12/09/2020 | Yazar: Özde Çakmak

Araştırmalar koronavirüs krizinin LGBTQ’leri pek çok açıdan orantısız biçimde etkileyeceğini gösteriyor.

Kovid-19 pandemisinde LGBTQ hakları mücadelesi hiç olmadığı kadar önemli Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

The Print’te 6 Haziran 2020’de yayınlanan Corinna Lathan’ın yazısını Özde Çakmak, KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

Yıllar süren kendi sesini bulma mücadelesi sonrasında trans kızım nihayet performansının doruğuna çıkmıştı. Bahar lakrosu ve çim hokeyi sezonları başlamak üzereydi; ilk lise tercihine kabul edilmişti ve okula gitmekten – en azından çok fazla – nefret etmiyordu. Sonra koronavirüs peydah oldu ve hepimiz karantinaya girdik. Kızıma yalnızca kardeşi, annesi ve babası ile köpeği eşlik ediyor. Yani, bugün her yıl uluslararası çapta transları kutlayan bir gün olan Trans Görünürlük Günü’nde kızım daha fazla göründüğünü hissetmek yerine kendini sosyal olarak izole ve görünmez hissediyor.

Onun şanslı olduğunu biliyoruz. Onu seviyoruz ve destekliyoruz, o da yanında olduğumuzu biliyor. ABD’deki yaklaşık 1.3 milyon trans gencin %73’ü “çok destekleyici” hanelerde yaşamıyorlar – yani eve dönmeye ya da evde kalmaya zorlanan LGBTQ ergenler, üniversite öğrencileri ve genç yetişkinler kendilerini hoş karşılamayan ortamlara geri dönmüş olabilirler. Onlar için bu riskli bir dönem.

Bu Trans Görünürlük Günü’nde onları – ve şimdi bize daha az değil, daha çok ihtiyaç duyan transların hepsini – düşünüyorum.

Koronavirüs tüm dünyayı kırıp geçirirken şimdi pandemiyi ortadan kaldırmaya odaklanıyoruz. Fakat en kırılgan topluluklarımızı unutursak etkili biçimde ya da tam olarak iyileşemeyeceğiz. Human Rights Campaign’in (HRC) araştırmasının açıkça ortaya koyduğu üzere koronavirüs krizi LGBTQ’leri pekçok açıdan orantısız biçimde etkileyecek. Muhtemelen önceden varolan sağlık durumlarına sahipler, bu da hasta olmalarının daha büyük bir olasılık taşıdığı ve iyileşmelerinin daha uzun sürdüğü anlamına geliyor. Kuvvetle muhtemel hizmet sektöründe – örneğin, restoranlarda ve perakende satış mağazalarında – çalışıyor olmaları kriz sırasında işsiz kalmalarının daha muhtemel olduğu anlamına geliyor.

Liste uzayıp gidiyor. LGBTQ’lerin salgın sırasında neden artan riskler – hem fiziksel hem de sosyal – altında olabileceklerini halkın anlamasını koyalaştırmak için 100’den fazla LGBTQ örgütü geçtiğimiz günlerde bu sorunlardan bazılarının altını çizen bir mektup yayınladı:

*Genel nüfusa kıyasla LGBTQ Amerikalılar’ın yoksulluk içinde yaşamaları ve yeterli tıbbi bakıma erişim, ücretli hastalık izni ve temel ihtiyaçlardan yoksun olmaları daha muhtemel. Bu yüzden ailelerini desteklemek için kaynak ararken önleyici tedbirlerle ilgilenmeyebilirler.

*LGBTQ’ler birçok sağlık hizmeti ortamında hizmet sağlayıcılar ve personel tarafından ayrımcılığa maruz kalmaya devam ediyorlar.

*LGBTQ nüfusunun daha yüksek HİV ve kanser oranına sahip olması daha çok sayıda kişinin tıbbi açıdan risk taşıyan bağışıklık sistemlerine sahip olabilecekleri anlamına geliyor.

*LGBTQ’ler genel nüfusa kıyasla %50 daha fazla sigara içiyor ve Kovid-19 özellikle sigara içen kişiler için zararlı olduğu kanıtlanan bir solunum hastalığı.

