05/05/2022 | Yazar: Sinan Göksoy

LGBTQ gençler cinsel yönelimleri ya da cinsiyet kimlikleri yüzünden intihara eğilimli değiller, bu riski arttıran asıl nedenler toplum tarafından kötü muamele görmeleri ve küçük düşürücü şekilde damgalanmaları.

LGBTQ gençlerin intiharları hakkında gerçekler Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İllüstrasyon: Anke Gladnick

Sinan Göksoy, ABD’den The Trevor Project’in “Facts About LGBTQ Youth Suicide” metnini KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

Önemli İstatistikler

İntihar 10-24 yaş arası gençler arasında en yaygın ölüm sebepleri arasında ikinci sırada (Hedegaard, Curtin, & Warner, 2018) – ve lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, kuir ve cinsel kimliğini ve yönelimini sorgulayan (LGBTQ) gençler çok daha yüksek bir risk altında.

LGBTQ gençlerin intihara teşebbüs olasılığı yaşıtlarından dört kat daha fazla (Johns ve diğerleri, 2019; Johns ve diğerleri, 2020).

The Trevor Project ABD’de her yıl 1.8 milyon LGBTQ gencin (13-24) ciddi anlamda intihar etmeyi düşündüğünü ve her 45 saniyede en azından birinin intihar girişiminde bulunduğunu tahmin ediyor.

The Trevor Project’in 2021 Ulusal LGBTQ Gençlik Ruh Sağlığı Araştırması önceki yıl yarısından fazlasının transseksüel ve non-binary gençlerin oluşturduğu LGBTQ gençlerin %42’lik bir bölümünün ciddi anlamda intihar girişiminde bulunmayı düşündüğünü ortaya koydu.

Kesişimselliğin Önemi

Kesişimsellik ırk/etnik köken, toplumsal cinsiyet ve cinsellik gibi bireysel düzeyde birbirine bağlı, çok boyutlu sosyal kimliklerin heteroseksizm, cisseksizm ve ırkçılık gibi toplumsal düzeyde baskı ve ayrımcılık üzerine kurulmuş birbirine kenetli sistemler tarafından nasıl şekillendiğini anlamak üzerine kurulu yaklaşımdır (Crenshaw, 1991).

Kimliklerin kesişimi bazı LGBTQ gençlere diğerlerinden daha belirgin stres etkenleri oluşturabilir. Azınlık stresi birden çok ötekileştirilmiş sosyal statüye sahip gençler için en güç ve iz bırakan sorun olabilir. (Cyrus, 2017).

Bununla birlikte, özellikle örneklem büyüklüğünün kısıtlı olmasından dolayı araştırmacılar LGBTQ gençler arasındaki grup içi değişkenleri inceleme konusunda genellikle başarısız oluyor, bu durum da intihara eğilimli düşünceler ve davranışların grup içindeki eşitsizlikleri konusunda anlayışımızı kısıtlıyor.

Ancak mevcut araştırmalar biseksüel, transseksüel, non-binary ve çeşitli ırklardan LGBTQ gençlerin eşitsizliğinde artış olduğunu ortaya koyuyor.

Toplumsal Kimlikler Arasındaki Ruh Sağlığı Eşitsizlikleri

Biseksüel Gençler

Veriler biseksüel gençler ya da birden fazla cinsiyete karşı çekim hisseden ve/veya ilişki kurmak isteyen bireylerin daha yüksek oranda depresif ruh hali, zorbalık, cinsel istismar ve fiziksel zarara maruz kaldığını gösteriyor.

Trevor Project’in CDC verilerini analizine göre geçen yıl biseksüel gençlerin neredeyse yarısı (%48) ciddi anlamda intihar girişiminde bulunmayı düşündü, %27’si de intihar girişiminde bulundu. Gey ve lezbiyen gençlerin %37’si ciddi anlamda intihar girişiminde bulunmayı düşünürken %19’u intihar girişiminde bulundu. Heteroseksüel gençlerin ise %14’ü intihar girişiminde bulunmayı düşündü, %6’sı intihar girişiminde bulundu.

Biseksüel gençler arasındaki intihar riski eşitsizlikleri cinsiyet kimliği ve ırk/etnik köken bağlamında da değişiklik göstermekte.

Transseksüel ve Non-binary Gençler

Transseksüel ve non-binary gençlerin depresyon, intihara eğilimli düşüncelere kapılma ve intihar girişiminde bulunma riski natrans LGBTQ bireyler de dahil olmak üzere natrans ve heteroseksüel gençlerden çok daha yüksek.

Trevor Project araştırmacıları tarafından yapılan, Journal of the Adolescent Health’de yayınlanan hakem sürecinden geçmiş 2020 çalışmasında transseksüel gençlerin depresif semptomları deneyimleme, ciddi anlamda intihar etmeyi düşünme ve intihar girişiminde bulunma olasılıklarının natrans LGBTQ yaşıtlarına oranla 2 ila 2.5 kat daha yüksek olduğu bulundu.

