlarının etki alanları kısıtlı kalıyor. Bunda, LGBTİ+ haklarını gözeten yayın organlarının; LGBTİ+ karşıtı kampanya odaklarına göre çok daha kısıtlı maddi imkanlara, dağıtım ağına ve siyasi desteğe sahip olması da önemli bir etken. Özetle, kamunun tutumu bu raporda açığa çıkardığımız kamplaşma ve LGBTİ+ karşıtı nefret kampanyalarında hiç olmadığı kadar belirleyici bir hale geldi.

Yıllara göre haber sayıları şöyle:

2017 – Toplam haber: 2388, Hak haberciliği: 1097, Nefret söylemi veya ayrımcılık: 1291

2018 – Toplam haber: 2278, Hak haberciliği: 1148, Nefret söylemi veya ayrımcılık: 1130

2019 – Toplam haber: 2643, Hak haberciliği: 1150, Nefret söylemi veya ayrımcılık: 1493

2020 – Toplam haber: 3459, Hak haberciliği: 1366, Nefret söylemi veya ayrımcılık: 2093

2017-den-2020-ye-medyada-ne-degisti-1 

Senelere göre nefret söylemi, ayrımcı dil ve önyargının grafiği incelendiğinde; 2018’den 2020’ye her üç başlıkta da oransal bir artış yaşandığı gözleniyor. Bu durum, yazılı basında belli gazetelerin LGBTİ+ karşıtlığını yayın politikasına dönüştürmesi ve sistematik olarak LGBTİ+’ları ve LGBTİ+ örgütlerini hedef göstermesi ile açıklanabilir. Medyadaki LGBTİ+ karşıtlığı ve düşmanlığı, tesadüfi ya da rastlantısal değil. Gerek bu raporda gerekse de diğer izleme faaliyetlerimizde belli dönemlerde kamu otoritelerinin, bakanların, Cumhurbaşkanı’nın ve üst düzey kamu görevlilerinin LGBTİ+’ları hedef alan açıklamalarına paralel bir şekilde medyada çok hızlı bir şekilde düşmanlaştırma politikalarının devreye sokulduğunu fark ediyoruz. Medyada bir yandan siyasetçilere ve topluma “LGBTİ+’lara karşı olmaları” mesajı da yer alıyor. LGBTİ+ karşıtı medya, LGBTİ+’lar ve hakları söz konusu olduğunda hem refleksif hem de proaktif bir yayıncılığı el ele yürütüyor. LGBTİ+ karşıtlığı hem bir hedefe hem de amaca dönüşüyor.


Etiketler: medya