14/06/2021 | Yazar: Defne Güzel

Cinsiyetin Hukuken Tanınması etkinliğinde Cianán Russell konuştu: Başvurucu kendi kaderini (özbelirlenim hakkı) tayin etmeli, basit bir idari süreç yürütülmeli, non-binary kimlikler tanınmalı ve kabul edilmeli.

“Devletin her kişiyi hukuken tanıması gerekir” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL’nin Eşit Haklar İçin Savunuculuğu Güçlendirme Projesi kapsamında yerel yönetim, hukuk, sosyal hizmet, eğitim ve ruh sağlığı alanlarında gerçekleştirdiği etkinlikler serisinin hukuk alanındaki ikinci etkinliği “Cinsiyetin Hukuken Tanınması” başlığıyla 10 Haziran’da gerçekleşti.

Zoom üzerinden simultane çeviriyle gerçekleşen etkinliğin konuğu ise ILGA Avrupa bünyesinde trans, insterseks, sağlık, eğitim ve Avrupa Birliği ile Avrupa Konseyi'nde toplumsal cinsiyet karşıtı hareket gibi konular kapsamında görev alan Cianán Russell oldu.

Etkinlik kapsamında transların devlet ile ilişkisinden söz eden Russel; “kişi yurttaş olarak mahkemeler, bankalar ve seyahat için devlet belgesine ihtiyaç duyar. Translar kimliklerini kullanmak istediklerinde fotoğraf ve isim sebebiyle sıkıntılar yaşıyorlar. Bu sebeple devletin her kişiyi hukuken tanıması gerekir” diye ekledi.

AİHM’in 1992 yılında cinsiyetin hukuken tanınması konusunda ilk hükmü verdiğini hatırlatan Russel; resmi belgeler üzerinde cinsiyetin değiştirilebilir olması gerektiğini ve bunun için yetişkin olma şartının da aranmaması gerektiğinin altını çizdi.

Cinsiyetin hukuken tanınması için insan hakları standartları

Cinsiyetin hukuken tanınmasını insan hakları bağlamında ele alan Russel şu maddeleri sıraladı:

  • Başvurucu kendi kaderini (özbelirlenim hakkı) tayin etmeli.
  • Basit bir idari süreç yürütülmeli.
  • Başvurucu tıbbi sertifikasyon, boşanma gibi istismarcı zorunlulukları yerine getirmek zorunda bırakılmamalı.
  • Non-binary kimlikler tanınmalı ve kabul edilmeli.
  • Reşit olmayanların cinsiyet kimliklerinin tanınmasına erişimlerinin olması sağlanmalı.

İyi örnekler ve bölgelerdeki sorunlar

Ardından Belçika, Danimarka, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Malta, Norveç be Portekiz’in özbelirlenim temelli süreçler işlettiğini aktaran Russel iyi örnekler kapsamında Malta’da yürüyen süreç için şunları ifade etti:

“Malta’daki kanun Avrupa’daki en eski özbelirlenim hakkını teslim eden kanun. Notere gidiyorsunuz ve cinsiyet kimliğinizin ne olduğuna dair beyanda bulunuyorsunuz. Noterin orada bulunma amacı kayıt almak. Araştırma yapmak ya da onaylamak değil.”

İzlanda için ise ise Russel şöyle dedi:

“Örneğin en son İzlanda’nın cinsiyet özerkliği kanununda her yetişkin cinsiyetini ve adını değiştirme hakkına sahiptir. Ameliyat, tedavi, onay süreci gerekmez. Ayrıca 18 yaşının altındaki bireyler de velisinin desteği ile cinsiyetini uyumlaştırabilir.”

İyi örneklerin ardından bölgedeki sorunlara da dikkat çeken Russel, trans karşıtı ve toplumsal cinsiyet karşıtı aktörlerin birçok farklı mecradan gelebildiğini belirtti ve Covid-19 pandemisinin de hak mücadelesini yavaşlattığını ekledi.

Russel’ın sunumunun ardından soru cevap bölümüne geçildi ve etkinlik sonlandı.

*Bu etkinlik, Avrupa Birliği'nin desteklediği Eşit Haklar için Savunuculuğu Güçlendirme Projesi kapsamında yapılmaktadır. Bu durum, etkinlik içeriğinin ve etkinlikte konuşulanların AB'nin resmi görüşünü yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Video Haber İkon  İlgili Video:


Etiketler: insan hakları, yaşam, dünyadan
Telegram