Çeşitli Irklardan LGBTQ Gençler

Trevor Project tarafından düzenlenen 2021 Ulusal Anketi’nde geçen yıl çeşitli ırklardan LGBTQ gençlerin beyaz yaşıtlarına göre intihar girişiminin daha yüksek oranda olduğu tespit edildi. Ankete katılan 35,000 LGBTQ genç arasında intihar girişiminde bulunanlardan %12’si beyaz gençlerken %31’i Yerli , %21’i Siyahi , %21’i çok ırklı , %18’i Latin kökenli ve %12’si Asyalı/Pasifik Adalı gençlerdi.

Irk/etnik köken bağlamında sürekli olarak en yüksek intihar riskini İki Ruhlu/LGBTQ olan Yerli gençler bildirdi.

Trevor Project’in araştırmasında geçen yıl intihar girişiminde bulunma olasılıklarının (%33) LGBTQ yaşıtlarına kıyasla (%14) 2.5 kat daha fazla olduğu ortaya çıktı. Ayrıca bu grup koruyucu aile, barınma istikrarsızlığı ve gıda güvencesizliği raporlarında da orantısız olarak temsil edilmekte.

Özellikle Siyah transseksüel ve non-binary gençlerin geçen yıl %59’unun ciddi anlamda intihar etmeyi düşünmesi ve en az dördünden birinin (%26) intihar girişiminde bulunması oranıyla intihar riski orantısızlığı bildirildi.  

Bu eşitsizlikler Siyahi, Yerli ve çeşitli ırklardan bireylerin tarih boyu maruz kaldıkları ve hala da devam eden baskı, zulüm ve travmanın yıkıcı etkilerini vurgulamakta.

LGBTQ Gençlerin İntiharında Rol Oynayan Bazı Temel Risk Faktörleri

Azınlık Stresi

LGBTQ bireylerin deneyimlediği ruh sağlığı eşitsizliklerini açıklamak için kullanılan en baskın teorilerden biri olan Azınlık Stres Modeli, LGBTQ temelli mağduriyet deneyimlerinin, bu deneyimlerin ve LGBTQ karşıtı mesajların içselleştirilmesinin, LGBTQ bireylerin ruh sağlığı açısından olumsuz sonuçlara neden olabileceğini ve intihar riskini arttırabileceğini öne sürüyor. (Meyer, 2003)

Trevor Project’in Amerikan Toplum Psikolojisi Dergisi’nde yayınlanan hakem sürecinden geçmiş 2021 çalışmasında azınlık stresi deneyimleri arttıkça intihar girişiminde bulunma olasılığının da arttığı gözlemlendi. Dört tür azınlık stresi – LGBTQ temelli fiziksel zarar, ayrımcılık, barınma istikrarsızlığı ve ebeveynlerin değişim girişiminde bulunması – deneyimlediklerini bildiren LGBTQ gençlerin bunlardan hiçbirini deneyimlemeyen gençlere oranla intihar girişiminde bulunma olasılıkları 12 kat daha fazlaydı.

Reddedilme, Sosyal Destek ve Kabul Görülen Ortam Eksikliği

Araştırmaya göre LGBTQ gençlerden yalnızca üçte biri ebeveynleri tarafından kabul görmekte, üçte biri ebeveynleri tarafından reddedilmekte ve kalanı da yetişkin olana dek LGBTQ kimliğini saklamakta (Katz-Wise ve diğerleri, 2015). Başka bir çalışmada da ebeveynleri tarafından reddedildiğini bildiren LGB genç yetişkinlerin intihar girişiminde bulunma riskinin sekiz kat, majör depresyon geçirme riskinin ise altı kat daha fazla olduğu bulundu (Ryan ve diğerleri, 2009).

Çoğu LGBTQ genç kabul edildikleri bir ortamın eksikliğini çekmekte. LGBTQ gençlerin yalnızca yarısı okulda kabul gördükleri bir ortam olduğunu bildirirken sadece üçte biri kabul gördükleri bir ev ortamı olduğunu söylüyor. Trevor Project’in araştırması da LGBTQ gençlerin kabul gördükleri bir ortama erişimleri olduğu zaman intihar girişiminde bulunma oranlarının daha düşük olduğunun sürekli olarak bildirildiğini gösteriyor.

Ayrımcılık

LGBTQ gençlerin %75’i hayatlarında en azından bir kere cinsel yönelimleri ya da cinsiyet kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa uğradığını bildirdi, yarısından fazlası ise bu ayrımcılığa geçen yıl uğradığını söyledi. Geçen yıl ayrımcılığa uğrayanlar, ayrımcılığa uğramamış olanların iki katından fazla oranda intihar girişiminde bulundu.

