30/10/2021 | Yazar: Deniz Mutlu Taşyürek

Tarihteki en önemli LGBTQ kitapları nelerdir ve LGBTQ yayıncılığı nasıl bir evrim geçirmiştir?

LGBTQ yayıncılığının köşetaşları Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Deniz Mutlu Taşyürek, hachettebookgroup.com web sitesinde yayınlanan “Important Milestones in LGBTQ Literature” adlı metni KaosGL.org için Türkçeleştirdi.

Sansür sebebiyle ya da LGBTQ içeriklerin niş bir gruba hitap ettiği ve bu nedenle ticari değerinin olmadığı gerekçesiyle LGBTQ karakterler ve temalar ana akım yayıncılıkta genellikle yeterince temsil edilmiyor. Ancak LGBTQ karakterler ve LGBTQ tarihi, okur üzerinde derin bir etki bırakıyor. Ayrıca medyada LGBTQ görünürlüğü, temsil tartışmaları açısından da önemli bir yere sahip. Bu hikâyeler, hem kendini LGBTQ toplumunun bir parçası olarak tanımlamayan okurları eğitiyor ve bilgilendiriyor hem de LGBTQ okurlar için belki daha önceden mümkün olduğuna ihtimal vermedikleri bir yol haritası tasvir ediyor.

Her ne kadar bu hikâyeler son derece değerli olsa da LGBTQ edebiyat tarihinin yaygın olarak bilindiğini ve öğretildiğini söyleyemeyiz. Tarihteki en önemli LGBTQ kitapları nelerdir ve LGBTQ yayıncılığı nasıl bir evrim geçirmiştir?

LGBTQ Edebiyat Tarihine Genel Bakış

Tarih boyunca LGBTQ temalara yer veren edebiyat eserleri, çeşitli sıkıntılarla ve itirazlarla karşı karşıya kaldı. Tüm derdi kendi hikâyesini paylaşmak olan okurlar ve yazarlar; değişen toplumsal gelgitlerle, yasal kısıtlamalarla, kitap yasaklarıyla ve zulümle yüzleştiler. Ancak tüm bu engellere rağmen, edebiyattaki LGBTQ temaların izini antik zamanlara kadar sürmek mümkün.

LGBTQ Edebiyatın Temel Metinleri ve Yazarları

LGBTQ karakterlerin, temaların ve eşcinsel aşkın ilk temsilleri binlerce yıl önce ortaya çıkmıştı.

·       Antik Yunan ve Roma: Sempozyum’da Platon ve İlyada’da Homer, İlyada’nın kahramanları Aşil ile Patroklos’un birlikteliği de dahil olmak üzere eşcinsel birlikteliklere yer veriyorlardı. Yunan ve Roma mitolojisinden birçok hikâye de eşcinsel ya da interseks figürler arasında geçen ilişkileri ve birliktelikleri ortaya koyuyordu. Günümüz akademisyenleri, bu hikayeleri antik dönemin eşcinsel aşka nasıl yaklaştığının, bunu nasıl ifade ettiğinin ve bu konudaki tolerans seviyesinin göstergesi olarak yorumluyorlar.

·       Rönesans Dönemi: Shakespeare’in On İkinci Gece ve Venedik Tüccarı gibi çığır açan eserleri ya da erotik soneleri akademisyenler ve öğrenciler tarafından LGBTQ perspektifinden ele alınıyor. Bu metinler, Rönesans Avrupa’sının cinsiyet ve cinselliğe dair tutumu hakkında fikir veriyorlar.

·       On Sekizinci Yüzyıl: George dönemi İngiltere’sinde kadınların özel alanda kendi aralarında yaşadıkları bir miktar fiziksel yakınlık kabul edilebilir bir tecrübeydi. Hatta bir kadının evlenmeden önce bu tarz homoerotik ilişkiler yaşaması şakayla karışık bir şekilde teşvik ediliyordu; Anne Lister’in Günlükleri ya da Katherine Philips’in şiirleri gibi on sekizinci yüzyıl edebiyat eserleri de bunu doğruluyordu. Açıkça dışa vurulan eşcinsel aşkın ciddi şekilde cezalandırıldığı bu dönemde, on sekizinci yüzyıl İngiliz toplumunun önemli ama az bilinen bir yönü bu metinlerle açığa çıkarılıyordu.

