24/06/2011 | Yazar: Ömer Akpınar

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammerberg, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık üzerine bir rapor yayınladı. ‘Tüm Avrupa hükümetleri için homofobi ve transfobiyle mücadele acil bir ihtiyaçtır’

 

 

Avrupa’da milyonlarca insan gerçek ya da sanılan cinsel yönelimleri ya da cinsiyet kimliklerinden dolayı ayrımcılığa uğruyor, damgalanıyor ve hatta şiddet kurbanı oluyor. Evrensel insan haklarına tam olarak sahip olamıyor. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammerberg, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık üzerine bir rapor yayınlayarak “Tüm Avrupa hükümetleri için bu sorunun üstesinden gelmek, homofobi ve transfobiyle mücadele etmek için politikalar oluşturmak ve yasal düzenlemeler getirmek acil bir ihtiyaçtır” dedi.
 
Rapor, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Ofisi tarafından yürütülen 2 yıllık bir çalışmanın sonucunda oluştu. Devlet makamları, ulusal insan hakları yapılanmaları, sivil toplum kuruluşları ve uzmanların sağladığı veri ve bilgilerle üye devletlerdeki lezbiyen, gey, biseksüel ve trans (LGBT) bireylerin durumunun sosyal ve yasal bir incelemesini içeriyor.
 
Rapor, Avrupa Konseyi üyesi 47 devletin LGBT bireylere durumunu şu açılardan ele alıyor: LGBT bireylere yönelik tutum ve algılar, yasal düzenlemeler ve uygulamaları, şiddetten korunma ve sığınma hakkı, toplanma, ifade ve örgütlenme özgürlükleri, cinsiyet tanınırlığı ve aile hayatı, sağlık hizmetleri, eğitim ve istihdama erişim. 
 
“Geçtiğimiz on yıllarda LGBT bireylere yönelik tutum ve uygulamalarda, yetersiz de olsa,  belirgin bir ilerleme kaydedildi. Avrupa’da eşcinselliğin hastalık olarak görülmesi ve suç sayılması şüphesiz geçmişte kaldı. Ayrımcılığı karşı eşit muamele yasaları etkilerini göstermeye başladı. Ne var ki, özellikle trans bireyler açısından ciddi bir uçurum devam etmektedir.”
 
“Bazı üye devletlerde LGBT örgütlenmelerinin resmi olma girişimleri engellenmekte ya da güvenli toplantı ve gösteriler yapmalarına izin verilmemektedir. Cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliğinden dolayı işkence görme ya da öldürülme riski altında oldukları ülkelerden Avrupa Konseyi üyesi ülkelere kaçanlar sığınma hakkı tanınma sürecinde ciddi engellemelerle karşılaşmaktadır. Kanaat önderleri, dini liderler, politikacılar ve devlet makamlarınca kullanılan tahrik edici ve saldırgan söylemler yaygındır. Dikkat çeken bir diğer husus ise bu tür söylemlerin nadiren resmi kınamayla karşılaşması ve üye devletlerden çok azının nefret suçları yasasında homofobik ya da transfobik şiddeti tanımasıdır.”  
 
Rapor ayrıca trans bireylerin yaşadığı kendine has sorunların da altını çiziyor: Cinsiyet tayininin kabulündeki yasal düzenleme açığı, trans bireylerin kısırlığa yol açan ameliyatlardan geçme şartı ya da yasal olarak tanınmak için bekâr ya da boşanmış olma zorunluluğu.
 
“LGBT bireylerin evrensel insan haklarına tam olarak sahip olmasını tartışmaya siyasi liderler dâhil pek çok kişi kuvvetli direnç gösteriyor. Herkesin sevdiği bir insan hakları konusu olmasa bile, tartışmayı ileri götürmenin ve somutlaştırmanın vakti geldi. Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Ofisi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarının birleşmesi nerede olursa olsun LGBT bireylerin evrensel insan haklarına tam olarak sahip olması için zaruridir.”
 
LGBT bireylerin insan haklarının korunması ve geliştirilmesi üzerine yaptığı çalışmayla ilgili daha fazla bilgiye konuyla ilgili sayfadan ulaşabilirsiniz:
 
 

 


Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret