10/08/2020 | Yazar: Ezgi Epifani

Bazense öz saygı bizi özgürlüğe kavuşturur. Shrill bunun gerçekleştiği bir dizi ve öylesine hoş ki.

İnceleme: Shrill dizisinin kendini keşfet güzelliği Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Margaret Lyons’un 14 Mart 2019 tarihli ve https://www.nytimes.com/2019/03/14/arts/television/shrill-review-hulu.html linkli yazısını Ezgi Epifani KaosGL.org için çevirdi.

*Türkiye Twitter’ında şişman bedenlerini özgürce ve mutlulukla paylaşanlar; endişe trolleri ve insanları kendisiyle tatmin görmeye dayanamayan zavallılar tarafından rahatsız edilirken ve ben en sevdiğim dizilerden Shrill’in bu sene yayınlanan 2. sezonunu bitirmişken, diziye dair bir çeviri yapmamış olduğumu fark ettim. İlk sezonu 2019’da yayınlanan Shrill’i hiç beklemeden izlemiştim çünkü dizi en sevdiğim şişman yazarlardan Lindy West’in anılarını paylaştığı kitabına dayanıyor. Son iki sene içinde yaptığım beden olumlama konulu sunumlarda dinleyicilere diziyi pek bir hevesle önerdim çünkü dizinin sahiciliğini, içtenliğini ve diziden öğrendiklerimi unutmam mümkün değil. Nihayet 2. sezonu da 1. sezondaki gibi yüzümde kocaman bir gülümseme, zihnimde benzersiz bir tatmin ve minnak yüreğimde pır pır atan bir mutlulukla izledim. Ekranda kendinizinkine benzeyen bedenleri; bedenleri hayatlarının merkezi olmadan feminist ve eleştirel bir hayat sürerken ve hak ettikleri değeri talep edip alırken görmek paha biçilemez bir şey. Hiçbir şekilde özür dilemeden, başı dimdik kendi olan ve kendini tüm şartlara rağmen görünür kılan ve dolayısıyla bana da alan açan tüm şişmanlara, lubunyalara ve norm dışı herkese, tek düze ve aklını normla bozmuş ekranda Shrill’in bana olduğu gibi bir nefes ve ilham olmasını diliyorum.

İncelemeler spoiler vermemek amacıyla çığır açıcı sahnelerden ve diyaloglardan çok yüzeysel olarak bahsettiği için diziyi izlemeden bir şeyler hissetmek pek mümkün olmuyor ancak yine de 2. sezona dair daha derinlikli bir inceleme yazısı da çevireceğim. İzleyin, konuşalım cicim.

Bir kadının sahip olabileceği en tehlikeli şey öz saygıdır. Bedeninden hoşnut olmaktır, içgüdülerine güvenmek, kendi vaktine ve eşliğine değer vermektir, kendini ilginç ve özel bulmaktır, sadece karşılıklı yarara ve saygıya dayanan iş ilişkilerine ve kişisel ilişkilere girmektir. Bunlar bazen reklamcıların bizi nasıl köşeye sıkıştıracaklarını kestirememelerine yol açar. Kendimizden nefret etmezsek, neyi satın almamız gerektiğini nasıl biliriz? Ah, bazen öz saygı nasıl da kötü bir şey.

Bazense öz saygı bizi özgürlüğe kavuşturur. Shrill bunun gerçekleştiği bir dizi ve öylesine hoş ki.

Aidy Bryant, Portland şehrinde bir yazar olan Annie’yi canlandırıyor. Annie haftalık çıkan bir alternatif gazetede takvim listeleme editörlüğü yaptığı, kendisine sefilce davranan sakallı bir şapşalla çıktığı, sürekli kafasının içinde konuşup duran ve kendisine şişman olduğu için kötü, iğrenç, tembel ve değersiz olduğunu söyleyen usandırıcı bir toplumda sıkışıp kalmış bir kadın.

Şişman insanlar ve kadınlara, özellikle de şişman kadınlara böyle öğretilmiş olsa da, Annie ne içler acısı bir durumda ne de günün her vaktini perişan geçiriyor. Yine de, Annie’yle tanıştığımızda sabrının sonuna gelmiş olduğunu görüyoruz. Yattığı adam Ryan’ın (Luka Jones) “saygısız bir bebek gibi davrandığı ama daha iyisini yapabilecek yetişkin bir erkek olduğu” şakasını yapacak kadar keskin dilli olduğunu görüyoruz ancak bu şakayı Ryan’a değil, Ryan’ın çamaşırlarını yıkamak ve kendisine kahvaltı hazırlamak için gelen ve mutfakta karşılaştığı annesine yapıyor.

inceleme-shrill-dizisinin-kendini-kesfet-guzelligi-1 

Shrill Cuma’dan itibaren Hulu’da yayınlanacak ve dizi Lindy West’in popüler anı kitabı Shrill: Notes From a Loud Woman’a (Cırtlak: Gürültülü Bir Kadından Notlar) dayanıyor. Televizyon için West, Bryant ve Alexandra Rushfield tarafından uyarlanmış. (Lindy West ayrıca The New York Times yazarıdır).

inceleme-shrill-dizisinin-kendini-kesfet-guzelligi-2 

Lindy West, Aidy Bryant ve Lolly Adefope

Shrill’de, Transparent ve Better Things dizilerinde olduğu gibi önce gerçek değilmiş gibi gelen sonra ise yeterince gerçek olan bir tını var. Duygusal anlamda gerçeklikten bahsediyorum.