·       On Dokuzuncu Yüzyıl: On dokuzuncu yüzyıl, LGBTQ yazını açısından daha dolaylı, daha az yıkıcı ama büyük bir dönemin başlangıcı oldu. Arthur Rimbaud, Walt Whitman, Oscar Wilde, Marcel Proust, Emily Dickinson ve Virginia Woolf gibi yazarlar birçok çalışmalarında LGBTQ kimliğine ve ilişkilerine gizli kapaklı referanslar verdiler. Okurlar arasında LGBTQ farkındalığının artması için yolu açmış oldular.

·       Yirminci Yüzyıl: James Baldwin, Truman Capote, E.M. Forster, Allen Ginsberg, Audre Lord, Diane di Prima, Adrienne Rich, Thomas Mann ve daha çok sayıda yazar, toplumsal sınırları zorladılar ve LGBTQ kurgularını görünür kıldılar. Bu yazarlar ve onların eserleri hem eleştiriler açısından hem de ticari açıdan çoğunlukla başarıya ulaştı ve yirminci yüzyılda LGBTQ yazını açısından yeni bir sayfa açılmış oldu.

LGBTQ Kitap Yasakları, Yazarlara Dönük Zulüm ve Sansür

Yirminci yüzyılın ortasına kadar, çok sayıda ulus, eşcinselliğin ifade edilmesini yasadışı kabul ediyordu. Ülkelerin eşcinsel evliliklere izin vermeye başlaması ancak yirmi birinci yüzyılın ilk yıllarında meydana geldi. Bu süreç boyunca eşcinsel aşkı tasvir eden LGBTQ edebiyat eserleri, toplumsal ya da yasal teamüller uyarınca sıklıkla yasaklandı ya da sansürlendi.

LGBTQ ilişkiler toplumsal olarak daha yaygın şekilde kabul görmeye başladığında dahi Amerikan Kütüphaneler Birliği 2016 yılında en çok itirazla karşılaşan kitapların yarısının LGBTQ içeriğe sahip olduğunu belirtti. LGBTQ kitaplara günümüzde dahi devam eden tepkiler, antik metinlerden 1900’lerin başlarına kadar olan süreçte de görülmekteydi. Birkaç örnek:

  • Sappho’nun Eserleri Yok Edildi: Yunan şiirinin ikonlarından Sappho, sadece zamanının ötesine geçen lirik eserleriyle değil, aynı zamanda ele aldığı kadın merkezli cinsellik ve aşk temasıyla da ün kazanmıştı. Yaşadığı dönemde oldukça saygı duyulan bir isimdi. Ancak Sappho’nun eserleri lezbiyenliği tasvir ettikleri gerekçesiyle dördüncü yüzyıl Başpiskoposu Nenizili Gregorios ve on birinci yüzyıl Papası Gregory VII yönetimince yakıldı.
  • Walt Whitman Yayıncılığın Bedelini Ağır Ödedi: Whitman’ın Çimen Yaprakları adlı eserini eşcinsellik teması ve erotik metaforları sebebiyle hiçbir yayıncı basmıyordu. Ancak yılmayan Whitman, şiirlerinden oluşan bu derlemeyi kendi finanse ederek yayımladı. Dönemin İçişleri Bakanı James Harlan, Çimen’i Whitman’ın yazdığını öğrenince ve bu kitabın ofansif olduğuna hükmedince Whitman İçişleri Bakanlığı’ndaki işini kaybetti.
  • Oscar Wilde Mahkemede Yargılandı: Oscar Wilde, eşcinselliğin yasadışı kabul edildiği memleketi İngiltere’de ahlaksızlık sebebiyle üç kez yargılandı. Wilde, iki yılını hapiste geçirdi ve diğer erkeklerle ilişki yaşamaya cüret ettiği için nihayetinde sürgüne zorlandı.
  • Filmler Karakterleri Heterolaştırdı[1]: LGBTQ kitap karakterlerini alıp film uyarlamalarında onları heteroseksüele dönüştürmek Hollywood’un sık yaptığı bir şey. Mor Yıllar’da Celie Johnson’ı, Kızgın Damdaki Kedi’de Brick’i, İnce Kırmızı Hat’ta Onbaşı Fife’ı, X-Men çizgi romanlarında Mystique’i, Kara Panter’de Ayo’yu ve Kızarmış Yeşil Domatesler’de Ruth ve Idgie’yi düşünün. The Advocate’ın[2] belirttiği gibi, heterolaştırılmış karakterlerin sayısı uzayıp gidiyor.
  • Queer Teorisyenler İtirazlarla Karşılaştı: Judith Butler, Eve Kosofsky Sedwick, Barbara Smith, Sarah Lucia Hoagland, Adrienne Rich ve Cherrie Moraga gibi çok sayıda queer teoriesyen ilk metinlerini basacak yayıncı bulma konusunda sıkıntılar yaşadılar.
  • Trans Yazarlar Dışlanmayla Mücadele Etti: Tarihsel olarak translara ait sesler çoğunlukla toplumsal alanın en dışına itilmiştir. Baskıyla en çok karşılaşanlar arasında da na-beyaz[3] trans yazarlar yer alır. Neyse ki Laura Jane Grace’ten Tranny [Dönme], Julie Anne Peters’tan Luna ve Kate Bornstein ve S. Bear Bergman’dan Gender Outlaws: The Next Generation [Kanundışı Cinsiyet: Yeni Nesil] gibi kitaplar, gelecekteki trans yazarlar için bir kapı aralamış oldu.
  • Günümüzde Kitap Yasakları Devam Ediyor: 2017’de Amerikan Kütüphaneler Birliği, ülkede en çok itirazla karşılaşan kitaplar listesinde ilk on sıradaki kitapların yarısının LGBTQ karakterler içerdiği ya da “cinsel içerikli” materyal olduğu gerekçesiyle itirazla karşılaştığını bildirdi. Sıklıkla karşı gelinen kitaplar arasında resimli çocuk kitapları da yer alıyor. Bir örnek olarak, Todd Parr’a ait The Family Book’a [Aile Kitabı] eşcinsel çiftleri çocuklara gösterdiği için karşı çıkılıyor.