Trevor Project araştırmacıları tarafından yapılan, Journal of the Adolescent Health’de yayınlanan hakem sürecinden geçmiş 2020 çalışmasında cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığa uğradığını bildiren transseksüel ve na-binary gençlerin geçen yıl intihar girişiminde bulunma olasılığının cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığa uğramayanlardan iki kat fazla olduğu ortaya çıktı.

Onarım Terapisi

Trevor Project araştırmacıları tarafından yapılan Amerikan Toplum Psikolojisi Dergisi’nde yayınlanan hakem sürecinden geçmiş 2020 çalışmasında onarım terapisi gördüğünü bildiren gençlerin geçen yıl intihar girişiminde bulunduklarını bildirme olasılıklarının iki katından fazla olduğu ve tekrarlayan intihar girişimlerinde bulunduklarını bildirme olasılıklarının 2.5 katından fazla olduğu bulundu.

Trevor Project tarafından düzenlenen ABD çapında 13-24 yaş aralığında yaklaşık 35,000 LGBTQ gencin katıldığı 2021 Ulusal Anketi’nde katılımcıların %13’ü onarım terapisine maruz kaldığını, %83’lük bir kısmı ise bunu 18 yaşından küçükken yaşadığını bildirdi.

LGBTQ Gençleri İntihardan Korumaya Yönelik Bazı Temel Faktörler

Sosyal Destek ve Yetişkinlerden ve Akranlardan Kabul Görme

En azından bir yetişkin tarafından kabul görmek LGBTQ gençlerin intihar girişiminde bulunma riskini %40’lık bir oranda düşürebilir.

Trevor Project araştırmacıları tarafından yapılan, Transseksüel Sağlığı’nda yayınlanan hakem sürecinden geçmiş 2021 çalışmasında yetişkinler ve yaşıtları tarafından cinsiyet kimliğinin kabul gördüğünü bildiren transseksüel ve na-binary gençlerin geçen yıl intihar girişiminde bulunma olasılığının önemli ölçüde düşük olduğu bulundu.

Aileleri ve arkadaşları tarafından yüksek düzeyde sosyal destek gördüğünü bildiren LGBTQ gençlerin intihar girişiminde bulunma olasılığı düşük seviyede sosyal destek görenlerle karşılaştırıldığında oldukça az.

Özellikle Okulda Onaylayıcı Ortamlar ve Aktiviteler

Trevor Project’in araştırmasında en azından bir LGBTQ onaylayıcı ortama – en önemlilerinden biri LGBTQ onaylayıcı okullar - sahip olduğunu bildiren gençlerin geçen yıl intihar girişiminde bulunduğunu bildirme olasılığının %35 düştüğü gözlemlendi.

Okul ortamında güvendikleri yetişkinlerin olduğunu bildiren LGBTQ gençlerin özsaygıları daha yüksek (Dessel ve diğerleri, 2017) ve destekleyici yaşıtlarının olması, ailelerinden destek alamayanlar da dahil, gençleri anksiyete ve depresyona karşı korumakta (Parra ve diğerleri, 2018).

Okullar ayrıca gençlere ders dışı aktivitelere ve öğrenci kulüplerine katılma olasılığı tanıyor, bu da gelişimlerine olumlu etki ediyor (Eccles ve diğerleri, 2003).  Cinsiyet ve Cinsellik İttifakı’nın (GSAs) varlığının LGBTQ gençler ve genç yetişkinlerin depresyon riskini önemli ölçüde azalttığı, sağlık ve mutluluklarını arttırdığı bulunmuştur (Toomey ve diğerleri, 2011).

Transseksüel ve Non-binary Gençleri Destekleyen İlkeler ve Uygulamalar

Transseksüel ve non-binary gençler cinsiyet belirten zamirlerine saygı gösterildiğinde, yasal belgelerde resmi olarak cinsiyet belirtecini değiştirme imkanları olduğunda ve cinsiyet kimliklerinin kabul gördüğü ortamlara (çevrimiçi ortamlar, okul ya da ev ortamı) erişimleri olduğunda daha az intihar girişiminde bulunuyorlar.

Hayatlarındaki herkes ya da çoğu kişi tarafından cinsiyet belirten zamirlerine saygı gösterildiğini bildiren transseksüel ve na-binary gençler, bu zamirlere saygı duyulmayan ortamlardaki gençlerin yarısı oranında intihar girişiminde bulunmakta.

Hormon terapisi gibi cinsiyet uyum sürecinde verilen tıbbi bakımın ruh sağlığını olumlu yönde etkilediği ve intihar riskini azalttığı kanıtlanmıştır. Trevor Project araştırmacıları tarafından yapılan, Journal of the Adolescent Health’de yayınlanan hakem sürecinden geçmiş 2021 çalışmasında transseksüel ve non-binary gençlerde cinsiyet uyum sürecinde hormon terapisinin uygulanması depresyon, intihar eğilimli düşünceler ve intihar girişimlerinin daha düşük oranda olmasıyla önemli derecede ilişkilendirilmektedir.


Etiketler: yaşam, sağlık, dünyadan, medya okulu
Dijital