Dizinin içtenliği kısmen dizinin gözü kara özgünlüğünden kaynaklanıyor. Annie’nin hem en iyi hem de ev arkadaşı olan Fran (Lolly Adefope), Ryan’ı “rahat giyimli Ted Kaczynski” olarak tanımlıyor. (Hem de yüzüne karşı!) Ryan’ın son tutkulu projesi Alcatraz hakkında “Talk’n ‘Traz” adlı bir podcast. Annie’nin korkunç patronu Gabe ise (John Cameron Mitchell), “Bikini Kill’in orijinal davulcusu” olmakla övünüyor.

Shrill’in ayaklarını yere bastıran ana sebep Bryant’ın cicili bicili performansı. Hayatının bir sonraki sayfasına hazır olan birinin yaralı iyimserliğini çok iyi canlandırıyor. Altı bölümlük sezonun sonundaysa oraya vardığını görüyoruz.

inceleme-shrill-dizisinin-kendini-kesfet-guzelligi-3 

Samantha Irby tarafından yazılmış sezonun en göze çarpan “Havuz” isimli dördüncü bölümünde, Annie beden olumlayıcı bir havuz partisine gidiyor ve çok eğleniyor. Sonunda da bir aydınlanma yaşıyor.

Parti sonrası göz yaşları içinde, kendisini öz utançtan ve öz nefretten daha önce kurtarmış olmayı dileyerek nihayet fark etmeye başlayıp reddettiği “zihin hapsine” sitem ediyor.

“Bu kadar vakit kaybetmiş ve acı çekmiş olmazdım” diye iç çekiyor. 

Shrill perişanlıkla ilgili bir diziymiş gibi düşünmeyin. Annie komik ve bazı arkadaşları da öyle, o yüzden bol bol şapşal diyaloglar ve hem diğer karakterlerin hem izleyicinin yararına yapılmış espri var. Annie’nin en büyük engeli olan patronu Gabe karakteri yaratılırken şüphesiz Lindy West’in gerçek hayattaki The Stranger gazetesinden eski patronu Dan Savage’dan esinlenilmiş.

Gabe dizide, önceden havalı olan şimdiyse Annie’nin canını sıkan bir zorba özentisi olarak resmedilmiş. Gabe, tek derdinin çalışanı Annie’nin sağlığı ve dolayısıyla sağlık harcamaları olduğunu iddia ediyor ancak kendisi emniyet kemeri bile takmıyor. Gabe’in söyledikleri can yakıcı kesinlikle ancak kim olmak istediğinizi çözmenin bir yanı da kimi dinlemek istediğinizi çözmektir.

Annie hayatına yeniden uyum sağlarken fark etse de etmese de diğer herkes de uyum sağlamaya çalışıyor ve Annie bunu çoğunlukla fark etmiyor. En iyi arkadaşı lezbiyen Fran, delidolu flört hayatında kadınlara kötü davranmış olup olmadığını merak ediyor. Annie’nin annesi (Julia Sweeney) ve babası (Daniel Stern), babasının kanser tedavisiyle farklı yollarla baş ediyorlar ki hiçbiri çok da işe yarıyor gibi durmuyor. Evli ve mutlu olan bir kadın arkadaşı, şarküteri çalışanı hakkında fantezi kurduğunu itiraf ediyor. Ryan bile, eğer köpeğiniz yanlışlıkla mantarınızı yerse çağrılabilecek en ideal kişi olduğunu göstererek kendince daha iyi biri olmak için çabalıyor. Yani değişim kademeli ama sürekli de ve her yerde.

inceleme-shrill-dizisinin-kendini-kesfet-guzelligi-4 

Shrill’in düşünceli ve içten mizahı, öz liberasyon üzerine kurulu huzur bozucu manifestosunu maskeliyor. Annie, küçük düşürücü birkaç durumla geçmiş bir günden sonra, caddeden karşıya geçen, şık ve görkemli bir şekilde kaygısız bir kadını fark ediyor. Kadın şişman ve göz kamaştırıcı; kadın şişman ve şık; kadın şişman ve oldukça mutlu gözüküyor.

Bu ben olabilirdim diye düşünüyor Annie. Her şeyi değiştireceğinden değil çünkü dünya hâlâ kötü bir yer olurdu. Yine de, öz nefretin olmadığı hatta tüm kültürel baskılara ve mesajlara rağmen kendini sevdiğin bir yaşam sürmek daha iyi olmaz mıydı? Bir hayal edin.


Etiketler: medya, kültür sanat
Nefret