Dünya genelindeki toplumlarda ayrımcı pratikler ve önyargılar hala yaygın olduğundan LGBTQ’lara dönük ayrımcılık sebebiyle kaç tane yazarın sesinin bastırıldığını ya da kenara itildiğini bilmek pek mümkün değil.

Günümüzde LGBTQ Edebiyatı

LGBTQ toplumundan birçok kişi, kitapların nasıl daha kapsayıcı bir hale geldiği konusunda oldukça güçlü duygulara sahip. Bu nedenle biz de bu konudaki bakış açılarını öğrenmek adına bazı LGBTQ bloggerlar ile konuştuk. LGBTQ yazar, blogger ve yapımcı Vikki Reich, LGBTQ edebiyatının çok yol kat ettiğini ancak hala arada sırada tek boyutlu gibi hissettiren karakterlere hayat verdiğini söyledi.

Yazıları Autostraddle’da, Huffington Post’ta ve başka popüler platformlarda yayımlanan Reich şu cümleleri dile getirdi: “Bence toplumumuz, çoğunluğun azınlık karakterlerle nasıl ilişki kuracağını ya da bu karakterlerde nasıl kendinden bir şeyler görebileceğini bilmediği bir noktada sıkışıp kaldı. Çünkü queerlerin ya da diğer azınlık gruplarını aksine, bunu daha önce yapmak zorunda kalmamışlardı.”

Modern Kinship [Modern Akrabalık] kitabının yazarları Constantino ve David Khalaf da Reich ile aynı fikirde. Cinselliği ya da kimliği hikâyenin itici gücü olmayan LGBTQ karakterleri edebiyata dahil etme fikrini çok sevdiklerini belirttiler. “Ana akım edebiyatta cinselliği ya da cinsiyeti, kimliğinin önemli bir parçası olan ama kurgunun en temel unsuru olmayan daha fazla sayıda LGBTQ ana karakter görmek isterdim,” diye ifade etti David.

Once Upon a Journey [Bir Zamanlar Yolda] isimli popüler lezbiyen seyahat blogunun yazarları Hollandalı çift Roxanne Weijer ve Maartje Hensen de benzer bir perspektiften LGBTQ edebiyatının henüz ana akımla ilişkilendirilebilir bir noktaya ulaşmadığını belirttiler: “Bunun için araştırma yapmak zorundayız. Asla kendiliğinden önümüze düşmüyor. Ve eğer düşerse bütün ‘geylik’ meselesi herhangi bir sürpriz sona hizmet edecek şekilde kullanılıyor. Asla gündelik ve gelişigüzel bir olay olarak değil.”

