26/10/2020 | Yazar: Ares Berfan Hür

Transmaskülen kişilerin regl olmaya, doğum yapmaya, sorgulanmadan erkekliklerini yaşamaya hakları var. Biz erkeğiz - testosteron alsak da almasak da, ameliyat geçirsek de geçirmesek de...

“Ben buyum” dedim, “Adım İlyas” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Transmaskülenlik dosyamızın beşinci konuğu Almanya’dan İlyas. İlyas, bu dosya kapsamında bizle hayat hikayesini paylaştı.

İlyas’la tanışın…

Adım İlyas. 27 yaşındayım. Panseksüel bir trans erkeğim, Almanyalıyım. İngilizcede he/him zamirlerini kullanıyorum. Otistiğim. Müslümanım, beyaz değilim. İki yılı aşkın süredir testosteron kullanıyorum, Ağustos 2019’da üst ameliyatımı oldum.

Müzik dinlemeyi, özellikle metal müziği çok seviyorum. En sevdiğim gruplar Orphaned Land ve The HU. Piyano ve elektrogitar çalıyorum. Diğer hobilerim bilgisayar oynamak, kitap okumak, sosyal medya, dizi-film izlemek ve yazmak. Yemek yapmaya bayılıyorum, veganım. En sevdiğim yemekler sebzeli makarna ve patates kızartma. En sevdiğim filmler Moonlight (Barry Jenkins) ve The Battle of Algiers (Gillo Pontecorvo). Şu anda en sevdiğim dizi Netflix’teki Pose. Aynı zamanda yüksek lisans tezimi yazıyorum.

Lisans derecemi Alman edebiyatı, siyaset ve sosyoloji üzerine aldım. Yüksek lisansta edebiyat, medya ve toplumsal cinsiyet çalışıyorum. Medya analizini, özellikle ırk, toplumsal cinsiyet, cinsellik ve engellilik üzerine analizi çok seviyorum. Daha önce müzede çalıştım, yakın zamanda bir yayınevinde staja başlayacağım. Hayalimdeki iş kendi yayınevimin sahibi olmak, veya vegan kafesi bulunan bir sahaf açmak.

Marjinalize edilmiş erkeklerle ilgili kitap yazmak ve yayımlamak çok isterim. Özellikle engelli, nöroçeşitli (DEHB, Otizm, Asperger gibi zihinsel farklılıkları bulunan kişiler) ve transmaskülen olmak üzere marjinalize erkeklere ayrımcılık ve görünmezlik açısından deneyimlerini paylaşabilecekleri bir platform sağlamayı çok isterim. Nöroçeşitli ve transmaskülen bir kişi olarak, yaşadığımız zorlukların farkındayım. Engelli hakları özellikle kuir topluluklarda sık sık görmezden geliniyor. Hayatımda bir kere bile sağlamcı olmayan bir kuir alana adım atmadım. Beyaz olmayan insanlara yönelik alanlar için de bu geçerli. Bence beyaz üstüncülük ve cisnormativiteden çektiğini ifade ederken sağlamcı yapılara destek vermek iki yüzlü. Bu şekilde davranmak seni de şiddet faili kılıyor. Hem mağduru oynayıp hem de insanları dışlayamayız.

Bence ayrıca transmaskülen kişilerin ayrıcalıklardan yararlandığını söylemek kelimenin tam anlamıyla saflık. Ataerki bağlamında, özellikle beyazsan, sağlam bedenliysen, nörotipiksen, bazı koşullarda ayrıcalıklar geçerli olabilir. Ancak ideal insan kalıbına uymayan herkes bir şekilde şiddet görüyor. Engelli ve nöroçeşitli insanlar sağlamcılığa maruz kalıyor. Erkek olmamız bu toplumun hiyerarşik düzeninin en tepesinde yer aldığımız anlamına gelmez. Erkek kötü, ayrıcalıklı anlamına, kadın da iyi ve mağdur anlamına gelmiyor. Kurtuluşumuz ikili sistemlerde değil. İkili sistemler nonbinary insanları ve sistematik baskının karmaşıklıklarını gözardı ediyor. Tam olarak bu nedenle marjinalize edilmiş trans erkeklerin maruz kaldığı baskı görünmez. Nüansların altını çizmek şart. Kendinize sorun lütfen: Regl ürünlerine, kürtaja erişime, gebelikle ilgili tıbbi bakıma dair protestolarda trans erkeklerden, nonbinary kişilerden bahsedildiğini görüyor musunuz? Ben de görmüyorum. Bizi görünmez kılmak istiyorlar ve bu nedenle ses çıkarmamız gerek. Transmaskülen kişilerin regl olmaya, doğum yapmaya, sorgulanmadan erkekliklerini yaşamaya hakları var. Biz erkeğiz - testosteron alsak da almasak da, ameliyat geçirsek de geçirmesek de...  

Ayrıca beyaz ağırlıklı bir ülkede yaşayan bir Müslüman trans erkek olarak insanların beni potansiyel fail olarak gördüğünü belirtmek isterim. Bu konunun hiç konuşulmaması beni hep şaşırtıyor. Transmaskülen kişiler de polis şiddeti görüyor. Aynı zamanda gündelik ırkçılığın da mağduruyuz. Bazen insanlar sokağın diğer yanında bizleri görünce karşı kaldırıma geçiyor ve bizim tehlikeli olduğumuzu varsayıyor.

Maskülenliğimi kucaklıyorum. Maskülen olmak benim kimliğimin önemli bir parçası. Aynı zamanda veganım. İnsandışı hayvanlara derin bir anlayış besliyorum, onlar da benim gibi ötekileştirme mağduru.

Müslüman biri olarak, trans kişilerin kutsal olduğunu düşünüyorum. Hep vardık. Toplumun bir zenginliğiyiz. Uyum sürecim sırasında yeni bir ad ararken Hz. İlyas’ı buldum. Korkusuz, sert, sabırlı biriymiş; krallara kafa tutmuş ve çölde kırk gün yürümüş. Depresif zamanlar geçirmiş fakat dayanmış ve ideallerine bağlı kalmaktan korkmamış. Ruhu ateştenmiş. Bunları okuyunca hemen içime işledi: “Ben buyum,” dedim. “Adım İlyas.”


Etiketler: yaşam
Nefret