İyi haber ise bu krizin trans topluluğuna temel insan hakları ölçülerinde verilen desteğin arttığı bir dönemde gerçekleşmesi, ben bu ilerlemeye ilk elden tanık oldum. 2005’ten bu yana Teknoloji Öncüsü ve Genç Küresel Lider olarak aralıklarla Davos’taki Dünya Ekonomi Forumu’na gidiyorum. Yapay Zekâ ve Robot Teknolojisi Alanında Küresel Gelecek Konseyi’ne başkanlık ettim ve Yeni Çıkan Teknolojiler Konseyi’nin uzun süreli bir üyesi olarak Scientific American’da her yıl çıkan “Top Ten” için makaleler yazıyorum. 2018’de, Davos’taki küresel LGBTQ katılımı konulu GLAAD yemeğine katıldım ve trans bir çocuğun ebeveyni olarak tecrübelerimi yazmam için ilham aldım.

Son iki yıldır, Davos’ta trans görünürlüğünün artmasından cesaret aldım. Bu yıl, Çinli bir trans TV sunucusu olan Jin Xing bu yılın Kristal Ödül Kazananları’ndan biriydi. Bu arada, altı yıl önce Trans Görünürlük Günü’nde güçlü bir TED konuşmasıyla açılan trans model Geena Rocero işyerinde açık olmak ile ilgili bir tartışmanın moderatörlüğünü yapıyordu. Davos Küresel LGBTI Eşitliği Ortaklığı’na da dikkat çekti; Microsoft, Deutsche Bank, Salesforce ve Mastercard gibi bu ortaklığa şirketler katıldı bile.

Farkındalık ve katılımdaki bu artış bana geleceğin işgücü için bir iyimserlik hissi verdi. KOVİD krizinin ortasında dahi, ABD’deki işletmeler eyalet meclislerinde bugüne dek sunulan en fazla sayıdaki LGBTQ kanun teklifine karşı çıkmak için kolları sıvadılar. Bu önergelerin çoğu trans gençlere yönelik ayrımcılığa odaklanıyordu. Daha da korkunç olan ise bazı önergelerin çocuğumun Amerikan Tıp Derneği tarafından önerilen ve trans gençlerde intihar riskini azalttığı gözlenen toplumsal cinsiyet uyumlayıcı tıbbi tedavileri almasını engelleyecek olması. Amazon, Chobani, Apple, Verizon, Marriott ve diğer pek çok şirketin özellikle trans geçlere yönelik olmak üzere eyalet merkezli tüm anti-LGBTQ yasaları kınayan bir mektuba imza atmak için HRC ile biraraya geldi.

İşletmelerin bu momentum’a ayak uydurmaları gerek – özellikle kriz sırasında ve sonrasında. Birey olarak, bizler de bu süre boyunca ve sonrasında görünür müttefikler olmak için kendi payımıza düşeni yapabiliriz.

Yalnızca iki ay önce (çoğumuza uzun zaman önce gibi gelebilir), dünyaca ünlü çellocu Yo-Yo Ma Ariadne Getty Vakfı’nın ev sahipliği yaptığı Davos’taki bir akşam yemeğinde, kendi ifadesiyle “LGBTQ gençlerinin travmalarını iyileştirmek için,” unutulmaz bir performans sergiledi. Elbette, şimdi iyileşmek için yapılacak şeyler her zamankinden daha fazla. Yo-Yo Ma bunu müziği aracılığıyla yaparak başkalarına da sosyal medyada #SongsOfComfort etiketiyle sanat üretme ve paylaşma çağrısı yapıyor.

Ailece yaşadığımız evde ise, biz bu izolasyon dönemi boyunca kendi kutlamalarımızı yapıyoruz: Ben ukulele öğreniyorum, kocam mızıka öğreniyor, ergenlik çağındaki çocuklarımız da şarkı söylüyorlar. LGBTQ haklarının tüm müttefikleri bu kriz sırasında izole edilmiş hisseden gençlere yardım etmek için sadece seslerini yükselterek ve şarkı ve video aracılığıyla desteklerini göstererek ya da sadece onaylayıcı bir sosyal medya gönderisi paylaşarak katkıda bulunabilirler. LGBTQ gençler için uluslararası bir topluluk olan TrevorSpace.org gibi online topluluklar da bir destek kaynağı olabilir. Fark yaratmak isteyenler için çok sayıda seçenek mevcut.

Bu Trans Görünürlük Günü’nde transları yalnızca görmekle kalmamalıyız, arkalarına geçerek onları desteklemeliyiz – en çok da bu yıl.


Etiketler: insan hakları, yaşam, sağlık, dünyadan
Nefret