Erkek arkadaşıyla birlikte Couple of Men [Bir Çift Adam] blogunun yazarlığını yapan LGBTQ blogger ve aktivist Karl Krause ise daha da detaylı bir açıklama sundu. “LGBTQ karakterler içeren hikayelerin her geçen gün daha yaygın hale gelmesini ne kadar takdir etsem de ortalama karakterlerin de bu hikayelere dahil edildiğini daha çok görmek isterdim,” dedi. “Açık fikirli bir toplumun kabul gören üyeleri olarak, sadece insan olarak temsil edilmek tercih edilesi bir durum.”

Bu şekilde nüanslı kurgular ortaya koymayı başaran günümüz kitapları arasında ise Emma Donoghue’den Frog Music [Kurbağa Şarkısı] ve 2018 Pulitzer Kurgu Ödülü’nün sahibi Andrew Sean Greer’den Less [Daha Az] yer alıyor.

LGBTQ Yayıncılık İstatistikleri

Publishers Weekly’e göre, piyasadaki LGBTQ kitapların sayısında bir artış meydana geldi. Çağdaş edebiyat ve özellikle gençlik edebiyatı, bilim kurgu ve fantastik edebiyatta görülen LGBTQ karakterlerin sayısı da benzer şekilde artıyor.

Günümüz kitap dünyasının kapsayıcı olup olmadığını izleyen web sitesi Diversity in YA, bu artış eğilimlerini iki temel kriter üzerinden değerlendiriyor. İlk olarak, kitabın, kendisini LGBTQ olarak tanımlayan ya da LGBTQ meseleleriyle uğraşan bir ana karakteri olmalı. İkinci olarak bu meseleler görünür olmalı ve kurguda merkezi bir yere sahip olmalı.

Bu rakamlar kapsayıcılığın artışı konusunda ilerleme kat edildiğini gösterse de daha fazlasına hala ihtiyaç var. Diversity in YA’ın eş kurucularından gençlik edebiyatı yazarı ve blogger Malinda Lo, yayıncılık sektöründeki LGBTQ temsillerini takip ediyor. Ve ulaştığı bulgular şu şekilde:

·       LGBTQ Gençlik Romanları Başı Çekiyor. Ana akım yayıncılar 2014’te 47 tane LGBTQ gençlik romanı yayımladı. 2015’te bu rakam 54’e yükseldi. 2016’da LGBTQ gençlik kitapları tüm zamanların en yüksek yayıncılık oranı olan 79’a ulaştı.

·       Gençlik Romanları Cis Gey Kahramanlara Yer Verme Eğilimi Gösteriyor. Lo, 2003-2013 yılları arasında LGBTQ gençlik edebiyatı türünde sayılabilecek kitapların yüzde 45’inin doğumda erkek cinsiyeti atanan ve hikâye boyunca kendini erkek olarak tanımlamaya devam eden cis ana karakterleri içerdiğini belirtiyor. 2015’te kendisini gey, biseksüel ya da queer olarak tanımlayan cis erkek ana karakterlerin oranı yüzde 55’e yükseldi. 2016’da ise cis kadın karakterler bu kitaplardaki ana karakterlerin yüzde 43’ünü oluşturarak ön plana çıktı.

·       En Çok Sayıda LGBTQ Karakter Günümüz Gençlik Romanlarında. Lo’nun verilerine göre, 2016’da yazılmış olan LGBTQ romanlarının yüzde 50’den fazlası günümüzde geçiyor ve çağdaş roman kategorisinde değerlendiriliyor. İkinci en popüler edebi tür ise yüzde 22’lik bir oranla bilim kurgu ve fantastik edebiyat.

Reich, spekülatif kurgu ve gençlik romanlarının dışında da LGBTQ temsiline daha sık rastlamanın özlemini çektiğini şu şekilde ifade etti: “Dışarıda bir yerlerde LGBTQ’lara özgü çok sayıda edebiyat eseri olduğunu biliyorum. Ve kabul etmem gerekir ki çoğunu okumuyorum çünkü gençliğe ya da daha genç queerlere hitap edecek şekilde tasarlandıklarını düşünüyorum. Ben iki çocuk annesi orta yaşlı bir kadınım. 25 yıldır partnerimle birlikteyim. Bazen bizi de edebiyatta görmek istiyorum.”

