09/01/2021 | Yazar: Kaos GL

“Kayyum ataması doğrudan LGBTİ+’ların kazanımlarını hedef almaktadır ve biz bu kayyum atamasını kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz.”

Boğaziçi LGBTİ+’dan açıklama: Kayyuma nakka! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü, kayyum rektör atanması ve eylemlerde LGBTİ+’ların varlığının hedef gösterilmesine ilişkin açıklama yayınladı.

Dünden bugüne Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananları özetleyen kulüp, dayanışma eylemleri sırasında taleplerinin nasıl sansürlendiğini de anlattı.

Açıklamanın tam metni şöyle:

“Yeni yıla gözümüzü üniversitemize ikinci defa kayyum atanması ile açtık. Devamında bu uygulamaya hem üniversite içinden hem de dışından pek çok kişi yoğun bir şekilde tepki gösterdi. Nitekim kayyuma karşı tepkilerini gösteren, eylemlere katılan LGBTİ+’lar hem dayanışma içinden hem de dışından tepkiler aldı.

“Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Temsilcileri Kurulunun (ÖTK) yapılması planlanan protestolar için basın açıklamasının yazılması davetiyle düzenlediği toplantıda LGBTİ+lara yönelik ayrımcılığa karşı olunduğuna dair bir ifade eklenmesi önerisi reddedildi. Bunun üzerine gelen “cinsel yönelim ve etnik kimlik temelli tüm ayrımcılıkların reddi” ibaresinin metne eklenmesi önerisi, bu ilkeler üniversitenin etik ilkelerinde de yer almasına rağmen, oylamaya açıldı ve bu oylama sonucunda bu öneri de öğrenciler tarafından kabul edilmedi. Bu sansür, zaten kayyum ataması ile çoktan siyasallaştırılmış olan bir sürece karşı “siyasetler ve ideolojiler üstü” bir tutum almak istenmesi gerekçesiyle uygulandı. Benzer bir şekilde 6 Ocak tarihinde LGBTİ+’ların protestolara bayraklarıyla katılması özellikle sosyal medyada gündem oldu ve LGBTİ+’ların kamusal alanda söz üretmesi hem yandaş medya hem de muhalif olma iddiasındaki bir kesim tarafından kriminalize edilmeye çalışıldı.

“Toplumdaki bu nefreti besleyen unsurlardan biri olan hükümet, son yıllarda devlet eliyle düşmanca politikalar ve hedef göstermeler ile LGBTİ+’lara saldırmaktadır.

“Biz bu LGBTİ+fobik saldırıları Diyanet İşleri Başkanlığının yaşanan korona salgını üzerinden LGBTİ+’ları hedef göstermesinden biliyoruz. Barış içerisinde gerçekleştirilmiş Onur Yürüyüşlerinin kanuna aykırı şekillerde polis şiddetiyle yasaklanmasından biliyoruz. Ankara Valiliğinin il sınırları içerisinde gerçekleşecek tüm LGBTİ+ temalı etkinlikleri süresizce hukuka aykırı bir şekilde yasaklamış olmasından biliyoruz.

“Zaten hükümetin LGBTİ+fobik politikalarını da kayyumlar aracılığıyla üniversite kampüslerine taşıması yeni bir şey değil. 2016’da yine aynı yöntemle üniversitemize atanan kayyum rektör Mehmed Özkan döneminde LGBTİ+ öğrencilerin kazanımlarının ellerinden alınmaya çalışılması bunun en önemli kanıtıdır.

“*2017 yılında BÜLGBTİ+ tarafından yürütülmeye çalışılan Hande Kader Bursu, tüm süreçleri ve gereklilikleri tamamlanmış olmasına rağmen gerekli/yetkili mercii ile yapılan mailleşmelerden yalan olduğunu bildiğimiz gerekçelerle Rektörlük tarafından iptal edildi.

“*Yine 2017 yılında BÜLGBTİ+'nın Performans Gecesi etkinliği yandaş medya tarafından hedef gösterildikten sonra güvenlik gerekçesi ile önce iptal edildi, ardından etkinlik yapılmasına izin verilse de etkinliğin duyurusunun yapılmasına hiçbir şekilde izin verilmedi. Sonraki etkinlikler de aynı gerekçeyle sansürlenmeye, kısıtlanmaya ve baskılanmaya çalışıldı.

