30/11/2020 | Yazar: Anjelik Kelavgil

CNN’deki o iki satıra tüm toplum sığıyor işte. Durum çok açık ve net. Ya Lubunyalar’dan tarafsın ya da insanlığın habis urunda bir tümör hücresi. Lubunyalar kötü roman okumayı, hele hele yaşamayı hiç sevmez. Bir kişi bile eksilmeye tahammülümüz olmadığını ilgilerinize arz ederiz.

Arz Ederiz… Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Çizim: Gizem Karagöz, KaosGL.org için stok görsel

“Hayatın en sonunda kötü bir romana bu kadar benzeyebileceğini kabul etmek gelmiyordu içimden.”

40 yıl geçmiş Gabriel García Márquez bu cümleyi Kırmızı Pazartesi’ye işleyeli. Kaos’ta yayınlanan CNN kaynaklı IŞİD iddiasını okuduğum anda zihnimden geçen altyazıda tam olarak bu cümle kayıyordu.

Kökleri Yeşil Kuşak projesine ve daha da gerilere giden insanlığın habis uru, hem ciddi bir tehdit olarak yıllardır lubunyaları hedef alıyor hem de aba altına saklanma ihtiyacı bile hissedilmeyen bir sopa olarak kullanışlılığını korumaya devam ediyordu.

Kötülüğün en karanlık tonunun devamlı tehditleri karşısında insan ister istemez en kaliteli şekliyle güvende hissetmek istiyor kendini. Tüm toplumun bu tehdit karşısında kenetlenmesini bekliyor mesela. Bu tehdidin herkese yapıldığının kamu otoritelerince en yüksek perdeden dile getirilmesini, bu tehdide imkan veren tüm zeminin ivedilikle ortadan kaldırılmasını arzuluyor. Bu kötülüğün günlerce protesto edilmesini, medyanın tehdit edilenlere mikrofon uzatmasını düşlüyor. Bu tehdit karşısında ihtiyacı olan lubunyaların kapsayıcı bir psiko-sosyal desteğe kolayca erişebilmesini bekliyor. Tüm topluma yapılmış bu tehdide karşı hak alanını genişleten yasal düzenlemelerle bu kötülüğe cevap verilmesini mesela… Yani hayatın kötü bir romana benzemediğini hissedebilmek istiyor insan.

İstiyor istemesine de gerçekliğin kendisi tüm bu isteme ve bekleme hallerini hayal etmeye bile izin vermiyor. Aksine ülkede lubunyalar her geçen gün daha da Santiago Nasarlaşıyor.

Zaten bu ülkede her lubunya biraz da Santiago Nasar değil mi?

Heteroluğun makbul, cis olmanın ayrıcalık haline dönüştüğü bu erkek toplum; söz konusu lubunyalar olduğunda Kırmızı Pazartesi’deki kasaba halkından farklı mı sanki? Bize reva görülen sevinç bile düzeni ifşa ediyor, katledilen Hande Buse Şeker’in katili müebbet hapis cezası alabildi diye seviniyoruz mesela. Katledilmediğimiz bir dünyaya o kadar hasretiz ki, hukukun lubunyaları görür gibi olma ihtimali yeşertiyor içimizi. Bugüne kadar cis-heteropatriyarkanın hukuku, katledilmemizi makul buluyordu çünkü. Birçok hukukçunun da halen aynı biçimde düşündüğünden emin olmakla birlikte, yasal olarak korunmayan lubunyalar için bir örnek kararın dahi etkisi çok büyük.

Kurumsallaşan LGBTİ+ karşıtlığının gürültülü peynir tenekesi yeni akit ve türevlerinde nefret kusanların, üniversite kampüslerinde katliam çağrısı yapan afiş sahiplerinin; trans erkeklere hamam göndermesi yapan, trans kadınları potansiyel tecavüzcü olarak gören feminist bile olamamış fobik akademisyenlerin; istismar faillerini şakşaklayarak aktivistleri hedef haline getiren safsatalara alan açanların, minberlerden nefret saçarak dini araçsallaştıranların; basına verilen demeçlerde terör örgütlerini sayarken LGBTİ+’ları da araya sıkıştıranların; Deniz Akkaya’nın, Seren Serengil’in, Hilal Kaplan’ın ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz tüm nefret tarikatının yüreği soğudu mu mesela, merak ediyorum? En nihayetinde gönüllerinde yatan asıl istek, CNN’de geçen iki satırlık bir haberde gizli değil mi? Muharrem İnce’ye sormak lazım, haklarımıza kavuşmamız bugün değilse ne zaman?

Anayasaya yazılacak bir cümleyi bize çok görenlerin kendini ülkenin sahibi zannettiği bir yer burası. Vırrık cırrık her konuda yasa yapan Meclis’in, bir nefret yasasını, bile isteye yapmadığı bir yer. Bize hayatı kötü bir roman gibi yaşatmak isteyenlerin hiç de az olmadığı bir yer.

Her şeye rağmen meydanı birkaç soytarıya bırakacak değiliz elbette. Bu ülkenin vergisini veren, yardımını yapan yurttaşlarıyız. Bizi görmeyenlerin, yok sayanların elinde bu ülke daha fazla savrulamaz. Cishet ayrıcalıklı düzen tüm bu ayrıcalıklarını sakince yere bırakana kadar ısrarımızdan da, mücadelemizden de vazgeçmeyeceğiz. Eşitliği, özgürlüğü bu ülkedeki herkes soluyana kadar Lubunya Dehasını herkese göstereceğiz.

CNN’deki o iki satıra tüm toplum sığıyor işte. Durum çok açık ve net. Ya Lubunyalar’dan tarafsın ya da insanlığın habis urunda bir tümör hücresi.

Lubunyalar kötü roman okumayı, hele hele yaşamayı hiç sevmez.

Bir kişi bile eksilmeye tahammülümüz olmadığını ilgilerinize arz ederiz.

Anj.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, nefret suçları
Telegram