LGBTQ Edebiyatının Geleceği

Hem eleştirmenlerin hem de okurların LGBTQ edebiyatının hangi yöne gitmekte olduğuna dair soruları baki. LGBTQ edebiyatı artık “niş” olarak adlandırılamayacak şekilde yeterince ana akım bir hal alabildi mi? Ve bu eserler temsil etme iddiasında oldukları toplumu yeterince temsil edebiliyorlar mı?

LGBTQ’lar için seyahat kaynakları, güvenliği ve bilgileri konulu bir blogun yazarlarından gezi yazarı Meg Cale, LGBTQ kitapların kendilerini ana akım ve daha da önemlisi kapsayıcı ilan etmeden önce daha çok yol gitmeleri gerektiğini dile getirdi. “Na-beyaz translar ve queerler hakkında daha çok anlatı görmek isterdim. Ayrıca açılma ya da trajediyi merkezine alan olay örgüleri etrafında dönüp durmayan daha çok hikâye görmek isterdim.”

Söyleşi yaptığımız bloggerların çoğu tarafından dile getirilen bir gözlemi Cale de yineledi. LGBTQ hikayelerinin genç ve çoğunlukla beyaz karakterlerin açılma anlatıları etrafında dönüp durduğunu hissettiğini söyledi. Bu hikayeler önemli ama bunlar çok sayıda LGBTQ deneyiminden sadece bir tanesi.

Pazarlamacı, yayıncı ve LGBTQ blogger Adam Groffman ise bu konuyu şu şekilde değerlendirdi: “Bugün LGBTQ olmak geçmişte olabileceğinden farklı hissettiriyor. Ve ben bugün benim deneyimimin edebiyatta karşılık bulduğu temsil gücü olan hikayeler görmek isterdim.”

Bu da Groffman’ın tiyatro incelemelerinde yazdığı üzere gündelik queer hayata ilişkin daha kapsamlı hikayeler ve romantizme, sekse ve flörtleşmeye dair daha derin iç görüler anlamına geliyor. 

David Sedaris’in her türden okura hitap eden kitabı Calypso gibi örneklerle LGBTQ kitapları kitapçıların raflarında daha fazla yer işgal etmeye devam ederken, farklılaşan LGBTQ seslerin daha geniş temsilleriyle ve açılma anlatılarından farklı unsurları merkezine alan kitaplarla daha fazla yol kat etmeye ihtiyacımız var.

LGBTQ Edebiyatı İçin Sıradaki Adımlar

Hem yazarların hem de okurların kapsayıcı LGBTQ yayıncılığını desteklemek adına izleyebilecekleri çeşitli yollar var. Blogger Reich, görmek istediği yöntemlerden birkaçını şu şekilde özetledi.

“LGBTQ edebiyatının hâlâ edebiyat tarihimizin karanlık tarafını sırtladığını hissediyorum. Dışarlıklı, trajik ve acı dolu,” diyor Reich. “Bu değişti ve değişmeye devam ediyor. Ve ben bunun için buradayım. Kitaplarda ve hayatta LGBTQ’ların mutluluğu bulmasını istiyorum. Umut ve aşk hakkında, kibar ve vicdanlı kişiler hakkında daha çok hikâye görmek istiyorum. En karanlık zamanlarda edebiyat bizi dipten yukarı çekebilir ve bize umut verebilir. Buna şu an hepimizin ihtiyacı var.”



[1] (ç.n.): Metnin İngilizce orijinalinde yazar, straightwashing kelimesini kullanmaktadır ve bu kavram başta sinema olmak üzere çeşitli kurgularda LGBTİ+ karakterlerin heteroseksüel olarak tasvir edilmesine tekabül eder. Türkçede yaygın olarak kullanılan bir karşılığı bulunmamaktadır.

[2] (ç.n.): LGBTQ+ haberlerine yer veren bir dergi. Detaylı bilgi için bkz: https://www.advocate.com/

[3] (ç.n.): Metnin İngilizce orijinalinde beyaz olmayan herkesi kapsayan bir şemsiye terim olarak “person of color” (renkli insan) kullanılıyor. Kavramın Türkçede yaygın olarak kabul görmüş bir çevirisi mevcut olmadığından anlamı en iyi şekilde aktarmak adına na-beyaz şeklinde çevirdim. Ancak beyaz ve na-beyaz ayrımının beyazlığı kıstas aldığının ve bu nedenle sorunlu olduğunun altını çizmekte fayda var.


Etiketler: kültür sanat, yaşam, dünyadan
Telegram