“*2017 yılından itibaren onur yürüyüşleri Güney Kampüs'e sıkıştırılmak zorunda bırakılarak kampüs içerisindeki onlarca sivil polisin baskısı altında gerçekleştirildi.

“*2019 yılı Eylül ayında BÜLGBTİ+’nın kulüp üyelerine attığı mail İstiklal Marşı’na hakaret edildiği iddiasıyla kamuoyuna sızdırıldı ve ardından arkadaşlarımızın fotoğraflarıyla ifşalandığı LGBTİ+fobi temelli bir  linç kampanyası başlatıldı. Bunun karşısında üniversite idaresinin takındığı tutum; halihazırda saldırı altında ve yetersiz olan cinsiyetsiz tuvaletlerin sayısını azaltmaktan, öğrencilerini yalnızlaştırmaktan, bu linç kampanyasına destek olmaktan ileri gidemedi.

“*Aynı dönemde sosyal medyada LGBTİ+’lara yönelik açıkça nefret söyleminde bulunan Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi Nesrin Özören bir dilekçe ile Etik Kurula verildi. Fakat, dilekçeye yapılan tek dönüş Rektörlüğün dilekçemizi uygun görmediği oldu.

“ODTÜ’de örgütlü mücadele yürüten LGBTİ+’ların topluluk kurma talebi kayyum yönetimi tarafından bürokratik dolambaca sokularak aylarca reddedildi. Ayrıca 2019 yılında kampüs içerisinde gerçekleştirilmesi planlanan Onur Yürüyüşü kayyum tarafından kampüse sokulan polisler aracılığıyla şiddet uygulanarak bastırıldı, pek çok arkadaşımız gözaltına alındı, hatta gözaltına alınan bazı arkadaşlarımıza dava açılarak hâkim karşısına çıkarıldı.

“Yine aynı şekilde Hacettepe Üniversitesi’ndeki kayyum yönetimi Ankara Valiliğinin mahkemelerce hukuka aykırı bulunmuş yasak kararını bahane ederek Hacettepe Kuir Araştırmaları Kulübü’nün kampüs içerisinde tanıtım yapmasını, bildiri dağıtmasını, sticker yapıştırmasını özel güvenliklerce uygulanan şiddet ile engelledi ve kulübün fiili varlığını durdurmaya çalıştı.

“Tüm bunlar kayyum yönetiminde üniversitelerde LGBTİ+’ların yaşadığı hak ihlallerinin sosyal medyaya yansımış ve görünür olmuş örnekleridir. Gerçekte, yaşanan hak ihlallerinin bundan çok daha fazlası olduğunu birinci elden deneyimlemekteyiz.

Hepimiz biliyoruz ki üniversite bileşenlerinin rızası olmadan apaçık bir şekilde AKP yandaşı olan bir ismin Cumhurbaşkanı tarafından üniversitemize rektör olarak atanması anti-demokratik ve kayırmacı bir sürecin sonucudur. Geçmiş deneyimler göstermiştir ki böylesi siyasallaşmış bir yöntemle başa geçen bir rektörün kendi koltuğunu koruyabilmesinin yolu üniversite bileşenlerinin taleplerini ve çıkarlarını korumasından değil, onu başa geçiren siyasi iradenin çıkarlarını ve siyasi hedeflerini korumasından geçmektedir. Üniversitemize atanan kayyumun, hükümetin LGBTİ+’lara ve diğer azınlıklara karşı yürüttüğü düşmanca politikalarının bir devamı olduğu açıktır. Dolayısıyla bu kayyum atamasını memleket meselelerinden ayrı, Boğaziçi Üniversitesi ile sınırlı tutma çabası nafiledir.

“Tüm bu yaşananlar açıkça göstermektedir ki kayyum ataması doğrudan LGBTİ+’ların ve tüm diğer azınlıkların kazanımlarını hedef almaktadır ve biz -Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü olarak- bu kayyum atamasını kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz. “

 


Etiketler: insan hakları, eğitim